Komik Tiyatro Metinleri - Komik Skeçler - Skeç Metinleri
SESLER- KOĞUŞ. ZEMİNDE HAFİF BİR MAPUSHANE TÜRKÜSÜNÜN SESİ.
ŞEFİK- Hayırdır Murat kardeş, derinlere dalmışsın. Seni gören de müebbetlik sanacak. Tahliye olacağına sevinmemiş gibi bir halin var.
MURAT - ( içini çeker ) Doğru dersin Şefik ağabey, sevindim desem yalan söylemiş olurum.
ŞEFİK- Haydaa! Bu da nerden çıktı aslanım? Mahpus dediğin tahliyesi geldi mi bayram eder. Dünyanın yılını geçirdin bu kahrolası yerde.
MURAT - On beş yıl. Tam on beş yıl oldu. Babamı vuranı öldürdüğümde 18 yaşında delikanlıydım. Şimdi 33 yaşında kocaman adamım.
ŞEFİK- Seninkisi kan davasıydı değil mi?
MURAT - (içini çeker) Evet. O illetten dolayı buradayım..
ŞEFİK- Değdi mi bari?
MURAT - Neye?
ŞEFİK- Kan davası gütmene. Katil olduğumda 18 yaşındaydım diyorsun. O yaş, hayatın en güzel çağıdır. İnsanın aşkı aradığı, sevdalarını türkülerde yaşattığı dönemlerdir. Yazık etmişsin kendine.
MURAT - Aslında mahpusa düşmeden önce bir sevdiğim vardı Şefik ağabey. Ama kısmet işte, gerdek yerine mahpushaneye girdim.
ŞEFİK- Aradan bunca yıl geçti, evlenmiştir herhalde.
MURAT - Kezban mı? (içini çeker) Hayır, evlenmemiş. Hala bekarmış.
ŞEFİK- Aferin kıza demek seni beklemiş. Şanslı adammışsın be Murat kardeş.
MURAT - Beklemesine beklediği doğru da, evlenmek için mi, başka sebepten mi onu köye gidince anlayacağım.
ŞEFİK- (şaşkın) Nasıl yani?
MURAT - Beni öldürmek için de bekliyor olabilir.
ŞEFİK- (şaşkın) Yok yahu? Peki sebep ne?
MURAT- Babasını öldürmüştüm.
ŞEFİK- (şaşkın) Dur bir dakika, senin öldürdüğün adam sevdiğin kızın babası mıydı?
MURAT- Evet. Onun babası benim babamı vurmuştu, ben de onun babasını vurarak töreyi yerine getirdim. Şimdi de o ve ağabeyleri töreyi yerine getirmek isteyebilirler.
ŞEFİK- Hay böyle törenin içine..İnsanları mezara, hapse gönderen, sevdalıları birbirine düşman eden töreye, töre mi denirmiş be Murat kardeş?
MURAT- Doğru dersin Şefik ağabey, ama köylük yerde töreye uymamazlık olmuyor işte. İnsanı küçük görüyorlar, aşağılıyorlar.
ŞEFİK- İşe bak be, dünya nerede biz neredeyiz. Töre kana kan istiyor diye git adamı takır takır vur, sonra gir mapusa yaşlan.
MURAT- Yaşlanmakla bitse iyi. Cezam bitti, yarın sabah tahliye olup gideceğim. (derin nefes alır) Gideceğim de, sağ kalabilecek miyim bakalım?
ŞEFİK- Siz de bu kafa oldukça ne sen sağ kalırsın, ne de başkaları. Biz de adam vurduk ama karşı taraf gelip de bizi öldürmedi.
MURAT- Töre dedik ya ağabey. Oysa jandarmaya babamı vuran Mahmut Kirazoğlu deseydik iş kolaydı. Ama önce anam..(içini çeker)..sonra da köylüler mani oldu.
ŞEFİK- Peki karşı taraf neden seni vurmadı da hapse girmene göz yumdu?
MURAT- Onlar göz yummadı ki. Bir iki gün bekledim, baktım beni ihbar eden yok, anladım ki niyetleri beni öldürmek, gittim jandarmaya teslim oldum.
ŞEFİK- Peki şimdi ne yapacaksın? Hasımların sürdürecek mi kan davasını?
MURAT- Sürdürmeyip de ne yapacaklar? Töreye onlar da karşı çıkamazlar.
