Tiyatro - Oyun Yazma Tekniği


Ø Taslak Oluşturmalısınız

Bütün topladığınız bilgileri ve aldığınız notları kullanarak oyununuza bir taslak oluşturmalısınız. Taslak; aldığınız notların düzenlenmesi, geliştirilmeye açık hale getirilmesi, bir gidiş yolu belirlenmesi ve yazılacak oyuna ön zemin hazırlanmasıdır. Bu taslak oyunu yazma sürecinde size yol gösterecek, dağılan düşüncelerinizi toparlamanıza yardım edecektir. Bir anlamda sizin haritanız olacaktır.



Haritasız yola çıkarsanız, kaybolursunuz!



Bir taslak oluşturduktan sonra yazar;



Ø Hedef Kitle Belirler

Oyunu kim izleyecek? “Herkes” derseniz eğer, bu soruya verilebilecek en mantıksız cevabı vermiş olursunuz. Örneğin Romeo ve Juliet oyununu bir çocuk izleyip ne yapsın? Ya da tam tersi, çocuk oyunundan bir yetişkin ne anlar?



Biz bu oyunla ne vermek istiyoruz? Seyirci gülsün mü istiyoruz? O zaman komedi türünde bir oyun yazacağız. Seyirciye siyaset adamlarının, bazı iş adamlarının yaptığı düzensizlikleri mi göstereceğiz? O zaman politik oyun yazacağız. Seyirciye katharsis (arınma) mı yaşatmak istiyoruz? O zaman bir trajedi yazmak en iyisi.



Oyunu izleyecek yaş grubu da önemlidir. Genel olarak aşağıdaki gibi sınıflandırabiliriz:



1-) Çocuklar (3- 6 yaş okul öncesi, 7- 9 yaş ilkokul, 10- 12 yaş ortaokul dönemi)

2-) Gençler (12- 15 yaş ergenlik, 16- 21 yaş ilk gençlik, 21- 25 yaş uzamış gençlik dönemi)

3-) Yetişkinler (25- 70 yaş)

4-) Yaşlılar (70 yaş ve üstü)



Yaşların yanında hedef kitle; ekonomik, psikolojik, sosyal, fiziksel, ve kültürel açılardan da değerlendirilmelidir.



Ø Oyuna Yaklaşımını Belirler

Bu yaklaşım, oyunu yazma amacımıza göre belirlenir. Oyunu, insanları salt güldürmek için mi yoksa bilgilendirmek ve düşündürmek için mi yazıyoruz? Yoksa her ikisi için mi? Gerçekçi mi olacak gerçeküstücü mü? Açık biçim mi kapalı biçim mi?



Yazarın yaklaşımı, kişiden kişiye, sahneden sahneye değişmez, eser boyunca aynı kalır. Aksi takdirde, ne eserde bir bütünlük olur, ne yönetmen oyunu yorumlayabilir, ne oyuncular kişileri tutarlı bir biçimde canlandırabilirler, ne de izleyici bu çorbadan zevk alır (Özakman, 2001).



Ø Dramatik Mantığı Belirler

Dramatik sanatlarda iki biçim vardır: Açık biçim ve kapalı biçim. Açık biçim; epik olan, kapalı biçim; ise dramatik olandır. Açık biçim doğruca seyirciye oynanan (Örnek: Keşanlı Ali Destanı/ Haldun Taner), kapalı biçim ise seyirci yokmuş gibi oynanan (Örnek: Medea/ Euripides) oyundur.

Bütün bunları yaptıktan sonra oyuna bir tema belirleyin. Tema, ana düşünce demektir. Yazarın belirlediği bu ana düşünce, seyirci tarafından tahmin edilebilir olmalıdır. Eserin ana düşüncesini genelde bir cümle ile ifade ederiz:



“Kötülükle yaklaşan kötülük bulur.”

“Körle yatan şaşı kalkar.”



Örneğin; Romeo ve Juliet oyunun teması: “Büyük aşk ölüme bile meydan okur.”dur.



Tema, oyunun yazılmasına neden olan ateşleyicidir. Yazar bu temaya oyun boyunca bağlı kalmalıdır. Çünkü tema sınırlayıcı bir görev üstlenir, dolayısıyla konudan konuya atlama olmaz.



