Taksi Durağı - Tiyatro Metni

BİRİNCİ SAHNE
(İstanbul'un semtlerinden birinde bir sokak.)
(Ridvan'la Yasin kafa çekiyorlar.)

RIDVAN Yahu, birak allah aşkina, kafami bozma. Benim param senin paran, hem ben...

YASİN -Usta, biraz dur da iki laf da biz edelim. Sen bir kere beni yanliş anladin..

RIDVAN -Ondan nefret ediyorum demedin mi..

YASİN -Yalanim varsa anam avradim olsun. Telefona ben bakayim diye araya üç abimi soktum. Benden iyisini mi. Ama herifin şeyinde değil, dediği dedik çaldiği düdük. "Usta, ben telefona bu bakacak dedim mi bu bakacak" diyor. O hiyar da kim? Cemal diye biri.. Hemşerisi.. Herif hayatinda taksiye müşteri diye bile binmemiş. Taksicilikten de zerre kadar çakmaz. Ankara'daki milletvekilleri bile ondan daha iyi çakar taksicilikten.. Ne o, ağir vasita ehliyeti varmiş, bisiklet kullansin dişimi kirarim... O hiyar durakta telefonlara bakacak, ben de kar kiş araba yikamaya devam edeceğim... Memlekette bütün dolaplar hemşehri memşehri ayaklariyla dönüyor. Hakki olanin yerine geçmesiyle değil.. Şimdi ben bu hiyarin arabasini nasil yikarim ya..

RIDVAN -Ben o durakta bir dakika bile durmazdim..

YASİN -Bunu biz de düşündük herhalde. Ama intikamimi almak için biraz daha takilacağim.. Ama durağin sahibi diye de o Orhan hiyarinin kölesi olacak değilim tabii. Ben öyle patron kiçi yalayacaklardan değilim. Öyleleri patronun cani sikildi mi kapinin önüne konurlar.

RIDVAN -Talihe bak herif taksi durağina patron olmuş...

YASİN -Hey! Mahalleli uyanin! Şerefi kepeze edilmiş kizin babasini da uyandirin! Rezil edin herkese! Başini belaya sokun o taksici diye geçinen puşt'un!

RIDVAN -Şişttt.. Muhtar Emmi'nin evinin önündeyiz.

YASİN -İyi ya.. Ciyak ciyak bağir! Hani "yangin var!" diye bağiranlar gibi... Hey! Babalik! Muhtar Emmi! Hadi bağir, bağir!

RIDVAN -Uyanin! Muhtar Emmi, sen de uyan! Hirsiz var! Hirsiz var! Evini barkini, irzini kolla! Hirsiz var!
Muhtar belirir...
MUHTAR -N'oluyor lan! Ne bağiriyorsunuz gecenin bu vakti..

RIDVAN -Evde eksik var mi Muhtar Emmi?

YASİN -Kapilari kilitledin mi?

MUHTAR -Size ne lan?

YASİN -Soyuldun Muhtar, soyuldun! Irz düşmaninin biri kinali kuzunun irzina geçiyor. Uyuma! Kalk! Kalk! Yoksa dokuz ay on gün sonra dede olacaksin!

MUHTAR -Manyak misiniz oğlum siz!

RIDVAN -Beni tanimadin mi Muhtar Emmi?

MUHTAR -Tanimadim. Kimsin!

RIDVAN -Ben Ridvan!

MUHTAR -Ridvan mi! Defol git kapimin önünden! Kizimi sana vermeyeceğim! Geceyarisi dayilik edip de keyfimi kaçirma!

RIDVAN -Yahu, dinle bir kere...

MUHTAR -Ulan bana bak, kafami biraz daha bozarsan anandan emdiğin sütü burnundan getiririm senin!

RIDVAN -Dinle beni bir kere... Sana soygun var diyorum!

MUHTAR -Ne soygunu be!. Dağ başi mi lan burasi..

RIDVAN -Vallaha doğru söylüyorum Muhtar Emmi...

YASİN -Muhtar Emmi, Kuran evliya çarpsin ki biz buraya iyilik etmeye geldik. Sen bize bağirip çağirirken biricik kizin köpeğin en önde geleniyle halvet halinde.. Ne o, yoksa torunlarin kangal, sülalen fino mu olsun istiyorsun?

MUHTAR -Sen de kimin nesisin azği bozuk herif ?

YASİN -Muhtar Emmi, ben kizinla o Orhan denen sahtekarin şu anda çiftleştiğini söylemeye geldim o kadar.

MUHTAR -Lan sen çocuğu musun lan...

YASİN -Sen de muhtarsin galiba..

MUHTAR -Ulan Ridvan yanindakini bilmem ama seni nasilsa bulurum, senin ağzina siçmazsam bana da muhtar demesinler.

YASİN -Gecenin bu vakti kizin bir taksinin arka koltuğunda o herifle fingirdemek için senden izin aldiysa, ki galiba almiş, bize söz düşmez. Ama kizin senden izin almadiysa bilesin ki şu anda pis herifin biriyle fan fana fin fon durumlardadir. Git bir yattiği yere bak. Eğer orada değilse da ne yapacaksan yap...

MUHTAR -Yakin lan evdeki bütün işiklari! Nerede o kizim olacak Demet denen Yaksaniza lan işiklari!

(Bütün bunlar olurken Ridvan çikar.)
RIDVAN -Yasin, nereye gitti lan bu herif..

MUHTAR -(Aile efradiyla girer.) Gitti! gül gibi kizim gitti! Ben bittim artik! Ridvan! Ridvan! Kizim nerede! Gitti! Gitti! Işiklari yakin! Ridvan! Orhan itiyle mi gitti, söyle bana! İster misin bir de nikahi basmiş olsunlar!

RIDVAN -Galiba o işi de bitirdiler...

MUHTAR -Bu kiz benim kanimdan olamaz! Büyü var! Kesin bu it kizimi büyelemiştir. Ah! Ah! Millet! Toplanin! (Millet toplanir) Arayin onlari! Her yeri arayin! Bulun onlari! Eşek kafam, kizi keşke sana verseydim! Ridvan, evladim! Nerede olduklarini biliyor musun! Beni onlara götür!

RIDVAN -Benimle gelin!

MUHTAR -Millet, hadi gidiyoruz. Ridvan düş önümüze evladim. Bana yardim et, gerisini hiç düşünme.. (Çikarlar)


İKİNCİ SAHNE
(Orhan'nin evinin önü)

YASİN -Yani Orhan Abi, herif senin hakkinda o kadar atip tuttu ki, şeytan dedi iki tane çak suratinin ortasina...

ORHAN -Olur mu öyle şey canim...

YASİN -İyi de abi ana avrat düz gitti.. Ama kendi kaybeder tabii.. Sen nikahi bastin nasilsa. yoksa herif caniniza okurdu vallahi, Her tarafta tanidiği var..

ORHAN -Boş ver.. Zalimin zulmü varsa sevenin allahi var. Muhtar seçileceğim diye ona buna boncuk dağip gebe kalmiş adamdan bizim gibisine zarar gelmez.

YASİN -Gürültüye bakilirsa Muhtar Emmi'yle adamlari geldi.. İstersen bir yere saklan abi.

ORHAN -Ne diye saklanayim yahu, gelsinler. Benim alnim ak, yüzüm pak.. Bir bak bakalim, onlar mi?

YASİN -Galiba bunlar onlar değil... (Cemal ve birileri girer.)

CEMAL -Selaminaleyküm abi..

ORHAN -Aleyküm selam Cemal, ne var ne yok?

CEMAL -Vedat Bey'in selami var abi. Hemen bana uğrasin dedi. Sitede bekliyor.

ORHAN -İş oldu galiba?

CEMAL -Galiba. Kibris Sitesi duraği bizimdir.

ORHAN -Çok iyi be. İçeri haber vereyim de hemen gidelim. (çikar.)

CEMAL -Sen ne ariyorsun burada?

YASİN -Durumlar karişik, patronun başi dertte..

CEMAL -Ne diyorsun sen ya?

YASİN -Muhtar Emmi her şeyi öğrenmiş..

CEMAL -Yapma yahu?

YASİN -Bağirip çağiriyor. Birazdan da burada olur.
(Orhan girer.)
YASİN -Geldin mi abi,

ORHAN -Hadi gidelim.. (gürültüler duyulur.)

YASİN -Galiba geldiler Orhan abi..

CEMAL -Muhtar Emmi herşeyi öğrenmiş ha..

ORHAN -Nasilsa günün birinde öğrenecekti. Böylesi daha iyi, bir an evvel ne olacaksa olsun.

(Muhtar ve yanindakiler girer.)

YASİN -Bunlarin niyeti bozuk ha..

ORHAN -Hoşgeldiniz..

RIDVAN -İşte burada muhtar emmi..

MUHTAR Tükürün suratına şerefsizin! (Silahlar çekilir)

YASİN -Ridvan, böyle bir şey yaparsan karşinda beni bulursun...

ORHAN -Dua et ki yaşina başina saygimiz var. Hadi, çekin tetiği de ne olacaksa olsun.

MUHTAR -Pis herif, söyle lan kizim nerede! Ona ne yaptin alçak! Büyü mü yaptin yoksa! Yaptin tabii! Onu büyülemesen, onca kismeti varken gelir miydi senin gibi şoför parçasinin peşi sira... Ona o açik saçik dergilerdeki azdirici ilaçlardan verip kanina girdin değil mi.. Bunun hesabini vereceksin.. Simsiki yakalayin şunu..

ORHAN -Ağir olun yahu. N'oluyor!. İndirin şu silahlari.. Muhtar Emmi, sakin ol, meseleyi sakince konuşalim.

MUHTAR -Seni kodes daminda görmeden sakin makin olamam ben.

ORHAN -Bak Muhtar Emmi, az evvel bir iş teklifi aldim. Baş Komiser Vedat Abi Kibris Sitesi'nin taksi durağini bana vermek istiyormuş. Hadi gel onun yanina gidelim, hem büyüğümüzdür, hem de kanun adamidir. ne olacaksa orada olsun... (Çikarlar.)

ÜÇÜNCÜ SAHNE
(Kibris Site'si taksi duraği.)
(Önde Orhan olmak üzere bir önceki
sahnedekiler girer. Vedat sahnededir.)

VEDAT -Hoşgeldin Orhan, adamlarina haber ver, hemen taksi servisini başlat... Oh, Muhtar, seni görmedim, hoşgeldin. Hangi rüzgar atti gecenin bu saatinde?

MUHTAR -Ne rüzgari başkomiserim, ne rüzgari.. Ben bittim, mahfoldum. Ocağim söndü.

VEDAT -Hayrola, ne oldu böyle.

MUHTAR -Kizim Vedat Bey! Kizim!

VEDAT -Allah Allah, bilmece gibi konuşmasana Muhtar. Ne oldu kizina, öldü mü yoksa?

MUHTAR -Öldü.. Benim için öldü. Aldattilar, çaldilar kizimi benden. Büyüler yaptilar, sapik ilaçlar verdiler, çaldilar onu benden...

VEDAT -Ne diyorsun sen Muhtar... Burasi dağ başi mi! Bu işi hangi alçak yaptiysa onu karakola götürüp anasindan doğduğuna pişman ederim. Vallahi ederim billahi ederim.

MUTHAR -Allah senden razi olsun Vedat Bey... O alçak kim biliyor musun.. Şu senin sitenin irzini namusunu teslim etmeye niyetlendiğin bu sefil şoför parçasi...

VEDAT -Orhan, Muhtar ne söylüyor böyle?

MUHTAR -İnkar edecek tabii şerefsiz, başka ne diyebilir...

ORHAN -Vedat Abiciğim, bu adamin kizini kaçirdim. Bu doğru. Ama onunla evlenip namusunu kurtardim. Olup biten bundan ibaret..

MUHTAR -Ulan benim kizim yolda yürürken utancindan başini yerden kaldirmaz da karşidan gelen millete çarpardi. Şeytani büyülerin, azdirici ilaçlarin olmasa onu değil baştan çikarmak suratini bile göremezdin sen... Geberteceğim lan seni..

VEDAT -Dur bakalim muhtar, Memlekette kanun var nizam var. Öyle bağirip çağirmakla olmaz. Onlari da bir dinleyelim bakalim..