ŞEFİK- Madem öyle yarın çıktığında gitme köyüne, çek git başka bir yere
MURAT- Kaçmakla mesele bitse, yurt dışına bile kaçarım. Ama töreyi bilmezsin. Beni bulamadıklarında anamdan, hısımlarından öç alırlar.
ŞEFİK- Yani kuzu kuzu gidip seni öldürmelerine izin mi vereceksin?
MURAT- Niyetim konuşarak işi halletmek. Cezaevinde çektiklerimi anlatırsam belki vazgeçirtirim. Bir de..(içini çeker) Şimdi bana düşman da olsa bir zamanlar Kezban’la birbirimize sevdalıydık. Eğer hala beni seviyorsa..
ŞEFİK- Yani barışı sağlamak için kaleyi içerden fethetmeyi düşünüyorsun?
MURAT- Bakalım fethedebilirsek artık. (içini çeker) Anlayacağın canımız, tesadüflere emanet Şefik ağabey.
ŞEFİK- Bir şey merak ettim Murat kardeş. Karşı taraf babanı neden öldürmüştü?
MURAT- Hiç sorma. Bizim kuzu onların bahçesine girmiş, onlar da kuzuyu kovalayım derken babam görmüş ve aralarında sözle başlayan kavga sonunda cinayete varmış.


(GEÇİŞ)


SESLER- DERE KENARI. ÇAMAŞIR YIKAYAN KADINLARIN LABARBALARI
HATÇE- Hacer ana gözün aydın, oğlun Murat yarın tahliye oluyormuş ha?
HACER- Haa.. (isteksiz) Oluyor ya.
HATÇE- (şaşkın) Aaa, ayol nedir bu halin? Seni gören de oğlunun tahliye olmasına üzüldüğünü sanacak..
HACER- Nasıl sevineyim ki Hatçe, köye döndüğünde ya hasımları Murat’ı öldürürse?
HATÇE- Eee Hacer ana kızma ama bunu düşünmek için biraz geç kalmadın mı?
HACER- Ne demek istiyorsun sen?
HATÇE- On beş yıl önce, Kirazoğulları kocanı öldürdüğünde, Murat’ın eline tabancayı verip, katil etmeden önce düşünecektin bunu.
HACER- Biliyorum ama başka ne yapabilirdim ki. Töreyi biliyorsun. Hangi ana oğlunun eline silah verip de katil yapıp, mapus damlarına düşmesini ister? Ama ne edeyim ki töre böyle işte..
HATÇE- (öfkeyle) Töre, töre, töre..Nedense insanoğlu törelerin hep kötü olanlarını yerine getirir de iyi olanlarını görmezlikten gelir..Keşke kocanı vuranı önce Allah’a sonra da adalete havale etseydin.
HACER- Olan oldu artık. (heyecanla) Ne dersin, köye gelince Kirazoğulları oğlumu vurur mu dersin, Hatçe?

(GEÇİŞ)

SESLER- EV İÇİ
ŞEHMUZ- Ahmet, Ömer, Kezban! Beklediğimiz gün nihayet geldi kardaşlarım.
Babamızın katili Murat yarın tahliye olup geliyormuş.
KEZBAN- (heyecanla) Ne, geliyor mu?
ÖMER- On beş yıl ne de çabuk geçmiş? Hele hele..
AHMET- Gelsin bakalım. (öfkeyle) Geleceği varsa göreceği de vardır helbet.
ÖMER- Bize ne canım, içerde onca yıl yatıp cezasını çekti ya.
ŞEHMUZ- Sen ne diyorsun Ömer, cezadan bize ne? Murat denen o namussuz, babamızı vurmadı mı? Şimdi bunu karşılıksız mı bırakacağız?
AHMET- Yıllardır bu günü bekledik. Anasına sarılıp hasret gideremeden gebertelim namussuzu. Öyle değel mi Kezban?
KEZBAN- (yavaşça, isteksiz) Evet öyle Ahmet ağam.
AHMET- Duy da utan Ömer! Görüyorsun işte, bacımız bile eski sevdalısının ölmesini isterken sen tutmuş cezasını çekti, bize ne diye kıvırtıyorsun.
ŞEHMUZ- Vazgeçmek yok. Kanlımız Murat’ı öldürelim ki, biz nasıl babasız yaşadıysak, Murat’ın anası olacak Hacer kadın da oğulsuz yaşasın. Biz nasıl acı çektiysek, o da aynı acıyı çeksin.
