Hatuniye (Sitti Radviyye) Medresesi (Merkez)

Mardin il merkezinin kuzeyindeki Gül Mahallesi’nde bulunan bu medreseyi Artuklu Sultanlarından Necmeddin Alpi’nin eşi Sitti Razviye (Radviyye) yaptırmıştır. Yapının kitabesi bulunmamakla beraber 1177-1185 arasında yapıldığı sanılmaktadır.

Günümüze gelen kalıntılarından medresenin iki eyvanlı, revaklı avlulu ve iki katlı olduğu, köşelerine de kubbeli türbe kısımlarının yerleştirildiği anlaşılmaktadır. Bu plan tipi Anadolu medrese mimarisinin gelişiminin XIII.yüzyılda belirlenmeye başladığını da göstermektedir.

Medrese çeşitli dönemlerde yapılan eklerle özgün biçiminden kısmen de olsa uzaklaşmıştır. Yapının asıl girişi bilinmemektedir. Medresenin solundaki girişten önce eyvan mescide ve sonra da revaklı, üzeri açık bir avluya girilmektedir. Güney eyvanının kuzeyindeki bölüm sonradan cami olarak kullanılmıştır. Bu arada mihrap duvarının solundaki mekânlar bozulmuş ve buraya bir de balkon eklenmiştir. Nitekim kuzeydeki giriş eyvanının kemer izleri bugün görülebilmektedir. Avlunun batısında çapraz tonozlu revakların arkasında üzerleri beşik tonozlu bir bölüm günümüze iyi bir durumda gelebilmiştir. Avlunun doğusundaki kemerlerden burada bir takım medrese hücrelerinin olduğu anlaşılmaktadır. Revaklar üzerindeki aralara örülmüş kemerler bunların üzerinde ikinci bir katın olduğuna işaret etmektedir. Bu kata nereden çıkıldığı ise anlaşılamamıştır.

Ana eyvanda bulunan mihrabın bezemeleri dikkat çekicidir. Üzerleri sıvanmış ve badanalanmış olmasına rağmen bunların altında zengin bir taş işçiliği olduğu da dikkati çekmektedir. Mihrap nişinin iki yanında iki sütunçe bulunmakta olup, bunlar birbirlerine yuvarlak kemerlerle bağlanmış, aralarında kalan bölüm altıgen yıldızlarla doldurulmuştur. Bu yıldızlar Artuklu döneminde çok sık kullanılmış olan kartal armalarına benzemektedir. Mihrap kubbesine frizler ve üç sıra silme ile geçilmektedir.

Ana mekândaki kare planlı türbe eyvanın doğusunda olup, üzeri tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Bu yapıda baklava bezemeli taştan kafesli iki pencereye yer verilmiştir. Türbe mihrabı da sıvandığından altında kalan bezemeler bozulmuştur. Ancak izlerinden burada iki sütunçenin taşıdığı dilimli kemer, zikzaklı silmeler ve kufi yazıya benzeyen çerçeveler içerisine alınmış iç içe altıgenler olduğu görülmektedir.

Türbe içerisinde yan yana iki sanduka bulunmakta olup, bunlardan birisinin üzerinde çiçekli bir kitabeye yer verilmiştir.


Zinciriye Medresesi (Merkez)


Mardin Medrese Mahallesi’nin kuzeyinde bulunan Zinciriye Medresesi Melik Necmeddin İsa Bin Muzaffer Davut Bin El Melik Salih tarafından 1385 yılında yaptırılmıştır.

Medrese geniş bir alanı kaplamakta olup, cami, türbe ve ek yapılardan meydana gelmiştir. Bu medresede avlu çevresinde sıralanan mekân düzeninden uzaklaşılmıştır. Medresenin doğu ve batısındaki kenarlarında dilimli kubbeleri olan anıtsal giriş kapıları bulunmaktadır. Bunlardan güneydekinde dilimli kubbenin altında türbe, doğudakinde ise yine dilimli kubbenin altında camiye yer verilmiştir. Bu iki mekân arasında dışarıya açık dört revak kemeri ile kubbelerin altındaki dilimli yarım kubbeli duvar payandaları yapıyı görkemli bir şekle sokmuştur. Revak kemerlerinin altında sivri kemerli bir de çeşme görülmektedir.

