Namaz Babı - Namaz Babı Hakkında

19- Hadis[1]: Buharî ve Müslim Enes´ten rivayet ettiklerine göre Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Bir kimse namaz

vaktinde uyursa veya unutarak onu kılmazsa, bunun keffareti .hatırladığı zaman hemen kılmasıdır. Ayrıca,b;r keffaret yoktur, (ayet-i kerimede de) "beni anmak için namaz kıl" diye.buyurulmuştur."



20- Sebep: Ebu Ahmed el-Hakim -ki asıl isminin Muhammed b. îshak el-Hafız olduğu, emâîisinin bir bölümünden anlaşılmıştır- diyor ki: "Ben, Ebu Cafer Muhammed b. Hüseyin el-Hanavî´yim. Bana Muhammed b. el-A´la, ona Halef b. Eyyub el-Arnirî, ona Ma´mer, ona da Zührî, ona Said b. Müseyyeb, ona da Ebu Hureyre şöyle rivayet etmiştir: Rasuluîlah (s.a.v.) gece yolculuklarının birisinde güneş doğuncaya kadar uyuya kaldı. Kalkınca namazını kıldı ve şöyle buyurdu:

"Kim namaz vaktinde uyur veya namaz kılmayı unutursa, hatırladığı an, onu kılsın." Sonra şu ayet-i kerimeyi okudu: "Beni anmak için namaz kılınız."

Ebu Ahmed el-Hakim, sözüne devamla diyor ki: "Ben, Veliyyuddin el-Irakfnin mecmualarının birinde şeyhin el yazısıyla hadisin metnini aynen gördüm.

Müslim, Kitabu´i-Mesacid, Bab-u Kazai´s-Salat, 2/327

Ahmed b. Hanbal, (4/421) ve Müslim, hadisi îmran b. Husayn´dan değişik lafızlarla rivayet etmişlerdir.

Nesâî, yakın lafızlarla hadisi rivayet etmiştir.

Ahmed b. Hanbel, îmran b. Husayn´dan (4/441) şöyle rivayet eder: "Ashab dediler ki: "(Vakti geçen namaz için), Onu yarın ki vaktinde mi iade edelim (kılalım)?" Buyurdu ki: "Yüce Rabbiniz, aranızda faiz alış verişi yaparken bundan sizi men etmedi mi?"

Yine Ahmed b. Hanbel, (5/309) Ebu Katade´den yaptığı bir rivayette şöyle demiştir: "Rasuluîlah ve Ashabı, namaza kalktılar ve onu kıldılar. Rasuluîlah buyurdu ki: "Geçen namazı yarın ki vaktinde kılınız."

Suyutî, İbn Seyyidi´n-Nas´tan yaptığı nakilde iki rivayetin arasını cem ederek şöyle demiştir: "Lfi^a-Jj ifadesindeki La zamiri, yarın ki namaza racidir (onunla ilgilidir). Yani geçen namazı hergün yaptığı gibi üzerine fazlalık eklemeden kılsın. Lafızların hepsi aynı manada ittifak edip, başka türlüsü caiz değildir." Bakınız, Zehrii´r-Riba ale´l-Mücteba, 1/238.

Ebu Ahmed el-Hakim, Emâlî´sini.n bir yerinde şöyle diyor: "Zührî´nin, Said´den, onun da JBfouiTilureyro&en müsned olarak rrvayet ettiği Ma´mer hadisi, garibdir. Bunu, Halef b.jEyyub eİTAmiifnin dışında kimsenin rivayet; ettiğini ve Ebban b. Yezid je|rtAftar´ın da Ma´mer´den rivayetinden başka bilmiyorum. Şeyh Veliyyu demiştir ki: "Bu meşhur suale aşağıdaki şejriîde cevap verilmesi uygundur: ; . .

Soru: Namaz geceleyin (Sabah Namazı) farz olduğu halde Cebrail, onu neden o vakitte değil de öğle vaktinde hatırlatmıştır?

Cevap: Denilebilir ki Hz. Peygamber, sabah (namazı) vaktinde uyuyordu. Uyuyan kişi mükellef değildir. Bu cevap yeterlidir. Hadisin isnadı sahihtir.

Eten. (M-ataıerî). derirruki, "Bu hadisten murad, her hangi bir gecede yürüme ve o zamandaki, Sabah Namazı vaktindeki uyumadır. Yoksa onun (Zührî) dediği gibi Miraç Gecesi kasdedilmemiştir. Buradaki ^j-uJ lafzı (gece yürüyüşü), İsrâ Sûresi´nin ilk ayetindeki

lafzıyla karıştırılmıştır.



21-[2] İkinci bir sebep: Hadisi, Tirmizî rivayet ederek sahih olduğunu söylemiştir. Nesâî de Ebu Katade´nin şöle dediğini rivayet etmiştir: "Sahabe, uyku vesilesiyle namazı kılmama durumlarını Rasuluîlah (s.a.v.)´a anlattılar. O da cevaben buyurdu ki: "Uykuda namazı terk söz konusu değildir. Ancak namazı terk etme uyanıkken olur. Sizden biriniz namazını unutur, yahut namaz vaktinde uykuya dalarsa, hatırladığı an hemen kılsın."



