Kara Avcılığı Hukuku - Kara Avcılığı Hukuku Nedir

YENİ YASA - 1

Yeni Kara Avcılığı Yasası, önceki yaz Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde 01.07.2003 gününde görüşülerek kabul edildi. Resmi Gazetede 11.07.2003 gününde yayımlanarak yürürlüğe girdi. Böylece ülke avcılığımız yetkin, çağdaş bir yasaya kavuşmuş oldu.

Tarihçe: Türkiye’de kara avcılığı konusunda yasalaştırma hareketlerinin öyküsünü kısaca anlatmak isterim.

Önce Osmanlı Devleti zamanında 1882 yılında kara ve su ürünleri avcılığını düzenleyen bir tüzük (1927 tarihli Zabıtai Saydiye Nizamnamesi = Avcılık Kolluğu Tüzüğü) çıkarılmıştı. Bu, sonradan yapılan kimi değişikliklerle 1937 yılına dek yürürlükte kaldı. O tarihte Bolu milletvekili İsmail Hakkı Uzmay, kimi Batı Ülkelerinin ilgili yasalarını inceleyip kendi gerçeklerimizi de göz önüne alarak hazırladığını belirttiği 73 maddelik bir Kara Avcılığı Yasa Tasarısını Meclis başkanlığına sundu. Mecliste tasarı görüşülürken birçok değişiklik yapıldı. Madde sayısı otuza düşürüldü. Böyle benimsenip yürürlüğe girdi. Bu Yasa, 1937 yılından 2003 yılına dek yani 66 yıl yürürlükte kaldı. Çok uzun bir zaman dilimi bu. Çünkü başlarda yetkin (mükemmel) görünmesine karşın aradan 15 yıl geçmeden yetersizliği anlaşılmıştı. Daha 1952 yılında yeni bir taslak hazırlama çalışmalarına başlandı. Hazırlanan tasarı 1956 yılında Meclise sunuldu. Ama Meclisten geçmedi. On yıl sonra, 1966 yılında kara avcılığımızın sorunlarının görüşülüp çözümlerinin kararlaştırılması için Birinci Türkiye Kara Avcılığı Danışma Toplantısı yapıldı. Burada alınan kararlar doğrultusunda sonradan 58 maddelik bir taslak hazırlanmış, Bakanlar Kurulunca 1967 yılında tasarı olarak o zamanki Millet Meclisi başkanlığına sunulmuştur. Fakat bu da yasama organından geçememiştir. Kadük kaldı deniliyordu. Sonraki yıllarda o tasarı değiştirilip daha da geliştirilerek 62 maddelik yeni bir tasarı durumunda 1973 yılında İzmir milletvekili Cemal Tarcan ve bir bölüm arkadaşınca aynı başkanlığa sunulmuştur. Ve bundan da olumlu bir sonuç alınamamış, görüşülüp kabul edilmemiştir. Yıllardır hep yeni bir yasa beklentisi olan birçok avcıda artık umut yitimi oluşmuştu.

