"Hoşgörülerin Diyarı Mardin", Doğan Haber Ajansı Mardin temsilcisi Adnan Avuka'nın yeni kitabı. Tarihi MÖ 800'lere uzanan, geçmişinde birçok uygarlığı ve dini içinde hoşgörüyle buluşturan Mardin'i fotoğraflarla anlatıyor. Avuka, kitaba koyduğu fotoğrafları, Mardin'de yıllarca çektiği kilise, cami, köşk, medrese, türbe ve insan fotoğraflarından oluşan 15 bin karelik arşivinden seçti.

Kitapta 10 yıl öncesinin Mardin'iyle de, iki ay öncesinin Mardin'iyle de karşılaşmak mümkün. Avuka kitabın amacını, "Mardin'in varolduğunu bütün dünyaya duyurmak" olarak açıklıyor. Kitapta yöresel yemekler, halk müziği ve oyunları, halk müziği araçları, yöresel kıyafetler, Deyrulzafaran Manastırı, Ulu Cami ve Kasımiye Medrese'si gibi konu başlıkları bulunuyor.

BEN DEYRULZAFARAN MANASTIRI'YIM

Adnan Avuka'nın kitabında "Deyrulzafaran Manastırı" tarihini kendi dilinden anlatıyor: "Ben Deyrulzafaran Manastırı'yım. Mardin'in beş kilometre doğusunda bulunan... 639 yıl boyunca dünya Süryanilerinin Patriklik merkezliğini yaptım. Benim yapım tarihim Mardin'in kuruluşuna kadar gider. Ben Mardin'de çok mutluyum. Hep huzur içinde yaşadım. Benim edebiyatımın en büyük ustası Aziz Efraim, ilham verdi vücuduma... Ben Deyrulzafaran Manastırı'yım, her zaman misafir ağırlayan sevecen bir dost. Ben Hana Dolabani'nin mabediyim. Dünden bugüne gelen..."

Kitabın yöresel kıyafetlerle ilgili bölümünde, iklim koşullarının Mardin'in giyim özelliklerini etkilediğinden bahseden Avuka, şöyle devam ediyor: "1950'lere kadar erkeklerin yaygın olarak kullandığı al ketenden entari biçimi giysiler, günümüz kadın ve erkek giyiminin ortak öğesi bol şalvarlar bunun göstergesidir. 1980'lerde ise mağazalardan sağlanan hazır giysilere yönelindi. Kırsal kesimde, kadın ve erkek giyiminde geleneksel giyim büyük ölçüde sürdürülmekte. Halk eğitim merkezlerinin açtığı giyim kurslarının, halkın modern giyimine büyük ölçüde katkısı ve etkisi oldu. Mardin, halkın şıklığı ve modern giyimiyle örnek illerden bir tanesi

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 694
favori
like
share
MARDINLI1986 Tarih: 11.06.2009 15:56
Dünya Kenti Mardin