ORHAN -Vedat Abi, çağirtalim gelsin Demet, Babasinin da önünde anlatsin her şeyi. Onu dinleyince benim zerrece suçlu olduğumu düşünürseniz taksi durağini nasilsa bana vermezsiniz. Ayrica bir suçum varsa da şeriatin kestiği parmak acimaz.

VEDAT -Demet Hanim'i buraya getirin.

ORHAN -Yasin, sen yol göster arkadaşlara, benim taksiye atlayip hemen gidip gelin.

YASİN -Hemen gidiyoruz abi... (Bir kaç kişiyle beraber çikar.)

VEDAT Eee, Demet gelene kadar sen anlat bakalim nedir bu olup biten...

ORHAN -Muhtar Emmi'yi nicedir tanirim. Evlerine de girer çikarim epeydir. Muhtar Emmi mahalledeki it kopuğu hizaya getirirken benden çok yardim istemiştir. Biz de hasbel kader bileğimizin gücüyle iti uğursuzu mahalleden uzaklaştirdik. Muhtar Emmi sik sik mahallenin namusuna göz dikenleri nasil dövdüğümü anlattirirdi bana. Biz bunlari konuşurken Demet de kapi araliğindan bizi dinlermiş.. Sonra bazi günler babasini beklerken o müthiş kavgalari ona da anlatmiştim. Her seferinde beni hayranlikla, öyle iç geçirerek dinlerdi. Sonra mahalledeki kizlardan biriyle bana haber gönderdi. Bu kadar yiğit biri benim gönlümü kazanmayi hakeder demiş kiza. Ben de ona karşi ilgisiz değildim. Bir firsatini bulup açildim... Benim bütün yaptiğim bu... (Klaksyonlar) Hah, işte o da geliyor, sorun, o da söylesin..

VEDAT -Vallahi, böyle yiğit bir delikanli benim kizimin da gönlünü kazanirdi Muhtar. Bana sorarsan işi biraz alttan al da tatsizlik çikmasin. Ati alan Üsküdar'a geçmiş nasilsa...

MUHTAR -Siz yine de kizimi dinleyin Vedat Bey. Bu işi kendi rizamla yaptim derse ve ben de Orhan'a bir tek laf edersem adam değilim.
(Demet, Yasin ve diğerleri girer.)
Gel kizim, bak Vedat Amcan da burada. Anlat bakalim nasil oldu bu iş?

DEMET -Öpeyim elenizi Vedat Amca... Baba, sana karşi hürmette kusur etmek istemem.. Ben Orhan'a kendi rizamla, bile isteye vardim. O artik benim kocamdir. Annem nasil sana karşi karilik vazifesini yapmak zorundaysa, ben de ona karşi vazifelerimi yapmak zorundayim.

VEDAT -Eee, ne diyorsun Muhtar ?

MUHTAR -Ah, ah, ati alan Üsküdar'a geçmiş.. Bana bak Orhan, Şimdi yüreğimden söküp sana verdiğim şeyi benim haberim varken almaya kalksaydin kafani gözünü yarardim senin. Ne diyeyim Vedat Bey, Allahtan başka kizim yok. Yüreğime taş basip katlanacağim artik.

VEDAT -Muhtar, izin verirsen sana bir çift lafim var. Bu gençlere bir şans ver bana kalirsa. Bir halttir etmişler işte, bundan sonra kin gütmenin manasi yok. Sira sende bana kalirsa, kizinin ürkek kalbini yine kazanirsan, hirsizdan mal çalmiş olursun. Bilmem anlatabildim mi...

MUHTAR -Vallahi sana sevgin saygim büyüktür ama, bu ikisini bağişlamak hiç geçmiyor içimden.

VEDAT -Muhtar, Ben ikisine de kefilim. Orhan bu koca sitenin taksi işini üstüne aliyor. İyi para kazanacak. Kizina senden da iyi bakar.. Zaten hele bir bakmasin, elini sicak sudan soğuk suya soktursun hele.. Bana bak Orhan, kizimizi bir gün üzgün görürsem, iki elim yakanda olur ona göre...

ORHAN -Hiç korkun olmasin. Vedat Abi, ilk iş birikmiş bütün paramla sitede bir ev almak olacak. Demet'in iyi yaşamasi için elimden geleni yapacağim. Hatta elimden gelenin de fazlasini..

VEDAT -Aferin Orhan, senden de bunu beklerdim zaten.. Öp bakalim babanin elini de bitsin artik bu darginlik..(Muhtar'in elini öper.) Hadi bakalim, şimdi bir araba çağirt da Kayinpederini evine götürsün. Ayrica da tez elden taksi kulübesine birini yerleştir de çalişmaya başlayin.

ORHAN -İzin verirsen Cemal artik taksi kulübesinde kalmaya başlasin. Sağlam delikanlidir. Sitenin namusunu ona emanet edebilirsiniz.

(Cemal Vedat'in elini öper.)

VEDAT -Sen kefil oluyorsan mesele yok. (Cebinden çikardiği anahtari Cemal'e verir.) Hadi bakalim hayirlisi olsun.

ORHAN -İzin verirseniz biz de gidelim efendim, kizcağizi yatağindan kaldirip getirdiler...

VEDAT -Tabii, tabii, hadi, hepberaber çikalim....

(Orhan'la Ridvan dişindakiler çikar.)
RIDVAN -Yasin...

YASİN -Söyle...

RIDVAN -Ne olacak şimdi?

YASİN -Ne olacaği var mi. Eve gidip uyuyacağiz.

RIDVAN -Gidip kendimi köprüden aşağiya atacağim...

YASİN -Manyak misin oğlum sen.. Geri zekali..

RIDVAN -Böyle yaşayacağima öleyim daha iyi.

YASİN -Oğlum ben bunca yil bir tek şey öğrendim bu kavanoz dipli dünyada.. Bir orospunun sana vereceği zevk işemenin vereceği zevk kadar değildir.

RIDVAN -Arkadaş, sen istediğin kadar konuş, ama elimde değil işte.. Demet'i çok seviyorum...

YASİN -Çok seviyorsun demek.. Oğlum gönlümüz bostan gibidir. İçine ister muz ekeriz, ister hiyar ekeriz. İster çapalayip bir şeye benzetiriz, ister içine siçariz. Her şey bizim elimizdedir. Bacaklarinin arasindaki yangini söndürecek aklin olmasaydi o zaman işin işti. Aklin yoksa benim de söyleyecek sözüm yok, ama birazcik aklin varsa senin aşk dediğin şeyin kiytirik bir azginliktan başka bir şey olmadiğini gör artik..

RIDVAN -Sana öyle geliyor..

YASİN -Bana öyle geliyor demek... Oğlum erkeksen erkekliğini bil. Karilar gibi kiritip durma. Kendini köprüden aşağiya atacakmiş.. Hiyar misin sen.. Arkanda kapi gibi ben varim. Şimdi iyi dinle beni.. Bol para sahibi olmaya bak.. Demet'in aşki uzun sürmez. Sen bol para sahibi olmaya bak. Orhan da çarçabuk sikilir o karidan. Sen cebini doldur. Birden bire aşik oldular, birden bire de sikilacaklar. Cüzdanini doldur sen.. Şoför milletinin bir günü bir gününe uymaz.. Para kazanmaya bak sen.. Kiz şimdi daha körpe. Orhan ayni eti minciklamaktan çabuk bikar. Sen para kazanmaya bak.. Demet'in bacaklarinin arasindaki yanginin sönmesi uzun sürmez, başlar yakinda yeni itfaiyeci aramaya, sen iyisi mi çok para kazan da işlerini yoluna koymaya bak.. Ama illa da gebermek istiyorsan da köprüden atlamaktan başka bir numara bul. O numara çok bayatladi. Gecekondu dilberiyle şoförün aşki uzun sürmez. Onun için sen bol para kazanmaya bak. Hiyar gibi köprüden atlayacağina, birilerinin tekerine çomak sokup ipte geber daha iyi..

RIDVAN -Ne yapacağimi bilemiyorum, bana yardim et.

YASİN -Sen git para bul. Anlamiyor musun arkadaşim, ben de nefret ediyorum o Orhan denen heriften. Gel intikamimizi birlikte alalim. Ona boynuz taktirmayi becerdik mi senin ateşin söner, benim de yağlarim erir.. Zaman öyle oyunlar oynar ki hepimiz şaşar kaliriz. İş ki sen bol para bul. Hadi bakalim, şimdi gazla. Sabaha görüşürüz.

RIDVAN -Nerede?

YASİN -Durağa gel.

RIDVAN -Erkenden gelirim... (çikar)

YASİN -Hadi, güle güle.. Köprüden atlamaya falan da kalkma... Cebini doldurmayi da unutma... Yiğidin yoksa parasi, etrafinda dolaşir hiyar ağasi.. Böylesiyle spor olsun diye de arkadaşlik edilmez ya... Herkesin dilinde, Orhan adisi benim karimla da işi pişirmiş.. Doğru mu bilmiyorum ama, içimdeki kuşku beni doğruymuş gibi davranmaya zorluyor.

DÖRDÜNCÜ SAHNE

(Taksi durağinin kulübesi)
(Emel camlari silmekte, Cemal masada oturmakta,
Yasin elinde su kovasiyla ve süngeriyle içeri girer.)

YASİN -TKC 47'yi yikadim..

CEMAL -Eline sağlik Yasin'ciğim..

(Demet girer. Elinde de pazar torbalari.)

DEMET -Merhaba..

(Cemal koşar torbalari alir, Demet'i oturtur.)

CEMAL -Buyur yenge, geç otur şöyle, bir soluklan... Sana bir de çay verelim.. (Telefon çalar.) Alo? Şu anda boş araba yok. Efendim, Hasta mi var? Bir dakika, ben caddeye çikip bir araba bulurum.. Tamam. Adresiniz bende var. (Telefonu kapatir.) Yasin, yengemize bir çay ver, demli olsun, yorgunluk çayi.. Pardon yenge, acil durum varmiş. (çikar)

DEMET -Tabii, tabii..

YASİN -(arkasindan) Amma yağcisin ha, birak da kadincağiz önce bir nefes alsin..

DEMET -Cemal bunlari yağ çekmek için mi yapiyor yani..

YASİN -Tabii..

EMEL -Arkasindan at tut bakalim...

YASİN -(Bir yandan çay koyuyor) Sen öyle san.

DEMET -Hadi oradan, Cemal öyle çocuk değildir.

YASİN -İki kadin bir olup benimle uğraşin bakalim. Zaten kadin milleti değil mi, bir söyle bin işit...

DEMET -Zaten canim sikkin, Allahaşkina saçma sapan laflar edip durma Yasin. (Klaksiyon sesi) Hah, Orhan da geldi işte.. (Orhan'la Cemal beraber girer.)

ORHAN -Sen burada miydin Demet'çiğim? Hani aliş verişe gidecektin?

DEMET -Gittim. Ama her şey ateş pahasi vallahi. Üstümüze başimiza bir şeyler alayim dedim ama paralar hemen tükeniverdi. Ben de erken döndüm tabii..

ORHAN -Varsin her şey pahali olsun. Bankadan para çekseydin Bak eğer isteyip de almadiğin bir şey varsa çok kizarim... Ne diye eşek gibi çalişiyoruz, bey gibi yemek için. Yine banka kartini almadan çiktin, değil mi?

DEMET -Sen delirdin mi Orhan, bankadan para çekilir miymiş, senin bu savurganliğin yok mu, ocağimiza incir dikeceksin...

ORHAN -Tek derdimiz benim savurganliğim olsun. Tutumlu olacağiz da ne olacak. Benim biricik karim istediği bir şeyi alamadiktan sonra içine ederim ben öyle yüzde bilmem kaç kar payi getiren paranin... Neyse, hadi gidelim artik.. Karnim çok aç.. İnşallah üç beş kuruşa kiyip iki tencere kaynatmişsinizdir hanimefendi..

DEMET -Uzattin ama..

ORHAN -Tamam, tamam. Cemal, hadi sen de şu torbalari al da peşimizden gel..

CEMAL -Tamam abi...

