Saraylarda neden mutsuz insanlar da olur veya çöplüklerde yaşayanlardan bir kısmı neden emsalsiz mutluluklar içindedirler?Hâlbuki mutluluğun ve mutsuzluğun sınırları çoktaan ana hatlarla, kalın çizgilerle belirtilmiştir:
“Mahrum olmak mutsuzluk
Sahip olmak mutluluk!”
Herkese, hepimize ezberletilen bu temel, bu genel prensip neden her zaman çalışmaz peki?
Öyle ya; neden en karamsar ve en kuşkucu ve en ödlek insanlar ile boşanmaların, ihanetlerin, intiharların adım başı görüldüğü sokaklar en müreffeh ülkelerde?

Belli ki; maddî refah, her şey değil!

Geri kalmış sömürgelerde veya fakir mahallelerde yahut mahrumiyet mekânlarında yaşayanlar ise; “mutluluğun bir tercih” olduğunu ispata çalışmakla meşgul!

Sarayda yaşarken kendini zindanda hissetmenin ve zindanda sürünürken kendini sarayda bilmenin bir sırrı olmalı!

Nedir bu?

Bu sır, her zaman olduğu gibi, yine “sende” gizli
Anahtar “cebinde” durduğu müddetçe önündeki kapıları açamazsın!

Geçen gün, şahane bir söz okumuştum:

“Neye sahip olduğunuz Kim olduğunuz Nerede olduğunuz Ne yaptığınız ve ne yapacağınız, değil de;
Ne düşündüğünüz sizi mutlu veya mutsuz yapar!”

Böyle diyordu

Ben de bundan bahsederken; yıllardır konuştuğumuz ve defalarca yazdığımız sözü tekrar yazma fırsatı buldum:

Mutlu olmak, bir tercihtir!
Öyle, değil mi?

Yani, özet olarak;
Bizler de ışıldayabilecek bir çift göze, gülümseyebilecek bir çift dudağa sahibiz
Sahibiz de; acaba bunun ne kadar farkındayız?

Muammer Erkul

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 322
favori
like
share
Nehir Tarih: 14.06.2009 23:37
Farkında değiliz belkide..
bize verilen lutuflar herşeye değer..
emeğinize sağlık güzel bir hikayeydi..