Birkaç basamak merdivenle çıkılan medresenin giriş kapısı iki sıra mukarnasla dikdörtgen bir çerçeve içerisine alınmıştır. Burada kufi bordürlü bezeme, iki yandaki sütunçelerin taşıdığı üç dilimli niş kemeri ile çevrelenmiştir. Buradaki mukarnas dolgunun altında nişi çepeçevre dolaşan bir kitabe kuşağı bulunmaktadır. Onun altındaki yan duvarlarda ise bitkisel motifli rozetler bulunmaktadır. Ayrıca giriş kapısının üzerindeki yazılar da madalyonlar halindedir. Bu madalyonların altında iki ayrı çeşit taş süslemenin olduğu da dikkati çekmektedir. Üstteki bezemede aralarında altıgenler ve üç kollu yaprakların olduğu birbiri içerisine girmiş kıvrımlı çizgilerden örgü motiflerine yer verilmiştir. Ortadaki küçük altıgenlerde bazı sözcükler yazılıdır. Bunun altındaki bezemelerde karşılıklı palmetler varsa da bunlar kakma olarak işlendiğinden çoğu düşmüştür. Bu kapıdan üzeri tonoz örtülü bir giriş kısmına geçilir. Medresenin ikinci katına çıkılan merdivenler ise girişin sonundadır. Bunun solunda beşik tonozlu bir koridor ile zemin kattaki avluya geçilir. Bu avlu aynı zamanda dışa da açık olup, revaklarla çevrilidir. Koridorun kuzeyine beşik tonozlu küçük bir oda ile L biçimli bir mekân yerleştirilmiştir. Koridorun güneyinde cami bulunmaktadır. Koridora bakan pencerelerle aydınlanan cami ortada mukarnaslı, tromplu bir kubbe ile örtülüdür. Bu kubbenin dışında kalan bölümler de beşik tonozlu mekânlardan oluşmuştur. Caminin palmet biçimindeki kakma motiflerle bezeli mihrap nişinin üzerinde madalyonlar ve yazı frizleri bulunmaktadır. Ancak mihraptaki bezeme ve kitabelerin çoğu bozulmuş, kakmaları düşmüş veya yerlerinden sökülmüşlerdir.


Caminin kuzeyindeki dar bir koridor sonunda dikdörtgen bir avluya ulaşılır. Bu avlunun güneyinde beş kemerli, üzerleri çapraz tonoz örtülü bir revak bulunmaktadır. Revakların güney duvarındaki küçük mihrap nişinin yanlarında da ikişer kemerli bir bölüm medresenin güney yönüne açılmaktadır. Avlunun kuzeyinde içerisinde selsebil olan beşik tonozlu bir eyvan bulunmaktadır. Bu eyvanın iki yanındaki odaların ilk yapıldığı döneme ait olmayıp sonradan buraya eklendiği anlaşılmaktadır.

Güneydeki mekânın üzerindeki kitabesinden burasının bir türbe olduğu anlaşılmaktadır. Sultan İsa’ya ait olan türbe, kare planlı olup, üzeri kubbe ile örtülüdür. İçerisinde bir sanduka bulunmaktadır. Türbedeki mihrabın ve giriş kapısının bezemelerinden çoğu yerlerinden düşmüştür.

Melik İsa Timur ordusu ile savaşmış ve bir süre bu medresede hapsedilmiştir.

Cami ve türbenin yüksekliği ikinci katla aynı düzeydedir. Avlunun batısı kemerli olup, çapraz tonoz örtülüdür. Bu bölümün de sonradan yapıldığı sanılmaktadır. Bu mekânla üst katın batı ve doğu bölümleri birleştirilmiştir.

