Cephane Ve Tarihçesi - Cephane Tarihçesi

Modern, yani günümüzde bildiğimiz fişek gökten zembille inmedi. Hemen hemen her insan yapısı şey gibi şu anki durumu uzun bir evrimin sonucudur. Daha doğrusu, aynı sonuca varmak için geçirilen bir kaç ayrı dalda ve bir kaç ayrı maksatlı evrimin sonucu. Bazıları bir yandan ağızdan dolma tüfekleri için bir atımlık barut ve misketi bir arada tutan kartuşlar taşırken, bazıları da kavlı çakmakla ateşlenen tüfeklerinde seyyar atım yatakları kullanmaya başlamışlardı.
Gerek toplarda kullanılan ve tek kulplu havana benzer ilk kovanlar gerekse kapaklı falya çanaklarını haiz bu seyyar atım yatakları günümüz fişeklerinin ağa babası olurlar.
Ağızdan doldurmayı bir nebze hızlandıran kartuşlar hevenkler halinde kemerlere asılır veya yan yana sıralar halinde göğüslere dizilirken (Kafkas ve Kazak milli kıyafetleri), kendilerine göre başarılı olmuşlardır. Ne varki, bir kâğıt sargı içinde bulunan, bir misket (30-40 metreden piyadeye karşı tavsiye edilen bazen bir misket + 3 şevrotin, bazende 9 şevrotin) ile barut hakkından oluşan askeri kartuşlar çeşitli şekillerde yapılmışlardı. Horozu yarım kurup emniyet çentiğine alan asker, kâğıt kartuşun dibini dişleriyle tutup kopardıktan sonra, barutun ufak bir kısmını falya çanağına döküp kapağı kapatıyor, geri kalan barutu namlunun ağzından içeri döküp, kalan kâğıt sargı ve misketi bir arada namludan aşağı harbi ile ittirip sıkılıyordu.
Bundan sonra horoz tam kurulup nişan alındıktan sonra silâh ateşleniyordu. (19.yy ortalarında İngilizlerin kapsüllü .577 Enfield tüfekleri için yaptıkları kartuşlar gerek kâğıdın rutubet almaması gerekse namlunun yağlanarak barut curuflarının yumuşaması için koyun içyağı ve balmumundan oluşan bir karışım ile yağlanmışlardı. Bu yağ, Hindistan’da çıkan bir isyanın hem sebebi olmuş hem de isyancılara karşı yerli askerler tarafından fişeklerin kullanılmalarını önlemişti. İsyancıların tek yapması gereken kartuşların inek ve domuz yağı ile yağlandıklarını söylemekti. İnek Hindular, domuz Müslümanlar için haramdı. Bu yüzden yerli askerler bu kartuşları ağızlarına sokmaktan çekinmişler ve silâhlarını dolduramamışlardı. Bir kısım asker ise kendilerini günaha sokacak bu haram şeyleri veren İngilizlere karşı isyancılara katılmışlardı.

Fitilli veya çakmaktaşlı (ister çarklı olsun ister daha sonraki çarpmalı) çakmaklar gerek kıvılcım ve duman görüntülerinin avı ürkütmesi veya düşmanı uyarması sebebiyle, gerekse hava şartlarının biraz ters gittiği durumlarda ateşlemenin zorlaşması, hatta çelik ve/veya falya ıslandığında tamamen imkânsızlaşması yüzünden daha randımanlı bir ateşleme sisteminin arzulanmasına ve aranmasına sebep olmuştu.