1979 yılına gelindiğinde o yılın Nisan ayında Ankara’da yurdun avcı ve öteki ilgili kuruluşları, üniversiteler ve ilgili kamu kurumlarının temsilcilerinden oluşan Türkiye Kara Avcılığı İkinci Danışma Toplantısı yapılmıştır. Yine burada alınan kararlar ışığında yeni bir yasa taslağı daha hazırlandı. 1983 yılında Danışma Meclisi üyesi Muhsin Zekai Bayer ve 19 arkadaşınca bu Meclis başkanlığına 59 maddelik yeni bir tasarı olarak sunuldu. Danışma Meclisi bu tasarıyı görüşmeye aldı. Kendince kimi değişiklikler yaptı. Örneğin bu ve önceki tasarılarda avcı kuruluşları ile ilgili düzenlemeler vardı. Şimdiki gibi birbirinden kopuk durumdaki av dernekleri bir çatı altında toplanmak, böylece güç duruma getirilmek isteniyordu. İşte Danışma Meclisi, son tasarıyı görüşürken avcı dernekleriyle ilgili bölümleri de metinden çıkardı. Tasarı orada sonuçta oylanıp kabul edildi. Ancak bu, Milli Güvenlik Konseyinin onayıyla yürürlüğe girebilecekti. Bunu bekliyorduk. Uzun bir zamanı gerektirmeyen bir işlemdi onama. Ancak ne olduysa oldu, onanmayıp beklemeye bırakıldı. Bir süre sonra ülkede olağanüstü yönetimden olağan yönetime geçilecek, böylece Konseyin görevi de sona erecekti. Bekletme, o güne dek sürdürüldü ve böylece onanmadığı için de yasa, ölü doğmuş oldu. Bu, sanırım Yasanın çıkarlarına dokunduğu kimi çevrenin isteği üzerine bilerek ve istenerek yapılmıştı. Yıllardır hep yeni bir yasa beklentisinde olan avcılara ve eskimiş, yetersiz durumdaki o Eski Yasayı uygulama zorunda olan uygulayıcılara daha bir 20 yıl beklemek düşüyordu. Şimdi yürürlükte bulunan Yeni Yasanın taslağı ise yine Orman Bakanlığı’nca ilgili uzmanlarca hazırlanmıştır. Edindiğim bilgilere göre bu yapılırken Batı ülkelerinin kara avcılığı yasaları iyi bir incelemeden geçirilerek taraf olduğumuz yabanıl yaşamla ilgili uluslar arası sözleşmeler ve ülkemizin koşulları ile uzun yıllardan beri uygulamaların ortaya koyduğu gerçekler de göz önüne alınarak iyi bir çalışmayla ortaya konulmuştur.
Yeni Kara Avcılığı Yasası incelendiğinde ilk iki maddesinde kendi amaçlarını ve kapsamını açıkladığı, birçok tanımlar yaptığı görülür. Konusu ne olursa olsun, eski yasalarda bunlar yapılmadı. 1937 tarihli Kara Avcılığı Yasasında da yoktu. Zamanımızda ise öteden beri yalnızca yasalarda değil, tüzük ve yönetmeliklerde bile bu yapılmaktadır. Yararlı ve çağdaş bir yöntemdir bu. Bu yöntem, onların uygulamasında uygulayıcılara yardımcı da olabilmektedir. Bunlara burada kısaca değinmeyi gerekli gördüm.
Yasanın Güttüğü Amaçlar: Yasanın sürdürülebilir av ve yaban yaşamı yönetimi için öngördüğü amaçlar şunlardır:

a- Koruma: Av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamlarıyla birlikte korunmaları birincil amaç olarak gösterilmiştir.
Yasa yalnız av hayvanlarının değil, bunların dışında kalan öteki yaban hayvanlarının ayrıca bütün bu hayvanların içinde bulundukları doğal yaşam ortamlarının da korunmasını amaçlamıştır. Yinelemek isterim. Av hayvanları korunacaktır. Bunların dışındaki yaban hayvanları korunacaktır. Bütün bunların içinde yaşadıkları doğal ortam da korunacaktır. Av hayvanları da yabanıldır, yaban hayvanlarındandır. Bunlar, av hayvanı olarak kabul edilmeyen öteki yaban hayvanlarının içinde tür olarak küçük bir öbek oluşturur. Yasa, avcılıkla ilgili bir yasa olduğuna göre neden yalnızca av hayvanlarını konu edinmiyor da avı yapılmayan söğütbülbülünden, kara kaplunbağasına, kertenkeleye kadar bir sürü yabanıl hayvan türünü kendi kapsamına ve korumaya alıyor diye düşünülebilir. Konunun uzmanı bilim adamların daha iyi açıklayabileceği gibi av ve öteki yaban hayvanları ve bütün bunların içinde yaşadıkları doğal ortam arasında doğal bir bağlantı ve bağımlılık vardır. Yalnız birini korumaya alır, ötekileri koruma dışında tutarsanız bundan korunan hayvanlar da olumsuz yönde etkilenir. Söz gelimi yaşama ortamlarının korumasız bırakılması düşünülemezdi. Bu ortam korumasız bırakılırsa, bozulur ya da yok edilirse orada yaşamlarını sürdüren yaban hayvanları ya bu ortamı terk eder ya da yok olup giderler. Örneğin bir gölün kurutulması, fabrika atıklarıyla zehirlenmesi. O halde her üçü bir bütün olarak birlikte korunacaktır. Sürdürülebilir bir av ve yaban yaşamı yönetimi için öncelikli koşul, hepsinin birlikte bir bütün olarak korunmasıdır. Avlanma eylemi ile koruma birbirine karşıt gibi görünse de Devletin av hayvanlarını bir düzen içerisinde kişilere avlattırması, bir ağacın meyvelerinin (ürünün) toplanmasına benzer. Ağaca zarar verilmez. Hele ağaç ve bulunduğu ortam korunur ve bakılırsa ürün daha da çok ve sağlıklı olur. Böylesi bir avlanmaya hasat da diyebiliriz. Ürünün tarladan kaldırılması demektir.