Mardin Müzesi yeni binasına taşınmadan önce Zinciriye Medresesi’nde işlevini sürdürmüştür.


Kasımiye Medresesi (Merkez)


Mardin’in güneybatısındaki tepenin altında bulunan Kasımiye Medresesi’nin yapımına Artuklu döneminde başlanmış, Sultan Kasım tarafından da 1487-1502 yıllarında tamamlanmıştır. Medresenin yapım tarihi bilinmemektedir. Akkoyunlu Hükümdarı Cihangiroğlu Kasım Mardin’i onarmak için geniş bir çalışma başlatmış, bazı yapıların yanı sıra medreseler de yaptırmıştır.

Kasımiye Medresesi XIV.yüzyıl Artuklu mimari özelliklerini yansıtmaktadır. Kesme taş ve yumuşak yöresel taştan yapılan medresenin giriş kapısı sol tarafa kaydırılmıştır. Bezemesi Zinciriye Medresesi ile yakınlık göstermektedir. Kapının dışında mukarnaslı bir kuşak, içeride köşe sütunları ve üç dilimli bir kemer bulunmaktadır. Bu kapıdan üzeri kubbe ile örtülü bir girişten beşik tonozlu koridora geçilmektedir. Bu koridordan avluya ve camiye ulaşılmaktadır.

Cami üzeri kubbeli kare bir mekân ile yanlarındaki beşik tonozlu mekânlardan meydana gelmiştir. Avlunun arkasında üç yöne doğru uzanan medrese odaları sıralanmıştır. Revakların güneyinde dilimli kubbeleri ile dikkati çeken türbeler bulunmaktadır. Ayrıca avlunun kuzeyinde içerisinde havuz bulunan bir ana eyvan vardır. Bu eyvanın iki yanına da beşik tonozlu birer oda yerleştirilmiştir.

Medresenin alt ve üst kat planları birbirinin eşidir.


Şehidiye Medresesi (Merkez)

Mardin Şehidiye Mahallesi’nde bulunan Semanin Medresesi ismi ile de tanınan bu yapının girişindeki vakfiyesinden öğrenildiğine göre Necmeddin Gazi döneminde 1239-1260 yılları arasında yaptırılmıştır. Ancak Kâtip Ferdi günümüze gelemeyen bir kitabeye dayanarak medresenin Artuk Aslan döneminde, 1201-1239 yıllarında yapıldığını ileri sürmüştür. Bu kaynaklara dayanılarak medresenin XIII.yüzyılın ilk yarısında yapıldığı kabul edilmelidir.

Medrese değişik zamanlarda çevresine yapılan eklerle özgünlüğünü yitirmiş ve plan şekli bozulmuştur. Bugünkü durumunda dikdörtgen bir avlu çevresinde sıralanmış yapılardan meydana gelmiştir. Günümüzde sokak seviyesinin altında kalan, yüksek ve derin bir niş içerisine alınmış ana kapı balıksırtı sütunçeler ve palmetlerle bezelidir. Bu kapıdan beşik tonozlu bir koridorla avluya geçilir. Koridorun solundaki kapı, avlunun solunda karşılıklı sıralanmış iki sıra halindeki medrese odasının bulunduğu başka bir koridora açılmaktadır. Avlunun kuzeyinde selsebilli bir eyvan, batısında da revaklı bölümler bulunmaktadır.

Medresenin camisi enine iki nefli olup, doğu ve batısında çatılı iki girişi vardır. Caminin minaresi 1916-1917 yılında yapılmıştır. Taş kaide üzerindeki minarenin gövdesi yivler ve burmalı sütunlarla karışık bir görünümdedir. Ayrıca medresenin günümüze çok bozulmuş olarak gelmesine rağmen taş işçiliğinin güzel örneklerini yansıttığı da kalıntılarından anlaşılmaktadır.