Ø Öykü Oluşturma

Bu aşamadan sonra da yazar, aldığı notlar sayesinde kafasında geliştirdiği olayları kullanarak, yazmak istediği oyunun genel bir öyküsünü çıkarır. Bu öykü diyaloglar içermeden, olayların birbirine bağlanmasıyla oluşur. Burada dikkat edilmesi gereken, öyküyü oluşturan olayların dizilişidir. Öykünün; başını, ortasını ve sonunu oluşturan olaylar olmalıdır. Üç satırlık bir fıkranın bile başı, ortası ve sonu vardır.



Öykü oluşturma sırasında oyun kişileri ortaya çıkmaya, onlara özellik ekledikçe de kesinleşmeye başlarlar. “Bu öyküde, bu olayı kim yaşamalı?” sorusunu sorduğunuzda olay kişisi ortaya çıkmış olacaktır. Bu olay kişisine özellikler yüklemek, onu geliştirmek, herşeyiyle gerçek bir insan yapmak gerekir. Bu konuya sonra daha geniş değineceğim.



Dramatik bir yapıtın ilerlemesi çatışmaya bağlıdır. Çatışmalar genelde oyunun gelişme bölümünde yer alır. Çatışmalar yoluyla “yeni olanı” elde ederiz her zaman. Ana karakterin karşısına bir zıt karakter koymak ya da ana düşünceye ters bir düşünce koymak çatışma yaratmaktır. Ana karakterin hedefe ulaşmadaki amacına karşı gelen ve onu engellemeye çalışan herşey bir çatışma yaratır. Ana karakter bu engelleri aşar ve oyun ilerler.



Dramatik bir konu, çok kabaca ve çok genel olarak şöyle özetlenebilir: Her dramada bir baş karakter bulunur; bir karşı- karakter ya da bir karşı- güç, bir sebeple baş karakterin düzenini sarsar, ya da bir isteğine ulaşmasını engeller. Drama boyunca çekişip çatışırlar. Sonunda ya karakter, ya karşı- güç üstün gelir. (Özakman, 2001)



Çok önemli bir konu da şudur ki; yazılan hikayenin ilginç olması gerekir. Örneğin; Ali ve Ahmet’in sadece kavga etmesi kimseyi ilgilendirmez. Ama Ali ve Ahmet iki büyük ülkenin başkanıysa ve üçüncü dünya savaşına doğru giden bir çatışmaları varsa, işte o zaman kavgaları herkesi ilgilendirir. Herhangi bir olayı göstermek için, parasını aldığımız insanları iki saat boyunca salonda tutmak, onlara işkence etmek demektir.



Aynı zamanda hikaye, “Bin kişi aynı anda sahneye girer.” ya da “Oyuncu yirmi metreden atlayarak intihar eder.”gibi, sahne boyutlarına ve teknik özelliklerine uygun düşmeyen öğeler içermemelidir.



Bu kısımda dikkat edilmesi gereken diğer bir önemli konu da: eserin sonu mutlaka kesinleştirilmeli ve olaylar bu sona göre gelişmeli ve ilerlemelidir. Eğer hikayenin ortasında oyunun sonunu değiştirmeye karar verirseniz, yazdığınız kısımları da, hatta karakterleri de değiştirmek ve yeni sona uydurmak zorundasınız.



Ø Oyun Kişilerinin Özellikleri Belirlenir

Öyküyü de oluşturduktan sonra artık bu öyküde var olan ve öyküyü var eden oyun kişilerinin özelliklerini belirleyelim.



Turgut Özakman, Oyun ve Senaryo Yazma Tekniği (2001) adlı kitabında karakterlerin özelliklerini belirleyen genel bir tablo vermiştir. Bu tabloyu olduğu gibi aktarıyorum:



1. Fizyolojik/biyolojik özellikler

a. Cinsiyeti

b. Yaşı

c. Beden özellikleri, görünümü

d: Bedensel becerileri

e. Hastalıkları, beden kusurları ve sakatlıkları vb.