DEMET -Emel istersen sen de gel de şu paltonun eteklerini beraber bastiralim.

EMEL -Tabii abla, hemen geliyorum...
(Yasin dişindakiler çikar.)

YASİN -(Dişari seslenir.) Ridvan! Gel hele gel.. Bana bak, Bu Cemal var ya, Demet bu Cemal'e sirilsiklam aşik..

RIDVAN -Kafa mi buluyorsun benle?

YASİN -Senle ne kafasi bulacağim dangalak. Kari milleti karşisinda hoş herif ister. Orhan tipsizi böyle bir kariyi daha ne kadar elinde tutabilir ki.. Karinin ateşi söndü bir kez. Orhan'dan bikti artik. Yatağinda hoş, sağlam, sevimli bir delikanli ister. Eee, kime verecek bu kari? Ortada Cemal'den başkasi var mi? Ağzi iyi laf yapiyor, yağciliğina da diyecek yok. Yalağin teki, ama yakişikli, genç, azmiş bir kadinin aradiği her şey var onda. Demet de kör değil herhalde.

RIDVAN -Demet öyle şey yapmaz.

YASİN -Sen öyle san, biraraya geldiler mi ikisi de ne bok yiyeceğini bilemiyor..

RIDVAN -Saçmalama be..

YASİN Oğlum, bu işler böyle başlar, önce çay ismarlanir, torbalar taşinir, sonra da iş yatakta biter. Cemal bu gece burada sabaha kadar nöbet tutacak, sen de buralarda ol. Onun canini sik, küfür et, ne bok yersen ye ama sana saldirmasini sağla, gerisini de bana birak.. Anlaştik mi...

RIDVAN -Ee, sonra ne olacak?

YASİN -Oğlum, sen Demet'i istiyor musun istemiyor musun?.. Öyleyse dediğimi yap gerisine karişma...

RIDVAN -Dediğin gibi olsun..

YASİN -Asabi heriftir, damarina bastin mi hemen ayaklanir. Birak sana bir iki tane vursun, önemli değil.. Siteyi ayağa kaldirmayi hatta işi karakolluk yapmayi becerdik mi tamamdir.. Anlasana Cemal ortalikta oldukça Demet'i rüyanda bile göremezsin, Ondan kurtulmamiz lazim.

RIDVAN -Haklisin galiba..

YASİN -Hakliyim tabii. Plan nasil ama Kaymakli kadayif, değil mi? Kari senin, durak benim...

RIDVAN -İnşallah kötü bir şey olmaz.

YASİN -Dediğimi yap, gerisine karişma.. Cemal geliyor, hadi sen şimdi uza.. Kahveye git benden haber bekle...

RIDVAN -Tamam... (Çikar)

YASİN -(Cemal Girer.) Oh, Cemal Bey, bakiyorum Orhan abim seni hemen sepetlemiş. Şimdi Demet Ablamla aganigi durumlardadir.. Vallahi helal osun Orhan Abi'me, turnayi gözünden vurdu, kadin bir içim su.. Öyle değil mi Cemal Bey..

CEMAL -Hanimhanimcik bir kadin işte..

YASİN -Ah, be, sen bilirsin, kimbilir yatakta nasildir, ha?..

CEMAL -Ne bileyim ben yahu..

YASİN -Öyle bir bakişi var ki, adamin içini yakiyor..

CEMAL -Elalemin karisina böyle şey söylenmez, ayiptir yahu..

YASİN -Allah sahibine bağişlasin tabii.. Ne demişler, zengini parasi fukaranin çenesini yorarmiş. Biz kendi dalgamiza bakalim en iyisi. Şurada gizliden iki kadeh parlatalim ha..

CEMAL -Yok Yasin, durakta içki içilmez..

YASİN -(Bir yandan vokta vişneleri hazirliyor.) Aman be birader, sen de amma adamsin ha. Şunun şurasi iki kadeh bir şey, sen içmezsen seninkini de ben içerim.

CEMAL -İş vakti içki içmem. Bir kere o halti yedim başima gelmeyen kalmadi.

YASİN -Adam sen de. Bir tekten bir şey olmaz.

CEMAL -Ben gidip kahvede bir küçük su döküp geleyim. Sen de şuralarin tozunu al.

YASİN -Kahveye uğramişken Ridvan'a da bir haber ver. Buraya gelsin.

CEMAL -Çağririm ama burda öyle uzun uzun takilmak yok. Tamam mi.

YASİN -Yok canim, benim işim bitince sinemaya gideceğiz. (Cemal çikar.) Bir tek at be adam! Ağzin biraz içki koksun bana yeter. (Zaman aşimi.)

BEŞİNCİ SAHNE

(Ridvan, Cemal ve Yasin içiyorlar. Cemal iyice olmuş.)

CEMAL -Unuttu dediler / hiç sevmedi dediler / gücendim yar / yalanmiş dediler / bir anlikmiş dediler / kirildim yara... Abi, bu Tarkan büyük puşt yahu...

YASİN -Sen de iyi söylüyorsun ha..

CEMAL -Eyvallah. Ben bir gidip küçük su düküp geliyorum. Telefon gelirse taksi yok dersin.

YASİN -Sen hiç meraklanma.. (Cemal çikar.) Ridvan, takil peşine, dediğim gibi tamam mi.. (İçki malzemelerini kaldirir.)

RIDVAN -Tamam... (Çikar.)

VEDAT -(Girer.) İyi akşamlar Yasin..

YASİN -İyi akşamlar başkomiserim. Buyrun, oturun, bir çayimizi için.

VEDAT -Şu yalpalaya yalpalaya gidenlerden biri Cemal miydi?

YASİN -Şey Vedat Bey..

VEDAT -Cemal miydi değil miydi?

YASİN -Kafasi biraz bozuktu da, bilirsiniz işte..

VEDAT -Bu böyle her gece içiyor mu?

YASİN -İşte, derler ya akşamdan akşama diye, bu da öyle işte..

VEDAT -Orhan'in bundan haberi var mi?

YASİN -Olur mu hiç Başkomiserim, Orhan Abim gittikten sonra başliyor içmeye..

VEDAT -Ben bu işi en iyisi Orhan'la bir konuşayim. Bu böyle olmaz. Taksi duraği mühim bir yerdir. İcabinda irzimizi namusunuzu size teslim ediyoruz..

YASİN -Bir seferlik görmezden gel Başkomiserim, garibanin ekmeğiyle oynamayalim. Ben onunla konuşurum. Bir daha olmaz.

CEMAL -(Dişaridan) Ulan eşekoğlueşek sen ne biçim konuşuyorsun öyle..

RIDVAN -(Can havliyle içeri girer, arkasindan da Cemal.) Kurtarin beni bu sarhoşun elinden.

CEMAL -Sarhoş sensin ulan hirt... Kimsin lan sen benimle böyle konuşuyorsun! (Vurur.)

VEDAT -Oğlum sen ne yapiyorsun!

CEMAL -Sen karişma Vedat Abi..

VEDAT -İçip içip olay mi çikaracaksin.

YASİN -(Ridvan'a) Koş Orhan Abi'ye haber ver. Cemal dağitti de. (Ridvan çikar.) Vedat Bey, tamam, gelin bu işi büyütmeyelim.. Bu işi en iyisi sabaha birakmak..

VEDAT -Peki, yarin Orhan'la mutlaka konuşacağim ama.. Böyle saçma sapan şeyler istemem sitede..

YASİN -Tabii Başkomiserim.

VEDAT -Cemal, aklini başina topla. Bak bu son olsun.

CEMAL -Ama Vedat Bey...

VEDAT -Tamam, uzatma işte.. Bu son olsun dedim.. Bir sürü işimin arasinda bir de sizinle uğraşmayayim. (Çikar.)

YASİN -Durakta böyle şey olur mu.. Bütün Siteyi ayağa kaldiracaksin. Millet uyuyor. Hadi gel şöyle otur, ben de sana bir sade kahve yapayim da ayil.

ORHAN -(Girer.) Ne oluyor yahu gece yarisi?

RIDVAN -Cemal delirdi abi, durup duruken bana saldirdi. Bak, inanmazsan Vedat Bey'e de sorabilirsin. O da gördü.

ORHAN -Vedat Bey mi? O da mi buradaydi..

YASİN -Malesef abi...

RIDVAN -Allahtan buradaydi. Yoksa bu manyak beni parçalardi.

CEMAL -Ulan, bak hala konuşuyor yahu. (doğrulmaya yeltenir.)

ORHAN -Kesin artik lan! Ne oluyor böyle be! Koca koca adamlarin yediği boka bak! Kim başladi buna. Yasin, söyle bakayim, ne oldu burada. Konuşsana be!

YASİN -Ne bileyim abi, güzel güzel muhabbet ediyorlardi, sonra ne olduysa Cemal sille tokat girişti.

ORHAN -Cemal, sen kendini nasil kaybettin böyle?

CEMAL -Birak abi ya..

ORHAN -Lan, Ridvan, sen söyle bakayim. Niye dalaştiniz?

RIDVAN -Abi, benim konuşacak halim yok, Yasin anlatsin daha iyi.

ORHAN -Ulan bana bakin. Gece yarisi ortaliği birbirine katiyorsunuz ondan sonra da dut yemiş bülbüle dönüyorsunuz. Biriniz anlatin şu olup biteni, yoksa hepinizin suratina siçarim ha.. Yasin, ne oldu burada.

RIDVAN -Hay iki gözüm kör olaydi da bir şey görmeseydim. Bir ara ikisi dişari çikti, o sirada da Vedat Başkomiser geldi. Onu buyur ettim, tam çay verecektim ki bunlar girdiler içeri. Cemal takmiş önüne Ridvani, döve döve getiriyor. Vedat Bey'le beraber ayirmaya kalktik, öyle ya bağirişlardan site rahatsiz olursa ki olmuştur rezalet çikar diye korktuk. Gerçi kavgayi Cemal çikardi ama kimbilir bu hiyar da neler söyledi ki iş bu raddeye geldi. Biraz da içkinin tesiri var tabii..

ORHAN -İçki mi! Anlaşildi. Anlaşildi! Bana bak Cemal, seni severim, hemşehrimsin kollarim. Ama burada, benim durağimda içip içip kavga çikarttin mi iş biter. Pilini pirtini topla sabah çek git. Anlaşildi mi.. (Demet'le Emel girer.)

DEMET -Ne oluyor burada yahu, gece yarisi bağiriş çağiriş.

ORHAN -Ulan bütün milleti ayağa kaldirdiniz be.. Yok bir şey, hadi, siz gidip yatin. Ridvan, sen de eczaneye uğra da yaralarini sarsinlar.. (Yasin'le Cemal dişindakiler çikarken) Cemal, yarin sabah seni burada görmeyeyim..

CEMAL -Ama Orhan Abi..

ORHAN -Konuşma! Özrün kabahatinden büyük.. (çikar.)

CEMAL -Ben mahfoldum Yasin. Mahfoldum.

YASİN -Takma kafana yahu. Başka iş bulursun..

CEMAL -İş bulmak meselesi değil ki.. Orhan Abi'nin benim hakkimda böyle düşünmesi beni yikti. Rezil oldum.

YASİN -Boş ver yahu, allah sihhat versin de gerisi kolay. Böyle hadiseler çabuk unutulur. Orhan Abi de sakin kafayla düşününce seni afeder. Seni kovmasi Vedat Bey'e karşi durumu idare etmek için. Bir kaç gün sonra yine gelirsin, yalvarir yakarir kendini afettirirsin.

CEMAL -Böyle iyi bir adamin dükkaninda iç siç, sarhoş ol, kavga çikar, kabadayilik yap sonra da gel özür dile. İş mi bu yahu.. Allah kahretsin bu içkiyi. Şişede durduğu gibi durmuyor meret.

YASİN -Ridvan'la niye dalaştiniz?

CEMAL -Ne bileyim yahu.. Bir sürü şey hatirliyorum ama hepsi kopuk kopuk. Ulan paramizla rezil oluyoruz be.. Bu boku bir daha içersem bana da Cemal demesinler..

YASİN -Ayildin değil mi, şimdi daha iyisin..

CEMAL -Şişedeki şeytan işi... Ne duruma düştüğümü daha iyi göreyim diye şimdi de ayiltiyor beni..