Altunboğa Medresesi (Merkez)
Mardin Tekke Mahallesi’nde bulunan Altunboğa Medresesi Kâtip Ferdi’nin kayıtlarına göre Melik Mansur’un veziri Altunboğa tarafından yaptırılmıştır. Kitabesi bulunmadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. Ancak, Melik Mansur’un hüküm sürdüğü dönem ve medresenin mimari yapısı XIII.yüzyılın sonu ile XIV.yüzyılın başında yapıldığını göstermektedir.

Medrese günümüze harap bir durumda gelmiş, yalnızca çeşmesi iyi durumdadır. Çeşmenin bulunduğu bu bölümün selsebilli bir eyvan olduğu sanılmaktadır. Çeşmenin arkasında deposu, yanlarında da sivri kemerli nişler vardır. Eyvanın güneyindeki mukarnas ve bitkisel bezemeli kapıya dayanılarak da yapının oldukça geniş bir alana yayıldığı anlaşılmaktadır. Bunun dışında medrese ile ilgili başka bir bilgiye ulaşılamamıştır.


Melik Mansur Medresesi (Merkez)

Mardin Gül Mahallesi’nin kuzeydoğusunda bulunan bu medrese kaynaklarda Şeyh Aban Şeyh Libben ve Haliliye Medresesi olarak da geçmektedir.

Medresenin kitabesi bulunmamakla beraber Artukoğullarından Melik Mansur’un yaşadığı dönem ve mimari yapısından ötürü Medresenin XIII.yüzyılın sonu veya XIV.yüzyılın başında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Medrese günümüze harap bir durumda gelebilmiş olup, bu nedenle de planı tam olarak anlaşılamamıştır. Yalnızca güneydeki sağlam durumda olan bölümünün mescit olduğu anlaşılmaktadır. Burada mihrap önünde çapraz tonozlu bir bölüm, yanlarda da beşik tonozlu mekânlar bulunmaktadır. Kuzeydeki cephesi kapı ve pencerelerle dışa açılmakta olup, mekânın içerisinde bazı lahitler de vardır.


Marufiye Medresesi (Merkez)

Mardin Şar Mahallesi’nin kuzeyinde bulunan bu medrese Beyt il Artuki veya Hacı Maruf Medresesi ismi ile tanınmaktadır. Kitabesi günümüze gelememiştir. Mimari yapısına dayanılarak medresenin XIII.yüzyılın başlarında yapıldığı sanılmaktadır.

Medrese günümüze harap bir durumda gelmiş, kalıntıları oldukça geniş bir alana yayıldığından yapının büyük ölçüde planı olduğu anlaşılmaktadır. Cephe kalıntıları oldukça zengin olup, aynı zenginlik medresenin içerisine de yansımıştır. Medresenin kuzey bölümü selsebilli bir eyvana sahip, doğu ve batısı eyvanlarla genişleyen kubbeli bir mekânı yansıtmaktadır. Buradaki selsebil taş ve mermer mozaiklerle bezenmiştir. Selsebilden çıkan sular mozaik kanallarla kubbeli bölüme, oradan da avluya ulaşmaktadır. Selsebilli mekânın solundaki kalıntıların çapraz tonozla örtülü olduğu görülmektedir.

Medresenin doğu eyvanı oldukça geniş bir plan göstermektedir. Bunun kuzeyinde, avludan içerisine girilen, altı çapraz üstü beşik tonozla örtülü bir başka mekân daha dikkati çekmektedir. Bunun güneyindeki beşik tonozlu oda ile mescidin değişik dönemlerde eklendiği anlaşılmaktadır.

Marufiye Medresesinin planı Mardin’deki Sultan İsa ve Sultan Kasım medreselerinde de aynen tekrarlanmıştır. Büyük olasılıkla bu medrese, cami ve türbe ile bütünleşerek iki katlı açık medreselerin öncülerinden bir örnek olduğu anlaşılmıştır.


