[FONT="]Karayipler Denizi, güneş ışıklarının altında neredeyse buhar olacaktı. Barranquilla’dan yirmidört saat uzaklıktaki büyük Santa Clara yolcu gemisi sıcak suları yara yara New York’a doğru ilerliyordu. Geminin dümencisi Montanez sıcaktan bunalmıştı ve parmaklığa yaslandığı sırada güvertede ondan başka kimse yoktu. Devasa bir dalga gemiye çarpıp yana yatırdığında, Montanez’in denize düştüğünü kimse görmedi.

[FONT="]Montanez suyun yüzeyine çıktığında, gemisi çoktan uzaklaşmıştı. Gemi ufukta kaybolunca Montanez çok acı bir gerçekle karşı karşıya kaldığını fark etti. En yakın kara 160 km uzaktaydı. Ölümü karadan daha yakınında hisseden Montanez Allah’a dua etmeye başladı. Şimdi ölüme hazırlanma vaktiydi!

[FONT="]Derken, keskin bir çığlık sessizliği yırttı. Montanez başını çevirip yukarıya baktığında bir deniz kırlangıcının tepesinde uçtuğunu gördü. Kuş, daireler çiziyor, ama onun üzerinden uzaklaşmıyordu. Bunu Allah’tan bir işarte olarak kabul eden denizci, kaybettiği yaşama arzusu ve kuvvete yeniden kavuştu.

[FONT="]Bir saat kadar sonra, gemideki arkadaşları onun yokluğunun farkına vardılar. Geminin dönmesini emreden kaptan aslında ümitsizdi. Fakat yolculardan birisi uzaklarda daireler çizerek uçan bir kuşu ve onun altındaki karaltıyı fark etti. Ümitler canlandı.

[FONT="]Az sonra, güneşten ve tuzlu sudan dolayı yarı yarıya körleşmiş Montanez gemiye alındı. Kırlangıç, başarısını kutlarmış gibi tiz çığlıklar atarak geminin çevresinde uçtu, sonra kayboldu.

[FONT="]Bu olaydan sonra, Montanez, kurtarıcısı olan deniz kırlangıçlarını beslemek için gemideki bütün ekmek artıklarını topladı. Mucizevi kurtuluşuna vesile olan kırlangıçlara bu şekilde borcunu ödemek istedi…

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 260
favori
like
share