CİNSEL HASTALIKLAR İFFETSİZLİĞİN ÜRÜNÜDÜR -I-



Cinsel Hastalıklar


Günümüzde, cinsel yolla bulaşan hastalıklar, insanları kırıp geçiren hastalıkların en tehlikelisi olarak kabul edilir. Dünya Sağlık Örgütü’nün CYBH (Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar)’ın dünyada en çok yayılan hastalık çeşitleri olduğu hususundaki son raporları da bu hususa işaret etmektedir.



Bu durum, batılı devletlerin karşı karşıya bulunduğu en tehlikeli ve en önemli sağlık sorunudur. Hastalığa yakalananların sayısı her yaştaki insanlar arasında sürekli olarak artmakla birlikte, hastalık özellikle gençler arasında daha fazla yayılmaktadır.



Dr. Juliet, dünyada her iki saniyede dört kişinin CYBH’a yakalandığını belirtmektedir. Bu açıklama kayıtlara geçmiş istatistikî verilere de uygundur. Dr. George Kuis resmi olarak ilan edilen vaka sayısının, gerçekte var olanın ¼ veya 1/10’unu geçmeyeceğini ifade etmektedir. (Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar, Dr. Nebil Subhi Tavil, 8.baskı, Risale Yayınevi, 1986)



Bu tür hastalıklar saman içinde ateşin yayılması gibi insanlar arasında yayılmakta, bir kişiden çevresindeki insanlara bulaşmaktadır. İngiltere’de yaklaşık olarak 30 yıl süren bir araştırma bu gerçeği desteklemektedir. Araştırmaya göre, bu hastalık bir kişiden 1639 kişiye yayılmıştır. Yokedici bulaşıcı hastalıklara yakalanmış milyonlarca kişinin bulunduğu toplumlar için ne söylenebilir ki... Acılar, hastalıklar, yok olma ve mahvolma bu hastalıkların yayılmasının doğal sonucudur.



Bu yok edici tehlikelere karşı Dünya Sağlık Örgütü gibi birçok uluslararası örgüt oluşturulmuştur. Bu kurumların uzmanları, yaptıkları çalışmaların sonucunda belirlemiş oldukları kararları, tavsiyeleri ve uyarıları açıklamışlardır. Bütün bunlara rağmen sorun artmaya devam etti.



Bu tür hastalıklar daha da kompleks bir hale gelmeye başladı. Hastalığa yakalananların sayısı katlanarak artmaya devam etti. Peki, bu tür hastalıkların artmasının gerçek sebebi ne olabilirdi? Bu hastalık, kendisinden dolayı şikâyet çığlıklarının yükseldiği, seslerin kısıldığı, faydasız bir şekilde tedbir alınmaya çalışılan, apaçık ortada bulunan bir sebepten kaynaklanmaktadır.



Zinanın Alametleri


Cinsel ilişkilerde ahlaki çözülme ve sınırsız özgürlüğün bulunması; zinanın, eşcinselliğin ve diğer haram kılınmış bulunan anormal cinsel ilişkilerin yayılması manasına gelmektedir. Peygamber Efendimiz ahlaki bozulma ve anormal davranışlara yönelme hususunda uyarılarda bulunmuştur. Fuhşiyâtın, ahlaksızlığın yayılması ve açıkça yapılır olmasının salgın hastalıkların yayılmasının ve insanlar arasında ölümün ve helâkin yayılmasının sebebi olduğunu ifade etmiştir.



Peygamber Efendimiz şöyle buyurmuştur: “Bir millet açıkça zina ve fuhuş işlediğinde, mutlaka aralarında veba ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde bulunmayan hastalıklar yayılır.” (İbn Mace) Ve yine şöyle buyurmuşlardır: “Zina bir toplumda yayılırsa onların arasında ölüm çoğalır.” (Muvatta)



Toplumda zina ve eşcinsellik yayılıp, bu durumdan memnuniyet duyarak açıkça bu fiiller işlenmekte midir? Bu toplumda insanları ölüme götüren, onlardan önce gelip geçmiş milletlerde bulunmayan, acı verici hastalıklar ve salgın hastalıklar yayılmakta mıdır? Evet, bütün bunlar gerçekleşmiştir.



