ruh sağlığı - psikolojik hastalık - takıntı hastalığı
Takıntıların ortaya çıkma nedeni olarak bazı biyolojik, psikanalitik, davranışçı ve genetik modeller ortaya atılmıştır. Psikanalitik modelde; çocukluktan itibaren geliştirilen çeşitli savunma mekanizmaları ve otoriter aile yapısı sorumlu tutulurken, davranışçı modelde ise; kişinin yaşantısında karşılaştığı kaygı doğuran uyaranlara verdiği tepkilerin alışkanlık halinde patolojik bir formata dönüşmesi sorumlu tutulmaktadır. Genetik modelde; çok sayıda yapılmış çalışmada genetik aktarımın olduğu kanıtlanmıştır. Biyolojik modelde ise belirgin olarak beyin ön bölgesinde ortaya çıkan aktivite artışı ve yine beyinde seratonin adlı nörotransmitterin yetersiz aktivite göstermesi sorumlu tutulmaktadır.

OKB belirtilerine göre çeşitli alt tiplere ayrılır. Bunları kısa örneklerle aktarmak gerekirse;

1- Yıkayıcı – Temizleyiciler: Abartılmış kirlilik ve bulaşma hissi şeklinde takıntılar ve temizleme ve yıkama şeklinde zorlantılardır.

2- Kontrolcüler (Şüphe ve kontrol): Kapı kilitli mi, doğalgaz kapalı mı, elektrik açık kaldı mı şeklinde şüpheler duyarlar ve rahatlama amacıyla sayısız kontroller yaparlar.

3- Toplayıcı – Biriktiriciler: Herhangi bir eşyayı, çoğu zaman anlamı olmasa da biriktirmek zorunda hissederler, belki lazım olur düşüncesinden kurtulamaz ve gereksiz eşyaları atamazlar.

4- Düzenleyici – Sıralayıcılar: Bu tipte insanlar, nesnelerin ve insanların belli bir düzene göre durması gerektiğini hisseder ve düşünürler. O yüzden sürekli tetikte olurlar.

5- Tekrarlayıcılar: Belli düşüncelerin akıllarına gelmesiyle, bu kişiler suçluluk hissine kapılırlar ve çeşitli anlamsız hareketleri yinelerler.

6- Düşünce tekrarlayıcılar: Obsesyon düzeyinde sürekli ve rahatsız edici düşünceleri diğer düşüncelerle baskılamaya, nötralize etmeye çalışırlar.

7- Saf düşünce takıntıları: Bu kişiler de, kendisine göre anlamı olan veya olmayan herhangi bir konuyu kafasında sürekli düşünürler ve bundan kendini alamazlar.

OKB, halk arasında daha sık olarak karşılaşılan depresyona göre daha dirençli bir karakter ve gidiş sergiler. Kimi zaman depresyon, sosyal fobi, panik bozukluk gibi psikiyatrik tanılarla birlikte seyredebilir. İlaçlar ve bilişsel davranışçı terapiler sıklıkla tedavide kullanılan en önemli materyallerdir.

Tedavisi mümkündür

Bu hastalıkta bilmeniz gereken en önemli nokta, tedavisinin mümkün olduğudur, çünkü hastalar ve yakınları çoğunlukla tedaviyi yarım bıraktıklarından ve terapistleriyle tam bir iş birliği içerisine çeşitli nedenlerle giremediklerinden, hastalığı dirençli ve tedavisi zormuş gibi algılarlar. Oysa uygun, yeterli dozda ve yeterli sürede verilen ilaç tedavisi ve düzenli ve çerçevesi çizilerek yapılan terapotik girişim, büyük oranda hastalığı ortadan kaldırır.

Siz ya da yakınlarınız, takıntı zorlantı bozukluğu ya da tıptaki adıyla obsesif kompulsif bozukluk tanısı aldığınızda;

• Öncelikle psikiyatriste başvurmalısınız.

• Nörolojik ya da olası diğer nedenler ekarte edildikten sonra tanı ve OKB alt tipi netleştirilmelidir.

• Ayrıntılı bir şekilde şikayetleriniz saptandıktan sonra, bunları terapistle birlikte adım adım ele almalısınız.

• Tedavideki ana hedeflerden biri de, iyileşmeye dair motivasyonunuzu hiç kaybetmemenizdir.

Terapide hedeflenenler ise şöyle özetlenebilir:

• Hastanın genel olarak hayata dair işlevsel olmayan, çarpıtılmış olarak beyninde yer eden düşünceleri bulunup, bunlar üzerinde çalışılır.

• Daha sonra obsesyonlarına yönelik derecelendirilmeler yapılır ve bunların gerçekliği ve inandırıcılığı üzerine çalışılır.

• Bilişsel olarak hasta hazırlandıktan sonra, davranışsal olarak yüzleştirip tepkiyi önleme yoluna gidilir.

• Hastanın korktuğu durum yapay ya da imgesel olarak hastaya yaşatılıp, verdiği tepkiler engellenmeye çalışılır, ancak bu egzersizler hastalar için çok zordur. Bunun için hasta istekli ve terapotik olarak işbirliğine açık olmalıdır.

Hasta yakınlarının ise bilmesi gereken birkaç özellik vardır:

• Hastayı, hiçbir zaman takıntılarından dolayı yargılamamalı ve eleştirilmemelisiniz.

• Tedavi için zorlamamalı, ancak hasta istekli olduğunda tedaviye alınmalıdır. Unutmayın, hasta iyileşmek için bizzat kendisi kararlı ve istekli olmalıdır.

• Hastadaki iyileşme çoğu zaman geriye dönüşleri de içerdiğinden, hasta yakınları olarak demoralize olmamalı ve tedavinin her aşamasında hastayı desteklemelisiniz.

• OKB'li bir yakınınız varsa, belirtileri yorumlamamalı ve bu belirtilerden anlamlar çıkartmamalısınız, çünkü bu hastalık tıpkı diyabet gibi mekanizmaları olan, beyinde çeşitli kimyasal değişikliklerin olduğu, genetik olarak kalıtılabilen gerçek bir hastalıktır.

• Tedavinin her döneminde aile bireyleri, tedavi ekibi ve hasta iş birliği içinde olmalıdırlar ve birbirlerine gerekli anlayış ve sabrı göstermelidirler.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 338
favori
like
share