Londra'lı Tüccar - George Lillo - Tiyatro Metinleri - Tiyatro Oyunları - Drama - Tirad - George Lillo oyunları


Londra'lı Tüccar - George Lillo

Oyunun Konusu :

Thorowgood adlı , zengin ve iyi bir tüccarın yanında çalışan çırak Barnwell , Millwood adında bir fahişeye gönlünü kaptırır.Millwood , para düşkünü bir kadındır ve hizmetçisi Lucy ile birlikte , Barnwell'a bir komplo kurarlar.Sözüm ona , Millwood , ailesinden ona kalan malikanede , mallarını kendi adına yöneten bir yardımcı aracılığıyla yaşarken ; bu adamın çeşitli oyunları sonunda , oradan kovulmuş ve fakir düşmüştür.Bu acıklı öykü , Barnwell'a çok dokunur ve kendini , bu iki bayana hizmet etmeye zorunlu hisseder.

Para gerektiği için , önce , patronu ve ustası olan Thorowgood'u soyar.Ancak , bu para Millwood'a yetmez.Millwood , Barnwell'ın amcasının zengin olduğunu öğrenmiştir.Kendisini acındırarak , amcasını öldürmesini ve böylelikle , çok rahat bir hayat yaşyabileceklerini söyler.Barnwell , önce karşı gelse de , daha sonra bu öneriyi kabul eder ve bir tuzak kurarak amcasını öldürür.Ancak , sonradan pişman olduğu için , kasanın anahtarlarını almaz. Bunu öğrenen Millwood , Barnwell'a , artık birlikte olamayacaklarını söyler ve onu ihbar eder.Barnwell tutuklanır.Ancak , Thorowgood bu olaydan kuşkulanır.Millwood , bunun üzerine , hizmetçisi Lucy'yi suçlasa da ; Trueman , Blunt ve olaya tanık olan diğer kişiler ona inanmazlar.Çaresiz kalan Millwood , suçunu itiraf eder ve tutuklanır.Oyunun sonunda , önce Milwood , sonra da Barnwell idam edilir.

4.Perde VIII. Sahne'de , Millwood'un kendini kötü yola düşüren kadere isyanı gözlemlenirken ; 5.Perde II.Sahne'de , Barnwell'ın kadere boyun eğişi , oyundaki karşıt davranışlar olarak göze çarpar.



Oyundaki Kişiler :

Barnwell : Çırak

Throwgood : Barnwell'ın patronu olan tüccar

Millwood : Barnwell'ın sevgilisi olan fahişe

Amca : Barnwell'ın amcası

Trueman : Barnwell'ın arkadaşı

Mary : Thorowgood'un kızı

Lucy : Milwood'un hizmetçisi

Blunt : Milwood'un uşağı



Prolog

Çeviren : Özlem Yaşayanlar



Yüce esin perileri sergilemekten zevk duyar ,
Prenslerin dertlerini ve kraliyet acılarının görüntülerini ,
Berbat bir tantanayla majestelerine ;
Dokunmak için bir ulusun çöküşüne
Veya bir kahramanın kaderine.

Belki bilir eli maşalı olanlar ,
Aşağıdaki tuhaf değişimi :

Ne tehlikeler barındırır güvenliğin bağrında ,
Nasıl yıkılır gurur ve zulüm sonunda ,
Yüce Tanrı bilir ve sahibidir ;
İnsanlıktır zafer katan tahta.

Geçmiş zamanlarda birçok dillerde ,
İyilik şarkıları söylenmiştir hep ;
Sayemizde de söylenir
Ve dileriz , başarıyla dillenir.
Affedin bizi eğer sergiliyorsak ,
Sanattan uzak şeyler , özel bir öykünün sancısı ,
Konumuz Londra'lı bir tüccarın acısı ,
Adını eski bir şarkıdan aldığı.

Dileriz , izlemeye değer bulursunuz ,
Ahlaki bir öyküdür bu saygı gören ;
Yıllar geçse de ebediyen ,
Yüzlerce gözü , yaşlara gömen.

Eğer düşüncesiz gençlik , utandıracaksa çağı
Boş yıkımlardan ; buyrun sahneye!
Ve doğruysa eğer , bu saflık örneği ;
Yanlış yaptırma bize , göster iyiliği.

Eğer , Millwood'un korkunç suçu ,
Yönetiyorsa iyiliğin ve saflığın erdemini ;
Çoğumuz yanılıyor demektir ve sanat isteniyor ,
Hoşgörünüz ise , doğruluyor öykünün gerçekliğini.


