çankırıda hakkında - Çankır ili Özellikleri - çankırı genel bilgiler

Büyük bir bölümü İç Anadolu Bölgesi’nde, bazı bölümleri de Karadeniz Bölgesi’nde olan Çankırı, batıda Bolu, kuzeybatıda Karabük, kuzeyde Kastamonu, doğuda Çorum ve güneyde Ankara ile Kırıkkale ile çevrilidir.

İlin kuzey sınırındaki dağlar, aynı zamanda en yüksek kesimini oluşturmaktadır. Kuzey Anadolu dağlarının ikinci sırasındaki Ilgaz Dağları, doğu-batı doğrultusunda uzanmaktadır. En yüksek noktası 2587 metre olan bu dağ sırası üzerinde Küçükhacet Tepesi (2546 m.), Büyükhacet Tepesi (2587 m.), Kulpi (1980 m.), Bulancak (1935 m.), Altunsivrisi (1934 m.) ve Kocadağ (1763 m.) bulunmaktadır. Çankırı ve Kastamonu arasındaki doğal sınırı il sınırını oluşturan Ilgaz Dağları, Kurşunlu civarında Sofra Sırtları, Çerkeş yöresinde de Doğdu ve Çamlıca olmak üzere iki kola ayrılmaktadır.

Ilgaz Dağları’nın güneyinde ise Çorum ile Kastamonu-Tosya sınırından başlayarak batıya doğru yönelen Erikli, Sarıkaya, Karakaya, Ilısılık, Yapraklı, Doğdu, Taşyakası, Batıbeli ve Dumanlı Dağları, yaklaşık 2000 m. yüksekliğe uzanan yeni bir dağ sırası oluşturmaktadır. Bunların güneyinde kalan bölgede de Çerkeş-Gerede ve Kızılcahamam sınırı boyunca bir diğer dağ sırası uzanmaktadır. Bu dağ sırasında Çit, Karataş, Işık, Elden, Aydos, Eldivan ve Bozkır Dağları yer almaktadır. İlin kuzeybatısında ise Karabük ve Bolu ile doğal sınırı oluşturan Hodalca, Elaman ve Eğriova Dağları bulunmaktadır. Kent merkezi civarında yer alan Hıdırlık Kaşı, Meryemana Tepesi ile Sarıdağ ise güneybatıya uzanan diğer büyüklü küçüklü tepelerle birlikte, ileride Taşyakası, Dumanlı ve Aydos Dağlarını oluşturarak devam etmektedir.
Ilgaz Dağları

Çankırı’da Kızılırmak Havzası dışında, yörede Kızılırmak Havzası Ovaları, Devres Çayı çevresindeki Ovalar, Tatlıçay Çevresindeki ovalar, Orta İlçesi Ovası ve Çerkeş Ovası bulunmaktadır. İlin belli başlı yaylaları da Mülayim ve Karapınar Yaylaları, Yapraklı Yaylası, Taşyakası, Aydos ve Dumanlı Dağları üçgeninde bulunan Sanı Yaylası ile Eldivan, Aydos, Karapazar ve Aliözü Yaylalarıdır. Bu Yaylalar bitki örtüsü ve ekolojik yapıları yönünden, özellikle dağ turizmi ile tracking sporu için uygundur.

İl sınırları içindeki akarsuların en büyüğü, aynı zamanda ülkemizin en uzun nehri olan Kızılırmak’tır. Kara ikliminin tüm özelliklerinin görüldüğü ilde, akarsuların akış miktarlarında meteorolojik değişimlere paralel olarak düzensizlikler görülmekte, yazları bazı sularda azalma görülürken, irili ufaklı dere ve çayların tamamen kuruduğu dikkati çekmektedir. Kızılırmak’ın yaklaşık 30 km.lik bölümü Çankırı sınırları içinde kalmakta ve geçtiği bölgedeki araziyi sulamaktadır. Ankara’nın Kızılcahamam ilçesinden doğarak Orta, Kurşunlu ve Ilgaz’ın topraklarını sulayan Devrez Çayı ise 211 km. uzunluğunda olup, bir kolu da kent merkezinden geçen Tatlıçay ile (Acıçayla) birleşir. Terme Çayı (Şabanözü Çayı), Çankırı-Ankara sınırını çizdikten sonra Acıçay’la birleşir.
Kızılırmak

Sulamaya ve tarıma uygun olan Uluçay, Kurşunlu ve Çerkeş’ten gelen küçük çaylarla beslenmektedir. Akışı hızlı olan Uluçay’la birleşen Melan (Soğanlı) Çayı ise daha ileride Filyos Irmağına karışmaktadır. İl sınırları içerisinde; Kamış, Hacılar, Uzun, Bozyaka, Yayla, Hasır, Dumanlı, Pazar, Büyük, Dipsiz, Çöp, Bakkal, Gül, Sülük, Kadıgil gölleri vardır. Ayrıca ilde, tarım ve hayvancılığa yönelik olarak yapılmış bulunan Eldivan-Seydi, Karadere, Saray, Şabanözü Göleti, Mart, Karaören, Kurşunlu-Dumalı, Korgun-Maruf, Yapraklı-Gürgenlik göletleri bulunmaktadır. Çankırı’da 53 milyon m³ hacminde Güldürcek Barajı ilin önemli bir barajıdır. Denizden yüksekliği 723 m. olup, yüzölçümü 7.388 km2’dir. Toplam nüfusu ise 270.355’tir.

