VELİDEN ÖĞRENCİYE MEKTUP VE ÖĞRENCİNİN YANITI


ÇOCUĞUMA AÇIK MEKTUP…


Henüz çocukken, etinin ve kemiğinin öğretmeninle biz ailen arasında paylaşılmasıyla başlamıştı her şey. Bu süreç içerisinde bize düşen ise, bu et ve kemik paylaşımında sadece kemik yığını olarak kalan seni, bütün düşüncelerinden, insani tepkilerinden arınmış olan, o gençlik heyecanını, coşkusunu bile yaşayamaz duruma gelen seni, terbiye ettiğimizi düşünmekti. Okumalı ve vatanına saygılı, çalışkan, dürüst bir insan olmalıydın. Her sabah boşuna and içtirmemişlerdi ya sana. ”Türk’tün, doğruydun ve de çalışkandın.” Senin dürüst ve çalışkan olabileceğinin tek yolunun bu olduğunu düşündük. Sonra büyüyüp adam olmalıydın. “Doktor olabilirdin mesela, eh, avukatlık da fena değildi bizim için.” Senin ressam olmak istemen, iyi resim yapman bizim için hiç önemli değildi, hatta ne söylediğin de. Çünkü aklın ermezdi senin böyle işlere. Daha çocuktun sen, ne bilirdin ki iyiyi, doğruyu. Biz ailen, öğretmenin ve sistem seni susturup, senin için gerekli ne varsa sadece bizim yapacağımızı düşünüyorduk. Sınav sistemini değiştirirken sana sormamışlar, ne önemi var? Eğitimi paralı hale getirmişler, paran yoksa okula almıyorlarmış, onlar senin iyiliğin için yapıyorlar anlayamadın mı?



Bir de duydum ki memleket meselelerine merak sarmışsın, parasız eğitim istiyormuşsun, eğitim sistemi bilimsel olsun diyormuşsun, eğitimde biz öğrencilerin de söz hakkı olsun diyormuşsun, ABD Irak’a saldırmış çocuklar, masum insanlar ölüyor, “insanca bir yaşam, yaşanılası bir dünya” diyormuşsun. Sanki biz büyükler bilmiyoruz bütün bunları! Hem iyi bir şey olsaydı biz istemez miydik, biz bilmiyor muyuz senin iyiliğine olan şeyleri! Asilik yapıp kafa tutuyormuşsun öğretmenlerine. Ah be yavrum, çocukken de böyleydin sen, her oyuncağını arkadaşınla paylaşırdın, oyuncağı olmayanlara oyuncaklarından verirdin hep. Her şeyi sorar, öğrenmek isterdin, hep böyle meraklıydın işte. Ama nerden bilirdim ki büyüyünce böyle her şeye burnunu sokmak isteyeceğini, çocukluktur geçer derdim.



Sonra anladım ki yaşamımızdan her geçen gün bir şeyler eksiliyor. Önce seni çaldılar benden, seni bana yabancılaştırdılar. Hem de adına terbiye diyerek. Sonra egemen ideolojiyle kaplanmış becerileri tekrarlaya tekrarlaya kafana soktular. Sen çalıştın, sen ürettin, ama sen tüketemedin. Emeğine yabancılaştın, ülkene yabancılaştın, kendine yabancılaştın. Birileri hep senin adına karar verdi. Ne yiyeceğini, ne giyeceğini onlar söylediler sana. Tek tip giyinmeli, tek tip yaşamalıydın. Elbet düşünmeli sorgulamalıydın, ama sana izin verildiği kadarını ve onların istediğini düşünebilirdin.



Ama itiraf etmeliyim ki yavrum, senden çok şey öğrendim. İnsan olmayı, paylaşmayı, dostluğu, senle arkadaş olabilmeyi… İnsan gibi yaşayabilmek için mücadele etmeyi, yaşamıma, geleceğime sahip çıkabilmeyi öğrendim. Sorgulamayı, düşünmeyi, üretmeyi öğrendim. Şimdi “senin gibi çocuk” olmayı çok isterdim. Bu öğrendiklerimle yeniden yaşamayı, sorgulamayı ve değiştirmeyi…



Bir Veli

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 402
favori
like
share