22- Ahmed b. Hanbel, Ebu Katade´nin şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Biz, Rasulullah (s.v.v.) ile (bir seferde) beraberdik. Buyurdu ki: "Eğer siz, yarına kadar suya ulaşamazsamz, susuz kalırsınız." Bunun üzerine insanlar, bin an evvel suya kavuşmak arzusuyla süratlendiler. Ben, Rasulullah´ın yanında bulunuyordum. Bu arada Rasulullah´ın bineğinin eğeri eğildi. Rasulullah (s.a.v.) da uyuklamaya başladı. Ben O´na düşmemesi için destek oldum.

Sonra uyandı ve, "Kim o?" buyurdu. Ben de, "Ebu Katade´yim" dedim. O da, "Ne zamandan beri binek üzerindesin?" buyurdu. Ben de, ."geceden beri" dedim. O da, "Rasulü´nü muhafaza ettiğin gibi, Allah (c.c.) seni muhafaza etsin" diye buyurdu. Sonra buyurdu ki:

"Eğer bir yerde konaklarsak namazımız konusunda dikkatli olalım (bu arada bir ağaca yöneldi ve indi. Buyurdu ki: "Bak kimseyi görüyor musun?" Dedim ki: "İşte bir atlı, iki atlı daha." Derken sayı yediye ulaştı). Sonra uyuduk. Güneş etrafı ısıttı, sonra uyandık.

Rasulullah (s.a.v.), bineğine bindi, yürüdü. Biz de arkasından kısa bir süre yürüdük. Sonra bineğinden indi ve buyurdu ki:

"Yanınızda su var mı?" Ben de dedim ki: "Evet. Abdestlikte biraz su var." Buyurdu ki: "Onu bana getir." Ben de suyu O´na verdim. Dedi ki: "Onunla abdest alınız." Bunun üzerine bütün cemaat abdest aldı. Bir yudum da arttı. Sonra buyurdu ki: "Ey Eba Katade! Onu muhafaza et. Çünkü onun için bir haber daha olacak." Nihayet Bilal (r.a.) ezan okudu. Fecirden önce iki rekat namaz kılındı. Sonra Sabah Namazı kılındı. Akabinde Rasulullah bineğine bindi. Biz de bineklerimize binerek yola koyulduk.

Yolculardan bir kısmı diğerlerine "namazımızı unuttuk" dediler. Rasulullah (s.a.v.), -onlara dönerek- "Ne diyorsunuz?" buyurdu. "Eğer konuştuğunuz mesele dünya işi ise, siz onu bilirsiniz. Ancak din ile ilgili bir mesele ise bunu ben bilirim." Dedik ki: "Ey Allah´ın Rasulü! Namazlarımızı unuttuk." O, "Uykuda unutma olmaz, unutma sadece uyanıkken olur" buyurdu. "Böyle olduğunda her ne kadar vakit geçse de namazınızı kılınız."



23- Hadis[3]: Ahmed b. Hanbel, es-Saib b. Ebi´s-Saib´den, o da Hz. Peygamber´den şunu nakletmiştir: "Oturanın namazı, ayakta kılanın namazının yansı kadardır."



24- Buharî, îmran b. Hüseyrt´&enlan´ın şöyle buyurduğunu rivayet eder: "Oturarak namaz kılan kiînsfehin sevabı, ayakta kılanın sevabının yansı kadardır."



25- Sebep[4]: Abdurrezzak (Musannafında) ve Ahmed, Enes´in şöyle dediğini rivayet ederler: "Hz. Peygamber, Humma-(hastalıği)nın yayıldığı ve insanlann hummaya yakalandığı bir sırada Medine´ye geldi. Mescide gitti ve insanîann oturarak namaz kıldığını (görünce) şöyle buyurdu: "Oturanın namazı (nın sevabı) ayaktakinin namazının (sevabının) yansı kadardır." Bundan sonra insanlar ayakta namaz kılma zahmetine katlandılar.



26- Abdurrezzak, Abdullah îbn Amr´in şöyle dediğini rivayet eder: "Biz Medine´ye geldik, gelişimizin akabinde Medine´nin şiddetli vebalanndan birisi bizi yakaladı. însanlar oturarak çokça nafile namaz kılıyorlardı. Nebî (s.a.v.), gündüzün tam sıcak vaktinde onlara uğradı. Onlar oturarak nafile namaz kılıyorlardı. RâsuluIIah (s.a.v) buyurdu ki: "Oturanın namazı ayakta kılanın namazının yansıdır." Bunun üzerine insanrlar ayakta namaz kılmalarının külfetine katlanmaya başladılar.



27- Hadis1[5]: Buharî ve Müslim´in, Ebu Hureyre´den bildirdikleri rivayete göre Rastfiulrah (s-^vrH-şÖyİe buyurmuştur: "Herhangi biriniz başınızı imamdan, evv^kaldırdığı zaman, Allah´ın onun başını eşek başına çevirmesinden -yahut onun suretini eşek suretine çevirmesinden- korkmaz mıki?"



28 Sebep[6]: Ahmed b. Hanbel, Ebu Saidi´l-Hudrî´den şunu rivayet etmiştir: "Bir adam Peygamber´in arkasında namaz kılıyordu. Peygamber´den evvel rukua gidiyor ve ondan evvel başını kaldırıyordu. Hz. Peygamber, namazı tamamlayınca sordu ki: "Bu şekilde yapan kimdir?" Adam, "benim, ey Allah´ın Rasulü, (doğrusu) öyle midir böyle mi? diye öğrenmek istedim" diye cevap verdi.

Bunun üzerine Rasuluîlah (s.a.v.): "Namazı noksan kılmaktan korkunuz. îmam, rükûa gittiği zaman rükûa gidiniz. Rükûdan başını kaldırdığı zaman siz de kaldırınız" diye buyurdu.