ÜÇÜNCÜ PERDE


V.Sahne


BARNWELL

(Köyden biraz uzakta , yürürken)

Kasvetli bir karanlık , günü yok ediyor.Ya , güneş bir bulutun ardına saklandı ya da yapacaklarımı görmemek için , olduğundan daha hızlı bir şekilde , göğün batısına doğru yolculuğuna devam ediyor.Bu kahrolası işe bulaştığımdan beri , ne yaparsam yapayım , sanki ayağımın altındaki toprak sallanıyor.Şuradaki berrak nehir , bembeyaz akarak doğal bir çağlayan gibi görünüyor ve ben geçerken , sanki cinayeti fısıldaşıyorlar.Toprak , hava ve su ; sanki hepsi biliyor.Öyle tuhaf ki ; Tanrı , iyi birinin başına bir felaket gelmesine izin verirse , tüm dünya cezalandırılıyor ve doğa bunu kesinlikle hissediyor.Adalet mi bu? Babamın biricik kardeşi için , ben ne anlam taşıyorum? Evet , babam öldüğünden bu yana bana babalık yaptı.Hem öksüz hem de yetimken , beni en iyi şekilde büyüttü.Hala bana çok düşkündür.Ve ben buraya onun kaderindeki katil olarak geldim.Hainliğim karşısında dehşete düşüyorum -ki daha iş tamamlanmadı- Böyle bir vahşeti yapmazsam ve buradan kaçarsam ne olur?

(Gitmeye başlar , sonra durur.)Ancak nereye , nereye gideceğim? Efendimin bana hep açık olan kapıları , artık , sonsuza dek kapandı.Param olmazsa , Millwood beni asla görmek istemeyecektir.Ve onsuz bir hayata katlanacak durumda değilim.Kalbimde bambaşka bir yeri var.Ve biraz da , despot bir yöntemle , bana egemen oluyor.Ah! İşte , günahımın ve üzüntümün nedeni.Bu , aşktan da öte ; bu , ruhumun ateşi ve tutkularımın deliliği.Doğa , akıl ve vicdan boşu boşuna buna karşı çıkıyor. Dizginlenemeyen tutkular hepsinden üstün geliyor.Ve beni şehvete , hırsızlığa ve cinayete sürüklüyor.Ah vicdanım! İyiliğin güçsüz kılavuzu.Hep , yolumuzu şaşırınca ortaya çıkarsın ve bizleri durdurmak için güç istersin.İşte orada , amcam gölgeden yürüyor! Tek başına.Şimdi , giysimi değiştirmeliyim.(Bir şapka çıkarır)Bu onun dinlenme saati.Hergün ruhu için bunu yapıyor.Ben yapabilecek miyim , acaba? Zaten benim Tanrı'yla ne ilgim var ki? Ha! Mücadele yok , ya vicdan?

Bu yüzden! İşte , bu yüzden vicdanımdaki acı

Ve iyi olan her düşüncede , şehvetin yarattığı fırtına ;

Bitmelidir kanla.


(Şapkasını takar ve bir silah çıkarır.)

VI. Sahne

AMCA

(Ormana yakın bir yerde yürürken)

Eğer batıl inançlarım olsaydı , görünmeyen bir tehlikenin yaklaşmakta olduğundan korkardım veya ölümün yakın olduğundan.Ağır bir melankoli ruhumu gölgeliyor.Zihnimde korkunç mezarlar ve ölümün değiştirdiği vücutlar beliriyor.Soluk ve uzamış yüzler dikkatini çekiyor ağlayan gözlerin. Ve ruhumu acı , korku , acıma ve nefretle dolduruyor.Bu düşünceleri kafamdan atmak istiyorum.Güçlü bir erkek , kendini bu düşünceye alıştırarak ölüme hazırlanmalıdır.Aynaya yakından baktığınızda ; bir ölünün içinde yaşayan , gelecekteki halinizi görürsünüz.Her biri , nasıl da tutukuların ölçüsünü taşırır.Arzular yokolur veya görüntüyü bozar.Akıl daha yavaş çalışır.Kan yavaşça ilerler damarlarda.Sonra da , düşüncelerimizdeki tek bir obje gibi iyice hareketsizleşir.Bundan sonra ne yapmalıyız? Ruhumuz merakla uyanıyor ve bir yolculuğa hazırlanıyor.

VII. Sahne

AMCA ve uzakta BARNWELL

Amca-Ölüm , senin gizemli ve garip gücün ; her gün görülüyor , asla anlaşılamıyor.Ancak , bu iletişim kurulamayan bir ölüm.Nesin sen? İnsan aklı , dünyanın çevresinde dönüyor ; tam ortasında batıyor veya göklere yükseliyor.Orada , gizemli dünyalara ulaşıyor veya ulaştığını zannediyor.Bu sırada , kayıp bulutlar geçiyor ; korkunç ve karanlık.Önceki halinden daha fazla şüpheyle ve yenik olarak geri dönüyor ; işini kaybetmiş ve emin olduğu hiçbir şey kalmamış bir halde.(Bu konuşma boyunca Barnwell , bazen silahını doğrultur ; sonra aşağıya indirir ve en sonunda yere atar.Tam o sırada , amcası kılıcını çeker.)