Bu husus, Müslüman olmayan doktorlar tarafından da saptanmıştır. “Zührevi Hastalıklar” isimli kitabında Dr. Kenc şu tespitte bulunmaktadır: “CYBH’ın sona erdirilmesi hususunda sahip olduğumuz modern tıp araçlarına bağlanmış bulunan umutlar boşa çıkmıştır. Konuyla ilgili çalışmalar başarısızlıkla sonuçlanmıştır. Bu tür hastalıkların yayılmasının sebepleri, toplum yapısında ve insan davranışlarının değişmesinde gizlenmiş bulunmaktadır. Batılı toplumlarda davranışlarda sınırsız özgürlük hızlı bir şekilde yayılmıştır.”



Bu hususta, Dr. Shuflet “Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar” isimli kitabında şu tespitlerde bulunmaktadır: “Her türlü cinsel ilişki hususunda toplumsal hoşgörü yayılmış bulunmaktadır. Zina, eşcinsellik ve her türlü anormal cinsel ilişki konusunda herhangi bir duyarlılık ve hassasiyet bulunmamaktadır. Yayın organları genç kız ve erkeklerin iffetli olmalarının yerine çıplaklık ve açıklığı işlemişlerdir. Batılı toplumlarda -erkek olsun kadın olsun- iffetli olmak kişiyi utandıran şeylerden kabul edilir olmuştur. Yayın organları davranışlarda sınırsız özgürlüğü doğal, biyolojik bir durum olarak kabul edip böyle davranmaya teşvik etmiştir.” (Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar, Dr.Muhammed Ali Bari, 2. baskı, 1986, Menare Yayınevi)



Uzmanların çoğu CYBH’ın yayılmasının nedenlerinin en önemlilerinin şu üçü olduğu görüşündedir. Bunlar; davranışlarda sınırsız özgürlük, doğum kontrol haplarının ve antibiyotiklerin kullanılmasıdır.

Suçun Sayısal Olarak Büyüklüğü

Zina, eşcinsellik ve anormal cinsel ilişkilerin yayıldığı ve bu durumdan memnun olan toplumlardaki uzmanların belirttiği gibi insanlar bu halleriyle övünmekte, bu fiilleri açıkça işlemekte ve böyle davranmaya teşvik etmektedirler.



Bu tür insanlar kulüpler, dernekler kurarak, utanç verici davranışlarını sürdürdüklerini açıkça ortaya koymuşlardır. Bununla birlikte, propagandalarını güçlendirmek ve herkese duyurmak için gazeteler, dergiler, yayın vasıtaları tesis edip; kulüpler, sahiller ve çıplaklar kampı oluşturmuşlardır. Sapkınlığı ve anormal cinsel ilişkileri öven yüzlerce sinema filmi, tiyatro oyunu, kitap ve makale yazıldı. Cinsellikle ilgili konular ve hamilelikten korunma yolları okullarda çocuklara öğretilir oldu.



1983 yılında, yayınlanan bir raporda fuhşiyâtın ortaya çıkıp açıkça işlenir olmasının sonuçlarının Amerika Birleşik Devletleri’ndeki durumu hakkında bilgi verilmektedir. Örneğin; “Bir milyon çocuk, babalarının kim olduğunu bilmeden anneleriyle birlikte yaşamaktadır. Bu sayıya sosyal yardımlaşma kurumlarının gözetiminde bulunan çocuklar dâhil değildir.



Milyonlarca kürtaj yapılmaktadır. Dünya Sağlık Örgütü 1976 yılında dünyada 25 milyon kürtaj olayının meydana geldiğini açıklamıştır. Amerika’da yayınlanan “Time” dergisine göre bu rakam, 1984 yılında 50 milyona çıkmıştır.


Amerika’da Evlilik Bir Formalite

Amerika’da evlilik, formalitede kalan şekli bir uygulamadan ibarettir. Eşlerin birbirini aldatması, 1980 yılında yayınlanan bir araştırmaya göre %75 civarındadır.