YASİN -Canim oldu bir kere. Şimdi bundan sonrasina bakalim. Kendini afettirmenin bir yolunu bul.

CEMAL -Kolay mi.. Gitip beni af et abi diyeceğim, o da bana benim şarhoşlarla işim yok diyecek. O zaman ne diyeceğim...

YASİN -Canim sarhoşluk herkesin başina gelebilir, fazla büyütme.. Bak şimdi şunu aklindan çikarma. Orhan Abi nasil bizim patronumuzsa, yenge de Orhan'in patronudur. Onun için bu meseleyi Demet Yenge'yle konuş derim. Yufka yüreklidir, dayanamaz, seni senden daha çok savunur kocasina karşi.. Sen yengeyi kafaya al gerisini hiç merak etme.. Bir gece iş üstündeyken Orhan Abi'nin kulağina senin meseleyi fisildasin yeter.

CEMAL -Sahi mi diyorsun ya..

YASİN -Senin kötülüğünü ister miyim hiç..

CEMAL -Yarin sabah erkenden Demet Yenge'yle kunuşurum. Etek öpmekle dudak aşinmaz. Olmazsa da olmaz içine siçayim. Kaybedecek neyim var ki..

YASİN -Değil mi ya.. Hadi, şimdi git evine yat, burayi ben beklerim..

CEMAL -Bu gece sen de olmasan ne yapardim bilmiyorum. Allah senden razi olsun.. Hadi iyi geceler kardeşim.
(Cemal çikar)

YASİN -İyi geceler.. Şimdi kim alçaklik ediyor diyebilir ki bana. Orhan Abi'nin bu hiyari afetmesi için en sağlam yol bu değil mi..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 442
favori
like
share
MiSS-FENER Tarih: 17.06.2009 02:04
ALTINCI SAHNE
(Sabah, durak.)
(Yasin masaya kurulmuş, telefonla konuşuyor.)

YASİN -Hayir, ben Cemal değilim. O artik burada çalişmiyor.. Artik telefonlara ben bakiyorum. Adim Yasin. Tabii. A Blok. Tabii efendim, hemen gönderiyorum. (telefonu kapatir. O sirada Cemal girer.) Günaydin, erkencisin.

CEMAL -N'apayim abi, bütün gece uyuyamadim...

YASİN -Takma kafani, Orhan Abi'yi uzak bir işe göndeririz siz de rahat rahat konuşursunuz. Ben şimdi her şeyi ayarlarim.

CEMAL -Eksik olma.. (Yasin çikar.) Ulan bu Yasin de olmasa bir halt edemeyeceğim be. Allah tuttuğunu altin etsin.. (Emel girer.)

EMEL -Günaydin Yasin Kardeş. Dün başiniza gelenlere çok üzüldüm. Ama her şey düzelecek. Demet Abla'yla Orhan Abi bu meseleyi konuşuyorlar. Demet Abla hep senin tarafini tutuyor ya Vedat Bey'in burada olmasi işi kariştiriyor galiba. Orhan Abi seni çok seviyor ama Vedat Bey'den de çekiniyor tabii. Adam hem sitenin yöneticisi, hem de Başkomiser.

CEMAL -Emel Kardeş, Allahaşkina bir yol bul da yengeyle beni bir görüştür.

EMEL -Beraber aliş verişe gideceğiz, birazdan buraya gelecek.

CEMAL -Allah sizden razi olsun.. Yasin'le senin hakkini hayatta ödeyemem.

EMEL -Canim, büyütme bu kadar. Bugün sana, yarin bana.. Hah, Demet Abla geliyor... (Demet girer.)

CEMAL -Yenge günaydin.

DEMET -Günaydin Cemal. Dünkü hadiseye hepimiz çok üzüldük. Senin için de elimden geleni yapacağim.

EMEL -Allah sizden razi olsun Demet Abla. Benim Yasin de bu işe çok üzülüyor.

DEMET -Bilmez miyim, kahroluyordur şimdi. Pirlanta gibi çocuk vallahi. Cemal, sen de hiç meraklanma, Orhan bir kaç güne kalmaz yumuşar.

CEMAL -Sağol yenge. Bu yaptiklarin nasil öderim bilemiyorum. Vallahi Orhan Abi'yle sizin için gözümü kirpmadan kendimi ateşe atarim.

DEMET -Eksik olma. Bizi çok sevdiğini biliyorum. Orhan da seni çok sever ama Vedat Bey'den de çok çekiniyor tabii. Bir müddet böyle idare edeceğiz mecburen..

CEMAL -Ama yenge bu iş uzarsa yerime birini bulurl, ondan sonra da sepeti koluna, herkes kendi yoluna..

DEMET -Sen meraklanma. Bak Emel de şahit, çok yakinda her şey yoluna girecek. Orhan'in başinin etini yiyeceğim gerekirse. Sorfada yemek yerken, televizyon seyrederken, nerede olursa olsun seni af etmesini isteyeceğim ondan..

EMEL -Orhan Abi geliyor..

CEMAL -Ben hemen sivişayim. Şimdi beni görürse kizabilir.

DEMET -Tamam, sen hiç meraklanma..

CEMAL -Allah ne muradin varsa versin yenge.. (Çikar. Az sonra Orhan'la Yasin girer.)

ORHAN -O koşarak giden Cemal miydi?

YASİN -Yok, abi nereden çikariyorsun.. Benzettin herhalde..

ORHAN -Demet, kimdi giden..

DEMET -Senin gözünden düştü diye kahrolan biriydi.

ORHAN -Cemal'di yani...

DEMET -Cemal'di tabii. Orhan'ciğim, beni biraz seviyorsan, sözüme biraz değer veriyorsan onu af et. Nasil üzgün, nasil pişman olduğunu bir görsen. Bir hatadir yapmiş işte. Sen de büyüklüğünü göster artik..

ORHAN -Şimdi olmaz bir tanem. Bunu sonra konuşuruz..

DEMET -Yakinda ama, değil mi?

ORHAN -Tamam canim, senin hatirini kiramam.

DEMET -Bu akşam yemekte konuşalim..

ORHAN -Hayir, akşam olmaz.

DEMET -Öyleyse yarin öğle yemeğinde..

ORHAN -Öğle yemeğini evde yemeyeceğim. Dernek'te toplantim var..

DEMET -Peki, yarin akşam o zaman. ya da sali sabahi, sali günü, öğleyin, ya da akşam, ya da Çarşamba sabahi. Ne olur, ne zaman olacaksa söyle bana.. Üç günü geçmesin ama.. Çocuk kendini yeyip bitirecek yoksa. Alt tarafi biraz itişip kakişmişlar. Bunca zaman her işimize koştu çocuk, bu kadar küçük bir şey yüzünden gözden çikartmak biraz haksizlik olur..

ORHAN -Tamam, tamam, gelsin, özür dilesin, Vedat Bey'in de elini öpsün işi tatliya bağlayalim. Anlaştik mi.. Hadi, sen Emel'i al da gidin artik.

DEMET -Tamam. Çok teşekkür ederim. Hadi Emel.. (Emel ve Demet çikar.)

ORHAN -Ah, ah!

YASİN -Orhan Abi..

ORHAN -Ne var Yasin?

YASİN -Siz evlenmeden önce Cemal aranizdakileri biliyor muyudu:

ORHAN -Biliyordu tabii. Hatta ilk one söylemiştim. Niye sordun?

YASİN -Ne bileyim, aklima bir şey takildi da ondan..

ORHAN -Neymiş o aklina takilan...

YASİN -Daha önceden taniştiklarini bilmiyordum..

ORHAN -Ohooo, aramizda az mi postacilik yapti..

YASİN -Yapma yahu..

ORHAN -Ne demek yapma yahu.. Ne var ki bunda? Bana bak, senin dilinin altinda bir bakla var ya hadi hayirlisi..

YASİN -Ne bileyim abi, benimki öyle bir kuruntu işte..

ORHAN -Cemal'in bir yanlişini mi gördün?

YASİN -Yok, abi, bunu da nereden çikardin..

ORHAN -Eee, o zaman ne konuşuyorsun?

YASİN -Bak abi, bilirsin seni çok severim..

ORHAN -Ben de seni severim, namuslu adamsindir, bugüne kadar bir yanlişini görmedim. Onun için de bu kaçamak laflarin canimi sikti. Ne söyleyeceksen açikça söyle..

YASİN -Bak abi, Cemal'in dün yaptiği çocukluk bir yana birakirsak bu güne kadar bir yanlişini görmedim.

ORHAN -Ne yalan söyleyeyim ben de öyle.

YASİN -Neyse abi, boş ver..

ORHAN -Yok, öyle ortaya bir laf atip kaçmak yok. Anlat bakalim, galiba canim sikilacak ama sen yine de anlat.

YASİN -Ben kuruntulu bir adamim abi, bir şey görürüm başka şeye yorarim. Bazan da abuk subuk şeyler takilir aklima. Onun için iyisi mi sen bunlari hiç duymamiş ol. Boş yere senin de kafani bulandirmayayim..

ORHAN -Bana bak, icabederse seni dizime yatirip döve döve konuştururum ona göre..

YASİN -Abi'ciğim, şüphe'yle aşk bir araya gelirse bundan kiskançlik çikar ki, Allah bunu düşmanima bile vermesin. Sen kiskanç misindir abi?

ORHAN -Ben böyle şeylere kulak asmam. Öyle kuruntularla, bilmem nelerle hareket edecek olsam kafayi yerim. Karim çok güzel bir kadin, iyi bir ev kadini, bizim hepimizden de kültürlü. Ama öyledir diye de kuruntu edip onu kiskanmaya kalkarsam ayip olur. Tam tersine, böyle bir karim olduğu için kendimle gurur duyarim. Duyuyorum da. Ayrica kendi eksikliklerimi de kafama takmam ben. Benimle evlenirken beni biliyordu çünkü. Ama eğer bir şey görürsem, kuşkulanirsam, bunun da ispat edilmesi lazim. Eğer ispat edilirse de işte o zaman ne aşk kalir ortada ne de başka bir şey..

YASİN -Böyle düşündüğüne sevindim abi.. Şimdi dinle beni, bu söyleyeceklerimi söylemezsem, kendimi sana ihanet etmiş sayarim. Bak abi, senden yengemi kollamani rica ediyorum. Cemal'in yanindayken onlari iyi gözle. Kadin milleti tuhaftir abicim, bir numara çevirirken Allahtan korkulari yoktur ama kocalarindan korkarlar. Firildak çevirirmekten korkmazlar ama bunun öğrenilmesinden ödleri kopar.

ORHAN -Demet böyle şeyler yapmaz..

YASİN -İyi de abiciğim, yengem seninle evlenmek için babasini aldatmadi mi? Adamcağizi öyle aldatmiş, gözünü öyle bağlamiş ki adam ne diyeceğini bilemedi de sana büyü yaptin diye saldirdi.

ORHAN -Orasi öyle..

YASİN -Abi, kusura bakma, keyfini kaçirdim..

ORHAN -Böyle saçma sapan şeyler benim keyfimi kaçirmaz.

YASİN -Benimkiler boş kuruntu. Ama yine de teker kirilmadan söylemek doğru olur diye düşündüm. Aslinda bunlar basit şüpheler sadece, istersen hiç kafana takma..

ORHAN -Takmayacağim tabii..

YASİN -Zaten sözlerime bakip da şüpheye düşersen kendimi hiç af etmem. Cemal'i ben de çok severim. Şunca zamandir hukukumuz var.. Yengem de öyle..

ORHAN -Ben karima güveniyorum arkadaş.. Kuruntular muruntular viz gelir tiris gider..

YASİN -Allah ikinize de uzun ömür versin abi, bir yastikta kocatsin.

ORHAN -Yalniz, burada anlamadiğim bir şey var...

YASİN -Benim de abi.. Yengem bir kere Lise mezunu, bildiğim kadariyla sen sadece beşi bitirdin. Şimdi düşünüyorum da bu kizin onca avukat, doktor kismeti varken sana varmasini aklim almiyor. Davul bile dengi dengine, değil mi ya.. Zaman geçer de, hevesi azalirsa allah korusun çok kötü şeyler olabilir.