BARNWELL-Bu imkansız!

AMCA-Çok yakınlarımda silahlı ve maskeli bir adam var!

BARNWELL-Artık geriye dönüş yok.(Göğsünden bir hançer çıkarır ve vurur)

AMCA-Ah! Vuruldum! Ulu Tanrım , ölmekte olan bu hizmetlinin dualarını kabul et.Sevgili yeğenimi koru , katilimi affet ve ruhumu sonsuz merhametine kabul et! (Barnwell maskesini çıkarır , ona doğru koşar ; diz çöker onu kaldırır ve götürmeye çalışır.)

BARNWELL-Yokolan Aziz! Öldürdüğüm , şehit ettiğim , amcam! Aç şu kapanan gözlerini ; katiline , yeğenine bir bak! Öyle bakma bana! Bırak gözlerinden öfke çıksın , ölmeden önce bağır çağır bana.Tanrım , benim için ağlıyor.Bu gözyaşları , bu gözyaşları ; kan için.Ölüm acısı içindeki zavallı , katili için ağlıyor.Ne yapmaya çalıştığını söyle bana.Beni affettiğini söyle bana.Beni de yanına al.Alırdı ama , yapamaz.Bir katilin elini nasıl bu kadar sevgiyle tutabiliyorsun? O da ne? Beni öpecek misin? (Onu öper , Amca inleyerek ölür)

Onu sonsuza dek yitirdim.Ben de peşinden gidiyorum.(Kendinden geçmiş bir halde , amcasının üzerine uzanır.)Toprağın bağrındaki bu acıları bastırmak için , hala yaşıyor muyum? Hala nefes alıyor muyum ben? Ve bu güzel havayı nefesimle kirletiyor muyum? Tanrım , yüce tahtından bir bak ; adaletin ve merhametinle.Bir bak , şu öldürdüğüm Azize ve katili olan bana! Bana acı ve zavallı varoluşuma bir son ver.Cinayet , suçların en kötüsü.Hele akraba katili olmak , bunların en kötüsü.Zamanın başlangıcından beri bilinen Kabil , ondan daha üstün tutulan kardeşini öldürmüştü.İğrenç Nero , başka biri aracılığıyla , korktuğu ve nefret ettiği annesini öldürtmüştü.Ve ben kendi ellerimle en çok sevdiğim kardeşimi , annemi ve babamı öldürdüm.Bu korkunç davranışımın başka bir benzeri yok.Ah , ah! Dilerim , bu , bütün cinayetlerin en sonuncusu olur.Çünkü , bu cinayetlerin en kötüsü.

İşkence ve umutsuzluk içinde yaşarken zengin adam ,
Boşu boşuna umutlanıyordu dualarından ;
Kendini kaybetmiş bir aptal bile hoşnuttur ,
Başkalarına sahtekarca iyi davranmaktan.
Yazık ki , duyuramayız kendimizi Tanrı'ya ,
Ayakta kalmaya çalışırız yasaların karşısında.
Ancak , bir tek sonsuz kural vardır ;
Temelde dayanan tüm insanlığa

DÖRDÜNCÜ PERDE

VIII. Sahne


THOROWGOOD , LUCY , TRUEMAN , BLUNT ve GÖREVLİLER

LUCY-Beyler , yerinizi alın.Biriniz , kapının bu tarafına ; diğeriniz de , o tarafa geçin.Tetikte olun ve ölçülü davranın.(Thorowgood'a)Davranışlarına dikkat edin.Onu tanırım , sınırları sonuna kadar zorlayacaktır.Mutlaka , iyi bir önerisi olacaktır.(Millwood , onlara doğru bir silah doğrultur ; Trueman , Thorowgood'u korur.)

TRUEMAN-İşte kötülüklerinin sonu geldi ; seni hain , zalim , vahşi kadın!

MİLLWOOD-Aptal , yalancı , hain adam! Benimle böyle konuşamazsın.

TRUEMAN-Sana kadın demek , cinsine hakaret olur ; sen bir şeytansın!

MİLLWOOD-Bu düşsel görüntü , sizin lanet olası cinsinizin belirtisidir.Bir ayna ; her insan , kendi benzerini görür burada.

TRUEMAN-Başkalarının hatalarını daha çokmuş gibi göstererek , aklın hiç de sıradan olmayan yetkinliklerini taciz ederek , hele bir de buna vücudunu katarak , kendi suçunu azaltacağını düşünme.