1870 yılında Daily Mail’de yayınlanan istatistiklere göre rahiplerin, rahibelerin ve kilise adamlarının yaklaşık %80’i zina etmektedir. Ve yine bunların %40’ı anormal cinsel ilişkilerde bulunmaktadır. Buna ek olarak batılı kiliselerin birçoğu zina ve eşcinselliği mübah kabul etmiştir. Amerika Birleşik Devletleri’ndeki bazı kiliselerde erkeğin erkekle evliliği işlemi papazlar tarafından yapılmaktadır. (Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklar İlahi Bir Cezalandırmadır, Dr. Abdulhamid Kudat, 8. baskı, Tıbbi Yayınevi, Londra,1985)



Batı toplumlarında anormal cinsel ilişki hızlı bir şekilde yayılmıştır. Batılı devletler, erişkinlerin hiç çekinmeden, tiksinti duymadan zina yapmaları ve anormal cinsel ilişkide bulunmalarını sağlayacak kanuni düzenlemeler yapmışlardır.



Anormal cinsel ilişkiye girenlerin meseleleriyle ilgilenen binlerce dernek ve kulüp kurulmuştur. Bunlar gizlilik halinden çıkarak açıkça varlıklarını ifade eder hale gelmişlerdir. Kendilerine has kulüpler, barlar, bahçeler, sahiller ve havuzlar, hatta tuvaletler edinmişlerdir.



Amerika Birleşik Devletleri’nde 15 yıldan daha fazla bir süredir, 20 milyon civarında kişinin anormal cinsel ilişkide bulunduğu yapılan istatistiklerde ortaya konmuştur. Kilise, zina ve eşcinsellik gibi anormal cinsel ilişkileri kabullenmiştir. Kilisenin dost hayatına karşı olmadığı resmen kabul edilmiştir.



İngiltere’deki kardinallerden birisi, yakında İngiliz Kilisesi’nin anormal cinsel ilişkiyi kabul edeceğini ifade etmiştir. Bu kardinal, anormal cinsel ilişkiye giren rahiplerin bulunmasını normal karşıladığını belirtmiştir. Bu açıklama, İngiltere’de eşcinsellerin yayınladığı bir derginin Hıristiyanlığın anormal cinsel ilişkiye girmeyi haram kabul ettiğini söyleyerek kiliseyi eleştirmesi üzerine yapılmıştır.



Peygamber Efendimizin hadisinin ilk bölümünde tarifini yaptığı fuhşiyatın yayılması şartı gerçekleşti. “Bir millet açıkça zina ve fuhuş işlediğinde, …”



Peki, bu şartın cevabı gerçekleşti mi? Evet, onların arasında birçok acılara neden olan salgın şeklinde cinsel yolla bulaşan hastalıklar ortaya çıktı. İnsanlık, 1494’ten beri, bulaşıcı zührevi hastalıklara şahit oldu. Geçen 5 asır boyunca yüz milyonlarca insan bu tür hastalıklardan dolayı hayatını kaybetti.



Ayrıca milyonlarca insanın da hayatı alt üst oldu. Bu hastalığa neden olan mikrop çıplak gözle görülmeyen zayıf, karmaşık bir yapıdadır. Vücudun bütün organlarına saldıran ölümcül, tehlikeli bir mikroptur. Kurbanın gaflet anında ona saldırır ve onu yok eder. Yok etmeden önce, kurbanına daha önce insanların hiç bilmedikleri ve duymadıkları acıları tattırır. Çeşitli antibiyotikler geliştirilmesine rağmen, artmaya ve yayılmaya devam etmektedir. Yılda 50 milyon kişi bu hastalığa yakalanmaktadır.


En Yaygın Hastalık: Bel Soğukluğu


Bulaşıcıcı hastalıklar listesinin başında ‘bel soğukluğu’ gelmektedir. Bu hastalık, dünyada CYBH arasında en çok yayılanıdır. Çünkü istatistiklerde bir yılda 250 milyon kişinin bu hastalığa yakalandığı belirtilmektedir. Bu rakam gerçeği ifade etmemektedir. Çünkü bu rakamlar gerçek vaka sayısı göz önüne alındığında % 40 nispetindedir.