29- Hadis[7]: Ebu Davud, Ebu Said el-Hudrî´den rivayet ettiğine göre, Rasuluîlah dediği vakit, şunu da derdi: "Allah´ım, Rabb´im Sana yer ve gök dolusu hamdolsun, aralarındaki herşey dolusu ve daha başka dilediğin şeyler doluşunca hamd Sana mahsustur. Ey Mecd ve Sena´ya layık olan, kulun -ki, hepimiz Sana kuluz- söyleyeceği en layık söz şudur: "Allah´ım Sen´in ihsan ettiğine mani olacak yoktur. Sen´in mani olduğuna da lütfedecek yoktur. Hiçbir servet sahibi fayda veremez. Bütün servetler, Sen´dendir."



30- Sebep: İbn Mace ve Ebu Muti´, Emâlîsi´nde İbn Ömer´den şunu rivayet ederler. Diyor ki: "Eba Cuhayfe (r.a.)´nin şöyle dediğini işittim: Rasuluîlah (s.a.v.)´ın yanında zenginliklerden bahsolundu. Rasuluîlah (s.a.v.), o sırada namazda idi. Adamın biri, "falan adam at zenginidir (tüccarıdır)", bir diğeri de, "falan adam da deve zenginidir" dedi. Bir başkası da, "fulan da koyun zenginidir (tüccandır)" birisi de "fulan da köle tüccarıdır" dedi.

Rasuluîlah (s.a.v.) namazını bitirip, son rekattan başını kaldırınca şöyle buyurdu: "Ey Allah´ım! Rabb´im, Sana yer ve gök dolusu hamdolsun. Aralarındaki herşey dolusu ve daha başka dilediğin şeyler doluşunca hamd Sana mahsustur. Ey Mecd ve Sena´ya layık ilan, kulun -ki, hepimiz Sana kuluz- söyleyeceği en layık söz şudur:

"Allah´ım Sen´in ihsan ettiğine mani olacak yoktur. Sen´in mani olduğuna da lütfedecek yoktur. Hiçbir servet sahibi fayda veremez. Bütün servetler, Sen´dendir."

Rasuluîlah (s.a.v.) servet sözünü telaffuz ettiğinde, durumun onların dediği gibi olmadığını anlamaları için sesini iyice uzattı (yükseltti)."



31- Hadis[8]: Kütüb-i Sitte İmamları´nın, Ebu Hureyre´den (r.a.) rivayet ettiklerine göre Rasuluîlah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Namaz için ikamet edildiği zaman sekinet ve vakarla namaza doğru yürüyünüz, koşarak gitmeyiniz. Namazın eriştiğiniz kadarını imamla kılınız, kaçırdığınız kısmım kendiniz tanılayınız."





32- Sebep: Ahmed b. Hanbel, Buharı ve Müslim, Ebu Katade´den, o da babasından şöyle demiştir:

"Biz, Peygamber´le birlikte namaz kılmakta olduğumuz sırada, Peygamber birçok kimselerin koşuşma sesini´işitti. Namazı kıldırdıktan sonra, "Ne oluyorsunuz?" diye sordu.

-"Namaza yetişmek için acele ettik" dediler. Peygamber: -"Öyle acele acele koşuşmayınız. Namaza geldiğiniz zaman vakar ve sekinetten ayrılmayınız -ağır ağır yürüyünüz-. Namazdan yetiştiğiniz kadarını (ima-mla beraber) kılınız, kaçırdığınızı da (sonra yalnızca) tamamlayınız."



33- Hadis[9]: Tiimizî, Ali´den ve Amr İbn Mürre´den, o da babasından, o da îbn Ebi Leyla´dan, o da Muaz´dan rivayet ettiğine göre Rasıılullah (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizden biriniz, namaza geldiği vakit, imam ne durumda ise imamın yaptığının aynısını yapsın."



34- Sebep: Taberanî, Muaz´m. şöyle dediğini rivayet etmiştir: "Rasulullah (s.a.v.) zamanında insanlar şöyle yapıyorlardı: Onlardan bir tanesi namazın bir kısmını kaçırıp, (imama uyacağı) zaman namazdakilere sorardı. Onlar da ona, ne kadarını kaçırdığını işaret ederlerdi. O da kaçırdığı kısmını kılar sonra onlarla beraber namaza girerdi.

(Bir namaz vakti) Muaz (r.a.) Mescid´e geldi. Cemaatin namazda ka´da´de olduğunu görünce o da, onlarla beraber oturdu. Rasulullah (s.a.v.) namazı bitirip, selam verince Muaz ayağa kalkıp geçirdiği kısmı tamamladı. Bunun üzerine Rasulullah buyurdu ki: "(îşte bundan .sonra) siz de Muaz´ın yaptığı gibi yapın."

Muaz´dan gelen bir rivayet de şöyledir: "Eledim ki: "Ben imamı namazda, kendi bulunduğum hal dışında bulmadım. Ben onları namazda ne durumda bulduysam o şekilde iktida ettim. Bunun üzerine Rasuîullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Muaz (bu konuda) sizin için iyi bir adet bırakmış oldu. Siz, ona uyunuz. Sizden biriniz, namazın bir kısmını geçirmiş olursa, ulaştığı yerden itibaren, imamla beraber namazını kılsın. İmam selam verince geçirdiği namazın gerisini tamamlasın."



