Çocuk Psikolojisi - Bağlanma Ayrılma Korkusu - Anksiyetesi - Okul Reddi Sorunları

Okul fobisi, genellikle karşılıklı bağımlı, patolojik anne-çocuk varlığında gelişir. Genellikle bu çocukların çok koruyucu anneleri, çok uzak ve soğuk duran babaları vardır.

Bağlanma; Çocuk ile dışarıdan ihtiyacını gideren veya ilgi gösteren kişi arasındaki duygusal yakınlıktır. Bu kişi, çocuğun bakımından sorumludur ve bebek duygusal enerjisini ona yönlendirir.
Bağlanma, yaşamın birinci yılında oluşur ve anne ile olan "doyum ve zevkin olduğu, sıcak, yakın ve devamlı ilişki" oluştuğu zaman gerçekleşir.


Bebekteki bağlanma aşağıdaki evrelerde gelişir:

Birinci dönemde (doğum-8 hafta); Bebek daha çok açken ağlamasına rağmen, anne bunun acı, çaresizlik veya kızgınlıktan doğan sıkıntıyı temsil ettiğine dair ağlama uyaranı olarak geneller. Bağlanmayı kuvvetlendiren diğer belirtiler: gülme, bebeğin çıkardığı sesler ve bakmadır. Gelişen çocuk, anne veya bakım verene bağlandığı anda; anne uzaklaştığında ağlayacaktır. Ayrılmanın anlamı; çocuğun gelişim seviyesine ve mevcut olan bağlanmanın evresine bağlıdır.

İkinci fazda (bağlanmanın oluşum evresi) (8 -10 haftadan 6 aya kadar): Çocuk, çevresindeki bir veya birden fazla kişiye bağlanır. Özel şahıstan ayrılma, ihtiyaçları karşılandığı sürece sorun çıkarmaz.

Sonraki evre (Belirgin bağlanma) (6 ay - Yetişkinliğe kadar): Bakıcı veya anne ayrıldığında ağlar ve diğer sıkıntı belirtileri gösterir (Bu bazı çocuklarda üçüncü ayda başlar). Anneye verildiğinde çocuk ağlamayı keser ve sıkı sıkı yapışır, sanki annesinin döndüğü konusunda fazla bir güvence elde etmek istermiş gibidir. Bazen ayrıldıktan sonra anneyi görmek ağlamanın durması için yeterli olur. Çocuklar büyüdükçe, onların annelerinden uzaklaştığı zaman distress'in oluştuğu kritik bir mesafe vardır.

Hayatın ilk yılında bebeğin psikososyal görevi, güvenmeyi öğrenmektir. Bebekle annesi arasındaki ilişkiden doğan güven duygusu, insanın ileride kuracağı kişiler arası ilişkilerin temelini oluşturur.

Birçok araştırma; çocuğun yaşamının ilk iki yılı süresinde yer alan bir gecelik ayrılığın bile daha sonraki ayrılıklarla birleşerek bir çok soruna yol açabileceğini göstermiştir.

Anne ayrıldığı zaman çocuğun gösterdiği sıkıntıyı tarif eden "Ayrılık Anksiyetesi"dir. Ayrılıkta görülebilen sıkıntı, sadece anksiyete değildir; sevgi objesinin kaybı nedeniyle depresyonda vardır.

Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu :
Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğunun temel özelliği evden ya da evde bağlandığı kişiden ayrılmaya bağlı aşırı anksiyetenin olmasıdır. Bu bozukluğu olan bireyler her evden ya da bağlandıkları kişilerden ayrıldıklarında yineleyici bir biçimde aşırı sıkıntı ve kaygı yaşarlar. Bağlandıkları başlıca kişilerden ayrıldıklarında bu kişilerin nerede olduklarını bilmeye ve onlarla ilişki içinde olmaya (örn.telefon ile görüşmeleri) gereksinim duyarlar. Eve dönme özlemi içindedirler ve sürekli yeniden birleşme düşleri kurarlar.