Bel soğukluğu mikrobu vücudun bütün organlarına saldırarak hastanın acı çekmesine, zayıf düşmesine ve çeşitli iltihaplara yakalanmasına neden olmasına rağmen, bu mikrobun en tehlikeli zararı kurbanının neslinin kesilmesidir. Bundan dolayı bu hastalık “en büyük kısırlaştırıcı” diye isimlendirilmiştir.



CYBH’ın diğer bir kısmı ise çıban, aşırı güçsüzlük, cinsel organ siğilleri, karaciğer iltihaplanmasıdır. Bu hastalıkların neden olduğu acıları çeken milyonlarca insanın olması ve ölüm ortalamalarının yükselmesi sadece davranışlarda sınırsız özgürlük, anormal cinsel ilişki türlerini toplumun hayat tarzı olarak benimsemesi ve bunu korumak ve onaylamak maksadıyla kanunlar çıkarmaları nedeniyledir.



Buna karşılık Allah (c.c.) onlara kırıp geçiren, harap eden bir hastalık gönderdi. Aslında bu sadece tek bir hastalık olarak kabul edilemez. Birçok hastalığı, kanserleri içinde barındıran bir hastalıktır.



Bundan dolayı Edinilmiş Bağışıklık Sistemi Yetersizliği veya eşcinsellerin, zina edenlerin uykularını kaçıran, ölümcül, korkunç AİDS olarak isimlendirilmiştir. Ve bu hastalık onların boyunlarının üzerinde duran bir kılıç gibi onları cehenneme sürüklemektedir. Bu kırıp geçiren salgın hastalık davranışlarda sınırsız özgürlüğün ortaya çıkması, fuhşiyatın yayılması ve açıkça işlenir olmasına uygun bir ceza olmuştur. Dünyadaki bütün devletleri ve özellikle batılı devletleri tedirgin eden ve korkutan bu bulaşıcı hastalık ne idi? Bu hastalık rezil davranışlara batmış, fuhşiyâtı açıkça işleyenler için asrın vebasıdır.




CİNSEL HASTALIKLAR İFFETSİZLİĞİN ÜRÜNÜDÜR -II-




Bundan dolayı Edinilmiş Bağışıklık Sistemi Yetersizliği veya eşcinsellerin, zina edenlerin uykularını kaçıran, ölümcül, korkunç AİDS olarak isimlendirilmiştir. Ve bu hastalık onların boyunlarının üzerinde duran bir kılıç gibi onları cehenneme sürüklemektedir.



Bu kırıp geçiren salgın hastalık, davranışlarda sınırsız özgürlüğün ortaya çıkması, fuhşiyatın yayılması ve açıkça işlenir olmasına uygun bir ceza olmuştur.



Dünyadaki bütün devletleri ve özellikle batılı devletleri tedirgin eden ve korkutan bu bulaşıcı hastalık ne idi? Bu hastalık rezil davranışlara batmış, fuhşiyâtı açıkça işleyenler için asrın vebasıdır.



AİDS elektronik mikroskopla yüz binlerce defa büyütüldükten sonra görülebilen, ufacık bir virüsün neden olduğu bir hastalıktır. AİDS virüsü Retrovirüs grubundandır. Bilinebilen kompleks varlıkların en küçüğüdür. Bu virüs, canlı hücreleri sömürme hususunda ve hücrelerin şifrelerini çözerek orada çoğalma hususunda müthiş bir güce sahiptir.


Virüsün Yapısı

AİDS virüsü insanın bağışıklık sisteminin yöneticisi ve omurgası olan T4 Lymphocyte hücrelerine saldırır. Sonra hücre içerisinde çoğalır ve onu yok eder. (AİDS ve Onun Hukuki ve Toplumsal Problemleri, Dr. Muhammed Ali Bari, 1.baskı, Menare Yayınevi, 1996)



Bunun için “Edinilmiş Bağışıklık Yetersizliği Sendromu” olarak isimlendirilmiştir. Bu konuyu anlayabilmemiz için bağışıklık sisteminin işleyişini ve mahiyetini bilmemiz gerekmektedir.