Rahip James Forsyth’in 1807 yılında takriben 70 kısım potasyum klorat (KnClO3), 12 kısım odun kömürü (C) ve 18 kısım kükürt (S) karıştırarak “darbeli ateşlemeyi” icat ettiği söylenir. Ne var ki, 1700’lerin başlarından itibaren cıva fulminatı’nın uygun bir ateşleme eczası olduğu anlaşılmıştı. Fransa’da, silâh imalâtçısı LePage tarafından kapsül olarak kullanımı için ise bir asrı aşkın bir süre geçmesi gerekti (Cıva fulminatlı kapsüller, 1917 yılında ABD Ordusu daha dengeli olan potasyum klorat ağırlıklı kapsüller kullanmaya başlayana kadar kapsüllerin hemen hemen tek içeriği idi ―bu karışımın içinde potasyum kloratın yanı sıra cıva fulminatı, antimuan, kükürt, cam tozu ve tutkal bulunuyordu)
1812 yılında Johannes Samuel Pauly isminde bir İsviçreli, bir icadı için Fransa’dan patent aldı. Pauly’nin icat ettiği, her şeyi bir arada ateşe hazır bir fişekdi. Yalnız, kapsül eczası açıkta olduğundan fazla güvenli sayılmazdı. Bu fişekle kullanılacak olan silâhın gizli horozu, silâhın dışına konulan bir “yalancı horoz” vasıtasıyla kuruluyordu. Pauly, bu icadını Napoleon Bonaparte’a takdim etti ve beğenisini kazandı. Fakat mareşallerin ilgisini fazla uyandıramadığı için imalâtı sınırlı kaldı.
Augustus Demondion adında bir Fransız mucide 1831’de İngitere’de verilen bir patent ise gizli horozları silâhın kuyruğu açılırken kendiliğinden kurulan bir silâhı ve bu silâhta kullanılacak yanar kâğıda* sarılı kartuşları kapsıyordu. Bu kartuşların arkasından bir cins boru kapsül dışarıya çıkıyor ve horozun darbesiyle fişeğe ulaşan kapsül alevi hem barutu ateşliyor hem de sargı kâğıdını ateşliyordu. (* Kâğıt veya ince bez, suda eritilmiş güherçile ile ıslatılıp kurutulursa kalıntı bırakmadan yanabiliyordu. Bu tip sargıyla yapılan fişekler Colt gibi tabancalarda ve Sharps gibi tüfeklerde de kullanıldı.)


1830 yılında Nicholaus von Dreyse iğne ateşlemeli bir sistem icat etti. Kâğıt sarılı kartuşun ucunda sıkıştırılmış kâğıttan mamul bir sabot içerisinde kurşun mermi bulunuyordu. Sabotun arka yüzünde, yani barut tarafında ise kapsül eczası vardı. Ateşleme için, uzun bir iğnenin kâğıt kartuşu delip, barut hakkını boydan boya geçip, sabotun dibindeki kapsüle vurması gerekiyordu. Chassepot tasarımında ise kapsül kâğıt kartuşun dibinde idi. Fakat, hem Prusya tarafından kullanılan von Dreyse hemde onu takip eden Fransız Chassepot piyade tüfeklerinde barut gazının yarattığı problemler bulunmaktaydı. Von Dreyse’nin uzun iğnesi sıcak barut gazları tarafından kısa zamanda harap olurken, gaz kaçağını önlemek için Chassepot’da kullanılan lâstik tıpa, yine bu sıcak gazların tesiri ile bir kaç atıştan sonra eriyip bozuluyordu.

Pimli ateşleme ise 1836 senesinde Fransa’da ortaya çıkan Lefaucheux kâğıt kovanı ve bu fişeği kullanan kırma tüfek ortaya çıktı. Bu silâh bütün kırma çiftelerimizin dedesiydi. Bazıları 1847 alınan Houiller patentinin gerçek pimli ateşleme fişeği olduğunu iddia etselerde, hiç kimse Lefaucheux fişeğinin pimsiz olduğunu inkâr edemez. Pimli ateşleme her boyda av fişeğinde ve 4-12 mm çapında tabanca fişeklerinde başarıyla kullanıldı. Yine de, yandan çıkan pim yüzünden bazı tatsız kazalara sebep olabilen bir fişekti.

