Günümüzde dünya ekonomisi yüzlerce sorunla başetmeye çalışırken, yüzyıllar önce HZ Muhammed'in oluşturduğu ekonomik düzenin istikrarı nasıl sağladığını biliyor musunuz? İşte Hz. Muhammed'in (s.a.v.) ekonomide istikrar getiren anlayışı;

Hz. Peygamberimiz (s.a.v.) sosyal adaletin sadece prensiplerini koymadı, aynı zamanda gerçekleştirdi de. Getirilen ekonomik tedbirlerle zengin-fakir arasındaki uçurum mümkün olduğu ölçüde kapandı. Fakirler zenginlerin iyiliğini ister,zenginler de fakirleri koruyup gözetir duruma geldiler.
Hz.Peygamberimiz (s.a.v.) Medine`de öncelikle müşrikler ve Yahudilerin ticaret yaptığı pazardan ayrı olarak müslümanlar için bir pazar yeri tesbit etti,oranın daraltılmamasını,sabit yerler edinilmemesini ve vergi konulmamasını emretti. Böylece müslümanlar hem karşılıklı ilişkilerinde İslami kuralları kolayca uygulayabilecekleri hem müşrikler ve özellikle yahudilerin iktisadi nüfuz sahibi olmadıkları müstakil bir mekanda ticaret yapma imkanına kavuşmuşlardı. Vergi konulmaması maliyetlerin azaltılıp daha karlı ve cazip hale getirilmesi, sabit yerler edinme yasağı da müteşebbisler arasaında adaletin sağlanması, imtiyazlara yer verilmemesi ve çalışkanlığın özendirilmesi bakımından önem taşımaktadır. Pazara mal getirenin rızıklandırıldığını, karaborsacının ise lanetlendiğini belirten Resulullah ayrıca şehirler arası mal sevkiyatı sırasında alınmakta olan iç gümrük vergilerinin alınmasını da yasaklayarak Medine’ye mal sevkiyatının devamlılığını sağlamaya çalıştı. Ticaret ve alışveriş alanında aldatmaya ,istismara, haksız kazanca yol açacak her türlü teşebbüsü ortadan kaldırdı. Böylece haksız rekabeti ve piyasa fiyatlarının sun’i olarak yükseltilmesini engelledi.

İslam toprakları genişleyip elde edilen gelirler artınca Hz.Peygamberimiz (s.a.v.) zekat, cizye, haraç, uşur gibi vergileri takdir ve toplamak üzere görevliler, vergileri yazmak için özel katipler tayin etti. Zekatlar toplanırken halka baskı ve haksızlık yapılmamasını , bir arada olan malların zekattan kaçmak için ayrılmamasını , ayrı olanların da zekat almak için bir araya getirilmemesini emrederdi. Bu tavsiyeler doğrultusunda görevliler zekat alırken hayvanın ne en semizini ne en zayıfını değil orta hallisini ayırırlar, zekat için sürüden özellikle en semiz hayvanlar seçilmişse bunlar Resulullah tarafından iade edilirdi.
Kur’an-ı Kerim’de borçların yazılmasını emreden ayet doğrultusunda katiplerin bazılarını insanlar arasında akit ve muameleri yazmakla görevlendirmişti.
Hz.Peygamberimiz (s.a.v.), hiç kimsenin elinin emeğiyle kazandığından daha hayırlı bir şey yemediğini, emin ve doğru tüccarın kıyamet günü peygamberler,sıdıklar ve şehidlerle birlikte olacağını belirterek ashabını çalışma ve ticarete, ayrıca ağaç dikimine ve ziraate teşvik etmiştir.

Hz.Peygamberimiz (s.a.v.) sağlığında İslam hakimiyetine geçen topraklardan gelen vergilerden payına düşen büyük meblağlardan, kendisine verilen hediyelerden hiçbir şeyi kendisine bırakmadı. Ailesinin yıllık masrafını ayırdıktan sonra kalanı ALLAH yolunda harcadı.

Borçlu olarak ölen kimselerin borcunu bizzat tekeffül etmiş,”eşlerimin nafakası ve amilinin rızkından öte bıraktığım her şey sadakadır” buyurarak vakıf yaptığı gibi ashabı da fakirlere yardıma ve vakıf kurmaya teşvikte bulunmuş.Resulullah bizzat yaşayarak örnek olduğu hayırseverliği başkalarına da tavsiye ederken varlıkları ölçüsünde onları zekat ödemeye de mecburi tutmakla kısa bir zaman içinde sosyal dayanışmayı kurumlaştırdı.







Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2354
favori
like
share