Allah (c.c.) insan vücudunu çeşitli saldırılardan korumak için dinç ve sağlıklı kalmayı sağlayacak savunma mekanizmalarını vücuda yerleştirmiştir. Bu önemli fonksiyonu kandaki akyuvarlar sağlarlar. Bunların birçok çeşidi vardır: Kanda, Lymphocyte bezlerinde, karaciğerde, dalakta ve kemik içindeki ilikte bulunan Lymphocyte hücreleri... Bu hücreler iki kısma ayrılır: a)“B” hücreleri; bunlar Antibodies olarak isimlendirilen çeşitli mikroplara karşı antibiyotik üretiminde uzman olan hücrelerdir.



b)“T” hücreleri; bunlar en az 12 çeşittir. Her birinin ayrı ayrı görevleri vardır. Hücrelere düşman girdiğinin fark edilmesiyle hemen kan yoluyla saldırıya uğrayan hücrelere ulaşarak düşmanla savaşmak ve onu yok edene kadar mücadele etmek bu hücrelerin görevlerinden birisidir. T4 Yardımcı Hücreleri (Helper Cells) ve Supresive Hücreleri bunlardandır. Bu hücreler, saldırganlar yok edilip savaş bittikten sonra, düşmanla savaşan hücrelerin intihar eylemlerini engellerler.



B hücrelerinin vücudun antibiyotik üretimini sınırlandırma fonksiyonu vardır. B ve T hücrelerinin en önemli görevi virüsleri, parazitleri, mantarları, mikropları ve kanserli hücreleri yok etmektir. Kandaki Lymphocyte hücrelerinin %60 ile %80 civarındaki kısmını T hücreleri oluşturur. B hücreleri ise bu hücrelerin %10 ile %20 civarındaki kısmını oluşturur. Kandaki akyuvar hücreleri düşmanların yok edilmesi, savaş alanının temizlenmesi ve çeşitli artıkların, cesetlerin temizlenmesi görevini yerine getirirler.



Edinilmiş Bağışıklık Sistemi Yetersizliği (AIDS) Hastalığında Neler Olur?



AIDS virüsü yardımcı hücrelere yoğun bir saldırıda bulunur. Hücrelerin şifresini çözdükten sonra, orada çoğalır ve hücreyi yok eder ve bu hücrede çoğalmış olan birçok virüs yeni hücrelere saldırır.



Yardımcı hücreler kendilerinden birisine virüsün girdiğini öğrenince, çok sayıda intihar eylemi gerçekleştirirler. Bu nedenle bağışıklık sisteminin işleyişi engellenmiş olur. Bunun sonucunda savunma araçları tamamen yıkılmış olur. (AİDS Eşcinselliğin Ürünüdür, Dr. Abdulhamid Kudat, 2.baskı, Tıbbiye Yayınevi, Londra)



Çeşitli mikroplar ve asalaklardan oluşan bu karmaşık varlıklar, insan vücuduna saldırır. Akciğer iltihaplanması, koleraya benzeyen ağır ishal, vücut dengesinin bozulması, dalakta ve Lymphocyte bezlerindeki şişme, bulaşıcı kansere yakalanma ve birçok deri hastalığından sonra insanı öldürür.



Bu virüs, vücutta sinir sisteminden beyine kadar bulaşmadık yer bırakmaz. Hastanın akli dengesi bozulur ve depresyon geçirir. İleriki aşamalarda delirme meydana gelir. Felçlik ve bazen de körlükle sonuçlanan beyin iltihaplanması, omurilik iltihaplanması, beyin zarı iltihaplanması ortaya çıkar. Sonunda hastalık ölümle biter.



Bilindiği üzere bu hastalık çoğunlukla eşcinseller, zina etmeyi meslek haline getirenler, alkollü içecekler ve uyuşturucu kullananlar arasında yayılmaktadır. Ayrıca fuhşiyatı benimseyen ve açıkça işleyen toplumlarda rezalet batağına saplanmış kişilerin arasında yayılmaktadır.