ÖMER- Eyi de Şehmuz ağam, acı çekmekse o acıyı Hacer kadın da çekti..
ŞEHMUZ- (sert) Nasıl yani? Lafı kıvırtma da açık açık söyle. Murat’ı öldürmeyelim mi demek istiyorsun?
AHMET- Öldürmeyelim de o katil, elini kolunu sallayarak keyfince köy meydanında gezsin mi? Bunu mu demek istiyorsun?
ÖMER- Diyeceğim. Bırakalım bu iş burada kalsın..Murat katilliğinin cezasını çekip, onca yıl mapus damında yattı.
ŞEHMUZ- Sen ne diyorsun Kezban?
KEZBAN- Sizler benim ağalarımsınız, ne derseniz ben ona uyarım.
ŞEHMUZ- Duydun işte Ömer, Ahmet ağan da bacın da töreye uymaktan yana.
ÖMER- Bırakın şu anlamsız töreyi..İki insandan birini mezara, öbürünü mapusa yollayan törenin nesine uyayım ki?
AHMET- Yani babamızın kanını orta yerde mi bırakalım?
ÖMER- Babamızın kanı neden yerde kalsın ki? Devlet onu öldüreni hapse atıp cezasını vermedi mi? Bir de biz niye verelim?
ŞEHMUZ- Devletten bana ne Ömer, Murat devleti değel, babamızı vurdu. Bu yüzden onun cezasını vermek de bize düşer.
AHMET- Şehmuz ağam doğru diyor Ömer, kan davası bu kann!
ÖMER- Ben de onu diyorum ya. Bir bizden bir onlardan, bir bizden bir onlardan. Söyler misiniz bu işin sonu nereye kadar gidecek? (sertçe) Soyumuz tükenene kadar mı, ha?
ŞEHMUZ- (öfkeyle) Seni korkak seni. (TOKAT ATARAK) Defol karşımdan, defol.
ÖMER- Ahhh!
KEZBAN- Dur Şehmuz ağam, yapma.
ÖMER- İstediğin kadar vur Şehmuz ağam, ama bu başımıza gelecek gerçekleri değiştirmez. Ne Murat’ı öldürmek, ne de hapis yatmak istemiyorum.
AHMET- Yazıklar olsun sana Ömer. Babamızın katilini vurmazsan hangi yüzle kayfeye gidip oturacan, hangi yüzle köy meydanında gezeceksin ha?
ÖMER- Adam öldüren katildir ve de Allah indinde de makbul değildir.
ŞEHMUZ- (içini çeker) İstesek de vazgeçemeyiz. Çünkü töre var orta yerde.
ÖMER- Hayır ağam, töre değil, cahillik var. Sen heç okumuş adamın kan davası güttüğünü gördün mü?
AHMET- Cahillik mahillik, madem bu köyde yaşıyoruz, geleneğe de, göreneğe de, töreye de uyacağız. Töre, kana kan diyorsa, biz de öyle yapacağız.
ŞEHMUZ- (içini çeker) Her neyse, tren öğleye doğru kasabaya gelir. Ahmet, Kezbanla birlikte o saatte istasyonda olun.
AHMET- Olur ağam.
KEZBAN- (korkuyla) Yoksa Murat’ı trenden iner inmez mi vuracağız?
ŞEHMUZ- Hayır, hemen değil. Niyetim önce korkutmak. Murat efendi, hapis yattım kurtuldum diye rahatlamasın. Azrail gibi peşinde olduğumuzu bilsin.

(GEÇİŞ)

SESLER- İSTASYON..ZEMİNDE LABARBA. UZAK TREN DÜDÜĞÜ SESİ
HACER- Tren geliyor. Biran evvel Muradımı kucaklayıp onu bekleyen tehlikeyi söyleyeyim. Kirazoğullarına yem etmeyeceğim aslanımı.
SESLER- YİNE TREN DÜDÜĞÜ VE TRENİN YAKLAŞAN SESİ
HACER- Yavrum benim, delikanlıyken girmişti mapusa..Ah töre ah, ne ocaklar yaktın, ne yiğitleri kırdın..
SESLER- TREN GELİR, DURUR. TRENİN SESİ. AÇILAN KAPILAR, "ANNECİĞİM, BABACIĞIM" GİBİ KARŞILAYANLARIN LABARBASI
HACER- (heyecanla) İşte tren geldi..Şimdi oğlum da iner..Hah işte gördüm. Şu iri yarı, yakışıklı aslan benim oğlum (Bağırır) Murat, yavrum, buradayım.