ORHAN -Bana bak, şüpheden ileri bir şeyler hissedersen hemen bana bildireceksin. Emel'e de söyle. Gözünü dört açsin...(telefon çalar.)

YASİN -Pardon abi.. Buyrun.. Tamam. C Blok. Hemen gönderiyorum.. (Çikar.)

ORHAN -Aptala malum mu oluyor nedir. Bu Yasin böyle konuşmaya cür'et etmesi için söylediğinden çok daha fazla şey bilmesi lazim.

YASİN -(Dişaridan) Şevki. C Blok. Hadi, hayirli işler.. (Döner) Bak abi, gözünü seveyim bu işi fazla kurcalama. Her şey olacağina varir. Cemal'in buraya dönmesini ben de çok istiyorum ama, bir süre buradan uzak kalmasi iyi olurmuş gibime geliyor. Böylece onlari sinamiş da olursunuz. Bakalim yenge Cemal'in işe geri alinmasi için sizi çok zorlayacak mi. Eğer zorlarsa bu işin altinda bir çapan oğlu olabilir...

ORHAN -Evet..

YASİN -Bu arada abi'ciğim, ben pimpirikli bir adamim. Rutubetten nem kaparim. Onun için benim sözlerime bakip da kimsenin günahini alma.

ORHAN -Sen meraklanma. Ben nasil icabederse öyle davranirim.

YASİN -(Klaksiyon sesi) Pardon abi, bizimkilerden biri herhalde.. Bir bakip geleyim..

ORHAN -Tabii, tabii.. (Yasin çikar.) Aklim iyice karişti. Bu hiyar kimbilir benim bilmediğim neler biliyor. Ama eğer Demet beni basit bir şoförüm diye o üniversiteli, entel dantel takimindan aşaği görüyorsa, ağzim onlar kadar laf yapmiyor diye beni aldatirsa nefretimin önüne nasil geçerim bilmiyorum. Allah kahretsin. Benim olan bir şeyi, hele bu karimsa nasil başka biriyle paylaşirim ben! Böyle bir utançla yaşayacağima geberip gitmek daha iyi. Alnimda boynuzlu olmak yaziliysa kellem gitsin daha iyi..
(Demet'le Emel girer.)

DEMET -Orhan, sen hala burada misin..

ORHAN -Evet, Yasin'le gevezelik ettik biraz..

DEMET -İyi etmişsiniz..

EMEL -Yasin gevezelikten başka bir şey bilmez ki zaten..

DEMET -Senin bir şeyin mi var, bir tuhafsin..

ORHAN -Bilmem, biraz başim ağriyor..

DEMET -Üstelik terlemişsin de, gel terini sileyim. (Mendil çikarir.)

ORHAN -Bu mendil, alnimdakini temizlemeye yetmez.

DEMET -Efendim? (Mendil yere düşer.)

ORHAN Boş ver, hadi eve gidelim..

DEMET Tamam.. Emel, bana sonra bir uğra.

EMEL -Olur Demet Abla. (Orhan'la Demet çikar.) Aaa mendilini düşürmüş. Haa, bu o mendil herhalde. Hani şu Orhan Abi'nin annesinin mendili. Yasin illa bu mendili aşirmami istiyordu. Demet Abla da bu mendili pek sever. Orhan Abi bu mendili saklamasi için ona yemin ettirmiş. Yasin'e vereyim bari. N'apacaksa bu eski mendili.. Aman, benim neme gerek. İşte istediğin mendili getirdim derim, o da bana bir hediye alir belki.

YASİN -(Girer) Senin burada ne işin var?

EMEL -Ben senin için uğraşip durayim, sen bana bağir.

YASİN -Benim için mi uğraşiyorsun? Hayrola..

EMEL -O mendile karşilik bana ne verirsin?

YASİN -Ne mendili ?

EMEL -Ne mendili mi? Pes yani.. Hani şu Orhan Abi'nin Demet Abla'ya verdiği mendil. Onu aşir deyip duruyordun..

YASİN -Aşirdin mi yoksa?

EMEL -Yok canim ne aşirmasi.. Kendi düşürdü, ben de aldim.

YASİN -Aferin kiz. Güzel bir hediyeyi hakettin şimdi..

EMEL -Sahi mi..

YASİN -Sahi tabi..

EMEL -Bana bak sen ne yapacaksin ki bu mendili?

YASİN -Eksik aklinla her şeye karişma.. Hadi bakalim, şimdi doğru eve.

EMEL -Aman be aman. Ne halt edersen et. (çikar.)

YASİN -Şimdi bu mendili bir türlü Cemal'in evine biraktim mi tamamdir. Orhan Abi'nin içine kiskançlik tohumlarini ektim bir kere. Şimdi havadan sudan şeyler bilye onu deli etmeye yeter. Bu mendil de çok işe yarayacak. Artik o uyku nedir bilmez, fitili yaktim bir kez, önünde sonunda nasilsa patlar. (Orhan girer.)

ORHAN -Deli olacağim Yasin!

YASİN -Hayrola, ne oldu ki abi?

ORHAN -Bir de soruyorsun eşekoğlueşek. Senin yüzünden kafayi yiyeceğim.. Aldatilmak, şüphe etmekten bin kat daha iyidir.

YASİN -Yeni bir şey mi oldu ki abi?

ORHAN -Onun azginliğindan hiç haberim yoktu. Aklima bile gelmiyordu. Onu öptükçe o dudaklari Cemal'in de öptüğü düşüncesi kemirmiyordu içimi. Soyulan kişi soyulduğunun farkinda değilse soyulmuş sayilmaz ki..

YASİN -Abi, beni üzüyorsun ama.

ORHAN -Şu duraktaki bütün şoförler onu evire çevire düzselerdi de benim haberim olmasaydi içim rahat olurdu. Ama şimdi delirmek üzereyim. Eskiden arabaya binen müşteri "Havaalanina çek." derdi, ben de iyi iş kaptik diye mutlu olurdum. Mutlu olmak bu kadar basit bir şeydi. Şimdiyse milyarlarim olsa umurumda değil.. Ben bittim artik. Bittim..

YASİN -Sen ne diyorsun abi..

ORHAN -Ulan bana bak, eğer karimin beni aldattiğina dair doğru dürüst bir şey bulmazsan anam avradim olsun ki anandan emdiğin sütü burnundan getiririm senin. Git, bir şey bul, bir ucu, ne bileyim, bir şey bul işte..

YASİN -Bak abi...

ORHAN -Ama ona bok atip bana işkence ediyorsan ölümlerden ölüm beğen. Seni kiçindan vururum haberin olsun.

YASİN -Ben namuslu adamim abi. Aklimdan geçeni sana dürüstçe söyledim diye bana böyle yüklenme. Namusumdan şüphen varsa onu da bilmem.

ORHAN -Hayir, hayir, senden şüphe ediyorum demedim. Ben karimin namusundan da şüphe etmiyorum. Allahim, belki de ediyorum. Bana bak Yasin, bir şey bul. Açik seçik şey lazim bana.. Yoksa bu şüpheyle yaşayamam ben..

YASİN -Hay çenem kopsaydi da bunlari anlatmaz olaydim.. Bu işin ispati delili olmaz ki abicim.. Herif kadini düzecek mi düzmeyecek mi diye bir köşede gizlenip onlari mi seyredeğiz..

ORHAN -Allahim deli olacağim.

YASİN -Onlari öyle yakalamak mümkün mü. Onlari bir yatakta yatarken nasil yakalayalim. İsterlerse keçiler gibi düzüşsünler, ister maymunlar gibi kizişsinlar, ister kurtlar gibi iştahli olsunlar .. Onlari bu işi yaparken görebilmek olacak şey değil. Bana sorarsan bu işin gerçeğini tahminlerle, güçlü belirtilerle anlayabiliriz.

ORHAN -Bana bir delil bul. Delil bul bana..

YASİN -Abi, bak, bunu söylemem ne kadar doğru olur bilmiyorum ama geçen gün Cemal de ben de kulübede sabahladik. Ben diş ağrisi yüzünden uyuyamadim. Cemal de içkiden sizmiş uyuyordu. Bir ara homurdanmaya başladi, sonra da sayiklamaya.. "Canim benim" dedi. "Demet'im, dikkatli olmamiz lazim, aşkimizi kimse öğrenmemeli.." Sonra havaya öpücükler savurmaya başladi. Arada bir de "Canim, tatli Demet'im" deyip duruyordu! Bir ara da "Seni o şoför parçasiyla paylaşmak zorunda kaldiğim için kendimden utaniyorum" diye bağirdi...

ORHAN -Ah!.. Adi herif!..

YASİN -Ama bu sadece bir rüyaydi hepsi bu..

ORHAN -Onu delik deşik edeceğim..

YASİN -Delirdin mi sen abi.. Bir şey olduğu yok daha. Bu alt tarafi bekar bir adamin rüyasi.. Yalniz, bir şey var. Üstünde çilek deseni olan ipek bir mendil! Yengemin öyle bir mendili var miydi?

ORHAN -Var tabi.. Ona ben vermiştim o mendili..

YASİN -Öyle mi... Bunu bilmiyordum. Cemal bugün öyle bir mendille alnindaki teri siliyordu..

ORHAN -Eğer o mendil Demet'in mendiliyse...

YASİN -Eğer öyleyse bu sağlam bir delil sayilabilir işte...

ORHAN -(Gitmeye davranir.) İkisini de geberteceğim!

YASİN -Dur abi, ne bağiriyorsun..

ORHAN -Geberteceğim! O orospuyu da o puştu da delik deşik edeceğim!

YASİN -Sabret biraz abi... Belki fikrini değiştirirsin.

ORHAN -Fikrimi değiştirmek mi! Asla! Beni yolumdan ne döndürebilir ki! Ekmek Kur-an çarpsin ki ikisini de geberteceğim!

YASİN -Orhan Abi, bak, sen kendi elini kana bulama. Emret bu işi bir maşa yapsin. Hapislerde sürüneceksin de ne olacak.. Emret, sen evdeyken, hem de Cemal'in öptüğü dudaklari sömürürken gebersin alçak. Şahidin de karin olur. Cemal'in suç ortaği ..

ORHAN -Tamam, bu iş bitmiştir. Üç gün içinde bu puştun geberdiği haberini getir, ondan sonra dile benden ne dilersen.

YASİN -Sen bu işi olmuş bil abi.. Yalniz yengeye daha dokunma, ondan daha uzun süre faydalanabilirsin..

ORHAN -Allah belasini versin onun. Zamanini bekliyorum. Onun da sirasi gelecek.. Yasin, bundan sonra bu durak senden sorulacak. Canini sikan bir şoför falan olursa da bas kiçina tekmeyi..

YASİN -Ben hayatimi senin yoluna koymumuş abi.. Durak murak umrumda değil... (Kararir.)

YEDİNCİ SAHNE
(Durak)

DEMET -Şu mendili nerede kaybettiğimi bulsam, bir koç kurban edeceğim.. Nerede kaybettim acaba..

EMEL -Ben nereden bileyim abla...

DEMET -Vallahi kredi kartimi kaybetsem bu kadar üzülmezdim. Allahtan kocam öyle kiskanç domuzlar gibi değildir. Yoksa o mendili kaybetmem bile yeterdi kemiklerimi kirmasina..

EMEL -Orhan Abi kiskanç değil midir?

DEMET -Kim, Orhan mi? Boşversene.. Onun öyle abuk subuk hiç bir adeti yoktur.

EMEL -Aaa, Bak, Orhan Abi geliyor...

DEMET -Şu Cemal'in işini hala halledemedim. Şimdi bir kere daha konuşacağim. Cemal de buralarda olsa ne iyi olurdu..

EMEL -Peki abla. (Emel çikarken Orhan girer.)

DEMET -Nasilsin Orhan?

ORHAN -Ben çok iyiyim, Hanimefendi nasillar?

DEMET -Allah'a şükür ben de iyiyim..

ORHAN -Ne o, ellerin terlemiş.. Bunda bir şeytanlik olmasin sakin..

DEMET -Neden olmasin.. Bağliliğimi elimi uzatarak anlatmiştim sana.