35- Hadis[10]: Buharı ve Müslim, îbn Ömer´den, Rasulullah (s.a.v.)´ın şuyle böyölruduğunu rivayet ederler: "Kim bu baklayı (yanı sarımsağı) yerse, kokusu gidinceye kadar mescidimize yaklaşmasın."





36- Müslim, Ebu Hureyre´den şöyle rivayet etmiştir. Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Kim bu ağaçtan yerse, mescidimize yaklaşmasın, (yediği) sarımsağın kokusuyla bize eziyet vermesin."



37- Sebep[11]: Ahmed b. Hanbel, Muğire b Şu´be´nin şöyle dediğini rivayet eder: "Sarımsak yedim, sonra Rasulullah (s.a.v.)´ın namazgahına gittim. Namazdan bir rekat kaçırdığımı anladım. Rasulullah (s.a.v.), namazı bitirince, ben namazın geriye kalanım tamamlamaya kalktım. Bu arada sarımsak kokusu yayılınca, Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Bu bakla (sarımsak)dan kim yerse, onun kokusu gitmedikçe mescidimize yaklaşmasın."

Namazı bitirince Rasulullah (s.a.v.)´ın yanına gittim ve dedim ki: "Ey Allah´ın Rasulü, benim özrüm var. Elini bana uzat" dedim. O da buyurdu ki: "Vallahi bu (teklifini) kolay buldum." Elini bana uzattı ve ben de elini tuttum, yenimden göğsüne kadar götürdüm. Rasulullah göğsümü çok sinirli buldu ve buyurdu ki: "Gerçekten senin özrün var."



38 Sebep: Ahmed b. Hanbel ve Müslim, Cabir (r.a.)´in şöyle dediğini rivayet ederler: "Nebi (s.a.v.), Hayber´in fethi sırasında soğan ve pırasa yemeyi nehyetti. Bir grup, onları yiyip mescide geldi. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v., buyurdu ki: "Ben, sizi kokusu hoş olmayan şu iki sebzeden men etmedim mi?" Dediler ki: "Evet ey Allah´ın Rasulü men ettin. Ancak biz çok acıkmıştık." Rasulullah





39- Ahmed b. Hanbel, Ebi Sa´lebeti´l-Huşna´nın şöyle dediğini rivayet eder: " Ben Rasulullah´la beraber bir gazada bulunuyordum. İnsanlar çok acıkmışlardı. O arada bir ehl-i eşek rastladı, biz onu kestik. Durum Hz.Peygamber´e haber verildi. O da insanlara duyurmak için Abdurrahman b. Avf a şunu emretti: "Ehl-i eşeklerin etleri helal değildir. Bunu gözgöre göre kimse yiyemez. Ben

Allah´ın Rasulü´yüm."

Sonra buyurdu ki: "Biz, soğan ve sarımsak bostanlarına rastladık. İnşalar çok acıkmış, zahmet çekmişlerdi. Dolayısıyla ondan (yiyip) rahatladılar. Derken soğan ve sarımsağın kokusu mescide yayıldı. Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki: "Şu kötü kokulu sebzeden yiyen, bize yaklaşmasın." (Sonra) buyurdu ki: "Yağma edilen mal, yırtıcı tırnaklı hayvan ve mücessime (yerde yuva yapan tavşana benzer büyük fare) helal olmaz."



40- Ahmed b. Hanbeî ve Müsün?, Ebi Said´in şöyle dediğini rivayet ederler: O, şöyle dedi: "Hayber fethedilinceye kadar biz bakla tarlalarında kalıyorduk. Çok acıkmamızdan dolayı, soğan, sarımsaktan doyuncaya kadar yedik. Sonra mescidi kokutmuş olduk. Koku Rasulullah (s.a.v.)´a erişince buyurdu ki:

"Kim bu kötü kokulu sebzeden bir şey yerse mescidde bize yakın durmasın." Bunun üzerine insanlar, şöyle dediler: "(Soğan, sarımsak ye pırasa) haram kılındı haram kılındı." Bu söz, Rasulullah (s.a.v.)´a ulaşınca buyurdu ki: "Ey nas! Allah´ın helal kıldığı şey, bana haram değildir. Fakat bunlann kokusu hoş değildir."



41-Hadisı[12]:Buharî ve Müslim, Ebi Katade (b. Kıbî)´nin Rasulullah (s.a.v.)´ın şöyle buyurduğunu naklederler: "Rasulullah. (s.a.v.) buyurdu ki; "Sizden biriniz bir mescide girdiğinde iki rekat namaz kılmadıkça oturmasın.®



42-Sebep[13]: Buharı, Müslim ve Ahmed b. Hanbel, Cabir îbn Abdullah´ın şöyle dediğini rivayet ederler: "Süleyk adındaki bir sahabe camiye geldi ve hemen oturdu. ´O esnada Rasulullah, cemaata hutbe irad ediyordu.) Süleyk´e emretti ki: "fki rekat namaz kıl." Sonra Rasulullah (s.a.v.) cemaata dönerek şöyle buyurdu: "Sizden biriniz, imam hutbe okurken mescide geldiğinde iki rekat namaz kılsın. Her iki rekatı da kısa tutsun."



43- Ahmed, Buharı ve Müslim, Ebu Katade´nin şöyle dediğini rivayet etmişlerdir: "Mescide girdiğimde Rasulullah (s.a.v.), insanların arasında oturuyordu. Ben de (hemen gidip yanlarına oturdum. Rasulullah (s.a.v.) buyurdu ki:

-"Oturmandan önce niçin iki rekat namaz kılmadın." Ben: -"Sen´i ve insanları oturur halde bulduğum için ben de oturdum" diye cevap verdim. Rasulullah (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Sizden biriniz mescide girdiği zaman iki rekat namaz kılmadan oturmasın."