Bilhassa Kuzey Amerika kıtasında iğne ve pim ateşlemeli yivli tüfekler pek güçlü bulunmuyorlardı. Amerika’nın bizonları ile büyük boz ve kır ayıları için ağır çekirdekleri büyük barut haklarıyla atabilecek tüfekler ve bunlarda kullanılacak fişekler lâzımdı. Sharps, Burnside, Maynard ve benzeri silâhlarda, ateşleme ve müteakkip patlama sırasında atım yatağında şişerek barut gazı kaçağını %100’e yakın bir randımanla önlemek için genelde pirinçten yapılma kovanlar kullanılıyor, atım yatağı veya kubuz bloğu dışında bulunan bir memeye takılan kapsülün alevi ise kovan dibindeki ufak bir delikten sevk hakkına ulaşıyordu. Bu sırada, kapsül şarjörlerinden atış sırasında meme üstüne otomatik olarak kapsül beslenmesi, oyuncak tabanca kapsüllerine benzeyen kâğıt şeritler arasında kapsüller, boru kapsüller ve daha bir çok kapsül tipi icat edildi.

19. Asrın ikinci çeyreğinin ateşli silâhların gelişmesinde özel bir konumu vardır. Kapsül eczasının bulunmasından sonra icat edilen ateşleme sistemleri inanılmaz derecede çoktur. Bunların çoğunluğu da kuyruktan doldurmaya yönelik çalışmalardır. Kapsül eczasını fişeğin dibinde oluşturulan bir çıkıntıya ko***** ateşleme sağlayan “meme ateşlemeli”, kovan dibine fincan dibi gibi yapılan çıkıntıya konulan ecza ile ateşlenen bir diğer “çevre ateşlemeli” diye adlandırılan iki fişek Smith & Wesson’un sahip olduğu Rollin White patentini aşabilmek için yapılmıştı. Bu patent, toplu tabanca atım yataklarının boydan boya delinerek fişek yatağı haline getirilmesini kapsıyordu. Bahsedilen iki fişek ise, arkaları tamamen delinmemiş fişek yataklarına önden fişek doldurularak kullanılabilmesine yönelikti.
Kapsül şişkinliği kovanın bir yanında yaparak “yandan meme ateşlemeli”, kovan dibinde ufak bir kısmı şişirerek yapılan “dudak ateşleme”, fişek kovanının ortasına fırdolayı bir halka gibi çıkıntı yapılarak ortaya çıkarılan değişik bir tür çevre ateşleme”, toplu “tabanca ve tüfek (atım yataklarına) silindirlerine önden doldurulan fakat pimli ateşlemede bulunan pimi tamamen kovan içerisine alarak yapılan “dahili pimli ateşleme” vs., vs., vs..

Birkaç çeşit de dibine kapsül memesi takılan kovanlar var. Bunlardan birkaç tanesine sahip olan bir avcı, elindeki dolular bitince tablaları sökerek veya bir çivi yahut teli kovanın içine sokup kapsülü dışarı iterek çıkarıyor, yeni kapsül takıyor, barut ve kurşun çekirdek veya saçma ekleyerek tekrar ava hazır hale geliyordu.

Bu arada, barutu bir cins jöle veya kolodyonla şekillendirip çekirdeğe yapıştırarak kovansız fişek yapanlar, güherçileli kâğıt, keten veya barsaktan mamul yine çekirdeğe bağlı “yanan sargılı” fişekler icat edenler ve de dibi boş bir kurşun çekirdeğin içine sevk hakkı konulup dibine ortası kapsüllü bir karton yapıştırılarak yapılan fişekler.

Yine aynı devirde (1831-1847 seneleri arasında) Fransa’nın tanınmış silâh ustalarından Flobert, bir “dolma tüfek” kapsülünün dibini şişirerek bir tabla oluşturup, bu tablanın içerisine halka şeklinde sürülen eczanın patlamasıyla 4,5 ile 6 mm ve daha sonra 9 mm çapında misketlerin özel tabancalardan atılmasını sağladı. Tabla çevresinin her tarafından ateşlenmesi kabil olup, bunlara barut ve daha ağır konik veya silindirik çekirdeklerin takılmasıyla çevre vuruşlu fişekler ortaya çıktı. Bunlar, .22 çaplı Smith & Wesson toplu tabancalarında kullanıldı. Benjamin Tyler Henry tarafından geliştirilen .44 “rimfire” fişekler “Henry” ve Model 1866 Winchester tüfeklerinde kullanılırken .56 Spencer mükerrer atışlı tüfekleri de çevre vuruşlu fişekler atıyordu.