MURAT - (sesi uzak) Anaa..Anaa!
SESLER- KOŞMA VE OĞLUM, ANA SESLERİ. KUCAKLAŞMA.
HACER- (Hıçkırarak) Oğlum, Muratım, yavrumm! Aslanım benim..
MURAT - (ağlar gibi) Anam, güzel anam!
SESLER- HIÇKIRIK SESLERİ
MURAT - Tamam ağlama, geldim işte. Biz bizeyiz yine.
HACER- (Hıçkırarak) Dur da sana şöyle bir bakayım..İhtiyar halimle, mapus ziyaretine gelip de göremedim seni..Çok..Çok büyümüşsün oğlum.
MURAT - Büyüyeceğim tabi. On beş yıl oldu anacım..Koca yaşlı adam oldum..
HACER- (burnunu çeker) Ne yaşlısı, daha yaşın ne ki yavrum?
MURAT - Yaşlanan yaşım değil ana, yüreğim..Öyle yaşlandı ki, kocamış adam yüreği gibi..İçi acı, kahır ve hasret dolu. (derin bir nefes alır) Neyse hadi biran evvel köyümüze, evimize gidelim.
HACER- Gidelim yavrum, gidelim. Sana en sevdiğin yemekleri pişirdim.
SESLER- LABARBA ARASINDA YÜRÜRLER..
HACER- (korkuyla yavaşça) Aman Allah’ım! Kirazoğulları burada.
MURAT - Ne oldu anam?
HACER- (panik) Bak ne diyeceğim? Hazır tren buradayken İstanbul’a gitsen ya.
MURAT - (şaşkın) Ne..Bu da nerden çıktı?
HACER- Köy de canın sıkılır..Amca oğlun Maksut orada sana iş de bulur.
MURAT - Ama ana..
HACER- Köy hep aynı. Koyun, kuzu, inek, öküz..Her şey on beş yıl önceki gibi..
MURAT - (sertçe) Ana, susar mısın biraz? (sakin) Neyin var senin, neden benim köye gelmemi istemiyorsun?
HACER- Şeyy..(korkuyla) Kirazoğullarının seni vurmalarından korkuyorum oğul. İstanbul’a get, izini kaybettir, seni orada kimseler bulamaz.
MURAT - Demek korktuğun buydu ha?
HACER- Evet yavrum, sana tekrar kavuşmuşken, kaybetmek istemiyorum artık.
MURAT - (içini çeker) Bunu ben de düşündüm, ama korkunun ecele faydası yok. Kan davasından kaçamam.. Bugün değilse yarın, yarın değilse bir gün mutlaka gelip o kör kurşun beni bulur.
HACER- Eyi ama Kirazoğulları seni öldürür..
MURAT - Onlarla yeke yek konuşacağım ana..Kan davasının ne anlamsız, ne aptalca bir şey olduğunu anlatacağım onlara..
HACER- Delirmişsin sen, dinlerler mi sanıyorsun? Gördükleri anda vururlar seni.
MURAT - Belki de onlar vurmadan ben onları ikna ederim.
HACER- Mapusta boyun uzamış ama aklın kısalmış. Kim babasını öldürmüş biriyle barışıp ta kucaklaşır hey oğul..Etme eyleme, bak tren kalkacak.
MURAT - Bırak treni ana..
HACER- O zaman sen beni dinle, hey gafil oğlum..Bak şu ilerde büfenin yanında duran kızla adamı görüyor musun?
MURAT - Evet..Niye sordun?
HACER- Kim onlar biliyor musun?
MURAT - Şeyy..Gözüm ısırıyor ama..(heyecanla) Ah, Kezban değil mi o kız?
HACER- Öteki de ağası Ahmet. Buraya neden geldiklerini de biliyor musun?
MURAT - Yoksa benim için mi?
HACER- Ne sandın ya. Vurmaya geldiler seni. Hadi üzme ananı da bin şu trene.
MURAT - Demek o kız Kezban ha..Ne de güzelleşmiş.
HACER- Bırak Kezban’a bakmayı da bin şu trene..O şıllık ta senin peşinde, o da vurmaya hazır seni..Öldürecekler seni hey oğul.
MURAT - Kezban kıyamaz bana ana. Bir zamanlar birbirimize kara sevdalıydık.