44-Hadis[14]: Buharı ve Müslim, Zeyd b. Sabit´ten Rasulullah (s.a.v.)´ın şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Ey insanlar evlerinizde namaz kılınız. Şüphesiz ki farz namazlar hariç, kişinin en faziletli namazı evinde kıldığıdır."



45-Sebep[15]: Ahmed b. Hanbel, Buharı ve Müslim, Zeyd b. Sabit´ten, Rasulullah (s.a.v.)´ın şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Peygamber, mescid içinde itikâf için hasırdan bir hücre edinmişti (Ramazanın son on gününde). Birkaç gece buradan çıkıp cemaatle



46-Hadis[16]: Buharî ve Müslim, İbn Ömer´den, Rasulullah(s.a.v.)´m şöyle buyurduğunu rivayet etmişlerdir: "Sıcak,

şiddetlendiği vakitte, namazı serinliğe bırakınız. Çünkü sıcağın şiddeti cehenemin kaynamasmdandır."



47- Sebep[17]: Ahmed b. Hanbel, Muğire b. Şu´be´nin şöyle dediğini rivayet eder: "Biz öğle vakti, sıcağın şiddetli zamanında Hz. peygamber ile birlikte öğle namazı kılıyorduk. Bize buyurdu ki: "Namazı serine bırakınız. Çünkü sıcağın şiddeti cehennemin kaynamasındandır."



48-Hadis[18]:Ebu Davud, İbn Mace ve Hakim,Bera’dan şöyle rivayet etmişlerdir: "Nebî (s.a.v.) şöyle buyurdu: "Allah Teala ilk safta olanları mağfiret eder, melekleri de onlara dua ederler"



49- Sebep[19]: îbn Ebi Şeybe, Mücahid´in şöyle dediğini rivayet eder: "Rasulullah (s.a.v.),-birinci safta bir rikkat gördü ve buyurdu ki: "Allah Teala ve Melekleri ilk safa salat ederler." Bunun üzerine birinci saf için insanlar hücum ettiler.



50- Hadis[20]: Teşehhüd hadisleri1, (................)



51-(..................)



52- [21]Taberanî, Abdullah b. Ebi Evfa´nın şöyle dediğini rivayet eder: "Müşrikler, Mekke´ye girdikleri zaman ilahları olan putlara, "selam size! Ne hoşsunuz" diye selamlarlardı. Bunun üzerine Allah Teala da Peygamber´ine buyurdu ki: "Sen, selamlama ve hoş olma (Tahiyyat ve Tayyibat) ancak Allah (c.c.)´a aittir de."[22]


[1] Hadisi, Buharî rivayet etmiştir. Lafız da ona aittir. Kitab-u Mevakıti´s-Salah, î/154

Müslim, Kitabu´l-Mesacid, Bab-u Kazai´s-Salah, 2/334, Ebu Davud, Kitabü´s-Salat, Bab-u Men an Salatin ev Nesiyeha,

1/105,

Ahmed, Enes´ten yakın ifadelerle rivayet etmiştir. Müslim, hadisi üç tarikle rivayet eder:

1-Ebu Avane tariki. Bu tarikte dJj V) I4J S^U^V ibaresini

zikre tmemiştir.

2- Katade tariki,

3- Musenna´nın, Katade´den rivayet ettiği tarik. Bu üç tarikin lafızları birbirine yakındır.

Tirmizî, Kitabu´s-Salat, Bab-u Ma cae fi´n-Nevmi ani´s-Salah, Ebu İsa (Tirmizî), hadise "hasen ve sahihtir" der.

Nesâî, Kitabu´s-Salah, Bab-u fi Men name an Salatin, 1/236,

Darimî, Kitabu´s-Salat, Bab-u Men name an Salatin ev Nesiyeha,

Ahmed ve diğerleri hadisi yakm lafızlarla Enes´ten rivayet etmişlerdir.

İbn Mace, Kitabu´s-Salat, Bab-u Men name ani´s-Salati ev Nesiyeha, 1/227

Nesâî, Kitabu´s-Salat´ta, Ebu Hureyre´den yakın lafızlarla rivayet ettiği hadiste, Ma´mer´in Zühri´ye şöyle dediğini kaydeder: "Rasulullah böylemi okudu?" O da "evet" dedi."

Ben, Suyutî´nin, "Zührü´r-Riba Ale´l-Mücteba", 1/239´da şöyle

dediğini gördüm: Bu kıraat ^^il SiUaJI f-Sl iki "lam" iledir.

Yani lsj£´M şeklinde hatırlatma manasına masdardır. Mana şöyle olur: "Onu hatırladığın vakit namaz kıl." Ancak bu kıraat Yedi Kıraat´tan değildir.

[2] Nesâî, Kitabu´s-Salat, 1/237,

Tirmizî, Ebvabu´s-Salat, 1/114, Tirmizî, Ebu Katade´nin bu hadisine "hasen ve sahihtir" dedi.