Bütün bu kargaşa arasında, ABD’de ve İngiltere’de eş zamanlı olarak iki değişik merkezi ateşleme tipi icat edildi. Başkalarının da bu tip buluşları ve çalışmaları bulunduğu, bu icatların çalıntı olduğu iddia edildi hatta kısmen belgelendi. Fakat bu iki tip kapsül sistemi 150 yıla yakın bir zamandır aynı isimle bilinir.

1866 senesinde Britanya Devleti tarafından kullanılmaya başlanan ilk “mükemmel cephane” (her unsuru, yani çekirdeği, sevk hakkı ve ateşleme kapsülü bir kovanla birleştirilerek tek bir atımlık fişek halinde “self-contained cartridge” bulunan) denilen fişek, o tarihlerde Woolwich kentindeki Kraliyet Lâboratuarları’nın şefi olan Albay Edward M. Boxer’ın adını taşır. Boxer’ın fişeği eski kâğıt av kovanları gibi sarma bir kovana sahipti. Yalnız, kovan pirinç folyodan sarılmıştı ve üzerinde iki kat kâğıt sargı vardı. Dibinde destekleyici bir çelik yüksük, onun altında da yine çelik bir pul bulunuyordu. Kapsül bu kovanın ortasındaki deliğe yerleştirilmişti.

İngiliz Ordusunun ağızdan dolma .577 Enfield piyade tüfekleri 1864 yılında başla***** Snider patentli bir kubuzla tadil edildi ve Albay Boxer’ın .577 Snider fişeği kullanılmaya başladı. Bir kaç yıl sonra ordusunu Martini-Enfield piyade tüfeği ile donatmaya başlayan İngiltere, bu tüfek için de sarma bir fişek kullandı; .450/557 Martini. Yani, .577 Snider kovanından boğazı .45 inç çapında bir mermi alacak şekilde daraltılmış bir fişek. Bu tip bazı ticari fişekler ise sivil kullanım için imal edildi. Meselâ; .500 ve .450 inç çapındaki fişekler. .500’lük fişek yine .577 Snider fişeğinden daraltılarak yapılmıştı.

Amerika’daki fişek patentini alan kişi de bir subaydı; İç Savaş sırasında Kuzey Kuvvetlerinin “Berdan’ın Keskin Nişancıları” Birliğinin komutanı, Albay Hiram Berdan. Berdan, aslında geniş kapsamlı bir mucitti. Fırın ocakları, hamur yoğurma makinaları, dere kumundan altın ayırma aparatları, katlanır can kurtaran sandalları, kalem tutacakları gibi icatları vardı. Bunun yanı sıra, 1850’lerde ABD’nin en iyi tüfek atıcılarından biriydi. Atış müsabakalarında ağızdan dolma, kapsüllü nişan tüfeğiyle gösterdiği maharet bir çok gazete makalesi ile belgelenmiştir.