b- Geliştirme: Yasada av ve yaban hayvanlarının doğal yaşam ortamlarıyla birlikte geliştirilmeleri de amaçlanmıştır. Salt koruma çoğu kez, asıl amaca ulaşmak için yetersiz kalabilmektedir. Bu nedenle geliştirme, sürdürülebilir av ve yaban yaşamı yönetimi için kimi durumlarda gerekli, üstelik zorunlu olabilir. Örneğin kimi türleri tükenmeye yüz tutmuş olan bir avlağın, yaban yaşamı ve geliştirme alanı olarak ayrılması gibi.

c- Denetim: Yasa, avlanmaların denetim altına alınmasını amaçlamış, bunu da sürdürülebilir av ve yaban yaşamı yönetimi için zorunlu görmüştür. Bilindiği gibi ülke avcılığı, zaman çizgisi üzerinde gerilere (geçmişe) doğru gidildikçe azalan, yakın sayılabilecek bir geçmişten günümüze doğru gelindikçe artan bir oranda başı boş avlanmalar ve başka etmenler yüzünden büyük kayıplara uğramış, ülkenin çoğu yerindeki av kaynakları tüketilmiş, o güzelim avlaklar sessiz-soluksuz bırakılmış, doğal yaşama ortamları tahribata uğramış ya da yok edilmiş, bundan da bütün yaban hayvanları büyük zararlar görmüştür. Çünkü o zamanki mevzuat yetersiz de olsa yine de yasalarla öngörülen gerekli denetimler yapılamamış yahut yapılmamış, denetim savsaklanmıştır yıllarca ve yıllarca. Yeni Yasanın bu amacından, kişinin koşulsuz ve sınırsız avlanma hakkının da olamayacağı, getirilecek koşul, sınırlama ve kısıtlamalardan sonra bunların eylemi olarak da denetim altına alınacağı anlaşılmaktadır.

ç- Düzenleme: Avcılığın düzenlenmesi, yine sürdürülebilir av ve yaban yaşamı yönetimi için amaç olarak gösterilmiştir. Kara avcılığına ve bu arada yabanıl yaşama düzen verme, başta bu Yasa olmak üzere bir yıl içerisinde çıkarılmalarını ön gördüğü yönetmelikler, her yıl Merkez Av Komisyonu kararları, Çevre ve Orman Bakanlığı’nın konu ile ilgili kimi işlemleri ile olacaktır.

d- Değerlendirme: Bilindiği gibi av ve öteki yaban hayvanları, ülkenin doğal kaynaklarındandır. Bu kaynağın Devletçe değerlendirmesi, ulusal ekonominin yararına olacaktır. O nedenle Yasa, av kaynaklarının ulusal ekonomi açısından yararlı olacak biçimde değerlendirmesini bir başka amaç olarak görmüştür. Pek çok ülkede olduğu gibi avlanma akçalı olacak iki avlaklar ise parası karşılığında başkalarına işlettirilecektir.

e- İşbirliği: Yukarıda anlatılan amaçlar birincil niteliktedir. Yasa, onları gerçekleştirmekte ikincil bir amaç olarak da ilgili kamu ve özel hukuk tüzel kişileriyle işbirliğini de amaç edinmiştir. Sonuncular yönünden bu, bir anlamda demokratik katılım sayılır.

01.07.2003 gün ve 4915 sayılı yeni Kara Avcılığı Yasası, yine birinci maddesinde kendi kapsamını da açıklamıştır. Buna göre Yasa:

1- Av ve yaban hayvanları ile yaşama ortamlarını,
2- Bunların korunmasını ve geliştirilmesini,
3- Av ve yaban yaşamı yönetimini,
4- Avlakların kurulmasını, işletilmesini ve işlettirilmesini,
5- Avcılığın, av turizminin, yaban hayvanlarının üretiminin, ticaretinin düzenlenmesini,
6- Toplumun bilinçlendirilmesini, avcıların eğitimini,
7- Av ve yaban yaşamına ilişkin suçları, bu suçların kovuşturmasını ve cezalarını kapsar.

Yasada gösterilmiş bulunan amaçlar ve kapsamdaki konular, daha sonraki maddelerinde gereğince düzenlenmiş bulunmaktadır. Bu dizi yazıda bunları birer birer ele alıp irdelemeye çalışacağım. Konuların eksiksiz işlenebilmesi için öngörülen yönetmeliklerin de çıkmış olmaları gerekir. Bu ilk yazıyı hazırlarken onların imzaya sunulmuş olduğunu öğrenmiş bulunuyorum.


Alıntı..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 686
favori
like
share