Şah Sultan Medresesi (Merkez)

Mardin Tekke Mahallesi’nde bulunan bu medreseyi Akkoyunlu İbrahim Bey ismi ile tanınan caminin önünde, İbrahim Bey’in eşi Şah Sultan yaptırmıştır. Kitabesi bulunamadığından yapım tarihi kesinlik kazanamamıştır. İbrahim Bey’in eşi Şah Sultan’ın yaşadığı dönem ve medresenin mimari yapısı dikkate alındığında bu yapının XV.yüzyıl sonu veya XVI.yüzyılın başında yapıldığı anlaşılmaktadır.

Günümüze harap bir durumda gelen bu medresenin kalıntı ve bölümlerinden açık avlulu, iki katlı medrese planında olduğu anlaşılmaktadır. Medresenin batı ve doğusunda revakların arkasında medrese hücreleri sıralanmıştır. Medresenin kuzeyinde selsebilli bir eyvanı vardır. Ana eyvanın yanlarında ise üzerleri tonozla örtülmüş iki odaya yer verilmiştir. Kuzey ve batı yönünde ise, ikinci kata ait izler dikkati çekmektedir.


Savur Kapı Medresesi (Merkez)

Mardin’de Bab es Sur Camisi’nin yakındaki dar bir sokak içerisinde bulunan bu medresenin kitabesi bulunmadığından yapım tarihi ve yaptıran bilinmemektedir. Kaynaklarda da bu medrese ile ilgili yeterli bilgi bulunmamaktadır.

Medrese günümüze harap bir halde gelmiştir. Bu yapının Artukoğulları döneminde, XIII.-XIV.yüzyıllar arasında yapıldığı sanılmaktadır. Kalıntılarından medresenin avlulu ve iki katlı olduğu anlaşılmaktadır. Zemin katta dükkânlara ve ahırlara yer verilmiştir. Üzerindeki ikinci kat iki mekâna ayrılmış ve bunların üzeri de yan yana ikişer çapraz tonozla örtülmüştür. Birbirleri ile aralarında geçişler olan bu mekânların sonradan araları örülmüştür.


Muzafferiye Medresesi (Merkez)

Mardin’de Kale eteğinde bulunan bu medresenin Artukoğullarından Melik Muzaffer Karaaslan tarafından yaptırıldığı bilinmektedir. Medresenin kitabesi günümüze gelemediği gibi kaynaklarda da onunla ilgili yeterli bir bilgiye rastlanmamıştır. Bununla beraber XIII.-XIV.yüzyıllar arasında yapıldığı sanılmaktadır.

Yapımında yöresel siyah ve beyaz taşlar kullanılmıştır. Medreseden günümüze herhangi bir iz gelememiştir.


Hüsamiye Medresesi (Merkez)

Mardin’de bulunan Hüsamiye Medresesi Kâtip Ferdi’den öğrenildiğine göre; Hüsameddin Timurtaş tarafından yaptırılmıştır. Hüsameddin Timurtaş’ın 1121’de tahta çıkıp, 1150’de öldüğü dikkate alınacak olunursa, yapı XII.yüzyılın ilk yarısına tarihlendirilmelidir.

Hüsamettin Timurtaş medreseden başka karşısına bir de cami yaptırmıştır. Günümüze gelemeyen bu medrese hakkında fazla bir bilgi bulunmamaktadır.


Harzem Taceddin Mesud Medresesi (Kızıltepe)

Mardin Kızıltepe ilçesinin 8 km. kuzeydoğusunda Zerkan Suyu kıyısında bulunan bu medresenin iç kapı kitabesinden öğrenildiğine göre; Artukoğullarından Melik ül-Mansur Nasireddin Artuk Arslan’ın Azatlı kölesi Taceddin Mesud bin Abdullah tarafından yaptırılmıştır.

XIII.yüzyıl eseri olan bu yapı sonraki dönemlerde yapılan ilavelerle plan düzeninde büyük değişiklikler meydana gelmiştir. Bu nedenle medresenin tam bir planını çıkarmak mümkün olamamıştır. Yalnızca günümüzde mescit olarak kullanılan türbesi ile cami mekânı birbirinden ayrılabilmektedir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 548
favori
like
share