Mardin’i fotoğraflarla tanıtmanın zorluğunu bilerek, bu işe yüreklenen fotoğraf sanatçısı ve gazeteci Adnan AVUKA’nın gayret ve özverisini hayranlıkla izliyorum.
Mardin, binlerce yıl önce eğitim şehri görevini üstlenmiş, bugünlere ışık tutacak, geçmişten çağımıza çağdaşlık felsefesinin temellerini atmış bilginleri yetiştirmiştir. Tarihin zenginliği, kültürlerin yoğrulduğu bir kentte yaşamanın ve bu zenginliği gelecek nesillere teslim etmenin heyecan ve mutluluğu her sorumlu insanın gönlünde yatan temel amaçtır.
Kültürlerin beşiği Mezopotamya'nın önünde adeta diz çöktüğü binlerce yıllık tarihi kentin, her alanda farklılığını görmek ve yaşamak mümkündür. Sokaklarının huzur verdiği, reyhan kokan geniş avlulu taş evlerinin yıllara ve doğaya meydan okuyuşunu görmenin, gezmenin verdiği hazzı tatmayanların yaşamlarında bir boşluk olduğuna inanıyorum.
Taşların dile geldiği, inançların şiirselleştiği "Taş Kent" Mardin'de, ezan ve çan seslerinin kardeşçe gökyüzünde buluşmasıyla yaşanan manevi huzur, gökyüzüne komşu olmanın kente verdiği güzellik, Mezopotamya'nın deniz görüntüsüyle birleşmesi, tarih boyunca Mardinlilere ve Mardin'i görenlere ilham kaynağı olmuştur.
Mardin binlerce yıl Hıristiyan'ını, Yezidi'sini, Müslüman'ını din ve dil kardeşliğinin en güzel örneğini sergileyerek bağrında barındırmış ve "Dünya Kenti" olma özelliğini göstermiştir. Bugün Avrupa Birliği ülkelerinin kriter olarak belirlediği özellikler, binlerce yıl önce Mardin'de yaş** felsefesinin temel değerleriydi. Bir yazarımızın ifade ettiği gibi "Dünyayı Mardinleştirmek" gerekir. Dünya Mardinleştirilirse, bütün dengelerin hoşgörü ortamında en yüksek ve güvenilir düzeyde yerli yerine oturacağına inanıyorum.
Yaş**ı boyunca Mardin'in tanıtımı için her türlü gayret ve fedakarlığı gösteren, yurt içinde ve yurt dışında açtığı fotoğraf sergileri ile Mardin turizmine büyük katkılar yapan fotoğraf sanatçısı ve gazeteci Adnan AVUKA, yukarıda ifade etmeye çalıştığım değerleri, Mardin fotoğraflarını içeren kitabıyla, bu kenti sevenlerin ve merak edenlerin beğenisine sunacaktır.
Ancak Mardin'i tanımak ve güzelliklerini yaşamak, eşsiz tarihi zenginliklerini, dinlerin ve dillerin kardeşliğini, insan sevgisinin en yüksekte olduğunu görmenin ve zaman tünelinde binlerce yıl geriye gitmenin mutluluğunu ve heyecanını yaşamak isteyenlerin mutlaka ve mutlaka Mardin'i ziyaret etmeleri gerektiğini açık yüreklilikle söylüyorum.
Fotoğraf Sanatçısı ve gazeteci Adnan AVUKA'ya tarihi taş kentin tanıtımına karşı gösterdiği duyarlılık ve hassasiyetten dolayı teşekkür eder, daha mutlu ve güzel fotoğraf kareleri içinde yaş**ını sürdürmesini temenni ederim

Mehmet KILIÇLAR
Mardin Valisi

Ben Ulu Cami'yim


Her taşıma sinmiş ilahi duaları gök kubbeye taşıdım.
Ben Ulu Cami'yim... Minarem gökyüzüne uzanan şehadet parmağım. Yüksekliğimle nerdeyse kaleye uzanırım. Etrafımda çarşılar kenetlenmiştir.
Benim minaremden yayılan ezan, kalede yansır. Rüzgar ilahi davetimi Mezopotamya'ya ulaştırır. 12. yüzyılda Artuklu görkemiyle inşa edildi minarem.

Kutbettin İlgazi'ye hep müteşekkir kalmışımdır. Ne rüzgarların şiddeti, ne karların ağırlığı, inançla inşa edilmiş mabedimi yıkamamıştır.
Ben Ulu Cami'yim... Yüce bir medeniyetin bu güne bıraktığı miras. Her sabah güneş ilk ışığıyla beni selamlar. Dolunay neredeyse minareme konar. Hele sisli havalarda ruhum kasvetle dolar.

Ben Ulu Cami'yim. Dedim ya, ezanım çan kulesinindavetiyle yankılanır.
Ben Ulu Cami'yim benim suyum hiç bitmez. Kalede birikir buz gibi sular, sonra şadırvanımda konaklar. Biliyor musunuz? Batıya bakan kapımda hemen duvarın yanında kara bir taş var. Çocukların ellerini sürüp dilek diledikleri.
Ben Ulu Cami'yim. Latifiye ve Şehidiye Camileri'nin minarelerine göz kırpan...
Ben Mardin'im.