Zaman içinde, bazı diğer fişek tipleri ile birlikte bir çok değişiklik geçiren “Boxer” ve “Berdan” fişekleri neticede, .22 inç çaplı “çevre vuruşlu” (rimfire)
fişekleri göz önüne almazsak, dünyada halen kullanılan iki fişek tipi olarak kaldılar.
Ne kadar enterasandır ki, Amerika’da (İngiliz icadı) Boxer fişekler tutulurken, İngiltere ve Avrupa’da (Amerikan icadı) Berdan tipi fişekler makbul oldu. Amerika’da fişek doldurmak, çok yapılan bir meşgaleydi ve Boxer kovanı ve kapsülü bu işe daha uygundu. Kapsül ateşleme örsü kovanın bir parçası olan Berdan fişeklerde ise birkaç dolduruştan sonra örs bozuluyor, ateşleme hatalarına sebep oluyordu. Boxer kapsülü kovanın içinden sokulan bir pim ile çıkartılabilirken, Berdan kapsülü ancak kapsül kapçığına yandan bir bız sokulup delinerek çıkartılabiliyordu.
Bazı imalât yöntemleri yüzünden Berdan fişeklerde de bazı farklılıklar vardır. Çoğu ülke normal şekilde üretim yaparken, Fransa, kapsül örsünü konik, alev deliklerini de yuvarlak yapmak yerine, örsü kovan dibinden yassı bir zımbayla bükmüştür. Dolayısıyla örs kıvrık bir şerit halinde olmuş, alev delikleri ise iki yanda ince daire arkları şeklinde kalmıştır. Çin variasyonu bazı yönlerden Boxer kovana benzer. Kovan dibine üçgen bir delik açılmış, kapsül yuvasına üçgen delikten geçmeyecek kadar büyük fakat deliği tamamen tıkamayacak kadar küçük bir bilya kapsül örsü olarak konulmuştur. Kapsül ise Berdan kapsülü olup, Boxer kapsülü gibi kendi örsü yoktur (Bu tip fişeklere şimdiye kadar sadece ağır makinalı tüfek cephanesinde rastlanmıştır).Berdan’ın normal iki deliğine ilâveten kapsül örsünün ortasında üçüncü bir delik var. Yanında ise kapsüllü kovan.
Mükemmel cephanenin gelişim süreci içinde yapılan bazı diğer icatlar ve çalışmalar da ilgi çekicidir. Gerek zamanın imalât teknolojileri, gerek alınan bazı patentlerin getirdiği kısıtlamalar yeni icatları oldukça engelliyebiliyordu. Meselâ, çevre vuruşlu fişek kovanlarının üretim teknolojisi dıştan takmalı kapsül için kullanıldığında “katlama kafa” (folded head) denilen zayıf bir kovan ortaya çıkıyordu. Bunu biraz güçlendirmek için yapılan çalışmalar ise “şişirme kafa” (baloon head) denilen şekille sonuçlandı. Dumansız barutun icadından sonra artan fişek basınç ve hararetleri ise “masif kafa” (solid head) denilen bir kafa şekliyle sonuçlandı. Bu tip kovanların iç hacimleri daha önceki kovanlara göre daha ufaktı. Bu yüzden karabarut ile doldurulursa eski kovan kadar süratli dolular yapılamıyordu.

Ancak, 1800’lerin sonlarında başlayan otomatik doldurma/boşaltma mekanizmaları, kovan şeklinde bazı değişiklikler gerektiriyordu. Bu da ancak yine masif kafa sayesinde mümkün olabildi. Kutu şarjörlü silâhlarda, bilhassa tabancalarda, kovan tablası inkıtalara sebep olabiliyordu. Bunun için tablasız bir kovan gerekiyordu. Fakat, kovan tablası fişeğin yataktaki yerini kesin şekilde tespit ederken, tablasız kovan bu maksat için kovanın ağız kenarını kullanmak zorundaydı. Oysa, bu kenar çok inceydi. Bunun üzerine “yarım tablalı” kovanlar yapıldı.

Kovan tablası beslemeyi engellemeyecek kadar küçük, fişek yatağında kesin tespit için yeterli olacak kadar büyüktü. Bergmann-Bayard firması ise 20. asrın başlarında kendi hassas üretim tekniklerine güvenerek 5 ve 6.5 mm çapında “geri fırlatmalı” yarım otomatik tabancalarda “tırnaksız” (rimless-grooveless) kovan kullanmayı denediler. Bu pek başarılı olmadı ve kısa zamanda normal tablasız kovanlar kullanılmaya başlandı.
Daha güçlü, daha çok barut alabilen fişekler yapıp mevcut Mauser, Mannlicher gibi mekanizmalarda kullanılabilmek için ise belirli bir boy sınırlaması gerekiyordu. Yani, kovan çapı biraz büyüyebilirdi lâkin mevcut tüfeklerin sürgü alın çapları büyütülemezdi. Bunun için düşük çaplı tablası olan fişekler yapıldı.

