Latif ÖZTÜRKATALAY anlatıyor


Paylaşmasını bilmeyen yeteneksiz, basiretsiz, bozuk davranışlı, doyumsuz, acımasız ruhsuz ve de bencil özelliklere sahip çarpık insan müsveddeleri, her zaman ve her yerde öncelikle kendilerine ve daha sonra da birlikte yaşamak zorunda oldukları canlılara, özellikle kendilerine sonsuz hayat veren doğaya büyük bir inatla ve sürekli olarak telafisi mümkün olmayan maddî, manevî zarar verdiklerine tanık olmaktayız.

Bunların ürettiği zararların en büyüğü hiç şüphe yok ki, insanlığın utancı, yüzkarası ve en büyük ayıbı olan savaşlardır. İnsanı yaratan Yüce Tanrı, insanlar birbirlerini öldürsünler diye yaratmadı her halde.

İşin garip yanı da, Tanrıdan yana gözükenlerin insan öldürme konusunda . Tanrı tanımayan inançsız insanlara oranla daha canavar ve daha vahşi olduklarını görmekteyiz. Allah’a daha yakın oldukları tahmin edilen be din yardakçılarını gördükçe aklımız bir kez daha karışmaktadır.

Tarih kitapları bütün canlılara düşman olan canavarlaşmış insanların, gerçekleştirdikleri çılgın savaşların dünyayı nasıl bir kan gölüne, mezbahaya çevirdiklerini anlatan serüvenlerle doludur.

1910-l920 tarihleri arasında patlayan Birinci Dünya Savaşı’nın üzerinden neredeyse bir asır geçmek üzeredir.

Bu savaşın yıkıntıları temizlenmeden, tekrar bencil topluluklar tarafından 1940-1946 tarihleri arasında çıkarılan ve daha sonra bütün dünyaya sıçrayan İkici Dünya Savaşı, Avrupa-Asya kıtalarındaki insanlara yaşamı cehenneme çevirmişti.

Üzülerek belirteyim ki, Birinci Dünya Savaşı’nın üzerinden yüz yıl, İkinci Dünya Savaşı’nın üzerinden elli yıl geçmesine rağmen, her iki savaşın sebep olduğu maddî ve manevî yıkımın tamamen yok edildiğini, her şeyin eski haline getirildiğini söylemek mümkün değildir.

Teknik olarak bu savaşın galibi İtilaf Devletleri, mağlubu ise İttifak devletleri oldu ama, işin aslına bakarsanız savaşta her iki taraf ta yenik duruma düşmüş mağlup olmuşlardır.

Çünkü insan kanının akıtıldığı, eziyet ve hakaret edildiği pis bir savaşta, kimin galip kimin mağlup olduğu kesinlikle bilinmemekle beraber fazlaca önem de arz etmemektedir.

Her iki taraftan da ölenlerin dışında kalan, perişan olmuş, işkenceye maruz kalmış, yuvası dağılmış, yurdu yakılmış yıkılmış, yakınlarının hunharca öldürüldüklerine tanık olmuş, dünyası kararmış gözyaşları kurumuş anaların, babaların, bacıların, hayalet gibi gezen insanların çektikleri acılardan dolayı yürek yakan durumlarını görmek için insanın çelikten sinirleri olması gerekir.

Konu, yaratılmışların efendisi insan olunca olayı bu şekilde algılayıp değerlendirmenin daha doğru olacağı kanısındayım.

İnsanlığın yüzkarası olan bu amansız savaşlardan Birinci Dünya Savaşının çıkış gerekçesini kısaca hatırlatayım.

1-Başta bencil ve doyumsuz Almanya’nın benimsediği dünya siyaseti (drang nach osten) ve özellikle Yakın Doğu Bölgesindeki rahatsızlık yaratan bilinçsiz ekonomik yayılması,

2-Tarihten beri gelen ve bir türlü dinmeyen Balkanlardaki ezelî ve ebedî Alman-Slav uyuşmazlığı,

3-Son olarak da, Almanya, Avusturya, Macaristan’ın İtalya’ya karşı üçlü itilaf olarak, Büyük Britanya, Fransa, Rusya ile silahlanma yarışına girmeleri tansiyonu bir hayli yükseltmişti.

1912-1913 yıllarının ertesinde, İttifak ve İtilâf devletleri en ufak bir kıvılcımın bir büyük savaşa neden olacağı beklentisi içine girmişlerdi.

Nihayet, dedikleri an geldi çatmıştı. 28 Haziran 1914 te Saraybosna’da Avusturya Veliahdı Arşidük Franz Ferdinand’ın bir Boşnak öğrenci tarafından öldürülmesi ile iki taraf karşı karşıya geldi ve iğrenç savaş başladı.

İttifak devletleri 1914 yılından 1918 yılına kadar sadece Almanya ve Avusturya olarak birlikte hareket ederken, bu iki ülkeye 1914 te Macaristan, 1915 te de Osmanlı Devleti ve Bulgaristan’ın katılımı ile beş ülke halinde savaşa katıldılar.

Sırbistan, Fransa, Rusya, Belçika, Büyük Britanya’ya 1914 te Japonya, 1915 te İtalya, 1916 da Romanya ve Portekiz katılarak büyük bir güç oluşturmuş ve daha sonra bu güce Amerika Birleşik Devletleri, Yunanistan, Çin ve birçok güney Amerika'nın Devletleri de katılarak 1917 de itilaf devletleri topluluğu oluşturulmuş ve Birinci Dünya Savaşında İttifak Devletleri ile karşı karşıya gelinmiştir. Olay bu kadar kolay ve basit.

İşte birçok cana mala ve oluk gibi akan insan kanına ve gözyaşına neden olan bu insanlık ayıbı, bu büyük savaş, böyle tezgâhlandı, böyle gelişti ve bildiğiniz gibi hüsranla bitti.

Bitti diyorum ama, gerçekte hâlâ devâm ediyor aslında. Çünkü savaşta her şey yıkılmış yok olmuş, ülkeler baykuşların tünediği harabeye dönmüştür.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 479
favori
like
share