Sarıkamış’taki Kardelenler - Ahmet Müfit Kutlu

I.Dünya Harbinin başlarında Alman ordusunun Rus ordularını Tanenberg’de kuşatarak esir alması Enver Paşa’yı çok etkilemişti . Harbiye Nazırı Enver Paşa , 1914 Yılının sonbaharında Sarıkamış’taki Rus ordusunun çekilme istikametini keserek Tannenberg’deki Alman zaferinin benzeri bir hayal ile kafasındaki kuşatma planı hazırladı .

Plan gereği Allahuekber Dağları aşılarak Sarıkamış’a inilecek ve Rus ordusunu çembere alacaktı . Bu plan ordu karargahında çok tartışıldı . Enver Paşa’nın Harbiye’den hocası bu plana askerin donanımı ve yaklaşan ağır kış şartları nedeniyle karşı çıkmasına rağmen ağır bir hitapla karşılaşıp yetkileri alınarak kuşatma planı uygulamaya kondu .
120 Bin kişilik orduya Allahuekber Dağları üzerinden hareket emri verildiğinde mevsimin ilk karları da yağmaya başlamıştı .
Enver Paşa , kurmayları ile sıcak karargah vagonunda haritaların üzerlerini renkli kalemlerle işaretlerken dağda yürüyen subay ve erlerin çektiği sıkıntıların farkında bile değildi . Askerin üzerinde kışlık teçhizat yoktu. Tifüs salgını başlamıştı . Erzurum’daki Taş Ambarlar ağzına kadar kavurma dolu olmasına rağmen yeterli ikmal yapılamıyordu .
Dağlar merhametsizdi , dağlar soğuktu . Tarihçi merhum İlhan Bardakçı , Sarıkamış’ı anlatır :

“ Rus Kafkas Ordusu Kurmay Başkanı General Pietroviç’in Moskova Krasnaya Bulvarı’ndaki askeri müzede saklanan raporu hıçkırıklı bir ağıt gibidir . Olay şöyle cereyan eder … 23 Aralık Cuma günü Türk cephesinden artık ateş açılmaz . Gün ışımıştır ; Rus Kurmay Başkanı , karşı sırtlarda mevzilenmemiş apaçık ortada duran bir Türk birliğine ateş açtıracağı sırada , dürbünlü son bir defa daha bakar . Dünya tarihinin görmediği bir sahneye işte o an şahit olur . İlk sırada diz çökmüş beş kahraman .. omuz çukurlarına yaslanmış , yuvalanmış mavzerleriyle nişan almışlar ; tetiğe asılmak üzereler , asılamamışlar . Kaput yakaları Allah’ın rahmetini o civan delikanlıların yüreklerine akıtabilmek istercesine semaya dikilmiş kaskatı … Hele bıyıkları .. hele hele bıyık ve sakalları … her biri birer fütuhat oku misillü çelik misal … Ya gözleri … apaçık . Tabiata da , Başkumandan’a da , karşıdaki düşmana da isyan eden ama Allah’ına teslimiyetle bakan gözleri … Açık .. vallahi apaçık … İkinci sırada bir manzara ki hiçbir heykeltıraş eşini meydana getirmeye muvaffak olamamış . O ürkütücü ayaza rağmen sağrılarındaki fişeklikleri debelenip üzerlerinden atmaya tenezzül etmemiş iki katırın yanında başları semaya dönük 6 esatir güzeli Mehmet . .. Sandıkları bir avuçlamışlar ki kainatı , biz o hırsla avuçlayıvermişizdir . Öylesine kaskatı kesilmişler . Ve sağ başta Binbaşı Mustafa Nihat … ayakta . Yarabbi , bu bir ayakta duruş ki karşısında düşmanı da , kafiri de , melunu da Allah’ımızın huzurunda diz çöküş halinde , gibi . Endamı , düşmanı dize getiren bir tekbir velvelesi misali … Belindeki fişekliklerin yuvalarını kapatmaya bütün gece düşen kar bile razı olmamış . Sol eli boynundaki dürbünü kavramış , havada donmuş , kal’a sancağı gibi . Diğer eli belli ki semaya uzanıp rahmet dilerken öylesine taşlaşmış . Hayrettir başı açık , gür , erkek , kömür karası saçları beyaza bulanmış . Kurmay Başkanı General Pietroviç’in karargahına gönderdiği rapor hıçkırıklı bir ağıt gibi çaresizdir : ‘ Allahuekber Dağlarındaki Türk Müfrezesini esir alamadım ; bizden çok evvel Allah’larına teslim olmuşlardı . 24 Aralık 1914 ’

1955 Yılında Erzincan’da başlayan askerlik hayatım , 1981 yılında bu hikayenin geçtiği Sarıkamış’ta noktalandı . Rus Komutanın misafirhane olarak kullanılan evinde geçirdiğim gecenin sabahı uyandığımda karşı vadide hâlâ duvarları ayakta duran Kanlı Kışla’ya bakarken 84 bin Mehmetçiğin soğuk , açlık ve tifüsten can verdiği dağlarda yaşlı gözlerim Binbaşı Mustafa Nihat ve koşulu topçu bataryasını ve ölümüne emir dinleyen , geri dönmeyen o kahraman Türk askerlerini aradı .


Ahmet Müfit Kutlu

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 306
favori
like
share