Üçüncü Sebep-. Hadisin bir kısmı Ahmed b. Hanbel´in Müsned´inde mevcuttur. 5/298,

Buharî, Kitabu´l-Mevakit, Babu´1-Ezan Ba´de Zehabi´1-Vakt,

[3] Müslim, Kitab-u Salati´l-Müsafırin, 2/386,

Ahmed, Müsned, 3/425, 4/435, 442, 443,

Ebu Davut, Kitabu´s-Salat, Bab-u fi Şalati´1-Kaid, 1/218,

Malik, Kitab-u Salati´l-Cemaat, Amrîbnu´I-As hadisi, 1/136,

Tirmizî, Ebvabu´s-Salat, Tmran b. Husayn hadisi, 1/231, Tirmizî, hadisin hasen ve hadis olduğunu söylemiştir. Ancak özürlü olan, hasta olan, oturarak namaz kılarsa ayaktaki kadar sevap alır.

Müslim´in Cabir b. Semüre´den rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber, "Ancak ölümü anında oturarak namaz kılmıştır."

Darimî, Bab-u Salati´1-Kaid, 1/262,

Ahmed, (2/162) bu rivayet şöyledir: Abdullah b. Amr diyor ki: "Hz. Peygamber´in oturarak namaz kıldığını gördüm ve dedim ki: "Sen kendi söylediğini kendin yaptın. Demiştin ki: "Oturanın namazının sevabı, ayakta namaz kılanınkinin yansı kadardır. Halbuki Sen oturarak kılıyorsun." Buyurdu ki:

"Evet fakat ben, şu andaki (durumum), sizin birinizin (durumu) gibi değildir." Yani bunun manası, Rasulullah hasta olduğundan ayakta durması meşakktat verdiğinden oturarak kılmıştır."

Bakınız; en-Nevevî, Müslim Şerhi, 2/387.

[4] Birinci hadisin lafzı, Ahmed b. Hanbel´e aittir. Aynca şu kaynaklara bakılabilir:

Abdurrezzak Musannef, 2/472.

İkinci hadisin kaynaklan: Musannef, 2/471,

îbn Mace, Kitab-ü İkameti´s-Salat, 1/388.

[5] Hadisin metni Buharî´ye aittir. 1/177. Müslim, Kitab-u bedi´1-Ezan, 2/73, Darimî, Kitabu´s-Salat, 1/244, Ebu Davud, Kitabu´s-Salat, 1/149

[6]: Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/43

[7] Hadisi, Ebu Davut, Kitabu´s-Salat, 1/95´te rivayet etmiştir.

Ahmed b. Hanbel, Müsned, 3/87, îbn Mace, Îkametü´s-Salat, 1/284, Hadisin şerhi için fakınız, Nihaye, 1/147

[8] Hadisin metni Tirm.izî´ye aittir, 2/51,Buharî, Kitabu´I-Ezan, 1/164,Müslim, Kitabu´l-Mesacid, 2/245,

Ebu Davud, Kitabu´s-Salat, 1/135,Darimî, Kitabu´s-Salat, 1/236,Ahmed b. Hanbel, Müsned, 5/310, 2/460, 1/68.Ebu îsa şöyle demiştir: "Mescide yürüme konusunda ilim ehli ihtilaf etmiştir. Bir kısmı birinci tekbiri kaçırmamak için biraz sürat etmenin caiz olduğunu düşünmüşlerdir. Bir kısmı ise bunu da kerih görmüştür.Hadisin lafzı Ahmed b. Hanbel´e aittir, 5/303,

Buharî, Kitabu´1-Ezan, 1/163,

Müslim, Kitabu´l-Mesacid, 2/247.

[9] Hadisi Tirmizi, Ebvabu´s-Salat´ta zikretmiştir, (2/51) "hadis gariptir" demiştir. Ebu Davud, Kitabu´s-Salat, 2/206, Ahmed b. Hanbel, 2/427, 3/243, Hadis- Taberanî, Ebu Umame´den bu hadisi biraz değişik bir ifade ile rivayet etmiştir:

"Adam, mescide girdiğinde insanları namaz kılar durumda bulunca, yanındakine, namazın hangi rekatında olduklarını sorardı. O da kendisine namazdan ne kadar geçirmişse onu bildirirdi. Namaza geç kalan, kaçırdığı rekatları eda eder, sonra cemaata yetiştiği yerden devam ederdi.

Derken birgiin Muaz geldi. Ona namazdan ne kadar kaçırdığını şöyle şöyle işaret ettiler. Fakat o, başkalarının yaptığı gibi yapmayıp hemen cemaata uydu. Namaz bitince geçirdiği rekatları, kalkıp eda etti. Bu durum, Peygamber (s.a.v.)´e haber verilince buyurdu ki:

"Muaz çok güzel yapmış. Siz de onun yaptığı gibi yapın." Heysemî, Mecmeu´z-Zevaid, 2/80.

Hadisi, Beyhakî Sünen-i Kübra´sında, Muaz b. Cebel´den rivayet eder. 2/296.

[10] Hadisin lafzı, Müslim´e aittir, Kitabu´l-Mesacid, 2/196,Buhari, Kitab-u Bedi´1-Ezan, 1/216,Tirmizî, Ebvabu´l-Etime, 3/168,Nesâî, Mesacid, 2/34,İbn Mace, Kitab-u Îkameti´s-Salat, 1/324, Taberanî, 1/22,

İkinci hadisi de Müslim Kitabu´l-Mesacid´de rivayet etmiştir, 2/196

[11] Ahmed, Müsned, 4/252,İkinci hadis, a. g. e. 2/197,Üçüncü hadis, a. g. e. 4/194,

Dördüncü hadis, a. g. e. 3/12,Ayrıca Müslim, Kitabu´l-Mesacid, 2/198. buyurdu ki: "Onu yiyen mescidimize gelmesin oğluna eziyet veren şey meleklere de eziyet verir."