ORHAN -O günleri hatirlarken bile tuhaf oluyorum..

DEMET -Olabilir... Neyse, şimdi eli meli birak da bana verdiğin söze gelelim..

ORHAN -Söz mü? Ne sözü?

DEMET -Gelip seninle konuşmasi için Cemal'i buraya çağiralim.

ORHAN -Sabahtan beri burnum akiyor, nezle mi oldum nedir... Mendilini versene..

DEMET -Al...

ORHAN -Kağit mendil istemiyorum.. Benim sana verdiğim mendili ver..

DEMET -O yanimda değil..

ORHAN -Değil mi?

DEMET -Değil..

ORHAN -Bak bu hiç hoşuma gitmedi. O mendili saraydan biri vermiş anneme.. Okunmuş üflenmiş bir mendilmiş. Annem babami kendine o mendil sayesinde bağlamiş. Ama ne zaman o mendil ortada yoksa babam başka kadinlarin peşine düşmüş. Günün birinde evlenirsem karima vereyim diye rahmetli annem ölürken bana verdi o mendili. Ben de öyle yaptim. Onun için o mendili iyi sakla. Onu kaybedersen, ya da birine verirsen kalbini kirarim haberin olsun..

DEMET -Çok enteresan.

ORHAN -Evet, öyle. Onun için o mendili iyi sakla..

DEMET -Beni korkutuyorsun ama..

ORHAN -Yoksa onu kayip mi ettin?

DEMET -Canim, kaybolmadi tabii.. Ama kaybodsa da ne olur sanki, alti üstü bir mendil..

ORHAN -O mendili getir çabuk, görmek istiyorum..

DEMET -Getiririm canim. Acelen ne, önce şu Cemal'in işini halledelim...

ORHAN -Git mendili getir, aklima kötü kötü şeyler geliyor..

DEMET -Cemal'den iyisini mi bulacaksin..

ORHAN -Mendili getir..

DEMET -Bir konuş şu çocukla, ne kaybedersin..

ORHAN -Mendil dedim..

DEMET -Öl desen ölecek, genç bir delikanli, onun gibisini kolay bulamazsin..

ORHAN -Mendil...

DEMET -Haksizlik ediyorsun ona karşi..

ORHAN -Allah hepinizin belasini versin... (çikar)

EMEL -Şimdi bu adam kiskanç değil mi diyorsunuz yani?

DEMET -Onu hiç böyle görmemiştim. Bu mendil sandiğimdan da önemli herhalde.. Kim bilir nerede kayboldu...

EMEL -Erkek milletinin işine akil sir ermez. Kimine göre kendileri tikinmakla doymaz bir girtlak, kadinlar da abur cubur bir şeylerdir. Tika basa yerler, karinlari doyunca da kusmaya başlarlar... (Yasin'le Cemal girer.)

YASİN -İşte senin işini halledecek tek şey, yengemiz, hadi, yalvar yakar kendini afettir.

DEMET -Cemal. Merhaba, nasilsin.

CEMAL -Nasil olayim be yenge.. Orhan Abi beni bağişlasa da bir an evvel işimin başina geçsem diyorum.. Bağişlamayacaksa da bir an evvel bunu da öğreneyim de ekmek parami kazanmak için başka kapilara gideyim...

DEMET -Vallahi Cemal, senin için yalvarip yakarmam pek bir işe yaramiyor artik. Orhan'i taniyamiyorum. Elimden gelini yaptim ama öfkesine engel olamadim. Ama yilmayacağim. Elimden geleni, hatta fazlasini yapacağim.

CEMAL -Orhan Abi hala kizgin mi?

DEMET -Biraz önce bağirdi çağirdi ve öfkeyle çikip gitti..

YASİN -Allah Allah, Onun kizmasina aklim ermiyor.. İki ay evvel Şakir onun arabasini direğe bindirip taninmaz hale getirdiğinde bile kizmamişti. Melek gibi adamin kizmasina kafam basmiyor.. Yanina gidip bir göreyim onu. Orhan Abi kizdiysa mutlaka çok önemli bir şeyler dönüyor demektir. (çikar)

DEMET -Ya dernekte bir şeyler olmuştur, ya da Vedat bey canini sikacak bir şeyler söylemiştir. Ona karşi biraz anlayişsizlik ettim. Koskoca bir sitenin taksi durağinin sahibi olmak kolay iş değil. Büyük başin derdi de büyük olur tabii..

EMEL -İnşallah derdi dernekle, ya da Vedat Bey'ledir. Sizinle ilgili kiskançlik falan değildir.

DEMET -Saçmalama Emel, onu kiskandiracak ne yaptim ki ben..

EMEL -Bir kafaya koyduysa onu kiskandirmak için bir şey yapmaya lüzum yoktur. Kiskanç adam anadan doğma kiskançtir. Kiskançlik öyle bir canavardir ki her erkeğin yüreğinde kendi kendini döller ve çoğalir.

DEMET -Allah korusun.. Ben gidip onu bir arayayim. Cemal, sen de buralarda ol. Bir punduna getirirsem senin meseleni de halletmeye çalişirim.

CEMAL -Allah razi olsun yenge.. (Emel ve Demet çikar. Cemal bir süre yalniz kalir derken Benan girer.)

BENAN -Nasilsin bakalim yakişiklim ?

CEMAL -Senin ne işin var burada? (Öpüşürler) Nasilsin güzel kiz? Şu belalardan bir kurtulabilseydim hemen sana koşacaktim..

BENAN -Ben de seni burada bulamasam evine gidecektim. Ulan bir haftadir ortada yoksun. Neredesin bakalim bunca zamandir..

CEMAL -Sorma.. Başim bir dertte ki anlatam.. Ama bu sikintili günleri atlatinca borcumu sana fazlasiyla öderim.. Canim benim.. Avans olarak da şu mendili al.. Bak, saf ipek..

BENAN -Nereden çikti şimdi bu? Ha,, anlaşildi, sonu hüsranla biten aşk macerasinin küçük bir hatirasi.. Ben de bir haftadir bu adam niye ortalarda yok diyordum.

CEMAL -Saçmalama Benan.. Kiskançlik yapmanin sirasi değil. Ayrica da ben senden başka gül koklar miyim hiç..

BENAN -İnanayim mi...

CEMAL -İster inan ister inanma. Bu mendili evde buldum. Saf ipek, sahibi gelip bulmadan sana vereyim dedim, hepsi bu.. Hadi yavrum, sen şu mendili al ve git.

BENAN -Beni kovuyor musun yani?

CEMAL -Ben hiç öyle şey yapar miyim.. Orhan abi gelebilir. İkimizi beraber görmesini istemem..

BENAN -O niyeymiş?

CEMAL -Seni sevmediğim için değil tabii..

BENAN -Sana niye inanayim... Hadi, benimle görünmekten utanmiyorsan yola kadar geçir beni..

CEMAL -Orhan Abi'yi bekliyorum... N'olur biraz anlayişli ol. Gel hadi, gel, biraz beraber yürüyelim...

BENAN -Ah, ah.. Seni öyle seviyorum ki ne desen inaniyorum.. (Öpüşürler,)

CEMAL -Yapma kiz, rahat dur.. (kararir.)


SEKİZİNCİ SAHNE
(Durak.)
(Yasin'le Orhan konuşarak girer.)

YASİN -İki kişi yatakta çirilçiplak yakalansa "İçimizde bir kötülük yok, burada kardeş kardeş yatiyorduk." diyebilirler...

AYHAN -Delirdin mi oğlum sen. Ağzindan çikani kulağin duyuyor mu senin. Ateşle barut yan yana durur mu.. Saçma sapan konuşma.

YASİN -İyi ya abi, ben de bunu söylüyorum. Burada gözün gördüğü bir ihanet var demektir.. Ama insanin karisina verdiği bir hediye yüzünden canini sikmasi kuruntudan başka bir şey de değildir.

AYHAN -İnsanin karisina verdiği bir hediyeyi karisinin ne yaptiğini merak etmesi kuruntu mu yani....

YASİN -Eee, birine bir şey hediye ettin mi o artik onundur. Ona istediğini yapar, istediğine verir.

AYHAN -İnsan kendine ait diye her şeyi başkasina veremez.. İnsanin şerefi de kedinindir. Şerefini de istediği zaman istediğine verebilir mi..

YASİN -Bir sürü şerefsiz insan şerefliymiş gibi dolaniyor ortalikta. Şeref dediğin gözle görünmeyen bir şeydir. Ama söz konusu olan elle tutulur, gözle görünür bir şeyse, mesela bir hediyeyse o zaman işin rengi değişir.

AYHAN -Şu mendil meselesini unutmaya hazirdim. Ama o mendilin o alçak herifte olmasi beni deli ediyor.

YASİN -Abi, ne var bunda, bu o kadar da mühim bir şey değil.

AYHAN -Nasil değil, sinek küçük ama mide bulandiriyor.

YASİN -Abi bu kadarcik küçük bir şey seni bu kadar delirtiyorsa.. Acaba... Neyse...

AYHAN -Bana bak, bildiğin bir şey varsa benden saklama..

YASİN -Abi, ya kulaklarimla duyduklarimi söylesem sana.. Karinin sana ihanet ettiğini söylesem...

AYHAN -Ne dedin bakayim..

YASİN -O çocuğu.. Bu Cemal gibiler namuslu kadinlarin etrafinda pervane olup onlari baştan çikarirlar, sonra bacaklarinin arasindaki ateş söndü mü de çenelerine vurur.

ORHAN -Cemal sana bir şey söyledi mi ?

YASİN -Söyledi tabi..

ORHAN -Ne söyledi?

YASİN -Şey.. Yahu, abi boş ver şimdi bunlari...

ORHAN -Çakacağim şimdi suratinin ortasina ha...

YASİN -Yatmiş...

ORHAN -Karimla mi..

YASİN -Onunla.. Onun üstünde. Nasil istersen öyle anla..

ORHAN -Öldüreceğim! İkisini de öldüreceğim! Elim ayağim titriyor. Döve döve geberteceğim ikisini de! Zaten mendili ona niye verdi ki... Alçaklar! Şerefsizler! (Fenalik geçirir, yere yikilir.)

YASİN -Bu iş bu kadar! Salak herif, karinin namusundan çok bana inanirsan sonun bu olur işte. Kadina da aciyorum ama ne yapayim, onu kendimden daha çok sevemem ya.. (Yere eğilir.) Orhan Abi, iyi misin.. (Cemal girer, hemen yardima koşar.)

CEMAL -Orhan Abi... Yasin, ne oldu Orhan Abi'ye..

YASİN -Önemli değil. Sarasi tuttu.

CEMAL -Kolonya koklatalim..

YASİN -Sakin. Dokunma! Kendiliğinden iyileşir... Hah, bak kendine geliyor. Çok sinirli, sen gözüne görünme. Şimdi git, kahvede bekle. O gittikten sonra buraya gel, seninle konuşacağim mühim meseleler var..

CEMAL -Tamam. Kahvede bekliyorum... (Çikar. Az sonra Orhan kendine gelir.)

YASİN -Orah Abi, iyi misin.. Düşerken başina bir şey olmadi, değil mi..

ORHAN -Olmadi, boynuzlarim başimi korudu..

YASİN -Estafurullah abi.

ORHAN -Demek karimla yattiğini söyledi o puşt.

YASİN -Gel, abi, gel şöyle otur... Her gece karilarinin başka heriflerle fingirdediği yataklarda uyuyan bir sürü adam vardir. Üstelik namuslarinin kepaze edildiğinin de farkinda değildir hiç biri... Senin durumun hiç böyle değil. Düşünsene o zavalli boynuzlu adamlarin halini, her şeyden habersiz her gece yataklarindaki orospuya namuslu bir kadinmiş sarilip uyurlar.. Senin içini kemiren bu şüpheleri artik bir an önce yok etmemiz lazim..

ORHAN -İyi de nasil..

YASİN -Sen bayginken çocuğu geldi buraya. Git kahvede bekle, seninle konuşmam lazim dedim. Sen istersen geç şuraya gizlen ve olup bitecekleri gözle. Seni nasil aşağiladiğini kendi kulaklarinla duy. Bütün hikayeyi baştan anlattiracağim. Demet Yenge'yle ne zaman, nerede, kaç kere buluştuklarini ve bundan sonra nerede buluşacaklarini da.. Ama abi, kendini kaybedip de ortaya çikmak yok, ona göre. Böyle bir şey yaparsan bir daha yüzüne bakmam.