MİLLWOOD-Eğer böyle olsaydım , sizin barbar cinsinizi lanetleyebilirdim. Değer bildiğim halde , karşılığında beni soydunuz.Kaybettiklerimi saymam için , bana çok geç geldiniz.Beni yok eden birileri hep oldu.Ve sonunda , bana sadece yoksulluk düştü.Hep hor görüldüm ; ki , küçük görenleri küçümserdim hep.Hangi yolla olursa olsun , kötülerin işlerinin hep yolunda gittiğini farkettim.Bu nedenle , zengin olmanın gerekli olduğunu düşündüm.Ve bütün becerilerimi sonuna kadar kullandım.İğrenç olduğumu düşünebilirsiniz ; umurumda değil.Siz erkekler , beni bu hale getirdiniz.

THOROWGOOD-Erkeklerin sadece en kötüleriyle mi karşılaştın?

MİLLWOOD-Her düzeyde ve her meslekten erkekler tanıdım.Hiçbirinin bir farkı yok.Sadece kapasiteleri farklı.Ama yine de , kötülüklerini , güçlerinin son noktasına kadar kullanıyorlar.Kibir , hırs , zulüm , intikam , ayrılık ; benim şaşmaz kılavuzlarım oldu bu nedenle.Berbat bir saygınlıkta yaşayan varoş yargıçlarından , Cornwall'ın hiç de konuksever olmayan yerlilerinin , batırdığı gemiler olduğunu duydum.Örneğin , masum komşularımı kendi suçlarımla yargılasaydım , daha güvende olacaklarını görürdüm.Suçluyu ortaya çıkarmak , daha az skandal olmasını sağlayacaktı.Ortada bir çok şüpheli ve ölümle karanlık gibi bozulmalar varken ; bütün objeler kararır ve farklar , bir düzeye gelir.Şu sizin , para için her şeyi yapan yargıçlarınız , yetkilerini hep ceza vermek için kullanırlar.Onların önünde suçlu sayılmamak için , büyük sayılabilecek oranda para vermek , gerekli bir erdemdir.

THOROWGOOD-Hem insanların , hem de Tanrının yasalarına karşı olan bu yaklaşımlarınız , davranışlarınızdan belli oluyor.İkisinin de yükümlülüklerinden , neden bu kadar nefret ettiğiniz ortada.

MİLLWOOD-Hepinizden nefret ediyorum.Sizin gibileri bilirim ; acımanızı beklemiyorum.Üzüleceğim hiçbir şey yapmadım ben.En iyinizin bile her gün yaptığı gibi , arzularımı izledim sadece.Tüm hareketlerimiz , insanla hayvan arasındaki benzerlikler ve farklılıklar gibidir.Kendilerinden daha güçlü veya güçsüz biriyle karşılaşınca ; biri yutar , biri yutulur.

THOROWGOOD-Sınır tanımayan böyle bir zekaya , ne kadar yazık! Hem cesaretli , hem de meraklı.Ancak , dinin hoş ve güçlü etkisinden uzak.

MİLLWOOD-Bir dinsiz olacak kadar aptal değilim.Çünkü , yüzlerce kadını kandırmak için , insanların ne yalanlar söylediğinden haberim var.Din , kendi içinde başka bir şey ; insanların bundan anladıkları , bambaşka.İyiliğimiz için ortaya çıkmıştı.Ama şimdi , kötülük için kullanılıyor.Şu dindarmış gibi görünenlerin zulmü kadar ; ne savaş , ne hastalık , ne de açlık , insanlığı bu kadar yıkabilmiştir.Sanki , Tanrı'yı şereflendirmenin tek yolu bu dünyayı cehenneme çevirmekmiş gibi.

THOROWGOOD-Bir düşman söylese bile , bu gerçekten doğru.Peki , bu kanlı , kör ve batıl durumları nasıl açıklarsın?

MİLLWOOD-Övündüğünüz o yasalar nedir ki? Bir aptalın iyiliklerini , bir korkağın cesaretini ve ayrıca , bütün hainliklerinizi sergilemekten başka , ne işe yarar? Başkalarını , sizin de yaptığınız veya o koşullarda olsaydınız yapabileceğiniz kötülükler için yargılarsınız.Zavallı bir adamı hırsızlıkla yargılayan hakim , eğer fakir olsaydı ; o da hırsızlık yapardı , eminim.Yine de , ihanet ediyor ve ediliyorsunuz. Birbirinize zarar veriyor , ortalığı kasıp kavuruyor ve rahatsızlık veriyorsunuz.Ama , kadınlar sizin evrensel avınız.