[12] Buharı, Kitabu´t-Taksir, 2/70, Müslim, Kitabu´l-Mescid, Bab-u Tahiyyati´l-Mescid, 2/526, Îbn Mace, Kitab-u İkametiVSalat, Ahmed, Müsned, 5/311, Darimî, Kitab-u İkameti´s-Salat, 1/264, " Ahmed, Müsned, 3/369, 389, Nesaî, Kitabu´1-Cuma, 3/82

Not: Bu kitaplarda geçen hadislerin lafızları birbirine oldukça yakındırlar.

[13] Müslim, Kitabu´l-Mesacid 2/527´de hadisi şu şekilde zikretmiştir: "Süleykü´l-Gatafanî, Cuma Günü mescide geldi. Rasulullah (s.a.v.) da hutbede idi. Süleyk oturdu. Rasulullah (s.a.v.) ona dedi ki:

"Ey Süleyk ayağa kalk ve iki rekat namaz kıl, her iki rekatı da kısa tut." Sonra şöyle buyurdu: "Sizden biriniz İmam hutbede iken camiye gelirse iki rekat namaz kılsın ve iki rekatı da kısa tutsun."

Buharı de bu rivayeti yakın lafızlarla anlatmıştır, 2/15.

Tirmizî, Kitabu´s-Salat, 2/10. Tirmizî, hadisin hasen ve sahih olduğunu söylemiştir.

[14] Bu hadis, Buharî´nin Kitabu´l-İ´tisam´da rivayet ettiği hadisin bir kısmıdır. 9/117

Aynca şu kaynaklara bakılabilir:

Nesâî, Kitab-u Kıyami´1-Leyl, 3/161,Ahmed, Müsned, 5/82,

Müslim, Kitab-u Salati´l-Müsafirin, 2/348, Kitabu´l-Mesacid, 2/436. Buradaki rivayet şöyledir: "Namazlarınızın bir kısmını evinizde kılınız. Oraları kabirlere çevirmeyiniz."

[15]Ahmed, Müsned, 5/182,Buharî, Kitabu´l-İ´tisam, 9/117,Müslim, Kitab-u Salati´l-Müsafirin, 2/348,Nesâî, Kitab-u Kıyami´1-Leyl, 3/161.(hem farz hem de teravih) namaz kılmıştı. Sonunda cemaatin birikip çoğaldığını görünce bir gece yalnız yatsı namazını kıldırıp hasır odasına çekilmişti. Cemaat toplandı ve sesini yükseltti. Rasulullah (s.a.v.)´ın uyuduğunu zannettiler. Rasulullah (s.a.v.)´ın hücresinden çıkması için sahabenin bazısı öksürmeye başladı.

Bunun üzerine Rasulullah (s.a.v.), bekleyen cemaata hitap edip şöyle buyurdu: "Cemaatle teravih namazı kılmak hususunda sizde gördüğüm bu yaptığınız iş ve arzu devamlıdır. Fakat böyle cemaat halinde bu ibadete devam ederken cemaatin farz kılınmasından ve farz kılındığı takdirde, hepinizin bu namazı cemaatle edasına güç yetiremeyeceğinden korkarım. Onun için ey insanlar! Sizler, bu namazı kendi evlerinizde kılınız. Çünkü farz namaz müstesna, kişinin namazının en faziletlisi kendi evinde kıldığı namazdır."

[16] Buharî, Kitab-u Mevakiti´s-Salat, 1/142,

Ahmed, Müsned, 2/238,

îbn Mace, Kitabu´s-Salat, 1/223, ´ Müslim, Kitabu´l-Mesacid, 2/264,

Ebu Davud, Kitabu´s-Salat, 1/96,

Malik, Muvatta, Kitab-u Vukuti´s-Salat, 1/16, .

Ahmed, Müsned, 2/266, ■- Darimî, Kitabu´s-Salat, 1/219

[17] Bakınız, Ahmed b. Hanbel, Müsned, 4/250,

Bu hadisin yukarıda geçen Buharî hadisine sebep olarak zikredilmesi uygundur.

Müslim, Kitabu´l-Mesacid, 2/264,

Ahmed, Müsned, 5/155,

Ebu Davud, Kitabu´s-Salat,

İbn Hıbban, 3/46. Ebu Zerr´den şöyle rivayet eder: "Biz Peygamberle bir seferde buyıınuyorduk. Müezzin öğle namazı için ezan okumak istedi. Peygamber (s.a.v.), "serine bırak" diye buyurdu. Biraz sonra müezzin tekrar ezan okumak istedi. Yine ona, "serine bırak" buyurdu. Ta ki tepelerin gölgesinin döndüğünü gördük. Hz. Peygamber buyurdu ki: "Ateşin en şiddetlisi cehennemin kaynamasıdır. Sıcak şiddetlendiği zaman namazı serine bırakınız."

Hadiste geçen "ibrad" kelimesi, sıcağın kırılması ve serinliğin çökmesi manasınadır. en-Nihaye, 1/71.

îbn Hacer, Fethu´l-Barî´de konu ile alakalı olarak şöyle der: "Öğle namazının tam güneş tepede iken kızgın bir zamanda kılınmamasımn hikmeti, meşakkati gidermek içindir. Çünkü, sıcaklık namazdaki huşûu götürür.

