Yaşamak İçin Sebeblerim Var - Yaşam Hikayeleri

Hastane odasının penceresinden sise bürünmüş bahçeyi izlerken yağmurla çamurlaşmış tarlayı umursamadan düşe kalka peşinden koşturduğu plastik top gelmiştir aklına. “Mutluluk meğer çamura bulanmış bir plastik toptan ibaretmiş” diye geçirir içinden. Eve geri döndüğünde annesinin üstü başı çamur olmuş küçük Murat'a verdiği öğütler çınlar kulaklarında hemşirenin sesiyle karışarak; “İğne vaktiniz geldi efendim!” Artık yaşama ihtimali iğnelerin ucundaki mucizelere bağlıdır Murat'ın. Henüz 45 yaşında kansere yakalanmıştır.

Tekrar doğrulup pencerenin pervazına yaslanır ve devam eder geride kalan 45 yılı bir film gibi gözlerinin önünden geçirmeye. Lise yıllarını anımsar içi burkularak… Babası “Benim aslan oğlum mühendis olacak!” diyerek yıllarca kendi kararını dikte etmiştir genç Murat'a. “Oğlum sen hele bir mühendis ol sonra gelsin paralar! Son model arabaların en güzel semtte evlerin olacak. Bak o zaman manken gibi kızlar nasıl koşacak peşinden…” Hemen hemen her gün duyduğu bu cümlelerle Murat'ın hayat pusulası da babası tarafından belirlenmiştir. Para lüks bir yaşam güzel kızlar… zehirli bir iksir gibi enjekte edilmiştir Murat'ın iç dünyasına. Murat İnşaat Mühendisi olmuş ve babasının çevresi sayesinde arka arkaya yüzlerce iş alarak kısa sürede sarhoş edici bir servete kavuşmuştur. En güzel semtlerde yüzlerce evleri villaları son model arabaları ve manken gibi bir eşi vardır artık. Her geçen gün servetine daha fazlasını ekleyerek kariyerinin zirvesine çıktığı sıralarda babası vefat eder. Fakat Murat'ın bu büyük servet içinde kaybettiği sadece babası değildir. Yaşantısı giderek anlamını yitirmeye başlamış sabahları uyanmak için sebepleri kalmamıştır. Murat babasının genç oğluna aşıladığı yaşam misyonunu çoktan tamamlamış bunca para mal-mülk ve güzel karısından sonra hayatın kendisine verebileceği hiç bir şey kalmadığını düşünür olmuştur. Artık ne milyon dolarları ne plazaları ne son model arabaları ne de güzel karısı O'nun yüzünü güldürmeye yetmemektedir. İçkiye verir kendisini… Ofisinde evinde gittiği her yerde elinden kadehi hiç eksik değildir. Eskisi gibi işlerinin peşinden koşmaz olur. Şirket günden güne kan kaybeder ve iflasın eşiğine gelir. Etrafında alkış tutan insanlar birer birer çıkıp giderler hayatından. En sonunda manken eşi de terk eder tükenmek üzere olan Murat'ı koca bir enkazın altında bırakarak. Altı ay kadar sonra da bu amansız hastalık yapışır yakasına… Şimdi bunaltıcı bir hastane odasında ölüme gün saymaktadır çaresizce.

Bir an çocukluk arkadaşı Yusuf'un sureti gelip çakılır gözlerin önüne. “Ne acar çocuktu Yusuf!” diye söylenir kendi kendine. Yusuf liseden sonra ailesinin Türkiye'de kalması için ısrarlarına rağmen yurt dışına çıkmış üretim departmanında işe başladığı bir beyaz eşya şirketinin genel müdürlüğüne kadar yükselmiş bir süre sonra da şirketin %60'lık hissesini satın almıştır. Kendisiyle tanıştıktan sonra Müslüman olan İskoçyalı genç bir kızla evlenmiş iki tane dünya tatlısı çocuğu olmuştur. Yusuf yurt dışındaki hayatı boyunca doğduğu ülkesinin özlemini çekmiş Türkiye için nasıl faydalı olabileceğinin hesabını yapmıştır. Türkiye'ye döner dönmez de ilk işi Türk iş adamlarıyla birlikte yurt dışına bir seyahat düzenlemek olmuştur. Bir çok uluslararası şirketlerle sözleşmeler imzalayarak geri dönmüştür bu başarıya aç kafile. Hem kendi başarılarına yenilerini eklemiş hem de ulusal ekonomiye büyük katkılar sağlamışlardır. Gittikleri yerlerde Yusuf'un herkes tarafından sevilen bir insan olduğu da kaçmamıştır gözlerden. Yusuf şimdilerde daha çocukken Murat'a anlattığı gelecekteki rüyasının peşine düşmüştür. Tüm Dünya'yı gezerek yardıma muhtaç insanlar için yardım toplayacak bu yardımların sağ-selim yerlerine ulaşmasını organize edecektir.

“Sana imreniyorum Yusuf yolun açık olsun!” demekten alamadı kendisini Murat. Sonra bir bir keşkeler döküldü dudaklarından: Keşke… keşke ben de senin gibi kendi hayatımın kaptanı olabilseydim. Yaşantıma biraz olsun anlam katabilseydim keşke… Keşke senin gibi rüyalarım olsaydı daha o yaşlarda… Bir an olsun kendime insanlara yaşama küsmeden yaşayabilseydim. Hala yaşamak için sebeplerim olsaydı keşke…

Bir anda göğsünde korkunç bir yanma hissetti. Gözleri kararmıştı nefes almakta zorluk çekiyordu... olduğu yere yığılmıştı Mühendis Murat “Evet dostum o meçhul son geldi!” diye geçirdi aklından. Artık kendi filminin son sahnelerini yaşadığının farkındaydı. Geriye ard arda sıralanmış keşkeler kalmıştı 45 yıllık ömründen.

“Keşkeeeeeeeeeeeee!”… Kendi çığlığıyla uyandı kabuslara bürünmüş uykusundan. Evindeydi! Üstelik ne kanserdi ne şirketi iflas etmiş ne de eşi tarafından terkedilmişti. “Evet” dedi… Benim bu kabusu görmeye ihtiyacım vardı; henüz yaşam filmim devam ederken senaryo üzerinde bazı değişiklikler yapmam için hiç de geç sayılmaz!

Bugüne kadar kendinize yaşama sebeplerinizi sordunuz mu hiç? Yoksa siz de çocukluktan itibaren birilerinin önünüze koyduğu senaryoya göre mi oynadınız yaşam filminizi? Eğer henüz yaşama sebeplerinizi bulamadıysanız şimdi onları saklandıkları yerden bulup çıkartmaya ne dersiniz? Saklandıkları yerden bulup çıkartmak diyorum çünkü siz onları fark etmemiş olsanız da onlar sizinle aynı gün doğdular ve sizin onları bulacağınız günü dört gözle bekliyorlar.....


SİZİN KAÇ SEBEBİNİZ VAR YAŞAMAK ADINA.


Alıntı..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 294
favori
like
share