İlin ekonomisi tarım, hayvancılık, ormancılığa dayanmaktadır. Ancak İlin kuzey ve güney kesimlerindeki doğal farklılıklar tarımda da farklılık göstermektedir. Çankırı’nın kuzeyindeki Ilgaz Dağları’nın kapladığı alan, Türkiye’nin en önemli orman bölgelerindendir ve aynı zamanda Karadeniz ormanlarının bir parçasıdır. Buradaki alanlarda bitkisel üretim ve hayvancılık yapılır. En yaygın olarak buğday, arpa ve Türkiye genelinde önem taşıyan tek bitkisel ürün olan fiğ yetiştirilir. Ayrıca burçak, fasulye, şeker pancarı ve fasulye yetiştirilmektedir. Akarsu boylarında bağcılık, sebze ve meyvecilik yapılır.
Kadınçayırı Mesire Yeri

Ovalık alanların sınırlı oluşundan ötürü hayvancılık ekonomide önde gelmektedir. Yüksek kesimlerde koyun, sığır ve tiftik keçisi yetiştirilir. Özellikle Çankırı Türkiye’de tiftik keçisinin en çok yetiştirildiği illerdendir. Ayrıca ormanlık kesimde arıcılık yapılır ve çam balı ile de ünlüdür. Kuzeydeki orman alanlarında tomruk, maden, tel direği ve yakacak odun üretilir. Buradaki ormanlarda karaçam, sarıçam, kızılçam, göknar, meşe ve kayın gibi ağaçlar bulunmaktadır. Sanayi son derece sınırlı olup, küçük ölçüdeki sanayi atölyeleri daha çok Çankırı il merkezindedir.

Çankırı, MÖ.2000-1200 arasında Hititlerin egemenliği altında idi. Prof.Dr. İ.Kılıç Kökten’in (1909-1974) İç Batı Karadeniz ile Çankırı yöresinde yaptığı araştırmalar sonucunda, bölgenin ilk büyük höyüğü olan Salman Höyük’ü bulmuştur. Prof.Dr.İ. Kılıç Kökten’e göre, bu höyükteki buluntular, Anadolu’nun step niteliğini açıklayan çanaklardan çok, orman niteliği gösteren ateş boyalı bakır çanak-çömleklere benzemekteydi. Ayrıca bunlar höyükte İlk Tunç Çağı buluntuları olduğunu da göstermektedir. C.A. Burney, 1955’de aynı yörede araştırmalar yapmış, Salman Höyük’teki buluntuların Orta ve Son Tunç Çağlarından kaldığını ileri sürmüştür. Burney’in “Km 208” ismini verdiği bir başka höyük daha bulunmuştur. Ilgaz ilçesi yakınlarda Salman Höyük’ ün doğusundaki bu höyükte aynı dönem Orta Tunç ve Son Tunç çanak-çömlekleri bulunmuştur. Bu iki höyük dışında Çankırı’nın batısında bulunan Dümeli Höyüğü’nün de aynı döneme ait olduğu sanılmaktadır. Bu araştırmaların ışığı altında Çankırı yöresinde İlk Tunç Çağı’ndan itibaren bir yerleşim olduğu da kesinlik kazanmıştır.
Hitit Kursu

MÖ.1200’lerdeYunanistan’ın kuzeyinden gelen göç dalgası Hitit Devleti’nin yıkılmasına neden olmuştur. Bundan sonra Hititler, Anadolu’nun güney ve güneydoğusuna çekilerek küçük beylikler halinde yaşamaya devam etmişlerdir. Öte yandan, Karadeniz kıyısında bugünkü Çankırı’nın kuzeyinde oturan Kaşkalar da, doğuya çekilerek, Mezopotamya’nın kuzeyindeki dağlık yörelere yerleşmişlerdir.

Hititlerden sonra bölgeye Paflagonya’nın en eski halkı olan Henet, Kaukon ve Mariandina toplulukları yerleşmiştir. Henetler, Cide-Amasra arasında, Mariandinalar Ayancık dolaylarında, Kaukonlar ise, Eskişehir (Frigya) yörelerinde yerleşmişlerdi. Paflagonlar’ın buraya gelişini anlatan Ksenofon, Paflagonlar’ın 100.000’e yakın askerleri olduğunu söyledikten sonra bu askeri gücün bölgedeki güç dengesini bozduğunu belirtmiştir. Daha sonra MÖ. 700-650 dolayında Kafkasya’dan Kimmerler de Paflagonya’ya kadar gelmişlerdir. Paflagonya’lılar döneminde bugünkü Çankırı’nın olduğu yerde Gangra isimli bir kentin olduğu kaynaklardan öğrenilmektedir. İç Paphlagonia’nın en eski kentlerinden biri olan Gangra, Anadolu’da Pers döneminde, bir satraplık olduğu bilinmekle birlikte, kentin hangi yüzyılda ve kimler tarafından kurulduğu kesinlik kazanamamıştır. Özellikle tarihinin MÖ.I.yüzyıldan önceki dönemi karanlıktır. Pontus Kralı VI.Mithridates’e karşı kazanılan savaştan sonra, Anadolu’da egemenlik alanlarını yeniden düzenleyen Romalı komutan Pompeus, bu yöreyi, Roma bağımlısı bir krala bırakmıştır. Başkenti Gangra olan bu İç Paphlagonia Krallığı MÖ.VII. yüzyıla kadar varlığını sürdürmüştür.
Kaya Mezarları

