[FONT="]Bir yangın düşünün, bahçede yanan evin sahibi elindeki hortumla çiçekleri suluyor. Evinin yanmasına rağmen, yangından habersiz çiçekleri sulamaya devam ediyor. Ama o yangını umursamıyor ve bahçeyi sulamayı tercih ediyor. Halbuki evinde çıkan yangını söndürmeliydi. Hatta içeri girip içerde uyuyanlar varsa, dumandan boğulanlar varsa, onları uyandırarak dışarı çıkarmalıydı.
[FONT="]Bu esnâda “bırak beni uyumak istiyorum” diyerek kendine bir iki tokat atan sersemlere bile merhametle “bak oğlum yangın var, hadi kardeşim buradan çıkmamız lazım” diyerek onları kurtarmak için sırtına alıp dışarı çıkarmalıydı.
[FONT="]Hakiki babalar, hakiki kardeşler, hakiki dostlar bunu yapardı değil mi? Bu insaniyetin gereğidir. Yoksa ne haliniz varsa görünüz deyip çiçekleri sulamaya devam etse “Ben kurtuldum, onlardan bana ne” dese ne kadar insanî olabilir? Bu hazin manzara karşısında hangi insan mutlu olabilir, hayatından zevk almaya devam edebilir? İnsan tanımadığı insanın maruz kaldığı kazadan etkileniyor da kendi evindeki yangından etkilenmez mi?
[FONT="]İmansızlık yangını gökleri tutmuş. İçinde evladlarımız yanıyor. Alevleri göklere yükselen müdhiş bir günahlar yangını var. Haramların kıskacında kalmışlar. Çocuklarımızı, gençlerimizi yangının göbeğinde bırakmayalım. Siz bağırdıkça, çocuklarınıza kızdıkça sizden uzaklaşırlar. Sizden uzaklaştıkça yangının ortasına doğru giderler.
[FONT="]Sigara ile başlayan, içki, kumar, madde bağımlılığı gibi alışkanlıklarla gençlerin etrafını alevler sarmış. Bu yangının içindeki her genci, ebeveyninin sırtına aldığı gibi dışarı çıkarması şarttır. Çocuklarımızı bu yangın yerinden uzaklaştırmamız gerekirken, taşların bile yandığı Cehennem ateşinde, gençlerimizin kalmalarına razı olmak ne kadar medeniyet olabilir?
[FONT="]Kuranda Cenabı Hak şöyle buyurdu “Yakıtı İnsanlar ve taşlar olan Cehennem ateşinden ailenizi ve evladınızı kurtarınız.” Hangimiz bu yangın için ciddi tedbirler alıyoruz. Kendimiz dahil ailemizi bu yangından kurtarmamız gerekirken gaflet içindeyiz uyuyoruz. Ben bu yangından memnunum, oğlumun yanmasına da razıyım diyen babalar ve anneler nasıl olurda razı olur? Dünyanın parlak ve gösterişli zevkleri, ateşe sevk eden birer tuzaktır. Kendimizi ve ailemizi bu zevklerle yangında bırakıyoruz. İman ve ibadetten uzak yaşamak yangın içinde kalmak demektir.
[FONT="]Sizden istirhamım bu gençleri bu yangının ortasında kendi başlarına bırakmayalım. İstikbalimiz olan çocuklarımızı Cehenneme ellerimizle sevk etmeyelim. Çocuklarımıza “Hadi yavrum sen bu yangında kalma, bu ateşe girme” diyerek zamanın dehşetini ve işin ciddiyetini anlatmalıyız. Hem yavrularımız iman dairesinde kaldıkça, yapacağı her hayır-hasenat, amel defterimizi kapatmamış olur. Biz kabrimizde o zaman rahatça uyuyabiliriz.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 376
favori
like
share