Bağlandıkları kişilerden ayrıldıklarında kendilerinin veya bağlandıkları kişilerin bir kaza geçirecekleri ya da hastalanacaklarına ilişkin sürekli ve aşırı bir kaygı yaşarlar. Bu bozukluğu olan çocuklar sıklıkla kaybolma ve ana babasına bir daha kavuşamama korkusu yaşarlar. Tek başına evden veya bildik çevreden uzağa bir yere yolculuğa çıktıklarında huzursuzlanırlar ve tek başlarına bir yere gitmekten kaçınırlar. Okul ya da kampa katılmaya karşı çıkarlar, arkadaşlarının evine ziyarete gitmez ya da orada uyumazlar, ufak tefek işler için bile evden çıkmazlar. Bu çocuklar odada tek başına oturamazlar, "yapışkan" davranışlar gösterirler, evde anababalarının çevresinde dolaşırlar ya da onları "bir gölge gibi" izlerler.

Bu bozukluğu olan çocuklar uyku zamanı zorlanırlar ve uyuyana kadar yanlarında birinin olmasını isterler. Gece boyunca kendi yollarını bir şekilde anababalarının (ya da kardeşleri gibi, önemli başka bir kişi) yatağına göre ayarlar; anababanın yatak odasına gitmeleri yasaklanmış ise, oda kapısının önünde uyuyabilirler: Korkularını yansıtan (örn. bir yangında, cinayette ya da büyük felakette ailenin zarar görmesi) gece kabusları görebilirler. Ayrılıkta ya da böyle bir ayrılık beklendiğinde karın ağrıları, baş ağrıları, bulantı ve kusma gibi bedensel yakınmaları olur.

Çocuğunuzun
1a. Birşeylerin size zarar vereceği konusunda gerçekdışı endişeleri var mı?
1b. Ayrılıp geri dönmeyeceğiniz konusunda gerçek dışı endişeleri var mı?
2a. Sizi kaybedeceği konusunda gerçek dışı endişeleri var mı?
2b. Kaçırılacağı konusunda gerçek dışı endişeleri var mı?
2c. Öldürüleceği konusunda gerçek dışı endişeleri var mı?
2d. Bir kazaya kurban gideceği tarzında gerçek dışı endişeleri var mı?
3a. Evde sizle kalabilsin diye okula gitmede isteksizlik gösterir mi?
3b. Evde sizle kalabilsin diye okula gitmeyi ret eder mi?
4a. Onun yanında olmaksızın uyumaya gitmede isteksizlik gösterir mi?
4b. Onun yanında olmaksızın uyumaya gitmeyi ret eder mi?
4c. Evde sizinle birlikte kalma isteği sebebiyle ev haricindeki herhangi bir yerde (arkadaş veya akraba) uyumaya isteksizlik gösterir mi?
4d. Evde sizinle birlikte kalma isteği sebebiyle ev haricindeki herhangi bir yerde (arkadaş veya akraba) uyumayı ret eder mi?
5a. Sizinle birlikte olma isteği sebebiyle evde yalnız olmaktan kaçınır mı?
5b. Evi çevresinde sizi göremeyince rahatsız olur mu?
6. Sizden ayrılma içerikli tekrarlayan gece kabusları var mı?
7 Okul günlerinde mide ağrısı., baş ağrısı, bulantı veya kusma gibi fiziksel şikayetleri olur mu?
8a. Sizin ikinizin ayrılacağını bildiği zaman (örn. işe gitmek için veya gece çıkmak için) rahatsız olur mu?
8b. Sizin ikinizin ayrılacağı zaman (örn. işe gitmek için veya gece çıkmak için) rahatsız olur mu?
9a. Sizle olmadığı zaman üzüntülü gözükür mü?
9b. Sizle olmadığı zaman, okul ödevlerine konsantre olmakta veya oyun oynamakta zorlandığı gözlenir mi?

Eğer bu sorulardan en az üçüne evet cevabı veriliyorsa Çocukta ayrılma anksiyetesi olduğundan bahsedebilir. Özellikle 9. madde tek başına Ayrılma Anksiyetesini yansıtır.

Okula başlama çocuk için ayrılığın ilkidir. Ayrılma anksiyetesi bozukluğu sebebiyle okul reddi dahil okula devam etme ile ilişkin problemler pediatride artan sıklıkla karşımıza çıkmaktadır.

Okula devam etme, çocuğun kronik stresle ne kadar iyi başa çıkabildiğinin göstergesidir. Okul başlangıcında çocukların % 80'i çeşitli derecelerde okula uyum güçlüğü çekerler. 6-8 yaşlarında oluş, tek çocuk oluş ve aşırı bağımlı çocuklarda semptomlar daha sıktır.