2. Psikolojik özellikler

a. Cinsel hayatı

b. Ahlak anlayışı

c. Tutumları, inançları

d. Zihinsel yetileri (dikkat, algı, bellek, düşünme, düş gücü, irade, bilinç)

e. Heyecansal, duygusal hayatı, tutkuları

f. Huyu

h. Zihinsel becerileri ve yetenekleri

ı. Alışkanlıkları (davranış kalıpları)

i. Patolojik eğilimleri, kompleksleri, fobileri vb.



3. Toplumsal özellikler

a. Milliyeti

b. Doğduğu yer

c. Şimdi yaşadığı yer

d. Sınıfı, mesleği, konumu

e. Eğitimi

f. Geliri

g. Ailesi, özellikleri

h. Eşi ve eşinin ailesi, özellikleri

ı. Çocukları, torunları, özellikleri

j. Mahalle, arkadaş, meslek, inanç, ve düşünce çev resi, özellikleri

k. Hobileri, merakları

l. Geleceğe dönük tasarıları, emelleri, idealleri vb.



Fizyolojik/ biyolojik özellikler; oyun kişisinin görünüşünü, hareketlerini,
Psikolojik özellikler; düşüncelerini, anlayışlarını, akıl düzeyini ve baskın duygularını,
Toplumsal özellikler; sosyo- ekonomik ve kültürel durumunu, çevresel faktörlerden etkilenişini, ilgi alanlarını gösterir.


Bu tabloya bakarak ana karakterin, karşı- karakterin ve yan karakterlerin özelliklerini çıkarabiliriz. Bütün bu özellikler, aslında o karakterin hayat hikayesini anlatır. Ana karakterlere ve karşı- güçlü karakterlere detaylı olarak bu özellikler yüklenmek zorundadır; ama yan karakterlerde detaya girmek gerekmeyebilir.



Karakteri geliştirmek ve ilginç yapabilmek için değişikliklere uğratırız. Örneğin; dersini alır, bir hastalığı ortaya çıkar, mutlu ya da mutsuz olur… Ona bazı yan özellikler de katabiliriz. Örneğin; üstündeki yırtık paltoyu hiç çıkarmaz, herhangi bir kelimeyi duyunca hapşırır…



Bu değişiklikler ancak ve ancak gerektiği için yapılmalıdır. Hikayenin gidişatını ve diğer karakterlerin durumunu geriletir yönde etkilememelidir. Doğru değişikliler, çatışmalar yaratır ve yeniliklerin doğmasını sağlar. Monotonluklardan kurtarır ve seyirciye de yeni ve değişik bir olay izleme fırsatı verir.



Ø Öykü Parçalara Ayrılır

Artık bu aşamada yazmış olduğumuz hikayeyi parça parça işlemeye ve geliştirmeye geldik. Bu parçalar, yazıyor olduğumuz oyunun sahneleridir aslında. Diyaloglar bu bölümde yazılmaya başlanır. Zaten hikayenin ne olduğunu ve karakterlerin özelliklerini iyice bildiğimiz için diyaloglar kendiliğinden gelecektir. Gereksiz konuşmalara yer vermemek ve açık, yalın bir dil kullanmak gerekir.



Parçalar(sahneler), olayların örgüsünü bozmadan, hatta daha da geliştirerek işlenmelidir. Bu parçalar da aralarında birleşerek bazı bölümler oluşturur. Her dramatik eserin giriş, gelişme ve sonuç bölümleri vardır. Örneğin; on parçaya (sahneye) böldüğümüz hikayenin ilk üç parçası; giriş bölümünü, ikiden sekize kadar olan parçalar; gelişme bölümünü, son iki parça da sonuç bölümünü oluşturabilir. On parçaya ayırdığımız hikaye; işlem sonunda, yedi sahnelik bir oyun olarak da çıkabilir.



Giriş bölümü; daha çok karakterleri tanıtan, karakterlerin seyirciyle iletişim kurmasını sağlayan bölümdür. Kapalı biçimde, yaşadıklarından ve diğerleriyle konuştuklarından kim olduğunu ve bu oyundaki görevini anlayabiliriz. Ama açık biçimde karakter isterse direk olarak seyirciye kendini tanıtabilir; kim olduğunu ne iş yaptığını söyleyebilir.