MS.V.yüzyılda Gangra (Çankırı), Antrapa (İskilip-Çorum) ile birlikte tüm Paflagonya, Romanın Galatya vilayetine bağlanmıştır.Bu dönemde Galatya Kralı Deitaros, Roma İmparatoru Cesar’ın öldürülmesi olayına katıldıktan sonra, Paflagonya’ya dönmüş ve Trokme diye anılan Galat Beyliği’nin topraklarını ele geçirmiştir. Roma’nın Doğu ve Batı olarak ikiye ayrılmasından sonra ise, Paflagonya, Doğu Roma’nın bir eyaleti olmuştur. Bu dönemde Paflagonya, Honorias Pontus ya da Pilaimeles Theması diye anılan yerel bir birim durumuna getirilmiştir. Pompeiopolis (Taşköprü) bu temanın başkenti olmuştur. Bunun dışında bölgenin Bizans dönemindeki tarihi oldukça karanlıktır. Ancak Malazgirt Savaşı’ndan (1071) sonra 1082’de Türklerin bölgeye gelmesiyle Bizans gücü bölgede azalmıştır.
Sultan Süleyman Camii

Çankırı yöresi 1082’de Türkmen Beyi Emin Karateke’nin yönetimine girmiştir.Daha sonra 1106’da Danişmendoğulları bölgeye hakim olmuşsa da Bizans İmparatoru I.Aleksios Komnenos tarafından Bizans hakimiyetine altına alınmış, ancak bu durum çok uzun sürmemiştir. XIV.yüzyılda Çandaroğulları buraya hakim olmuş, Beylik Sinop ve Kastamonu olarak ikiye ayrılınca Çankırı yöresi Kastamonu Beyliği’ne bağlanmıştır. Yıldırım Beyazıt bu beyliğe son verip yöreyi Osmanlı topraklarına katmışsa da Ankara Savaşı (1402) sonrasında Sinop Beyi İsfendiyar Bey Çankırı topraklarının bir bölümünü geri almıştır. İsfendiyar Bey’in oğlu Kasım Bey, Osmanlılara sığınınca Çelebi Mehmet Ona Çankırı’yı vermiştir. Sultan II. Murat döneminde İsfendiyar Bey Çankırı’yı tekrar ele geçirmiş, ancak daha sonra yeniden Osmanlı topraklarına dahil olmuştur. Bundan sonra da Çankırı Kastamonu vilayetine bağlı bir sancak olmuştur. Cumhuriyetin ilanından sonra da il merkezi olmuştur.

Çankırı merkezinde antik çağlardan günümüze bir tek kale gelebilmiştir. Ayrıca Roma dönemine ait kaya mezarları ve yer altı geçitleri bulunmaktadır. Antik Gangra kentinden günümüze gelebilen tarihi kalıntı olarak İlkçağ ve Ortaçağ kentinin akropolisindeki kalenin doğu yanındaki Bey Kapısı bölümünden iki sur parçası ve kentin güneybatı bitişiğindeki Taş Mescittir. Sur duvarları, devşirme moloz taştan, Geç ortaçağ yapısıdır.
Çankırı Evlerinden Bir Örnek

Çankırı il merkezinde Osmanlı dönemi yapılarından, Kanuni Sultan Süleyman zamanında yapılan ve en çok tanınanı Çankırı Ulu Camisidir (1522-1558). Danişmendliler döneminde yapılan Karatekin Türbesi, Candaroğulları’nın 1397’de yaptırdığı İmaret Camisi, Ali Bey Camisi (1609), Hacı Mehmet Bey’in yaptırdığı Yeni Cami (1720), Tüfekçibaşı İsmail Ağa’nın yaptırdığı Mirahor Camisi (1797), Cemalettin Ferruh Şifahanesi (Taş Mescit) (1235), Çivitçioğlu Medresesi (XVII.yüzyıl), Karataş Hamamı (XVII.yüzyıl), Buğday Pazarı Hamamı (XVII.yüzyıl), Kurşunlu’da bulunan Kurşunlu Hamam, Pazar Camisi, Ilgaz İlçesi’nde Ilgaz Hamamı, Çerkeş’te Piri Sani Türbesi (XVIII.yüzyıl), Çerkeş Hamamı (XVI.yüzyıl) bulunmaktadır.

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 671
favori
like
share