Okul reddini tarifinde; Çocuk; bir kaç aydan, bir yıla kadar sürede okulda bulunmamıştır. Devamsızlık belirgindir. Çoğu zaman aile çocuğu nerede olduğunu bilir. Çocuk, anne ile beraber veya evin yakınında bir yerdedir. Kaytarmanın sebebini anne-baba ve öğretmenler anlayamaz. Çocuk; "okula gitmekten korktuğunu", "öğretmenden korktuğunu" veya "okula niçin gitmek istemediğini bilmediğini" söyleyebilir. Çocuk evde olduğunda mutlu ve kaygısızdır. Okulda mutsuzdur, cezalara rağmen ilk fırsatta eve kaçar. Genellikle ani başlangıçlıdır.

"Bu çocuklar annesine kötü birşey olacağından korkarlar, rahatlama ve anksiyetesini yatıştırmak amacıyla evlerine kaçarlar" gözlemi daha sonraları birçok klinik çalışmada gösterilmiştir. Bu gözlemlere dayanarak; bir çok okul reddinde okul korkusunun, gerçekte evden ayrılma korkusu olduğu tarzında şekillenmiştir.

Okul Kaçağı ile Okul Reddini ayırmak lazımdır. Okul kaçağı ile Okul Reddi olan çocuklar karşılaştırıldığında:

Okul reddi olan çocukların; artmış emosyonel problemli ailelerden gelmekte olduğunu, çocukluğunda daha az sıklıkla anne yoksunluğu yaşadıklarını, pasif, bağımlı ve aşırı korunmuş olduklarını tespit etti. Bu çocuklar kaytaran çocuklara oranla okulda başarı ve davranış olarak daha yüksek standart gösteriyorlardı. Bu çocuklarda anksiyete ve depresif semptomlar da dikkati çekmekteydi.

Okul kaçağı olan grup; büyük oranda disiplin yoksunu olan ailelerden gelmekte, bebekliğinde anne yoksunluğu daha fazla yaşamış ve geç çocuklukta anne-baba yoksunluğu daha fazla yaşamış çocuklardı. Bu çocukların okul değişiklikleri daha sık ve başarıları daha düşüktü. Okuldan kaçma, antisosyal davranımın bir görünümüydü.

Okul fobisinde iki ana eğilim karşılıklı rol oynar;
1.Okul ile ilişkili kaçınma davranışları
2. Rahat ve güvenliği sağlayacak durumları aktif arama.

Aşağıdaki şekillerde gözlenebilmektedir;
1. Okul gitme öncesi anlaşılmaz şikayetler veya okula gitmede isteksizlik, yalvarma, kapışma ve cezalandırmaya rağmen okula gitmeyi ret etme.
2. Okula gitmek için evden ayrılma vakti geldiğinde, aşırı anksiyetenin ve panik bulgularının gözlenmesi. Çocuk sıklıkla okulda tutulamaz veya yarı yolda geri döner. Anne-baba çocuğu okula götürdüğü zaman, ayrılık anı dramatik bir tabloyu andırır.
3. Erkek ve kız çocuklar eşit oranda etkilenir. Buna karşın prepubertal separasyon semptomları kızlarda daha sık gözlenir.
4. Bu çocuklarda okula devam etmek için ortalama zeka seviyesi (IQ) kontrol gruplarıyla eşit veya beklenenden daha iyi olması ile karekterizedir.
5. Orta seviyeli ailelerde daha yaygındır.
6. Bu çocukların annelerinin 1/5'i bir psikiyatrik bozukluğa sahiptir. Anksiyöz veya depresif niteliktedir.
7. Küçük çocuklarda akut başlangıçlı oluşur. Fakat daha büyük çocuk ve adolesanslarda sıklıkla daha sinsi başlangıçlıdır. Ayrılma anksiyete bozukluğu, preadolesan çocuklarda en sık oluşur.
8. Tetikleyici faktörler şunlar olabilir; kaza, hastalık veya ameliyat geçirme, kamp veya okul için ilk kez evden ayrılma, okul arkadaşının gidişi veya kaybı, çocuğun bağlı olduğu akrabaların hastalığı veya ölümüdür. Bu olaylar çocukta tehdit oluşturur ve anksiyete açığa çıkarır.
9. Adölesanslarda ve yaşı büyük çocuklarda başlangıç daha tedrici olabilir. Ev dışındaki arkadaş grup aktivitelerine katılımında azalmayla birliktedir. Çocuk annesine yapışıp ve onu kontrol etmeye çalışabilir, direngen ve münakaşacı bir yapı alabilir. Bu yaş grubu yakın muayenede edildiğinde, depresif semptomlar, diğer davranış problemleri veya nadiren bir psikotik hastalık gösterebilir.
10. Semptomlar; iştahsızlık, bulantı, kusma, bayılma, başağrısı, karın ağrısı, anlaşılmaz halsizlik, diare, vücut ağrıları ve taşikardi gibi somatik şikayetlerle maskelenebilir. Şikayetler okul öncesi veya okulda başlayabilir. Fakat eve gelmesini takiben semptomlar çabukca iyileşir. Okul reddi uzun süreli evde devamlı bakım gören kanserli çocuklarda da bildirilmiştir.
Okul korkusu çoğunlukla sinirli bir öğretmen, sınavda başarısızlık korkusu, kabadayı bir arkadaştan korku gibi yüzeydeki bir nedenle açıklanır. Bunlar bazen gerçekte doğrudur. Ancak genelde okul korkusu olarak yanlış adlandırılan bu korkunun kökeninde, duygusal ilişki kurduğu kimselerin veya kendisinin başına birşey gelmesinde ve böylece kendisi için çok önemli bu kişiden ayrılma korkusu vardır. Korku duygusu gerçekte bir ayrılma anksiyetesidir. Okul çocuğu veya ergen normalde 24 aylık bebeklerin korkusunu yaşamaktadır