Zalim becerilerinizle yıkmaya çalıştığınız ,
Neşe kaynağınız kadınları ;
Yok etmeye çabalarsınız türlü yollarla.
Sonra da , öğrendiğimiz becerilerin suçunu atarsınız üzerimize ,
Onurlu bekaretimiz ve saflığımız çalınınca.
Gelecekteki Millwood'ların , insanoğlunun yanlışlarını ortaya koyması için ;
Yıkıntılarınızda yükselecektir bu soylu isim.


BEŞİNCİ PERDE

II. Sahne

THOROWGOOD , BARNWELL


(Hücrede bir masa ve üzerinde lamba vardır.İkisi de okumaktadırlar)

THOROWGOOD-Tutkunun acı meyvalarının , iğrenç bir şekilde hüküm sürdüğünü görmüyor musun orada ve fiziksel gereksinimlerin nasıl hoş görüldüğünü ; vahşeti , pişmanlığı ve gözyaşlarını?

BARNWELL-Saygıdeğer efendim , iyiliğinizle beni daha da utandırdınız. İstemeden yaptığım bu saygısızlığı , lütfen affedin! Sizi gerçekten görmemiştim.

THOROWGOOD-Önemli değil , umarım artık kendini daha iyi irdeliyorsundur.Önünde uzun bir yolculuk var ve hazırlanmak için pek zamanın kalmadı.Sana , bazı yolları göstermesi için bir avukat buldum ; başarılarını duyunca sevineceksin.

BARNWELL-Bu durumda , mutsuz bekleyişime eşlik edecek bir arkadaşım olacak demek ki.Bu , gizlice yaptığım işlerle ilgili kuşkuları yok eder mi? O zamandan beri Tanrı'nın sonsuz iyiliğine inanmaya başladım.İşlediğim suçlar , çok büyük ve affedilemez.Ancak bunlar , sadece benim yüzümden olmadı ; Bazı umutlara sarılarak , yanlış şeylere inandığım için oldu.Gelecekte benim gibi pişman olmak istemeyenler , yaşadıklarımdan ders alsın.

THOROWGOOD-Devam et , bunu görecek kadar yaşadığım için çok mutluyum.

BARNWELL-Her şey çok güzel.Bir katile , barıştan ve affedilmekten söz edilmesi , umutsuzluğu büyülüyor ; bu , ilahi bir güç.Şu andaki halimi , nasıl anlatacağımı bilemiyorum.Sanırım , kuşkuluyum.Kavuşmak için sabırsızlanıyorum.Acımın çoğaldığını hissediyorum , korkularım gibi...Daha önceki korkularım ve umutsuzluklarım yerine , sevincimden ve minnettarlığımdan ağlamak istiyorum.

THOROWGOOD-Bunlar , gerçek bir pişmanlığın işaretleri ; Aynı zamanda , sonsuz bir huzura ulaşmanın tek yolu...Ruhuna , Tanrı için şekil vermeye çalışan ve hazırlayan birini görmek , ne sevindirici.Sadık bir papaz da , kendini bu şekilde Tanrı'ya adıyor.Zevkten uzak durarak ve dua ederek ; fiziksel hazlardan kendini sakınıyor ve diğerlerinin , sonsuza kadar yaşadığı şeyleri o her gün öldürüyor.Kutsal kitabı , tekrar tekrar okuyor ve bütün hayatını , acı içinde , ama gerçeği arayarak geçiriyor.Zenginlik ve güç peşinde koşanlara , iğrenerek bakıyor.Oysa o , ruhuna katacağı zenginliklerin peşinde koşuyor.Ve en büyük isteği de , insanlığa yararlı olmak.Eğer çektiği bütün bu acıların ödülü , tek bir ruhu korumak veya birinin yapacağı yanlışları önlemekse ; nasıl sevinebilir veya ödenmemiş olan küçük işlerini üstlenebilir?

BARNWELL-İnceliğinizin karşılığında size ne borçluyum? Aslında karşılığını veremem , ama Tanrı sizi ödüllendirecektir.

THOROWGOOD-Seni böyle görmek bile , sözcüklerle anlatılamayacak kadar sevindirici.Şimdilik hoşçakal.Tanrı yardımcın olsun!Hoşçakal!

BARNWELL-Bir dakika , söylemek istediğim bir şey var ; eğer , yaralı kalbim buna izin verirse...

THOROWGOOD-Kendine zaman tanı , sonra dene.

BARNWELL-Bir arkadaşım var , onu hak etmiyorum ama...Belki , sizin inceliğiniz onu inandırabilir.Geri dönüşü olmayan bu yola çıkmadan önce , onu bir kez daha göremez miyim?