Doktorlar ve araştırmacılar bu yok edici hastalığa bir ilaç bulma noktasında acziyete düşmüş durumdadırlar. Çünkü bu hastalık devamlı surette özelliklerini değiştirmektedir. Bu nedenle hastalık her geçen gün yayılmaya ve artmaya devam etmektedir. Genetik dönüşümün sonucu olarak şu an itibariyle 8 veya 9 büyük grup şeklinde AİDS virüsü sınıflandırılmıştır. Cinsel davranışlarda sınır tanımayan Amerika, Avrupa, Orta Afrika ve Doğu Asya’da birçok vaka meydana gelmektedir. Dünya Sağlık Örgütü 1993 yılının sonunda dünyadaki AİDS virüsü taşıyıcılarının sayısının 15 milyon olduğunu açıklamıştır.



Günümüzde bu virüse yakalanan hasta sayısı 18 milyona ulaşmıştır. Bu yüzyılın (20.yy.) sonunda, bu rakamın 40 milyona ulaşması tahmin edilmektedir. (AİDS, Dr. Muhammed Sadık Sabur, 3.baskı, 1993, Ehram Tercüme ve Yayın Merkezi)



Dünya Sağlık Örgütü, ortaya çıkışından şu ana kadar AİDS virüsü nedeniyle ölenlerin sayısının 1.700.000 kişi olduğunu açıklamıştır. Bu hastalık yok eden bir veba, silip süpüren bir salgındır. Bu hastalığa yakalanan kişi, ölmeden önce yıllarca süren acılara katlanmak zorundadır. Bu acılar, hastanın en yakınları kendisini terk ettikten sonra yaşadığı psikolojik sıkıntılara eklenmektedir. Öyle ki, hasta öldükten sonra hastanın yakınları cesetten bile uzak durmaktadırlar.



1981 yılına kadar bu hastalığın belirtilerine rastlanmamıştı. Hastalık fark edildi ve sonrasında 1984 yılında bu hastalığa neden olan virüs keşfedildi.



AİDS hastalığı ve benzerleri fıtratlarını bozan, iffet ve temizliği zina ve eşcinsellik gibi haram kılınmış fuhşiyâtla değiştirenler için ilahi bir cezadır. Bu kişiler ahlaksızlığı normal kabul etmiş ve bu durumlarıyla da övünmüşlerdir.



Bu cezalandırma Peygamber Efendimizin 14 asır öncesinde haber verdiği durum değil midir? “Bir millet açıkça zina ve fuhuş işlediğinde, mutlaka aralarında veba ve onlardan önce gelip geçmiş milletlerde bulunmayan hastalıklar yayılır.” Diğer bir hadiste ise; “Zina bir toplumda yayılırsa onların arasında ölüm çoğalır.” buyurmuşlardır.


İslam’ın Doğruluğunun İşareti


Konuyla ilgili Hz. Muhammed’in (sav) sözleri önemli bir hakikate işaret etmektedir. Bu durumun hangi ülkede, hangi millette, hangi dinde olursa olsun, değişmeyen geçerli bir uygulama olduğudur. İnsanlar arasında fuhşiyat ortaya çıktı ve yayıldı. Bu fiilleri açıkça işlediler ve kendi zevklerine uygun olduğunu kabul ettiler. Bunun sonucunda kendilerinden öncekilerin başlarına gelmeyen acılar, bulaşıcı hastalıklarla karşılaştılar.



Hastalığın yapısı da bu gerçeği desteklemektedir. Bu hastalık zina ve eşcinsel ilişkiyle bulaşmaktadır. Hastalığa neden olan mikroplar kendine has tabiatından dolayı, sadece insanlara bulaşmakta ve sadece cinsel ilişki yoluyla bir başkasına geçmektedirler.



Bu mikroplar, cinsel organları ve dudağı tahrip etmede ilginç bir güce sahiptirler. Sadece cinsel organlara bulaşmakla kalmaz, bütün vücuda yayılırlar. Vücudu bu mikroplardan koruyacak bir serum bulunamamıştır. Vücudun bu hastalığa karşı doğal bağışıklığı bulunmamaktadır. Çünkü bu mikroplar devamlı olarak özellik değiştirmektedirler ve onların yok edilmesi için ilaç bulma çabası sonuçsuz kalmıştır. Vücudun bu hastalığa karşı direnme gücü bulunmamaktadır. İleride daha farklı hastalıkların ortaya çıkması da mümkündür. Salgın hastalıkların ve ölümcül sıkıntıların artması Allah’ın mesajından ve fıtratlarının çağrısından uzaklaşan insanlar için kaçınılmazdır.