Okula gitmede reddin olmadığı ciddi seperasyon anksiyetesi oluşabilir ve separasyon anksiyetesi veya anksiyete ve/veya depresyon kanıtı olmaksızında okul fobisi oluşabilmektedir.

Ayrılma anksiyetesi bozukluğu nadir değildir; çocukların ve genç ergenlerin ortalama %4'ünde bu bozukluğa rastlanmaktadır. 10-11 yaşlarında sonra oran düşer Ayrılma anksiyetesi semptomları, kız çocuklarında erkek çocuklarına oranla daha sık gözlenir. Erkek ve kız çocukları eşit olarak etkilenir. Bu durum en sık erken çocukluk yıllarında gözlemlenir. Zeka ve eğitim başarısı ile ilişkili değildir. Tek çocuk olma veya kardeşleri olması arasında fark yoktur.

Gelişimi üç periyotta izlenir.
Seperasyon anksiyetesinin en yaygın formu olan; okula başlarken ve hemen sonrası
Okul değişimi ile ilişkin olan 11 yaşı
14 yaş ve sonrası; semptomlar tip ve şiddet olarak farklılaşmaya başlar, ve depresyon gibi daha ciddi psikiyatrik bozukluklarla ilişkilidir.

Başlangıcı :
Ayrılma anksiyetesi bozukluğu bazı yaşam zorluklarından sonra (örn.bir yakınının ya da evcil hayvanın ölümünden sonra, bir çocuğun ya da akrabanın hastalığı sırasında ya da okul değiştirme, yeni komşuların olduğu bir yere taşınma ya da göç ile) gelişebilir. Başlangıcı okul öncesi yaşlardan da önce olacak kadar erkendir ya da 18 yaş öncesi herhangi bir yaşta başlar, bazen ergenlik dönemine kadar sarkabilir. Tipik olarak alevlenme ve iyileşmelerle seyreder. Olası ayrılıklara karşı anksiyete ve ayrılığı içeren durumlardan kaçınma davranışları ile birlikte yıllarca sürebilir.

Okul reddini etkileyen faktörler şunlardır:
(1) Bebeklik sırasında geceleri bebek bakıcısı kullanımı
(2) Çocuk eve gelişinde annenin evde olmayışı
(3) Very little father-with-child playing,
(4) Evdeki vazifelere babanı katılmaması
(5) Ele ilgili görevlere çocuğun katılımının olmaması
(6) Erken çocuklukta arkadaş yokluğu
(7) Komşularıyla ailenin nadir temas içinde olması

Ailesel Özellikler:
Okul devamsızlığı ile anlamlı derecede ilişkin aile karakteristiklerini şöyle belirlenmiştir:
- Genellikle anne-babada nörotizm,
- Evlilik uyuşmazlığının olduğu unstable aile ilişkileri,
- Anne-babanın çocuktan yüksek akademik performans beklentisi ve bir boyutuyla yoksulluk mevcuttur.