Örnek olarak,



Merhaba ben Meltem. Bu görmüş olduğunuz eskici dükkanının sahibiyim. Rahmetli babamdan kaldı burası bana. Yaşımın biraz geçkin olduğuna bakmayın, yalnız yaşarım ben… Yok yok yanlış söyledim, yalnız değilim. Mumuş ve Liloş adında iki kedim var, onlarla birlikte yaşıyorum. Evim hemen bu dükkanın üstünde...



Ayrıca karakter isterse diğer karakterleri tanıtabilir, olayların gidişatını anlatabilir.



Örnek olarak, Haldun Taner’in yazmış olduğu Keşanlı Ali Destanı’ndaki Zilha’nın sözlerine bakalım:

Filiz’in babası Bülent Bey, illetli fakir; karısı evden kaçmış. Adam da böyle sönmüş fenere dönmüş. … İhya Bey buba adam. Tuttuğu altın olsun, neme lazım. Beni kızı gibi sever...



Gelişme bölümü; karakterlerin çıkan engellere takılması, belli olaylardan etkilenmesi, çelişkiler yaşaması, kararsız kalması ya da yeni kararlar vermesi, sorunlar çıkması ve sorunlara çözüm bulması gibi belli olaylar içinde çatışmalar yaşayarak hikayeyi ilerletmesi ve geliştirmesini sağladığı bölümdür.



Bu gelişmeleri sağlayan olaylar, yumuşatılarak yazılmalı ve birbirinden ayrı durmamalıdır. Yani olaylar birbirinden kopuk ilerlememelidir. Ama istisna olarak, bazı oyunlarda olaylar birbirinden bağımsız hareket edip finalde hepsi birleştirilebilir. Bu da seyirciyi şaşırtmaya yönelik kullanılan bir yöntemdir. Ana konu içinde yan konular da işlenebilir. Bunlar da genel olaylar içinde, sırıtmadan, ana konuya bağlı olarak işlenmelidir.



Gelişen olaylar hikayeyi bir sonuca doğru götürmelidir. Bu aşamada her olay bir sonraki olaya zemin hazırlamalı, adım adım hikayeyi ilerletmelidir. En etkili yöntem, seyircinin bir sonraki olayı merak etmesini sağlayan yöntemdir. Ama her seferinde bunu yaparak seyirciyi yormamak gerekir. Gelişim aynı hızda olmamalı, olayların gidişatına göre iniş çıkışlı olmalıdır. Ama yine gereksiz hız değişimleri de seyirciyi yorabilir. Eserin belli bir temposu ve ritmi olmalıdır.



Oyunun süresini uzatabilmek için gereksiz yere olay eklemeyiniz. Ancak hikaye içinde olan; işe yarar, oyunu ilerletir olaylar bizim işimizi görür. Gereksiz olay ya da kişiler hemen kendini belli eder ve seyircinin dikkatini çeker. Bu da pek hoş durmaz.



Bütün çatışmalar sonunda son bir çatışma yaşanır ve oyun sonuca gider. İşte bu son çatışma doruk noktasıdır. Doruk noktasında son kozlar paylaşılır, olaylar kızışır, heyecan artar. İşte tam bu noktada en başta belirlediğimiz tema (ana düşünce) ortaya çıkar.



Sonuç bölümü; bütün olaylar neticesinde, kazanan tarafın(bazı oyunlarda eşitlik olabilir) ne yapacağına karar verdiği ve olayları çözdüğü kısımdır. Mutlaka finale kadar gelen çözülmemiş sorunlar vardır ve karakter bu sorunları çözüme kavuşturur. Oyun da bu yeni duruma göre son bulur.



Final doruk noktadan hemen sonra gelmeli ve kısa tutulmalıdır. Yoksa, zaten sabırsızlanan seyirciyi usandırabiliriz.



Finalsiz hiçbir oyun yoktur, olmamalıdır! O kadar tanıdığı ve iki saat boyunca gelişimini gördüğü hikayenin ve karakterlerin, sonunda ne olacağını bilmek seyircinin hakkıdır. İnsan yaşamı da buna benzer. Doğar, gelişir ve ölürüz.



Ölümsüz insan, sonuçsuz oyun olmaz!

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1306
favori
like
share