Bu durum Hz. Muhammed’in (sav) Allah’ın elçisi olduğuna ve sadece doğruyu, hakikati söylediğine, Allah’ın nuru ve vahyi dışında konuşmadığına delil değil midir? Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur. “O kendi arzu ve heveslerine göre konuşmaz. Onun size aktardığı sözler, kendisine indirilen ilahi haberden başka bir şey değildir. Son derece kuvvetli birinin O’na öğrettiği bir vahiy.”(Necm Suresi, 53/3-5)



Bizleri İslam’la tanıştıran Allah’a hamdolsun... Şayet Allah bizi İslam’a yöneltmeseydi biz hidayete eremezdik. Bizlere kitabı ve hikmeti öğretmesi için ve yaratıcımızın programıyla nefislerimizi arındırması için kendi içimizden bir resul gönderen Allah’a hamdolsun… Allahu Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Allah, mesajlarını onlara iletmek, onları arındırmak ve onlara kitabı, hikmeti öğretmek için aralarından bir elçi çıkararak müminlere büyük ikram ve lütufta bulundu. Hâlbuki daha önce apaçık bir sapıklık içinde bulunuyorlardı.” (Al-i İmran Suresi, 3/164)



İnsanlık, Hz. Muhammed (sav)’den Kur’ân ayetlerini ve hikmeti öğrenmeyip, O’nun öğreti ve yönlendirmeleriyle nefislerini arındırmayıp, hayat tarzlarını O’nunkine uydurmayıp, onun dinine bağlanmadıkları sürece apaçık bir sapıklık çölünde kalmaya devam edecektir.



Yüce İslam dini, bütün insanlığa gönderilmiş olan son dindir. İslam dini, insanı ve onun sağlığını yok edici cinsel yolla bulaşan hastalıkların tehlikelerinden korumak için apaçık bir yöntem belirlemiştir. Bu yöntem iffet ve temizlik (namusluluk) kelimeleriyle ifade edilebilir.



İffet; şehvetlerin vesveselerinden kalbin temizlenmesi olarak kendini gösterir. Bu temizlenme, imanın kuvvetlendirilmesi, Allah’tan korkup sakınma, Allah’ın gözetiminde olduğunu bilme, haramlardan gözün uzak tutulmasıyla kışkırtıcılardan uzak durma, kadınlarla yakınlaşmaktan uzak durma ile sağlanır.



Kadınlar da kendilerini süslerini başkalarına göstermekten uzak tutarak, erkeklere yakınlaşmaktan uzak durarak, nasihat dinleyip gereğini yaparak, eğlence mekânlarından uzak durarak bu temizlenmeyi gerçekleştirirler. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “İnanan erkeklere söyle, gözlerini kendilerine helal olmayanlara bakmaktan sakınsınlar, ırzlarını korusunlar, bu hareket daha temiz ve daha erdemlidir sizin için. Şüphe yok ki, Allah ne işlerseniz hepsinden haberdardır.” (Nur Suresi, 24/30)



“İnanan kadınlara da söyle, onlar da gözlerini bakılması yasak olandan çevirsinler, iffet ve namuslarını korusunlar, süslerini göstermesinler, elde olmayarak açığa çıkan ve görünen kısımları hariç, cazibe ve güzelliklerini açığa vurarak dikkat çekmesinler ve bunun için başörtülerini göğüsleri üzerine sarkıtsınlar ki, boyun ve gerdanlarından bir şey görünmesin. Allah’ın açılmasını haram kıldığı, gizli ziynet yerlerini kocalarından… başka kimseye göstermesinler…” (Nur Suresi,24/31)