Fişeklerin güçleri devamlı artıyordu. Ne varki, fişek kovanı esneklik, paslanmamak, kolay imalât gibi sebepler yüzünden nispeten zayıf bir malzeme olan pirinçten yapılmaktaydı. Kovan kafası ise, tüfeklerin tasarımına göre en desteksiz kısımdı. Bilhassa yüksek güçlü magnum fişeklerde kullanılmak için kemerli kovanlar üretildi. Bu kovanların bir avantajı da kemerin ön kenarının yarım tabla gibi görev yapmasıydı. Çünkü bu güçlü silâhlarda kovan kafa boşluğu limitleri diğer fişeklere göre daha da önemliydi. Ateşleme iğnesinin veya sürgü tırnağının itmesi ile fişek yatağına biraz fazla giren kovan patlama sırasında geriye doğru fazla esneyemeyip yarılabilir, kopabilirdi. Bu ise oldukça ciddi hasarlara yol açabilecek bir olaydı.

Bir kısım icat da, daha 1800’lerin ortalarında, atılmış fişek kovanını silâhtan çıkartmak için yapılmıştı. Boş kovanı silâhtan çıkartabilmek için daha önce gördüğümüz Maynard kovanı gibi aşırı geniş tablalar, kolay tutulmayı sağlayacak “kulaklar”, teller ve hatta ipler kovan dibine bağlanmıştı.

Zaman içinde bunların hepsi unutuldu. 1860-70 senelerindeki “kapsül patenti savaşları” sırasında ortaya çıkan Martin, Benet, Farrington, Milbank, Morse, Orcutt, Sturtevant tasarımı kapsüller ve/veya kovanlar hep geride kaldı. Bir çoğu unutuldu. İlk doğru dürüst, randımanlı çevre ateşlemeli fişeği yapan Henry ise “Winchester” marka .22’lik kovanların dibine konulan “H” damgasıyla halâ anılır. Pek az mucidin adı bu kadar çok anımsanır olabilmiştir.

Winchester’in başlangıcı olan ve birbirine çok benzeyen Hunt ile Volcanic fişekleri ise zaman zaman denenmeye devam eden kovansız cephanenin de öncüleri olmuştur. Bunlardan daha önce kâğıt veya bez sargı kullanmadan ayrı kapsüllü fişek yapabilmek için kollodyon tipi jellerle bir araya yapıştırılan karabarut merminin dibine tespit edilmişti. Ateşleme silâhın memesine takılan bir kapsül ile oluyordu. Hunt ve Volcanic kapsülü kovan, kâğıt, bez olmadan merminin dibine almıştı. Şimdi ise, mermi çekirdeğinin arkasına, dibinde bir miktar kapsül eczası taşıyan veya doğrudan elektrikli sistemlerle ateşlenebilen, dumansız barut blokları takılıyor. Dumansız barut imalât safhasında zaten bir jel veya hamur halinde olduğu için bu çok zor değil. Mesele yine gaz kaçaksız ve dumansız barutun yüksek ısısına aşınmadan,bozulmadan uzun zaman dayanabilecek bir mekanik sistem sağlayabilmek.

Son 50 yıl içinde de bazı radikâl silâh ve cephane yenilikleri, icatları yapıldı. Bunlardan ilki 1950’lerin sonlarında imal edilen silâh sistemidir. Sistem diyorum, çünkü tabanca formundaki ana mekanizma bir kundak ilâvesi ve uzun namlu değişimi ile tüfek de oluyordu.

Ayrıca, Dardick aynı zamanda them toplu hem şarjörlü bir silâh idi. Şarjöründe iki sıra olarak duran üçgen kovanlı fişeklerine “tround” adı vermişlerdi (“üçgen fişek/atım” karşılığı ”triangular round” sözcüklerinden üretme). Fişekler şarjörün tepesine geldiğinde yanı açık olan silindirdeki fişek yatağına giriyordu. Silindir yukarı döndüğünde namlu arkasına geliyor, ateşlendikten sonra da, tekrar dönerken boş kovanı yandan dışarı atıyordu. .22 ve .38 inç çapında olan silâhlarda kendi tround fişekleri kullanılabildiği gibi, uygun adaptörlerle normal .22 fişekler ile 9mm KB, 9mm Parabellum veya .38 Special fişekler atılabiliyordu. Her ne sebeptense, Dardick’in piyasa ömrü fazla uzun olmadı.