THOROWGOOD-Göreceksin ; o , daima senin arkadaşın.Ancak , üzülmesini istemiyorum.Bu bulaşıcı çöküşün üzücü etkilerini , çok yakında görecek.Bu kadar şiddetle akan bir üzüntüyü görmeye katlanamıyorum.Bu zayıflıkla başa çıkamayacağım ; gitmeliyim.(Kenarda)Herkesin sevdiği ve üzüldüğü genç adam! Hoşçakal.Tanrı sana güç versin. Sonsuza dek elveda!

BARNWELL-İnsanların ve efendilerin en iyisi , elveda! Hala hayattayken , lütfen bana dua etmeyin.

THOROWGOOD-Merak etme! Tanrı sana huzur verecektir.Çünkü , ölüm hepimizi yenecek.Bu geçici hayatın acılarına , biraz daha katlanmaya çalış.Acıların , sonsuza dek yok olacak.(Çıkar.)

BARNWELL-Ruhumdaki ölüm korkusunu , bilincinde olduğum suçlarımı ve utancımı yenmek için bana güç verdi.Bir ölümlü olmaktansa , bu çok daha çekici.

TRUEMAN (Ona doğru) ve NÖBETÇİ

NÖBETÇİ-Mahkum burada beyefendi.

BARNWELL-Trueman! Arkadaşım.Seni görmeyi ne kadar çok istiyordum. Şimdi buradasın ve yüzüne bile bakamıyorum(Ağlamaya başlar.)

TRUEMAN-Ah , Barnwell! Barnwell!

BARNWELL-Merhamet! Merhamet! Yüce Tanrım! Ölüm için hazırlanmıştım ; bunun için değil.

TRUEMAN-Seni en son gördüğümden bu yana , ne kadar acı çektim biliyor musun? Yokluğun , beni ne kadar yaraladı biliyor musun? Şimdi yanındayım işte!

BARNWELL-Korkunç olduğunu biliyorum! İnce ruhunun acısını hissedebiliyorum.Ancak ben , tüm sevenlerimi öldürmek için dünyaya gelmişim.(İkisi de , ağlamaya başlar.)

TRUEMAN-Seni daha fazla üzmek için gelmedim.Seni rahatlatacağımı düşünüyordum.Ancak , hiçbir şey yapamıyorum.Oysa , senin üzüntünü paylaşmaya gelmiştim.Ama , kendiminkine bile katlanamıyorum.

BARNWELL-Kendimi ne kadar suçlu hissettiğimi , asla tahmin edemezsin. Senin kadar iyi ve masum biri , bunu asla tahmin edemez.Üzüntün , beni hala sevdiğini gösteriyor.Aslında , şu an senin üzgün görünmenden başka bir derdim yok.Neler yaptığını düşündükçe , hala benim için üzülmen , aslında tuhaf bile geliyor bana.

TRUEMAN-Bu kadar yeter.Yalnızca senin iyiliklerini hatırlayacağım ; dürüstlüğünü , güzel arkadaşlığını , önceki iyi durumumuzu ve şu anki, mutluluğumuzu...O korkunç cadı seni kandırmaya çalışırken ; eğer beni dinleseydin , bunlar olmayacaktı.

BARNWELL-Tanrım , benim ne kadar kötü olduğumu hala anlamıyor musun? Arkadaşıma kulak vermemem , benim ilk ve en küçük suçumdu.Ardından , iyilikten uzaklaştım ve kendimi , beni yok eden o kadına adadım.Bir katil olmam için , beni sonuna kadar zorladı.Sanırım , bunu yapmamalıydım.

TRUEMAN-Hatalarını düşünerek , kendini daha fazla yıpratma artık.

BARNWELL-Bana az bile! İyi ve kibar olduğun için , belki de , seni bile öldürmeliydim.

TRUEMAN-Daha bana sarılmadın bile ; hadi , birileri gelmeden kucaklaşalım!

BARNWELL-Asla , asla böyle bir şey yapamam bu dünya üzerinde artık! Acılarımı hiçbir şey dindiremez.Bu dürüst kollar ve göğüs ; bir katili kucaklamaya ve sarmaya yakışır mı sence? Bu demir prangalar , sarabilir beni yalnızca ve bu taş gibi döşeme katlanabilir bana.(Kendini yere atar.)Böyle kanlı bir canavara , bunlar bile çok.

TRUEMAN-Sence , kader iyi arkadaşları birbirinde ayırır mı?Mutsuzluğun seni bu kadar kolay devirmemeli.Sevgiyi bulacaksın.(Onun yanına uzanır.)Hadi , şu sert kanepeye uzanalım ; acınacak halimize en çok bu uyar.Acımasız felakete sunalım kendimizi.Dünya , sunak olsun ve kendimizi kurban edelim.Karşılıklı haykırışlarımız , korkunç sıçrayışlarla birbirine ulaşsın.Nefes alışlarımızla , dakikaları sayalım.Ve sözcüklerin anlatamadığı acıları ; bırak , gözyaşlarımız ortaya koysun.

