Ön-Raffaeloculuk - Pre-Raphaelite Akımı

19. yy. İngiltere'sinde ortaya çıkan, resim sanatını Rafael öncesine taşıyacaklarını savunan bir grup ressamın adıdır. Konularını genelde Kral Artur mitleri, ünlü dizeler vb. gibi kaynaklardan alırlardı. Genellikle kadınlar tablolarında gözeçarpar, dönemin tutuculuğuna karşıt olarak tanrıça modelinde kadınlar resmetmişlerdir. Önemli isimler arasında Dante Gabriel Rossetti , Evelyn De Morgan , Edward Burne-Jones , John Everett Millais sayılabilir. Kimileri John William Waterhouseu da bu akımda sayarlar ki aslında Waterhouse'un adı neoklasizmde geçer.

Ön-Rafaelit Kardeşlik (Pre-Raphaelite Brotherhood) 1848’de bir küme İngiliz ressamı ve düşünürü tarafından kuruldu. Kurucular o zamanlar üçü de Royal Academy’de okuyan yirmi yaşındaki Dante Gabriel Rossetti, ondokuz yaşındaki John Everett Millais ve yirmibir yaşındaki Holman Hunt’tu. Üçü de zamanın Victorian özdekçiliğine ve kendi okulları, o günün egemen sanat okulu Londra’daki Royal Academy’nin bayat ve katı olarak nitelendirdikleri geleneklerine karşı çıkıyordu. Etkilendikleri sanatçılar Rafael’in kendisi ve onu önceleyen geç Rönesans ressamlarıydı. Ön-Rafaelitlerin önlerine koydukları amaç bu sanatçıların yöntemlerinden yararlanarak daha da iyisine ulaşmaktı.
Bir sanat eleştirmeni ve Dante Gabriel Rosetti’nin kardeşi olan William Michael Rosetti’nin sözleriyle, kardeşliğin ereği şöyle özetlenmiştir:
Anlatılacak gerçek (öykünme olmayan) düşüncelere sahip olmak.

Bu düşüncelerin nasıl dışa vurulacağını anlamak için doğayı dikkatle incelemek.
Daha önceki sanatta dolaysız, ciddi ve yürekten olana duygudaş olmak, ama gelenekselliği ve gösterişçiliği, ve aynı zamanda ezberle öğrenileni ise dışlamak.
Hepsinden önce baştan sona güzel resimler ve yontular yapmak.
Kümedeki sanatçılar esinlerini önceleri İncil, tarih ve şiirlerden aldılar. Ama çok geçmeden modern yaşamı ve doğal gerçekçiliği de resimlerine kattılar. Ön-Rafaelit sanat çok geçmeden antik, romantik ve törel değerlere verdiği vurguyla dikkatleri çekmeye başladı. Sanatçılar kardeşliğin kısa yaşam süresinde (10 yıldan daha az bir süre dayandı) sayısız tema ve karakterle çalışmayı başardılar.

Ön-Rafaelit ressamların en etkileyici özelliklerinden biri tablolarındaki aydınlıktı. Bu aydınlığa ulaşmak için kendilerine özgü bir yöntemleri vardı. Resimlere başlamadan önce tuvalleri beyaz, ıslak boyayla kaplıyor, ardından beyaz boya kurumadan resimi yapmaya girişiyorlardı. Bu ıslak-üstüne-ıslak yöntemi tüm resimlerine daha önceleri pek görülmeyen bir aydınlık kazandırıyordu. Onları önceleyen ressamlar çoğunlukla tablolarına karanlık bir have vermeyi ister, ve bunun için petrolden türetilen bazik bir boya türü kullanırlardı.

Ön-Rafaelitleri dönemin geri kalan ressamlarından ayıran bir başka nokta da gerçekçilikleriydi. Işığı özeksel özneye düşürme ve tablonun geri kalanını koyultma uygulamasını redderiyorlardı, çünkü böyle birşeyin doğada hiçbir zaman görülmüyordu. Bunun yerine dikkatli incelemelerle doğada görülen gerçek ışığı kullanmaya çalışıyorlardı. Bunun yanısıra, ayrıntıya da büyük önem veriyorlardı—ki bu, da eskilerin yalnızca en önde görülen nesneleri vurgulamak için arkada kalanları yalınlaştırma yönteminlerine ters düşüyordu. Gerçekçilik arayışları sonunda onları insan betileri çizme konusunda da yeni yollara başvurmaya götürdü. Ön-Rafaelitler zamanın usta modellerinin doğal ve içten olmayan pozlarından kaçınmak için amatör modellere başvurdular. Rosetti Erden Meryem’in Çocukluğu (The Girlhood of Mary Virgin) adlı tablosunda kız kardeşini, annesini ve hizmetçilerini kullanmıştı.

Kardeşliğe gelen tepkiler çoğunlukla olumsuzdu. Royal Academy’nin önceden bilinebilecek eleştirileri dışında bir de Charles Dickens gibi halk tarafından yaygın olarak tanınan adlar da onlara karşı çıkıyorlardı. Dickens her ne kadar "öykünme konusundaki şaşırtıcı güçlerini" kabul etse de, gerçekçi sahnelerde dinsel kişiliklerin kullanılmasından oldukça rahatsız olmuştu. Yine de, Ön-Rafaelitler zamanın eleştirmelerinden John Ruskin ve Ford Madox Brown gibi sanatçılardan destek alarak güçlendiler. Çok geçmeden Royal Academy’nin kendi sanatçılarından bile ‘Akademik’ yöntemlerden vazgeçerek Ön-Rafaelit biçemlere kayanlar oldu.

Amaçlarındaki içtenliklerine karşın, Kardeşliğin daha başından bağlılığı sürdürebilme gibi bir iç sorunları vardı. Kümeyi yöneten üç ressam kimlerin üyeliğe kabul edilecekleri konusunda sık sık anlaşmazlığa düşüyordu. Ayrıca her birinin kendine özgü sanatsal erekleri vardı, ki bunlar zaman zaman onları biraraya getiren ereklere ters düşüyordu. 1851 sıralarında küme yavaş yavaş dağılmaya başladı. Resimlerine halkın gösterdiği tepkiden yılan Rosetti onları sergilemekten vazgeçti ve şairliğe daha çok önem vermeye başladı. Millias ve Hunt başka yönlere döndüler. Hunt resimlerine güçlü ve açık bir törel içerik vermeye çabalarken, Millais ise resmi seyredenin duygusallığını yakalamanın daha önemli olduğunu düşünüyordu. 1853’de Ön-Rafaelit Kardeşlik dağıldığını açıkladı.

Doğallıkla, dağılmaları onları yoketmedi. Arkalarında birbirinden güzel sayısız tablo kalmıştı ve bu tabloların ressamları henüz resim yapmayı sürdürüyordu. 1858’de Rosetti bir küme genci alıp onlara ıslak-üzerine-ıslak yöntemiyle resim yapmayı gösterdiğinde bu biçemin uygulanışında yeni bir diriliş görüldü. Bu gençler arasında geleceğin usta sanatçılarından Edward Burne ve Jones ve William Morris de vardı.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 287
favori
like
share