Yaz-bahar ayları gelince papazlara bir haller olur.

Temmuz, hele Ağustos aylarında Karadeniz kıyılarına bilhassa son on yıldır gökten uçaklarla, denizden gemilerle papaz yağar.

Yakından, uzaktan, içeriden, dışarıdan her yerden gelirler.

Kafilelerle, cüppelerini savurarak gelirler.

Bilmiyorum yeni TCKda din adamlarının dini giysilerini ibadethaneler dışında giymeleri serbest bırakıldı mı?

Hele yabancı uyruklu din adamlarının Türkiyede kapalı veya açık havada ayin yönetmeleri serbest mi?

Dananın asıl kuyruğu; Barthalemeos dinince dinlenmeye başlayıp da yerine Sen Sinoddan birisi atanmaya kalkılınca kopacak.

Sen Sinod artık çoğunlukla yabancı uyruklu papazlardan oluşuyor.

Bu yabancı uyruklu papaz, İstanbulda ayin yönetebilecek mi?

Peki ya TC uyruklu üyeler ve din adamları?

Meselâ Barthalemeosun İstanbul dışındaki Rumların dini ihtiyaçları ile ilgilenmesi ne derece mümkün?

İstanbulun içindeki Türk Ortodokslara bile karışamayan papazın ne işi var Türkiyenin dört bir yanında?

Bırakın ekümenikliği, Başpapazın Türkiyede İstanbul dışında herhangi bir yetkisi var mı, dini bir etkinliğe katılabilir mi, ayin yönetebilir mi?

Türkiyede İstanbulda mevcut 2000 Rumun dışında Rum var mı?

Barthalemeosun akıl hocalarına sorarsanız; Türkiyede herhangi bir yere davet üzerine- gidiyorlarmış..

Cübbesinin eteklerini savura savura ve kendisine yeni tahsis edilen otomobilli koruma polisleri ile.

Söz dönüp dolaşıp Trabzona geliyor.

Ağustos ayının başı, kutsal Sümela Yortusu imiş kıymetli okuyucu..

her Türk vatandaşı gibi biliyorum; neredeyse bir on sene kadar önce Barthalemeosun güya Karadenizi temizlemek masum gayesi ile ama aslında Trabzonu takdis eylemek amacı ile Koç destekli Venizelos gemisiyle denediği huruç hareketi başarısızlıkla sonuçlanmış, papaz kıyıya yanaştığı halde sahile çıkamamıştı.

Kafayı ciddi şekilde oraya taktığı anlaşılıyor.

Trabzonun bir şanssızlığı da çok sık değişen ve kısa sürede bölgenin özelliklerine, duyarlı konularına uyum gösteremeyen valileri.

Duyduk ki bu vali de Barthalemeosun ziyaret isteğine baştan olumlu yaklaşmış ve Türkiyenin Misak-ı Milli sınırları çizilmiş 200-300 kişi Trabzonu işgal mi edecek? demiş..

Yol olur Sayın Valim, yol olur&

Sonra; durumun ciddiyetine bir ölçüde vâkıf olunca da Haber Türk ekranında lafı dolaştırmaya, topu taca atmaya çalışmış.

Trabzon Valisi Hüseyin Yavuzdemir, Sümela Manastırının ayine açıldığı haberleriyle ilgili HABERTÜRK TVde ANAHABER bültenine bağlanmış. Ancak Vali Yavuzdemir, kısa bir anlatımın ardından Murat Ongunun sorularını cevaplamadan kaçmış. Sümela Manastırının ayine açılmadığını belirten vali, son durum hakkındaki değişikliği anlatamamış.

Sümela Manastırı ören yeri ve müzedir. Burada ayin yapılması mümkün değildir. Tadilat sürüyor. Zaten ayın yapılması mümkün değildir. Ancak bireysel mum yakma ve dua etmeleri mümkündür  demeye getirmiş..

Bu bireysel mum aldatmacasını daha önce de yaşadık biz kıymetli okuyucu..,

Bireysel mum ve dua diye geldiler, yüzlerce kişi toplu ayin yapıp sonra da horon teptiler.

Trabzonda kamuoyu bazı konularda son derece hassastır..

Son bayrak ve TAYAD olayları yüzünden sinirler def gibi gergindir.

Allah korusun yanlış bir kıvılcım, yığınların arasına karışacak yanlış bir kişi, söylenecek tek bir kelime bile önü alınamayacak olayların başlamasına neden olabilir.

Davet aldatmacasına vali ve yetkililer aldanmamalıdır.

Papazın şehre gelmesi ateşe bidonla benzin dökmektir.

Bütün Karadeniz ve Trabzonda Barthalemeosu ayin için şehre çağıracak, davet edecek bir tek kişi, kurum yoktur.

Çünkü Karadenizde Rum yoktur. Ortodoks yoktur.

Olsa bile Başpapazın İstanbul dışında yetkisi yoktur.

Cihanpatrikliği palavrası tam bir gözbağcılığıdır ve Cihan Padişahlığından mülhemdir.

Osmanlı devrindeki bütün Ortodoksların başı statüsüne özlemdir.

Hala Cumhuriyetle tanışamamışlardır.

Ne yazık ki etkili yetkililer veya etkisiz yetkililer yahut etkili yetkisizler de bu konuda en ufak bir şey yapmamakta, parmaklarını bile oynatmamaktadırlar.

Patrikhane hem bir takım kazanımlarını Osmanlı zamanındaki fermanlara dayandırmakta; hem de yeni yeni Cumhuriyetin 1926 Medeni kanun ve 1936 Vakıflar düzenlemesine karşı çıkmaktadır.

Azınlıklar; 1926da medeni kanunun kabulü ile Lozanda edinmiş oldukları bir takım sosyal ayrıcalıklardan kendiliklerinden vaz geçmişlerdi.

1936da da bir genelge ile azınlık vakıflarının mal edinmelerine sınır getirilmişti.

Dikkat edin her ikisi de Atatürk devri tasarrufudur.

Trabzon valisi; 5 Mart 2005 günü Giresuna Sempozyum için gelen Denktaşı halktan kaçırmak için Giresun valisi ile beraberce nasıl perdeleme görevi yapmaya çalıştıysa Barthalemeosa da aynı duyarlığı göstermeli, halkın arasına karışmasına, gösteri yapmasına, ayin düzenlemesine, bir takım kilise ve manastır harabelerini gezmesine izin vermemelidir.

Hatta daha iyisi Trabzona gelmemesini sağlamalıdır.

Çünkü durum kritiktir.

Mayıs başında Gül bir soru üzerine; Fransada referandum var. Brükselden bize şu ara öne çıkmayın dediler. Bu da bize makûl geldi demişti.

Fransada referandum yapıldı ve hayır çıktı.

Durum Mayıs başından daha kritik ve zor.

Trabzonda muhtemel bir patrik gösterisi, gerginlik ve tansiyon yüksekliği şu sıralar kimsenin işine yaramaz.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 466
favori
like
share
canturk87 Tarih: 05.06.2005 13:51
MİSYONER FAALİYETLERİNE DİKKAT EDİLMELİ, ÖNLEM ALINMALI.
BİLGİLENDİRME İÇİN SAĞOL KARDEŞ.