Amr îbn Abese´den, Müslim´in rivayet ettiği hadis de bunu teyid eder. Rasulullah ona şöyle demiştir:

"Güneş, istiva halinde iken namazı kısalt. Çünkü o vakitte cehennemin ateşi kızdırılır." Şöyle de denilebilir: Cehennemin kızdırılması, kaynamasına sebeptir, kaynaması da şiddetli sıcağın oluşmasına sebeptir...

...Cehennemin kaynamasından maksadın ne olduğuna gelince, onun genişlemesi, yayılması ve nefeslenmesidir. Bu hususta Buharî ve Müslim (Ebu Hureyre´den) şöyle rivayet ederler: "Cehennem ateşi Rabbi´ne şikayet ederek dedi ki:

"Ya Rab! Ateşimin bir kısmı bir kısmını yedi. Müsade et de nefesleneyim. Allah (Teala) da iki defa nefes almasına izin verdi. Nefesin biri kışın, diğeri yazındır. İşte hissetmekte olduğunuz sıcağın en şiddetlisi ile soğuğun en şiddetlisi bundandır. Buharî, Kitab-u Mevakitü´s-Salat, 1/142.

"Namazı serin vakte bırakınız" şeklindeki emirden maksad müstehabdır. Bazı fukaha bunu (geciktirmeyi) cemaatla kılınan namaza tahsis etmişlerdir. Yalnız kılan kimseye gelince, onun vaktinde kılması daha efdaldir. Ekser Malikî ulemasının görüşü de budur. Şafiî, bu durumu yalnız sıcak bölgelere tahsis eder.

Geniş malumat için Müslim, Kitabu´l-Mesacid, Bab-u İstihbab-i Takdimü´z-Zührî fi Evveli´1-Vakt bahsine bakılabilir.

Eğer namaza gelen cemaat, uzaktan yürüyerek gelmişlerse namazı geciktirmemeleri belki daha efdaldir.

Bu konu için de yine İbn Hacer, Fethu´I-Barî, 2/12-15 sayfalarına bakılabilir. Aynı şekilde Nevevî´nin, Müslim şerhine bakılabilir, 2/364.

[18] Hadisin kaynaklan:

İbn Mace, Kitab-u İkameti´s-Salat, 1/319,

Ebu Davud, Kitabu´s-Salat, 1/154,

Ahmed, Müsned, 4/269,

Tirmizî, Ebvabu´s-Salat, 1/143,

Hakim, Müstedrek, 1/214,

İbn Ebi Şeybe, el-Musannaf, 1/378,

Buharı, 6/151,

[19] îbn Ebi Şeybe, 1/179.

[20] Suyutî, bu konuyla ilgli bir şey zikretmemiştir. Fakat Heysemî´nin Mecmau´z-Zevaid´inde ve Taberanî´nin es-Siinenü´î-Kübra´smda şu rivayet vardır:

"Hz. Peygamber, insanlara ilk çocuğa öğretir gibi teşehhüdü öğretiyordu." Ancak Beyhakî bu haberin senedinde bulunan Abdurrahman b. İshak Ebu Şeybe´yi zayıf sayar.

Abdullah b. Mesud´dan şöyle bir rivayete şahid olmaktayız: "Hz. Peygamber, bize Kur´an´dan bir sûre Öğretir gibi teşehhüdü öğretiyordu ve buyuruyordu ki: "(Onu) öğreniniz. Çünkü, teşehhüdsüz (Tahiyyatsız) namaz olmaz. Bakınız: Heysemî, Mecmau´z-Zevaid, 2/140.

1 Suyutî, burada hadisi ve sebebini zikretmemiştir. Muhtemelen, tahkike medar olan her iki nüshada da hadisler zikredilmediğinden, muhakkik da bir şey zikretmemiştir.

[21] Hadisi, Taberanî es-Sünenü´1-Kübra´sında rivayet etmiştir. Ayrıca Heysemî´nin Mecmau´z-Zevaid´ine bakılabilir, 2/140. Buharî, Müslim, Ebu Davud, Nesâî, İbn Mace, Darimî ve Ahmed b. Hanbel, Abdullah b. Musud´un şöyle dediğini rivayet ederler: "Biz namazda (Teşehhüd esnasında). şeklinde okuyorduk. Bir gün Nebî (s.a.v.) bize şöyle buyurdu: "Muhakkak ki Allah Teala, Selam´ın kendisidir. Sizden

biriniz namazda oturduğunuz zaman kadar okusun. Bunu söylediğini z zaman yerde ve gökte her salih kula zaten isabet eder. Sonrada okusun ve nihayet sonunda sena (Allah´ı övme) da istediğini seçsin. Buharî, Kitabu´d-Deavât, Babu´d-Dua fı´s-Salat, 8/89.

Tahiyyat, diriltme ve geri bırakma manasınadır.

Salat ise, Allah´tan rahmettir.

Tayyibat ise hayra delalet eden kelimelerdir.

"Tahiyyat"ın afattan ve noksanlıklardan salim olma manasına geldiği de söylenmiştir.

Salavat kelimesinden de, farzlar ve nafileler şeklînde anlaşılmıştır.

Burada Rasulullah (s.a.v.), sahabeyi demekten, yani Allah´ı selamlamaktan men etmiştir. Onlara aksini söylemelerini, yani "Allah´ın kendilerini selamladığını" yani şeklinde okumalarını öğretmiştir. Geniş malumat için, Zemâhşerî, el-Faik fi Garibi´1-Hadis, 1/340.

[22] Celalü´d-Din Es-Suyûtî, Esbâbu Vurudi’l-Hadis Hadisler ve Sebepleri, İhtar Yayıncılık: 89-108.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 347
favori
like
share