ORHAN -Şimdilik sabredeceğim, ama sonra ikisinin de kanini akitmazsam bana da Orhan demesinler.

YASİN -Hadi abi, şimdi şuraya sotalan... (Orhan saklanir.)

YASİN -(telefon eder.) Alo, İbrahim abi, Ben Yasin. Bizim Cemal orada olacakti, onu durağa göndersene.. Gelirken iki de çay getirsin. Çaylar demli olsun ha, keyif çayi.. Tamam, tamam, hadi eyvallah.. (telefonu kapatir.) Orhan Abi, bak konuştuğumuz gibi, Şimdilik hadise çikartmak yok..

ORHAN -Tamam dedik ya lan.

YASİN -Şimdi o Cemal hiyarina Benan'i soracağim. Hani şu zamaninda benim de altima yatan kariyi. Kari Cemal'e aşik olduktan sonra gözü dünyayi görmez oldu. Parasiyla bile becermek mümkün değil. milletinin de derdi bu zaar, herkesi kafesleyip bir kişinin kafesine girmek. Cemal hiyari o karidan bahsedince nedense makaralari koyverir hemen. O kahkahalar attikça da Orhan Abi kahkahalara başka anlam verip küplere binecek. Ee, en demişler işkilli büzük dingilder... Kiskançlik adamcağizini ne hale getirdiyse her şeyi götünden anliyor... (Cemal girer.)

CEMAL -Orhan abi gitti mi?

YASİN -Gitti, gitti, merak etme.. Ee, ne var ne yok bakalim..

CEMAL -Ne olsun işte. Diral Dede'nin düdüğü gibi ortalikta kalakaldim.

YASİN -Yengeyle arani iyi tutman lazim. (kulağina) Bu işi Benan halledebilseydi. (normal) Bu mesele hemen bitirdi..

CEMAL -Çok haklisin.

YASİN -Kari sirilsiklam aşik sana...

CEMAL -Geri zekalinin bir işte. Öl desem ölecek..

YASİN -Onunla evleneceğini yayiyormuş etrafa, doğru mu bu?

CEMAL -(Güler.) Onunla evlenmek mi.. Bir orospuyla mi? Allah aşkina saçmalama. Benim gibi bir adam onun gibi bir kadinla evlenir mi. (güler.)

YASİN -Bİlmem vallahi, her tarafta evleneceğinizi söyleyip duruyormuş..

CEMAL -Sen sahi mi söylüyorsun.

YASİN -Yalanim varsa iki gözüm önüme aksin..

CEMAL -Azginliğindan ne söyleyeceğini bilemiyor anlaşilan. Öyle şey olur mu birader, kendi kendine gelin güvey oluyor. Nereye gitsem peşimde. Şu başimdaki beladan kurtulur kurtulmaz kiçina tekme vurmak şart oldu anlaşilan.

YASİN -Cemal, bak kim geliyor..

CEMAL -Eyvah, Benan..

YASİN -Ayikla bakalim pirincin taşini.. (Benan girer.)

BENAN -Yakişiklim.

CEMAL -Başlayacağim yakişiklindan ha. Ne var, ne istiyorsun yine?

BENAN -Allahin belasi, bana verdiğin şu mendil yüzünden geldim buraya.. Hani şu odanda bulduğun mendil! Orospunun biri beyimize vermiş, o da bana veriyor. Al şunu da geri ver hangi orospudan aldiysan..

CEMAL -Saçmalama allah aşkina...

BENAN -Saçmalayan sensin ama, beni deli gönlüm tutulmuş sana bir kere.. Numarami biliyorsun.. Akşam beni ara, akşam aramazsan da ne zaman istersen o zaman ara... Yeter ki ara.. Yoksa siçarim suratina.. (Çikar.)

CEMAL -Bu akşam gidip şununu ateşini söndürmek lazim, yoksa yaygarayi basip her şeyi berbat eder.

YASİN -Akşam ondasin yani..

CEMAL -Yapilacak başka bir şey var mi ki..

YASİN -İyi öyleyse. Bana kalirsa akşami bekleme, takil peşine de en kizgin aninda söndür dilberin ateşini..

CEMAL -Tamam. Hadi, fazla uzaklaşmadan yakalayayim şunu.. (çikar.)

YASİN -Yangin sönünce de beni ara.. Biraz dertleşiriz..

ORHAN -(Saklandiği yerden çikar.) Bu şerefsizi gebertmekten başka çare kalmadi..

YASİN -Vallahi bilmiyorum abi.. Bir marifet yapmiş gibi de pis pis siritiyordu.. O mendil de senin yengeye verdiğin mendil, değil mi abi?

ORHAN -Galiba öyleydi..

YASİN -Cemal'in ona verdiği değeri de gördük.. Yengenin hediyesini şu ikinci sinif verirken eli bile titrememiş şerefsizin..

ORHAN -Anasi bin kere doğursa bin kere gebertirim bu alçaği.. Ama karim, o kadinlarin en güzel, en tatlisi...

YASİN -Birak abi yahu ..

ORHAN -Evet. O da gebermeli. Gözümde ondan değerli bir şey yoktu, O benim kraliçemdi.

YASİN -Vallahi, bilemem abi..

ORHAN -Dünyada ondan güzel bir kadin, ondan daha çalişkan bir ev kadini yok sanirdim..

YASİN -Zaten öyle olmasa çoktan basardin kiçina tekmeyi...

ORHAN -O kadar iyi, o kadar etkileyiciydi ki..

YASİN -Evet, ama etkilediği tek adam sen değilsin anlaşilan..

ORHAN -Çok yazik! Çok yazik! Ona nasil kiyabilirim ki..

YASİN -Vallahi, olup biteni miden kaldiriyorsa bir şey diyemem. Sen razi olduktan sonra kim karişabilir ki..

ORHAN -Ciğerini sökeceğim onun. Beni boynuzlamak ha..

YASİN -İçinde varmiş demek ki..

ORHAN -Hem de bu işi kapimdaki köpekle yapiyor...

YASİN -En bok yani da bu ya zaten..

ORHAN -Bana bir hap map bul Yasin. Onu hemen zehirleyeyim. Yoksa beni yine baştan çikarabilir..

YASİN -Zehirle falan olacak iş değil bu abi.. Onu yatağinda boğup gebert. Seni boynuzladiği yatakta...

ORHAN -Evet, evet, hay aklinla bin yaşa. Böylesi içimi daha rahatlatir.

YASİN -O Cemal olacak piçe gelince, senin elini kana bulamana değmez. Birak onun defterini ben düreyim. Gece yarisi olmadan bu işi bitmiş bil... Tek el silah patlayacak, hepsi bu... Pat!

DOKUZUNCU SAHNE
(Durak.)
(Yasin ile Ridvan)

YASİN -Oğlum, şurada bekle. Cemal iti birazdan burada olacak. Gelince çek sustaliyi sok can alici bir yerine. Ben de burada olacağim. Artik ha herru, me merru. Bana bak, kararini iyi ver ve ondan sonra da cayma, tamam mi..

RIDVAN -Sen sakin bir yere gitme, belki beceremem.

YASİN -Korkma, ben de buralarda olacağim, canim zaten ne varmiş ki beceremeyecek.. ( Işiklari söndürür ve durağin dişina çikar.)

RIDVAN -Doğru mu yapiyorum bilmiyorum ama Yasin'in söyledikleri doğruysa o alçaği gebertmek en iyisi. Alt tarafi hiyarin biri, ha yaşamiş ha gebermiş, ne farkeder ki..

YASİN -Küçücük bir sivilceyi öyle bir kazidim ki, iyice tahriş oldu tabi.. İster o Cemal'i öldürsün isterse Cemal onu. İsterse ikisi de gebertsin birbirini. En iyisi de bu olur aslinda benim için.. Ama Cemal mutlaka ölmeli, yoksa yaşar da Orhan abi bizi yüzleştirirse beni kimse kurtaramaz.. En iyisi buralarda olayim da şu Ridvan hiyari beceremezse bu işi ben bitireyim..

(Cemal durağa girer.)

RIDVAN -Gel bakalim, ben de seni bekliyordum. (Sustaliyi çeker.)

CEMAL -Ne yapiyorsun oğlum, manyak misin sen..

RIDVAN -Al bakalim.. (Hamle eder Cemal'i ayağindan biçaklar.)

CEMAL -Manyak misin oğlum sen..

RIDVAN -Yandim allah!

CEMAL -Işiklari kim söndürdü! Yaraliyim, yardim edin!

RIDVAN -Yardim edin! Kan kaybediyorum..

YASİN -Ne oluyor, kim yarali, kim kan kaybediyor..

CEMAL -Yasin!. sen misin? Ridvan yaraladi beni..

YASİN -Ridvan mi! Nerede o şerefsiz?

CEMAL -O da yarali, buralarda bir yerde olmali..

RIDVAN -Buradayim Yasin, yardim et bana!

CEMAL -Sen ha! Alçak! Pis katil! Al bakalim! (Ridvan'i biçaklar.)

RIDVAN -Yasin! Ben.. Neden! Neden ama.. (ölür.)

YASİN -Karanlikta adam öldürmeye kalkmak ha! Dağ başi mi lan burasi! Cinayet var! Yetişin! (Vedat girer. Işiklari yakar)
-
VEDAT -Ne oluyor burada! Yasin bu da ne demek!

YASİN -Bu Ridvan olacak alçak, zavalli Cemal'i öldürmeye kalkişmiş galiba. Bağirişlarinin üstüne geldim. Bunlari böyle buldum..

VEDAT -Cemal!

CEMAL -Evet Vedat Abi.. Karanlikta birden bire üstüme atladi... Ben de kendimi savundum..

YASİN -Böyle bir halt edeceği belliydi zaten..

VEDAT -Cemel, sen iyi misin evladim.

CEMAL -Bacağim çok aciiyor..

YASİN -Seni hemen bir hastaneye göndermek lazim.. (Benan girer.)

BENAN -Ne oluyor burada? Biçaklar, miçaklar.. Cemal! Cemal'im benim! Cemal!

YASİN -Durakta da taksi yok. Hemen ambülans çağiralim.. (Telefonla uğraşmakta)

BENAN -Bayildi.. Cemal, Cemal'im, sakin öleyim deme e mi, beni yalniz birakma..

VEDAT -Bu Ridvan geçen gün kavga çikarin herif değil mi?

YASİN -Ta kendisi Vedat Bey. (Telefona) Alo! Kibris Sitesi'ne hemen bir ambülans gönderin! Ağir yarali biri var! Bir de ölü!

VEDAT -Ben de karakol'a haber vereyim! İşe bak, başkomiserin yöneticilik yaptiği sitede cinayet işleniyor! Artik kargalar güler halimize.. (Telefon'a gider.)

YASİN -Sen daha dur.. Orhan abi Cemal'in öldüğünü saniyor. Asil kiyamet bundan sonra kopacak. En büyük kozumu oynadim işte... Bundan sonra ya batarim ya çikarim!


ONUNCU SAHNE
(Orhan'in evi.)
( Demet uyuyor, Orhan odaya girer.)

ORHAN -(Yatağin kenarina oturur bir süre Demet'i seyreder. Saçlarini okşar sonra da dudaklarindan öper.) Bu misler kokan tatli nefes içimdeki öldürme hissini yok edecek. Son bir kez daha öpeyim o taptiğin dudaklarini. (Öper.) Ölünce de böyle kal da bir daha öldüreyim seni. Seveyim yine de.. Bir daha. (Öper.) Artik bu son.. (Öper.) Bu kadar güzel ol, bu kadar da aşağilik.. Gözyaşlarimi tutamiyorum. ALdatilmiş bir erkeğin gözyaşlari bunlar. Allahim, bu büyük bir acidir. Bu kadar severken öldürmeyi göze alacak kadar büyük bir aci..

DEMET -Ohna, sen misin...

ORHAN -Evet.

DEMET -Hadi, gelsene yanima..