BARNWELL-Hadi bakalım! Acıyı paylaşmaya niyetli olduğuna göre , bütün acılarını bağrıma boşalt.Ve karşılığında , benimkileri al.(Sarılırlar.)Hani nerede , o müthiş üzüntün? Benimkini aldın ; ama , bana bir şey vermedin! Kesinlikle , bu kollarda huzur ve sevecenlik var.Sen buradayken , hiç bir üzüntü bana yaklaşamıyor.Bu da , Tanrı'nın işi.Önce beni affedip , huzurdan söz ettin , şimdi de sen...İçimden taşan neşenin , birazını al lütfen!

TRUEMAN-Alıyorum , alıyorum.Her şeye gücü yeten Tanrım ; aynı anda , hem acının , hem de mutluluğun doruklarını yaşama gücünü nasıl verdin bize?

(Nöbetçi girer)

NÖBETÇİ-Bayım!

TRUEMAN-Geliyorum!

BARNWELL-Beni bırakmak zorunda mısın? Ölüm bizi çok yakında ayıracak zaten.

TRUEMAN-Ah , Barnwell! Yapacak başka bir şey yok.Kalbin , başkalarının acıları için kanamaya devam edecek.

BARNWELL-Sana kavuşmak , sonra da ayrılmak ; bu dünyada , başka ne işim kaldı ki artık? Ya da daha nasıl bir acı var , katlanmak zorunda olduğum?

TRUEMAN-Sana söylemeye korkuyorum.Ama , bilmek zorundasın ; Maria!

BARNWELL-Efendimizin iyi ve güzel kızı!

TRUEMAN-Evet o.

BARNWELL-Umarım , hiçbir şanssızlık o güzel kıza ulaşamaz.Tanrım , onu her türlü kötülükten koru ki , insanlar senin iyiliğini görsün!

TRUEMAN-Senin şanssızlıkların , kadersiz arkadaşım ; onu buldu.Senin veya benim hissettiklerimden çok daha fazlasını , o , senin için hissediyor.

BARNWELL-Yalandan nefret ettiğini bilirim ve yakında ölecek olan arkadaşına bir oyun oynayacağını da zannetmem.Bu kesinlikle , ölümün en acı yanı.(Kenarda)

TRUEMAN-Sakın unutma , bir süreden beri , ağır bir melankoliyle mücadele ediyor.Bunu hepimiz fark ettik.Onu bir türlü avutamıyoruz.Bilmediğimiz bir nedenden dolayı , çok zayıf düştü.Senin korkunç kaderini duyduğundan beri , uzun zamandır içinde sakladığı ateş , şimdi dışarı çıkıyor.Ağlıyor , ellerini sıkıyor ve saçlarını yoluyor ; acısını hafifletmek için.Senin için üzülürken , kendine neler olduğunun farkında bile değil.

BARNWELL-Şimdi hissettiğim acı , keşke onunkileri hafifletebilse.(Ağlamaya başlar.)Bunu duymaktansa , neden hemen ölmüyorum ki?

TRUEMAN-Bu mümkün değil.Sana olan tutkusunu artık gizlemiyor.Ölsen de , seni görmeye razı.Dışarıda benim çıkmamı bekliyor.(Çıkar.)

BARNWELL-Hala boşuna düşünüyorum! Ne olabileceğini düşünmek , artık boşuna! Şimdi , ne olduğu önemli.Ne yaptım kendime böyle?

TRUEMAN ve MARİA girer.

TRUEMAN-Hanımefendi , sizi , istemeyerek bu çirkin görüntünün olduğu sahneye getiriyorum.Bu , mutsuzluğun ve suçun koltuğu ; berbat bir yangının suçluları için.Ve bu da , utanç dolu ölümün kapısı.

MARİA-Zaten mutsuz olan bu yere , umutsuzluktan başka bir şey getiremeyecek olan Maria ; buraya pek uygun bir ziyaretçi değil aslında.Bu kadar acıya neden olan kişiyi görüyor musun? Sessiz ve hareketsiz , öylece duruyor.Sanki ruhu uçup gitmiş , geriye bir ölü bırakmış gibi.Yine de , şu yetkinliğe bir bakın ; güzellik ve ölüm.Hiçbir düşmanlığı yok.Sanki , burayla birleşmiş gibi.

BARNWELL-Acıyla kıvransam da , hiçbir şey söyleyemeyeceğim.Tanrım , seninim artık ; bana ne yaparsan yap!

