Hayata Sığmayanlar - Yelda Karataş

Onlarla karşılaştığınızda garip kozmik bir ışın sarar sizi. Neden etkilendiğinizi bilemezsiniz. Yüzleri bir bütündür. Her parça diğerini amansız bir biçimde tamamlar.

Farklılıklarını bir kader gibi taşıyan bu insanlara tepkiniz önce hayranlık sonra öfke daha sonra çığlık çığlığa kaçma isteğidir. Şaşırmazlar sizin gibileri çok görmüşlerdir. Çünkü bu dünyaya herhangi bir rolü oynamaya değil hayatın kendisi olmaya gelmişlerdir.

İnsanlar sık sık o büyük acılarını anlatmak için onları arar. Dinlemesini iyi bilirler. Kendi yaşamları sanki yoktur. Soluk soluğa başkalarının yaşamlarında koşarlar. Kendilerini doruklarda yalnızca doruklarda tüketirler. Kişilikleri yoktur. Kişiliğin kişiliksizlik olduğu bilincindedirler. Bu nedenle onları sevdiğiniz her şeye benzetebilirsiniz;anne sevgili gökyüzü ya da bir film karesi.

Sanatçı olmasalarda sanatçı gibi yaşarlar. Sorularla. Yanıtını aldıkları bütün soruların sorusunu sorarlar. Bütün kavramlarıkendileri isimlendirirler. Ahlaksızdırlar. Sezdikleri her şeyi yaşarlar. Sürekli sevinç ve keder içinde. Herkesin"yeter" dediği yerde "yeni baştan" diyerek.

Kırılgan ama umarsız değillerdir. Kendilerinden başka hiç kimseyi incitmeyi başaramadıkları için bu dünyaya başarısız olmaya gelmişlerdir. "Tek savunmaları savunmasızlık"tır. Kimseyi yargılamayı bilmezler. Hiç bir canlıyı öldürmez zarar veremezler.

Öğretilerinde "karşı koyma"sözcüğü yoktur. Bir çocuğun tek bir göz yaşına bile yaşamlarını vermeye hazır oldukları bu dünyayaasla seyirci kalamadıkları için çoğunlukla intihar ederler. İntiharı herhangi bir nedenle erteleyenleriyse intihar biçiminde bir yaşam sürdürürler.

Kendilerini merkeze koymayı asla beceremezler. Baş eğişleri çaresizlikle karıştırılır çoğu zaman. Ama kendilerinin ya da başkalarının onurunu korumak söz konusu olduğunda "Bir karadağ tabancası "gibi sakladıkları başkaldırılarını gün ışığına çıkarırlar. Başkaldırırlar çünkü görev bilinci yerine sevgiyi koymuşlardır ödünsüz ruhları başka türlü var olamadığı için.

İvan'ı anlar Alyoşa'yı hisseder Dimitri gibi yaşarlar ve arkalarında bir mor menekşe mutlaka bırakırlar; başkalarının acılarını sarsın diye. Onlar bu dünyayı "güzeltmeye" gelmişlerdir. Umutsuzluktan yola çıktıklarını daha çocukluklarında hisssederler. Bize böylesine saf görünmeleri çocukluklarını yaşatmaları değil çocuk olmalarıdır. Kendinden başka rolü olmayan bir çocuk. Önünde diz çöktükleri tek şey mağara duvarına resimleri çiziktiren insan elidir.

Bir gün bir şarkıda bir kokuda ya da aynada onlarla buluşursanız ne olur kendinizi esirgemeyin.

Bir an için bile olsa.

Çünkü onlar "an"lara inanırlar ve o "an" için yaşarlar.

Yelda Karataş

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 230
favori
like
share