HACER- Köprülerin altından çok su aktı Murat’ım. Ağabeyleri onun da aklına girmiştir. Kanın girdiği yerde sevda olmaz. Kalkmadan bin hadi şu trene.
SESLER- TREN DÜDÜĞÜNÜN SESİ..KALKMA SESİ.
HACER- Bak tren gitmeye hazırlanıyor..Bu fırsatı kaçırma aslanım..Bin diyorum.
SESLER- TRENİN TEKRAR DÜDÜĞÜ VE YAVAŞ YAVAŞ KALKMA SESİ.
HACER- (içini çeker) Getti..Tren getti..Neden binmedin yavrum? Neden? Yoksa yaşamaktan mı bıktın?
MURAT - Hayır anam, tam tersi yaşamaya susadım. Hadi evimize gidelim.
SESLER- YÜRÜMEYE BAŞLARLAR
HACER- (korkuyla) Bak, bak görüyor musun, onlar da peşimizden geliyor. Mutlaka silahları da vardır. Pusu kurup öldürecekler seni.
MURAT - Burada kalabalıkta bir şey yapamazlar..Yürümene bak.
SESLER- BİR KAÇ SANİYE YÜRÜRLER.
AHMET- (uzakça bağırır) Murattt!
SESLER- YÜRÜME DURUR.
MURAT - Buyur Ahmet kardaş.
SESLER- İKİ KİŞİNİN AYAK SESİ GELİR DURUR
AHMET- (öfkeyle) Ne kardaşı? Kardaş deme bana ********..
KEZBAN- (sertçe) Sen babamızın katilisin.
MURAT - Evet, bu yüzden de on beş sene hapis yattım.
AHMET- Geç bunları. Mapus yatmakla elimizden kurtulamazsın. Sen nasıl töreye uyduysan biz de töreye uyacağız..
KEZBAN- Töre cana can diyor. Babamı öldürdün, biz de seni öldüreceğiz.
MURAT- Sen de mi Kezban?
AHMET- Ne sandın? Öldürdüğün adam bacımızın da babasıydı.
HACER- (telaşlı ve aceleci) Murat, yavrum gidelim..
MURAT - İyi, madem öyle öldürün beni. Öldürün de mahpus damının keyfini bir de siz çıkartın. Sevdiklerinizden uzak yaşamak neymiş görün orada?
AHMET- Aklın sıra bizi mapusaneyle korkutacağını mı sanıyorsun Murat efendi?
MURAT - Hayır, amacım benim yaptığım aptallığı sizin de yapmamanız. (içini çeker) Bir sizden, bir bizden ölü çıktı..Bu kadarla bırakalım bu işi..
AHMET- Boşuna nefesini tüketme..Önünde sonunda seni öldüreceğiz.
KEZBAN- Ancak o zaman babamız mezarında rahat edecek..
HACER- Kezban kızım, sen böyle söyleme. Bir zamanlar gelinim olacaktın.
KEZBAN- Unut o günleri Hacer kadın. Bizim sizle olan yakınlığımız, on beş yıl önce oğlun babamı vurduğunda bitmişti.
HACER- Cahillik işte, töre dedim, oğlumun eline tabanca verdim. Benim o zaman yaptığım hatayı şimdi de siz yapmayın.
MURAT- Anam doğru söylüyor. Ne bana, ne kendinize ziyan etmeyin. Aynı köylüyüz, gün gelir acılar unutulur, dost olalım.
AHMET- Bunu babamızı öldürmeden önce düşünecektin. Bu işi kan davası haline sen getirdin. Artık ok yaydan çıktı.
KEZBAN- (yavaşça) Ağam doğru diyor, töre yerine getirilecektir.
HACER- Murat, hadi gidelim oğlum, bunların laftan anlayacağı yok..
AHMET- (bağırarak) Öleceksin, Murat ..Biz babasız büyüdük, anan da sensiz yaşayacak.

(GEÇİŞ)

SESLER- EV İÇİ
ŞEHMUZ- Anlatın bakalım, Murat sizi görünce korkudan eli ayağı titredi mi?
AHMET- Titremez olur mu, ben ettim siz etmeyin, barışalım, diye yalvardı.
KEZBAN- Mapus yattım, cezamı çektim, kan davasını sürdürmeyelim, dedi.
ŞEHMUZ- Öyle yağma yok. Töre var. Kan girdi aramıza.