ORHAN -Bana itiraf etmek istediğin bir şey var mi?

DEMET -Anlamadim.

ORHAN -Hani, benim canimi sikacak bir şey yapmişsindir da söylemeye cesaret edememişsindir, öyle bir şey yani..

DEMET -Neler saçmaliyorsun sevgilim..

ORHAN -Sevgilim deme bana..

DEMET -Orhan, ne oldu, neye kizdin böyle. Hadi, söyle ama, beni korkutuyorsun ..

ORHAN -Korkulacak bir şey mi yaptin yoksa?

DEMET -Seni kaybetmekten başka hiç bir şeyden korkmam ben..

ORHAN -Ölmekten de mi..

DEMET -Ölmek mi? Onu da nereden çikardin şimdi? (Kalkmaya davranir, Orhan iter ve Demet yatağa serelir.)

ORHAN -Oturduğun yerde...

DEMET -Tamam, tamam, sakinleş biraz da anlat, nedir mesele..

ORHAN -Annemin yadigari mendili Cemal'e vermişsin..

DEMET -Hayir.

ORHAN -Vermişsin..

DEMET -Hayir. İki gözüm önüme aksin ki böyle bir şey yok. İstersen çağir ona da sor..

ORHAN -Ölüm döşeğinde yalan yere yemin etme..

DEMET -Ölüm döşeği mi! Sen neler söylüyorsun!

ORHAN -Birazdan seni geberteceğim. Onun için bana doğruyu söyle! Yalan yere yemin edip elimden kurtulamazsin!

DEMET -Saçmaliyorsun!

ORHAN -Saçmalayin sensin!

DEMET -Cemal'e ne diye mendil vereyim ki? Manyak miyim ben?

ORHAN -Mendili onun elinde gördüm.. Sen inkar ettikçe suçun daha da büyüyor!

DEMET -Bir yerde bulmuytur. Çağir kendisine sor.

ORHAN -Söyledi..

DEMET -Neyi...

ORHAN -Seni becerdiğini..

DEMET -İftira!

ORHAN -Ama cezasini buldu.

DEMET -Anlamadim!

ORHAN -Biraz evvel Yasin onun defterini dürdü.

DEMET -Ne dedin? Cemal'i öldürttün mü yani...

ORHAN -Ne o sevgilin öldü diye panikledin birden bire..

DEMET -Bu canavarliği nasil yapabilirsin!

ORHAN -O! Bir de onun peşinden ağlamak ha! (Saldirir.)

DEMET -Orhan, ne yapiyorsun, beni öldüreceksin!

ORHAN -Çirpinma!

DEMET -Ah! Orhan! Orhan! (Hareketsiz kalir..)

EMEL -(Dişaridan bağirir, bir yandan da kapiyi vurmakta.) Orhan Abi! Orhan Abi!

ORHAN -Kim o?

EMEL -(dişaridan) Benim Orhan Abi, kapiyi aç!

ORHAN -Emel bu.. Bekle biraz! Cemal'in geberdiğini söylemeye geldi herhalde.. Ya da karimi soracak. Karim! Ama karim yok ki ben.. O öldü..

EMEL -(dişaridan) Aç kapyi ORhan Abi, Allah aşkina aç...

ORHAN -(Kapiyi açar.) Gel, bakalim.. (Emel girer.)

EMEL -Orhan Abi, büyük felaket, durakta cinayet işlendi.

ORHAN -Ne zaman?

EMEL -Biraz evvel.. Cemal Ridvan'i biçakladi..

ORHAN -Rivdvan mi? Peki Cemal, o ne oldu?

EMEL -Bacağindan yaralandi ama ölmedi..

ORHAN -Ölmedi mi! Cinayet yolunu şaşirdi..

EMEL -(Demet'in cesedini görür. Yanina gider, öldüğünü anlar, çiğlik atar.) Aman allahim! Demet Hanim! imdat! imdat!

ORHAN -Bağirmasa kadin! Bağiracak ne var!

EMEL -Hanimim, hanimim ölmüş!

ORHAN -O melek yüzlü ölümü çoktan haketmişti..

EMEL -Onu sen öldürdün!

ORHAN -Namusumu temizledim!

EMEL -Senin namusunun içine tüküreyim! Hanimima iftira ediyorsun! Katil!

ORHAN -Cemal'le fingirdiyordu. Bana inanmiyorsan kocana sor o anlatsin sana.

EMEL -Yasin mi..

ORHAN -Evet.

EMEL -Demet Hanimin sana ihanet ettiğini Yasin mi söyledi?

ORHAN -Evet,

EMEL -Allah ikinizin de balasini versin.. Yasin ha!

ORHAN -Yasin'in sözüne değer veririm ben.. Namuslu adamdir..

EMEL -Allah ikinizin de belasini versin. Yasin ha!

ORHAN -Evet, Yasin. Aşkin kör ettiği gözümü o açti..

EMEL -Allah ikinizin de belasini versin Yasin ha!

ORHAN -Papağan misin nesin kadin! Durmadan ayni şeyleri söyleyip durmasana..

EMEL -Allah kocam olacak o şerefsizin belasini versin. Hanimim severdi seni, her şeyden üstün tutardi..

ORHAN -Ne!

EMEL -Geri zekali herif. Canavarlik bu.. Senin gibi bir canavar hanimimin temiz sevgisine layik olamazdi zaten.

ORHAN -Kes sesini be!

EMEL -Budala! Kara cahil! Gel, beni de öldür, umurumda bile değil! Seni hemen deliğe tiksinlar. senin gibi bir canavar elini kolunu sallaya salya ortalikta gezmemeli. İmdat! İmdat! Cinayet var! Katili yakalayin!

YASİN -(Vedat Bey'le girer.) N'oluyorsun hanim ne bağirip duruyorsun kuyruğuna basilmiş kedi gibi.

EMEL -Pis harif, gel de marifetini gör! Herkes işlediği cinayetleri senin üzerine atiyor!

YASİN -Ne diyorsun sen be!

EMEL -Birazcik erkekliğin kaldiysa yalanci çikar şu canavari! Karin seni boynuzluyor demişsin ona! Böyle bir şey yapmadin, değil mi.

YASİN -Ben sadece aklimi kurcalayan kuruntulari söyledim hepsi o..

EMEL -Laf cambazliğini birak. Karin seni boynuzluyor dedin mi demedin mi onu söyle..

YASİN -Dedim.

EMEL -İftiraci! Yalanci! Bu işi de Cemal'le yapiyormuş, öyle mi..

YASİN -Evet, Cemal'le.. Hem sen kes sesini bakayim..

EMEL -Bu cinayetlerin sebebi sensin..

VEDAT -Canavarlik bu!

EMEL -ADi herif seni..

YASİN -Delirdin mi sen be.. Hadi, kalk eve git..

EMEL -Seninle ayni çati altinda duramam artik...

YASİN -Kadin, kalk git eve, elimden bir kaza çikacak şilmdi..

EMEL -Vedat Bey, bari siz dinleyin beni..

VEDAT -Dur, kizim, dur şimdi her şeyi anlariz..

ORHAN -Vedat Bey, sorun Yasin anlatsin size karimin yüzlerce kere Cemal'le bana ihanet ettiğini.. Ta annemlerden kalan değerli bir mendil vermiştim Demet'e, o da aşkinin hatirasi olarak o mendili Cemal'e vermiş, mendili kendi gözlerimle gördüm Cemal'in elinde..

EMEL -Mendil mi! Allahim, bu nasil olur..

YASİN -Hadi, sen kalk eve git. Çabuk ol..

EMEL -Hayir, anlatacağiom işte, her şeyi anlatacağim..

YASİN -Sana eve git dedim kadin!

EMEL -Orhan Abi, Hanimim o mendili düşürmüştü. Sonra ben buldum ve kocam olacak bu aşşağilik herife verdim. O mendili çalayim diye bana yalvarip duruyordu..

YASİN -Kadin, tut çeneni..

EMEL-Mednili Cemal'e Demet Hanim vermedi. Ben kocama verdim, o da götürüp Cemal'e vermiş anlaşilan..

YASİN -Senin sinirlerin bozuk saçmalamaya başladin..

EMEL -Sinirlerim bozuk tabii, ama saçmalamiyorum. ORhan abi, sen bu beş para etmezin sözüne kanip nasil kiydin bu melek gibi kadina. Seni sevmekten başka bir suçu yoktu onun...

YASİN -(Emel'in üstüne atlar ve onu biçaklar.) Sana kes sesini dedim aptal kari.

ORHAN -Ulan seni o çocuğu seni... (Vedat'la birlikte üstüne atlarlar. Yasin siyrilir kaçar. Vedat peşinden gider.)

EMEL -Orhan abi, beni Demet Abla'nin yanina yatir.. O tertemizdi, sense ona kiydin.. (Ölür.)

ORHAN -Artik benim de yaşamamin bir anlami kalmadi. Ben nasil böyle bir ahmaklik yapabildim Allahim. Allahim beni bağişla. (Emel'in öldürüldüğü biçaği alir. O sirada gürültüler duyulur, Vedat'la Cemal Yasin'i yakalamiş içeri sokmaktadir.) Getirdiniz mi o şerefsizi. (Üstüne atilir, Yasin yaralanir.)

VEDAT -Ne yapiyorsun Orhan!

ORHAN -Gebermedi mi o şerefsiz...

YASİN -Doktor çağirin kan kaybediyorum..

ORHAN -Sen hala gebermedin mi.. (Engel olurlar.)

VEDAT -Orhan, Orhan senin gibi akli başinda biri böyle birinin yalanlarina kansin ha.. Ne diyeyim sana bilmiyorum..

ORHAN -Ne yaptiysam namusum için yaptim Vedat bey..

VEDAT -Yasin suçunu itiraf etti az evvel. Cemal'in öldürülmesi için de anlaşmişsiniz, öyle mi..

ORHAN -Evet..

CEMAL -Orhan Abi, ben bunu hakedecek ne yaptim ki..

ORHAN -Ah, benim aptal kafam, bir cahilliktir yaptim işte.. Ne olur, bağişla beni.. Her şeye bu şerefsiz sebep oldu..

CEMAL -Yasin, bunu neden yaptin..

YASİN -Bana bir şey sormayin! Tek kelime daha söylemem..

ORHAN -Peki Cemal, karimin mendilinin sende ne işi vardi..

CEMAL -Kaldiğim verdi buldum abi.. Onu da oraya Yasin koymuş..

ORHAN -Bu geri zekalinin nasil bu kadar müthiş bir plan yapabildiğine inanamiyorum..

CEMAL -Üstelik beni kovmana sebep olan kavgayi da Ridvan Yasin'in kişkirtmasiyla çikarmiş..

VEDAT -Ben karakola bir telefon edeyim.. Bir ambülans alip gelsinler. Bu işi artik mahkeme halledecek..

ORHAN -Dur bir dakika Vedat Bey.. Bir çift sözüm var. Mahkemede, şurada burada bu olayi anlatirken her şeyi olduğu gibi söyleyin lütfen.. Kolay kolay kiskanmayan, ama kiskandi mi da aşiriya kaçan bir zavallinin hikayesini olduğu gibi anlatin. Elindeki pirlantayi firlatip denize atan, değer bilmez bir ahmağin hikayesini olduğu gibi anlatin.. Eğer, karima, bu emsalsiz kadina biri benim yaptiğimin milyonda birini yapsaydi, biçağimi çeker, hiç acimadan saplandim çiğerine.. (Kendini biçaklar.)

VEDAT -Orhan!

CEMAL -Orhan abi!

ORHAN -Birakin beni.. (Demet'e yaklaşir.) Öldürmeden önce son bir kere öpmüştüm seni.. Şimdi kendimi öldürürken de tek isteğim senin dudaklarinin üstünde ölmek.. (Demet'i dudaklarindan öper ve ölür.)

CEMAL -Korktuğum başima geldi.. Elinde biçak olduğunu görmedim ama.. Yazik, çok yazik.. Vedat Bey, nedir bu? Acikli bir filmin sonu mu?

VEDAT -Galiba öyle.. Ama yazik ki esas çocukla esas kiz öldü.. Onlar ölünce de film biter.. (Kararir.)

SON