Okul fobisi, genellikle karşılıklı bağımlı, patolojik anne-çocuk varlığında gelişir. Genellikle bu çocukların çok koruyucu anneleri, çok uzak ve soğuk duran babaları vardır. Bazen ise anne ve baba çocuğa aşırı derecede düşkündür, kendileri de çocuklarından ayrılmayı bir türlü göze alamamışlardır. Bazen de anne ve babaların kendileri nörotik ve güvensizdir, çocuğun başına kötü şeyler geleceğinden gereksiz yere korkmuş ve çocuğu hep evde tutmaya çalışmışlardır. Böylece çocuk kendiside farkında olmadığı halde evden uzaklaşınca veya okulda iken annesine, babasına veya kendisine korkunç şeyler olabileceğinden korkmakta ve bunu engellemek için evde kalmakta ısrar etmekte, zorlandığı zaman panik içine düşmektedir

Ciddi okul fobisi olan çocukların birinci derece akrabalarında depresyon ve anksiyete bozukluğu oranları daha yüksek olduğu görülmektedir. Bu çocukların ailelerine verilen aile değerlendirme ölçeklerinde aile fonksiyonunda daha fazla bozukluk tespit edilmiştir.(Rol performansı, iletişim, duygusal ifade edim ve kontrol yönüyle)

Ayırıcı tanı:
Ayrılma anksiyetesi, Yaygın Gelişimsel Bozukluklar, Şizofreni ya da diğer Psikotik bozuklukların bir parçası olabilir. Bu bozukluklardan herhangi birinin gidişi sırasında Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğunun belirtileri ortaya çıkarsa, ayrı bir ayrılma anksiyete bozukluğu tanısı konmaz.

Ayrılma anksiyete bozukluğu, Yaygın Anksiyete Bozukluğundan anksiyetenin temel olarak evden ya da bağlandığı kişilerden ayrılmayla ilgili olmasıyla ayırt edilir.

Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğu olan çocuk ve ergenlerde ayrılık tehdidi aşırı anksiyeteye, hatta panik atağına yol açabilir. Panik bozukluğunun tersine anksiyete, beklenmeyen bir panik atağının gösterdiği güçsüzlükten çok, evden yada bağlanılan başlıca kişilerden ayrılma ile ilgilidir.

Yetişkinlerde ayrılma anksiyetesi bozukluğu, nadirdir ve ayrılma korkuları , agarofobi ile birlikte panik bozukluğu ya da Panik Bozukluğu Öyküsü Olmadan Agarafobi ile daha iyi açıklanabiliyorsa, ek bir tanı olarak verilmemelidir.

Davranım Bozukluğunda okuldan kaçma sık görülür, ancak nedeni ayrılma kaygısı değildir ve çocuk eve dönme yerine evden uzak durma eğilimindedir.

Bazı okul reddi olgularında, özellikle ergenlikte, neden ayrılma anksiyetesi bozukluğu değil sosyal fobi ya da duygudurum bozukluklarıdır. Psikotik Bozukluklardaki halüsinasyonlardan farklı olarak, Ayrılma Anksiyetesi Bozukluğunda yaşanan olağan olmayan algısal yaşantılar gerçek bir uyaranın yanlış algılanmasına dayanır ve sadece belli durumlarda (örn. gece vakti) ortaya çıkar ve bağlandığı başlıca kişiler geri geldiğinde bu algılama kaybolur.

Çocuk okulda başarısız kalmaktan ve öz saygısını kaybetmekten korku duyabilir veya okuldan korku gerçek bir nedene bağlı olabilir. Ancak bu tip korkular, ayrılma anksiyetesi adı verilen durumlardan daha çok yüzeyseldir, geçicidir. Korktuğu nesnelerin ortadan kalkması ile çocuk böyle bir korkudan kurtulabilir.

Oysaki patolojik anne-çocuk ilişkilerinin söz konusu olduğu okul fobisi denilen durumda çözüm, ancak ilişkilerin düzeltilmesine bağlıdır. Dikkatli bir gözlemle anne çocuk arasındaki bağımlılık fark edilebilir, çocuğun korkularının ayrılma anksiyetesi türünde olup olmadığı anlaşılır. Bu durumda genellikle annenin de psikolojik terapisi gerekir.

Çocuğu tedavi yaklaşımında okula gitmediği için suçlamaktan kaçınılmalıdır. Bu durumun pek çok çocukta görülebildiği, tedavi edilebileceği anlatılmalıdır.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 789
favori
like
share
nis_2 Tarih: 13.06.2009 20:30
emeğine sağLıK miss-fener...gzL bir payLaşım