KEZBAN- Mapusanede çok kahır çekmiş..Beni öldürürseniz siz de hapse düşer, kahır çekersiniz diye gözümüzü korkutmaya çalıştı.
ÖMER- Yalan mı? Doğru demiş. On beş yıl mapus yatmak ne demek?
ŞEHMUZ- Kapa çeneni Ömer. Yattı da ne oldu? Sonunda çıktı işte, serbest. Ama ya babamız, o toprak altında.
ÖMER- Sanki Murat’ı öldürürseniz, babamız canlanacak mı?
AHMET- Babamız canlanmayacak helbet, ama biz töreyi yerine getirdiğimiz için başımız dik dolanacağız köy ortasında.
ÖMER- Eyi de töredir diye bu işin sonu nereye kadar gider Ahmet ağam? Her seferinde ya kurban olacağız ya cellat.
ŞEHMUZ- Biz bu köyde doğduk, babamız, onun babası, dedeleri de hep bu köyde doğdu. Hepsi de törelerimizle yaşadılar. Şimdi ona karşı gelemeyiz.
AHMET- Bırak şu ödleği Şehmuz ağam. Liseyi okudu ya ahkam kesiyor. Murat’ı ne zaman öldüreceğiz onu söyle?
ŞEHMUZ- Zamanı gelince. Şimdilik onu korkutacağız. Gece gündüz takip edeceğiz.. Gittiği her yerde, bizden birisini karşısında görecek. (öfkeyle) Ona, öldürmeden önce ölümün korkusunu yaşattıracağız.
AHMET- Eyi düşünmüşsün Şehmuz ağam. Kurşunlarsak bir defada ölür. Ama korkuyla bin defa ölecek o köpek.
ŞEHMUZ- Bu geceden başlayarak ona rahat bir uykuyu haram edeceğiz.

(GEÇİŞ)

SESLER- EV İÇİ
MURAT - Ben geldiğime göre artık tarlada çalışırım ana..Sen ev işlerini görürsün.
HACER- Olmaz, tarlaya ben giderim. Kirazoğulları seni dışarıda görürse vururlar.
MURAT - (kızar) Yeter ana, beni vuracaklar diye tarlaya da mı gitmeyeceğim?
HACER- Bana kalsa, eve kaparım seni oğul..O atmacaların, o can alıcıların eline bırakmam.
MURAT - Olacak olur, ölümden öte köy yok.
HACER- Sen bilirsin. Ama en azından dışarı çıkarken yanına silah al bari.
MURAT - Hayır silah taşımayacağım. Adam vurup mapusa düşeceğime, kurşun yiyip mezara girmeyi bin kere tercih ederim.
HACER- Nasıl istersen oğlum..Geç oldu perdeyi kapatayım da yatalım artık.
SESLER- AYAK SESİ UZAĞA GİDER. DURUR
MURAT - (esner) On yıldan bu yana ilk defa rahat bir döşekte uyuyacağım..Sen ne yapıyorsun o pencerenin önünde?
HACER- (uzak) Dışarıya bakıyorum. (korkuyla) Aman Allah’ım.
MURAT - (endişeyle) Ne var, ne oldu ana?
HACER- (uzak) Gel de kendin bak..Dışarıda kim var?
SESLER- AYAK SESİ
MURAT - Kim varmış?
HACER- Bak da gör.
MURAT - (mırıldanır) Şu incir ağacının oradaki Kirazoğlu Ahmet değil mi? Gecenin bu saatinde bizim evin önünde ne arıyor ki?
HACER- Ne arayacak ki, seni gözlüyor. Anla artık, bunlar seni öldürmeyi kafalarına sokmuş..Sense hala barışacağım diyorsun.

(GEÇİŞ)
SESLER- DIŞARISI..KAPIYA ELLE VURULMA SESİ
KEZBAN- (sesi içerden) Az bekle açıyorum.
SESLER- KAPININ AÇILMA SESİ
KEZBAN- Buyur.. (şaşkın) Nee! Murat! Sen ha!
MURAT - Merhaba Kezban. İçeri girebilir miyim?
SESLER- İÇERİ GİRME SESİ. KAPININ KAPANMA SESİ
KEZBAN- (sert) Ne işin var burada, hangi yüzle geldin evimize?
MURAT - Ağabeylerinle görüşmek istiyorum.
