Yine yanlış anladık!

Liverpoollularla, hem de birkaç grubun içinde, sürekli yer değiştirerek seyrettim büyük finali. Maç 3-0'a geldiğinde kazanacaklarına dair hiç kimsede zerre umut yoktu. Herkes bu işin bittiğinden neredeyse emindi. Finalde 3-0 yenik duruma düşmenin, hem de bir İtalyan'a, yetmedi Milan'a karşı yenik duruma düşmenin ne demek olduğu çok iyi biliniyordu. Sonradan Djibril Cisse'nin anlattıklarından anlıyoruz ki, soyunma odasında da durum çok farklı değilmiş. Fransız, Rafa Benitez'in soyunma odasında anlattıklarını şöyle aktardı: "Böyle giderse Milan bize 6 gol atacak. Buna yardım etmeyelim. Hemen bir gol bulmamız lazım."
Crespo 3. golü attığında yanımda oturan İngiliz, "Bu Dudek bir top kurtaramayacak mı?" diye bağırdı kısılmış sesiyle. Önümde oturan kalabalık bir anda kalkıp, Dudek'in hangi maçta neler yaptığını, ne kadar önemli bir adam olduğunu anlattılar. Onların da kazanma umudu yoktu ama sahadaki oyuncularına saygı duyuyorlardı. Bir başka tribün manzarası da Murat Kosova'dan. Yanındaki İngiliz'e Djimi Traore'nin takımın en kötüsü olduğunu söylemiş devre arasında. Cevap: Olsun ikinci yarı iyi oynar!

Liverpool'a özgü
Bu bütünü oluşturan küçük hikayelerin anlattığını analiz etmekte yine zorluk çektik. Maalesef TV'den ya da oturduğumuz tribünden duyduğumuz bir şarkının üzerine kurduğumuz kendi hikayemizi empoze ediyoruz halka. Ve diyoruz ki, gördünüz mü Liverpoollular nasıl çevirdi maçı? Oysa çıkarılabilecek en yanlış sonuç bu. Onlar asla maçı çevirmek için yapmadılar bu işi. Eğer yakınlarında durduysanız, çevireceklerine dair hiçbir umutlarının olmadığını, attıkları 2 ve 3. golden sonraki inanmaz ifadelerinde görmüşsünüzdür. Onlar bunu kazamak için yapmadılar. Biz buradayız ve siz Liverpool'sunuz, başınız hep dik olsun demekti amaçları sadece. Yıllardır duraklamada olan, 15 senedir şampiyon olamayan, 21 senedir Şampiyonlar Ligi finali oynamamış bir takımdan bahsediyoruz beyler! Onlar, oyuncularına, rakibe, hocalarına saygıyla, sadece orada olmak için Olimpiyat Stadı'ndaydılar. Kendilerine 30 bin kişilik yer ayrılmıştı, ama İstanbul'a 100 bine yakın İngiliz geldi. Bu tavır bu ülkeye, Liverpool'a özgü bir tavırdır. Övgüyü hak eder ama asla Türk taraftarı dövmek için bir sopa olarak kullanılamaz. Çünkü burası başka bir ülke ve İngilizler de sandığımız şeyin, mutlak zaferin peşinde değil.

Benitez'e dikkat
Derin sosyolojik analizlere girmeyeceğim. Ama bu yanlış mesajı, Türk taraftarı pataklayarak vermek isteyenlerin anlaması gerekenler var. Bizim, (burada biz mesleki genel tavrı temsil ediyor) futbol analizini, korkak, yüreksiz, misyonsuz ve vizyonsuz gibi terimlere indirgemiş bir grup olarak bu sopayı atmaya hakkımız var mı? Dünya Kupası üçüncülüğünü, Şampiyonlar Ligi çeyrek finalini vs. beğenmeyen bizler.
Çarşamba akşamı defalarca hem de 3-0 yenikken Rafa Benitez için bağıranları alkışlarken, onun kim olduğunu ve bu yıl ne yaptığını unutuyoruz. Grupta bir son dakika golüyle Olympiakos'tan sıyrılarak çıktı Rafa. Ondan sonra, bizim kolayca korkak diyebileceğimiz bir futbol tarzıyla, son derece defansif bir oyunla kupayı aldı. Ve ligi de 5. bitirdi.
Bizim kolayca bu adamın bu takımda ne işi var diyeceğimiz, Carragher, Finnan, Smicer, Hamann, Josemi, Nunez (İspanya'da Juan Fran'ın 5 gömlek altı bir oyuncudur) gibi oyuncuları da kullanarak. Barça'da yedek olması bile şüpheli Luis Garcia'ya 10 numarayı vererek. Ve buna rağmen Real'den hocası ve bu işe girmesinin 1 numaralı sebebi Del Bosque'nin başına gelenlerin yüzde birine muhatap olmadı. Kimse ona bu adam işini bilmiyor demedi. Ona kasap, manav diyen de olmadı.
İşte yol gösterenler bunu anlamalı. Önce değişmesi gereken kendileri.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 318
favori
like
share
O.N.C.S Tarih: 05.06.2005 14:15
yaklasım ilginç bir ders cıkarmak lazım tesekkürler
hmask Tarih: 03.06.2005 23:00
bilgi için teşekkürler.
cagriozel Tarih: 03.06.2005 10:47
Haber için teşekkürler kurtjara