MARİA-Neden gözlerini yere diktin? Zavallı dünyayı , acılarınla doldurduğun için mi? Ve bütün huzurumu çaldığın için mi? Mutluluk senin elinde olsaydı ; istediğin her yere dağıtırdın , eminim.Ancak , seni , bu mutsuzluğun içinde bırakıp gitmek zorundayım ben.

BARNWELL-Ah! Bunları duymak istemiyorum.Beni kaderimle başbaşa bırakın.Şu haline bir bak.Ne kötü bir kaderin ve ne büyük bir şanın var.Bir çok soylunun nefesini kesecek olan gençliğine , güzelliğine ve benzersiz iyiliğine acı.Şerefli Lordları , büyüle güzelliğinle! Ve böyle değerleri suçlayan İngiliz mahkemelerini değiştir , var olanlarla.

MARİA-Seni unutunca , her şeyi unutmak zorundayım.Aklım , bana sunulanlar ve iyiliklerim ; tamamen bitecek.Bırakın , bütün kadınlar ; Mİllwood gibi , varlık içinde gülümsemeye devam etsin.Bırakın da , iyiliğin gururu bunu onarsın.Veya bırakın , bu rezalete ben de katılayım.

TRUEMAN-Kadersiz güzel bayan! Böyle bir dert görülmüş müdür daha önce? Nasıl da yaralamıştır , onun iyiliksever kalbini kim bilir?

BARNWELL-Şans yüzüme güldüğünde ; suç nedir , utanç nedir hiç bilmezdim.Ancak o zamanlar , taze umutlarımın zirvesindeydim.O zaman seni fark etseydim , şimdi affedilmeyi beklemiyor olacaktım.Bir düşünün ; alçakgönüllü davranarak , beni nasıl bir duruma düşürüyorsunuz.

MARİA-Bırakın yüzü kızarsın! (Kendi kendine)Aşkını açıkça ortaya koyarak , türünün bütün özelliklerini kuşatıyor.Sizin kaçınılmaz kaderiniz , bütün umutlarımı boşa çıkarıyor.O zaman , zaten ilgi duyulmayan bir tutkuyu belli etmeye neden çekineyim?

TRUEMAN-Millwood'un yaptıklarından bir ders alan varsa ; iyi insanlara ve yaratılmış en güzel şeylere iftira etmenin , ne kadar kötü olduğunu görmüşlerdir umarım.Böyle duyarlı bir isteğin en uzaktaki umutları , en mutlu insana bile mutluluk ve şeref verebilir.Ancak , bu durumda hepsi boşa gidiyor.Çok varlıklı olsa da , elinden hiçbir şey gelmiyor.Her şeyi sunabileceği kişiye , hiçbir faydası dokunamıyor.

BARNWELL-Demek ki , karşı konulamaz bir istekle yaşayan herkesin gözünün kaldığı ; doğunun bütün aromalı baharatları , ölünün üzerinde boşa harcanıyor.

MARİA-İç çekişlerimi ve göz yaşlarımı tutamıyorum ; kısır bir aşk benimkisi.Yaklaşan ölümden , koruyabilir mi seni böyle bir aşk? Ne korkunç bir düşünce! Aşkını son kez gören biri için , bu ne umutsuz bir durum? Oysa , sadece onun için yaşayabilirdim.Eğer mümkün olsaydı , onun yerine ; bir kere , bin kere ölebilirdim.Kucağımda mı yok olacak? Kıyaslamaya kalkarsan , benden daha mutlu o.Milyonlarca dünya benim olsaydı , şu halini değiştirmek için verirdim.En büyük acı bile bana hafif gelir.Bana nasip olmayan şeyle lanetliyorum , bütün mutsuz kızları.,

TRUEMAN-Zaman her şeyin ilacıdır.

MARİA-Bu hariç , herşeyin.Onun korkunç felaketi , iyiliğinden doğdu. Hanımefendi yüzünden buna katlanamadı.Ona , kaderi gibi baskı yapan varoş köleleri ve bu vahşi sürüler ; onu son bir kez görebilmek için , birbirlerini itekleyerek toplanıyor.Dinine bağlıysa bir insan , ölüme gülümseyerek bakabilir oysa.Ancak , halkın umarsızlığı , çok büyük bir utanç! İnsanlar ölüyor , utanın! Bin kere ölsen de , şöhretin asla ölmez.Buna nasıl katlanılır? Onu içimde yaşatan ben , ona adadığım hayatımın her anında , bu acıların hep tazelendiğini gördükçe nasıl dayanırım?

TRUEMAN- Acı , ruhunu darmadağan etti.Ölüm döşeğindeymiş gibi soluyor.

BARNWELL-Onu koru tanrım , huzur ver!Veya ölümün günahını , benimkilere ekle.(Çanlar çalar.)Kaderim beni çağırıyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 660
favori
like
share