Temizlik (namusluluk), evlilikle kendini gösterir. Bu nedenle evlilik insanlar için kolaylaştırılmıştır. Peygamberimizin yönlendirmesindeki vahyin nuruna bakınız: “Evlenme benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir.” “Ey gençler topluluğu, sizden kimin maddi yönden durumu evlenmeye imkân verirse hemen evlensin. Çünkü evlilik gözü günahlardan en iyi koruyucudur. Aynı şekilde namusu korumada da en iyi yoldur. Kim evlenmeye güç yetiremezse onun oruç tutması gerekir. Çünkü oruç kişiyi kötü şeylerden uzak tutar.” “Dinine, yaşantısına güvendiğiniz birisi size gelirse onu evlendirin. Şayet böyle davranmazsanız yeryüzünde fitne ve bozulma meydana gelir.”

İslami Çözüm



Cinsel Yolla Bulaşan Hastalıklardan ve insanlığı kırıp geçiren bulaşıcı hastalıklardan kurtulmanın bir tek yolu vardır. O da İslami öğretiye bağlanmaktır.



İslam öğretisi;

1. Zinayı ve gizli olsun açık olsun bütün sapkınlıkları haram kılmıştır. Anormal cinsel ilişkide bulunanlar, eşcinseller, fuhuş yaptıranlar ve zina edenlere Allah’ın belirlediği cezanın tatbikini emretmiştir.



2. Alkollü içecekler ile uyuşturucular haram kılınarak bunların üretilmesi ve satılması yasaklanmıştır. Bozguncular hakkında İslam hukukunun hükümlerinin tatbik edilmesi istenmiştir.



3. Din ve sağlık alanlarında bilinçlendirmenin yapılması ve insan ruhunda imanın derinleştirilmesi emredilmiştir.



4. Belirli bir programa bağlı olarak yayın faaliyetlerinin yapılması istenmiştir.



5. Bayanların fabrika ve ofislerde çalışırken, erkeklerle bir arada bulurken, tavır ve davranışlarına dikkat etmesi hususu düzenlenmiştir. Bayanlara anne, kız kardeş, kız çocuğu ve eş olarak değerli bir hayat tarzı tavsiye edilmiştir.



6. Memleketleri dışında çalışmaya gidenlerin ailelerini yanlarında bulundurmaları şeklinde bir düzenlemeye gidilmiştir.



7. Kendisine has olan zînetleri başkalarına gösterme ve örtünün açılması yasaklanmıştır.



Bu sorunlar çözülmediği sürece; bulaşıcı, acı verici, insanları yok eden hastalıklar, şartlarının oluştuğu her ortamda ortaya çıkmaya devam edecektir. Bugün sapkınların göğsünün üzerine oturmuş bulunan ölümcül kâbus haline gelmiş olan AİDS hastalığı nasıl ortaya çıkmışsa, ileride AİDS’ten daha tehlikeli hastalıklar ortaya çıkabilecektir. Çünkü insanlar modern bilimi ve onun araçlarını kullanarak bu tür sapık davranışlarını yaymaya ve onları insanlara güzel göstermeye çalışmaktadırlar.



“Allah’ın nurunu ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz.” (Tevbe, 9/32) Ve başlarına bir felaket gelecektir. “Zulmedenler nasıl bir akibete uğrayacaklarını görecektir.” (Şuârâ, 26/227) Son olarak yeryüzündeki bütün insanlara şunu söylemek istiyorum: Peygamberinizin söylediklerini dinleyiniz ve onun yoluna tabi olunuz. “Size, benden sonra kendisine sarıldığınız sürece sapmayacağınız iki şey bırakıyorum. Bunlar Allah’ın kitabı ve benim sünnetimdir. Bunlara sımsıkı sarılınız.”



Ey insanoğlu! İslam dini hem dünyada hem de ahirette sizin için bir can simidi mesabesindedir. Yüce Allah şöyle buyurmuştur: “Ey iman etmiş olan akıl sahipleri, Allah’a karşı gelmekten sakının! Allah, size bir zikir (Kur’ân) indirdi.” (Talak, 65/10,11)


Gülistan Dergisi 91. Sayı Dr. Abdulcevad Savi...

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1521
favori
like
share