KEZBAN- Burada yoklar..Hem onlarla ne görüşeceksin ki? Yapacağını yaptın, babamızı öldürdün, daha ne istiyorsun?
MURAT - Barışmak istiyorum. Bu anlamsız kan davasını bitirmek istiyorum.
KEZBAN- Barışmazlar. Sen babamızı öldürdün, biz de seni öldüreceğiz. Ancak o zaman biter bizim davamız.
MURAT - Hayır bitmez, bu seferde benim sülalemin davası başlar. Ta ki sizlerden birini öldürünceye kadar.
KEZBAN- Çek git buradan. Eğer ağalarım gelip de seni burada görürlerse yaşatmazlar.
MURAT - Peki ya sen? Sen de fırsatını bulursan beni öldürür müsün Kezban?
SESLER- KEZBANDAN CEVAP GELMEZ
MURAT- Bir zamanlar birbirimize sevdalıydık. Hayallerimiz vardı. Evlenince çocuklarımız kız olursa sana, erkek olursa bana benzesin derdik.
KEZBAN- (ağlamaklı) Yeter, sus.
MURAT- Mapusta geçirdiğim on beş yılın her gecesinde düşlerimde sen vardın Kezban. Bilemezsin neler yaşadığımı. Sana olan hasretim, güneşten, özgürlükten de fazlaydı.
KEZBAN- (ağlamaklı) Sus dedim sana.
MURAT- Neden evlenmedin bu güne kadar?
KEZBAN- Sana ne. Sana hesap mı vereceğim?
MURAT- Beni bekledin değil mi? Söyle, utanma, sen de beni seviyorsun?
KEZBAN- (yavaşça) Hayır, hayır. (yüksek) Bir zamanlardı o. Şimdi sevemem. Sevmeye hakkım yok. Aramıza kan girdi. Babamı öldürdün.
MURAT- (içini çeker) Senin baban da benim babamı öldürmüştü. Keşke kimse kimseyi öldürmeseydi. Keşke töre uğruna elimi kana bulamasaydım.
KEZBAN- Git artık buradan, ağalarım gelip de seni burada görürlerse öldürürler.
MURAT- Hayır onlarla konuşmadan bir yere gitmem.
KEZBAN- Delirmişsin sen, ne söylersen söyle aramızdaki kan davası bitmez.
MURAT- Bitmeli. Bitmek zorunda. Ben yaşamak istiyorum, ağabeylerinin hapse girmesini istemiyorum. Başkalarının da ölmesini istemiyorum.
KEZBAN- Bu güne kadar kim vazgeçmiş ki kan davasından, bizimkiler geçsin?
MURAT- Belki sen ve ben...İkimiz halledebiliriz bu işi Kezban?
KEZBAN- Ben mi? Ne yani ağabeylerime Murat’ı öldürmeyin diyeceğim onlar da buna razı gelecekler mi sanıyorsun?
MURAT- Neden olmasın? Bir zamanlar evlenecektik. Bunu onlar da biliyor. Enişteleri sayılırım. Beni sevdiğini, evleneceğimizi söylersen...
KEZBAN- (öfkeyle) Delirmişsin sen. Onlara nasıl böyle bir şeyi söyleyebilirim?
SESLER- YÜRÜR. ASILI TÜFEĞİ ALMA SESİ
KEZBAN- (sert bağırır) Hemen çık git buradan. Hemen.
MURAT- (heyecanla) Dur ne yapıyorsun, bırak o tüfeği.
KEZBAN- Sana çık git diyorum, yoksa ateş ederim Murat.
MURAT- Saçmalama, ben buraya konuşup anlaşmaya geldim.
KEZBAN- Bizim senin gibi bir katille konuşacak bir şeyimiz yok..Defol evimizden..
SESLER- BİR EL ATEŞ SESİ.
MURAT - Ahh! (acıyla konuşur) Kolum, kolum..
KEZBAN- Eğer hemen defolup gitmezsen ikinci kurşunu beynine yiyeceksin. Git artık. Ağabeylerim silah sesini duymuştur, şimdi gelirler.
MURAT - Yazık, buraya boşuna gelmişim. Beni hala sevdiğini sanıyordum.
KEZBAN- (ağlar gibi bağırır) Anlamıyor musun töre seni sevmeme engel. Aklın varsa köyü de terk et. Sen artık kurbansın Murat. Kaçabildiğin kadar kaç.

(GEÇİŞ)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2151
favori
like
share