[FONT="Arial Narrow"]PERŞEMBE akşamı saat 2230’da İstanbul’dan havalandık

Yüreğimizde Medine vardı Üç buçuk saat sonra Medine havaalanına indik Yolda herkeste tatlı bir heyecan vardı

Bir ara uçaktakileri gözlemledim Kimi Kuran-ı Kerim okuyor, kimi dua ediyor, kimi ise derin bir tefekkür içinde hayatının hesabını yapıyordu Tabii ki bu anlar özel anlardır Bulunmaz anlardır Anlatılmaz ama yaşanır anlardır

Hayat bu anlar olmaksızın boştur, anlamsızdır Bu anları geciktirmemek lazım Hayat bu Hayatın bize yarın neler hazırladığını bilemeyiz Bugün güçlü olan yarın güçsüz olabilir Bugün muktedir olan yarın hiçbir şey olmayabilir Bugün zulmeden yarın adalet dilenebilir

* * *

Uçak Medine havaalanına süzülürken dudaklardan hafif bir sesle söylenen "salat ve selam" duası yayılıyordu Havaalanında fazla beklemedik Otelimize yerleştikten sonra sabah namazı vakti Hz Peygamber’in mescidine koştuk

Namazdan sonra Peygamberimiz ile iki dostunun (Hz Ebubekir ve Hz Ömer’in) mezarının karşısında selam verdik Salat ve selam getirdik Şükrettik Rabbimize

Peygamberimizin mescidinden sonra Medine mezarlığına (Cennetü’l Baki) gittik Mezarlığın sağ girişinde ehlibeytin kabirlerini selamladık Hz Fatma’nın, Hz Abbas’ın ve torunlarının mezarlarına hasretle baktık Hemen solda bulunan Peygamberimizin kızlarının mezarları başında dünyanın çapını bir daha ölçebilme imkánı bulduk

Hz Zeynep, Hz Ümmü Gülsüm ve Hz Rukiye’ye Fatiha okuduk Peygamberlerimizin eşlerini, oğlu İbrahim’i, sütannesi Hz Halime’yi hatırladık Sonra Hz Osman’ın mezarının başında uzunca soluklandık Bu hayá ve edep abidesinin yanında uzun uzun durduk Kuran-ı Kerim okunurken şehit edilen bu masum müminin başında o çileli ve zor günleri hatırladık

Daha sonra benim için özel olan bir mezara doğru yürüdüm Orada sessizce, sahabenin arasında uzanmış olan rahmetli babamın mezarına yürüdüm 1995’te Medine havaalanında vefat eden ve Hz Osman’a yakın bir bölgeye defnedilen eski İzmir Müftüsü ve Din İşleri Yüksek Kurulu üyesi olan babamın kabrinin yanında oturdum

Ertesi gün Mekke-i Mükerreme’ye geçtik Mekke-Medine arasındaki 450 kilometrelik yolu son model otobüslerle kat ederken, Hz Peygamber’in aynı yolu devesinin sırtında birkaç gün içinde nasıl geçebildiğini düşündük Mekke’de, umre niyetine önce Kábe’yi tavaf ettik, sonra Safa ile Merve arasında yürüdük Say yaptık

Tavaf ve sayda Türk umrecilerle kucaklaştık Hemen hemen her Türk umrecinin gelip boynuma sarılması, kucaklaşması ve dua etmesi benim için büyük bir rahmet oldu Geri kalan zamanlarda bol bol tavaf yaptık

Bu arada Türk umrecilerin birçok şikáyetini duydum İçlerinde hallerinden memnun olmayan, uzak otellerde konakladıklarını söyleyen hayli vatandaşımız vardı Sanırım ilgililer bu şikáyetleri duymuşlardır Tedbirlerini alırlar diye ümit ediyorum

* * *

Ziyaretçilerin temizliğe daha da dikkat ettiklerini görmek güzeldi İnsanlar arasındaki dayanışma da dikkat çekiciydi Daha önce de hacca ve umreye gitmiştim Orada olduğum sürelerde milyonlarca ziyaretçiye rağmen iki kişinin kavga ettiklerini veya sataştıklarını hiç görmedim

Rahmet, merhamet, affedicilik, hoşgörü; Mekke ve Medine’de şeytan ve azgın nefse galip geliyor gibi Keşke bütün dünya böyle olsa Keşke coğrafyamıza kin ve nefret değil, sevgi hákim olsa Keşke yandaşımız veya dostumuz bile olsa haksızlık yapana, zulmedene veya başkasına tahakküm edene, "Ben, senin yanında değilim" diyebilsek

Beş günlük ziyaretimin sonrasında dönerken siz okuyucularımı da Kábe’deki dualarıma ortak ettim Dilerim Rabbim sizlere de nasip eder

DocDr Nihat Hatipoglu‏

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 264
favori
like
share