1960’ların başında ise Gyrojet diye bir silâh piyasaya çıktı. Bu aslında normal bir ateşli silâh değil, minyatür bir roket atardı. 40 mm’ye kadar değişik çaplarda “mermileri” daha doğrusu roketçikleri vardı. En çok yapılan ve satılan tipi 12 mm çapında olanlardı. Takriben bir .45 ACP fişeğine benziyorlardı. Ne varki Gyrojet fişeğinin bir kovanı veya mermisi yoktu. Normal fişeklerde bulunan merkezi kapsül konumunda olan kapsülü patlayınca, roketçik içindeki sevk barutu ateşleniyor, gazlar kapsül yuvası çevresine dizilmiş 4 zaviyeli delikten çıkarak roketi ileriye itiyor, deliklerin açıları yüzünden de kendi ekseninde döndürüyordu. Roketçiğin tamamı tek parça olarak hedefe doğru gidiyor, geride kovan kalmıyordu. Gyrojet’in su altında kullanılan zıpkın tipleri de vardı. Bu silâh da piyasada fazla başarılı olamadı.

Dardick de Gyrojet de sıra dışı silâhlar. İkisi de gelenekleri bir kenara bırakmış. İkisinin de başarılı olması için çok sebep var. Lâkin, ikisi de vaktinde fazla ilgi görmemiş. Son senelerde Gyrojet’e olan ilginin yavaş yavaş arttığı görülüyor.

1871 tarihli Berdan patentinde görülen fişek, yine Hiram Berdan tarafından geliştirilen bir tüfekte kullanılıyordu. Bu tüfek bir süre için Rus Ordusunca kullanıldı. Osmanlı Ordusu ise bu tarihlerde Martin ve Mauser tüfeklerini kullanıyordu.

1- 14.7 mm (.58 inch) çaplı dahili pim (yan) ateşlemeli Schubarth* fişeği. 2- 7.92 mm çaplı “kovansız fişek”* (kovan şeklinde sevk hakkı)(Alman). 3- 10 mm (.40 inch) çaplı Maynard fişek kovanı. Tablaya bağlı, kancalı deri bağcık kovanın kaybına mani oluyor. 4- “Meme Kapsüllü” fişek. Bölmeli toplu bir “geçiş dönemi*” revolverinde kullanılıyordu . 5- 5.2 mm çapında “yüksek-süratli” bir fişek (Avusturya 1892). 6- “Kazak” yapısı bir “barut/mermi” kartuşu (Ceketlerinin göğsünde iki tarafta dizili durur). 7- Kleigelhoffer tasarımı üçköşe mermili fişek. 8- Sneider tipi Fransız “Tabatierre” tadilâtı tüfeklerde kullanılan 17.5 mm (.69 inch) çaplı fişek. 9- Deneysel olarak imal edilmiş aluminyum kafalı bir plâstik kovanı olan 8 mm çaplı fişek. 10- ABD Askeri cephane denemeleri sırasında yapılan 5.56 mm (.22) çaplı bir “yüksek-sürat” fişeği. 11- 14.7 mm (.577 inch) çaplı bir “Howdah**” adıyla bilinen, en büyük çaplı tabanca fişeği. 12- 10 mm (.40 inch) çaplı bir .40-40 Maynard fişeği (40 grain karabarut sevk hakkı). 13- Bir “yüksek-süratli” makineli tabanca fişeği (İspanya, 1950 civarı). 14- I. Dünya Savaşında kullanılan patlayıcı bir Mannlicher fişeği. 15- Büyük çaplı (11.1x72) ve “düşük tablalı” bir Schuyler büyük av fişeği. 16- Konfederasyon (Güney Eyaletleri Birliği) tarafından patentli tek revolver olan ve Amerikan İç Savaşında kullanılan Cofer tabancasının “meme kapsüllü”* fişeği.

Ali KOZANOĞLU

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 983
favori
like
share