HER ŞEY HIZLI

Her şey hızlı, bunu biliyorum artık, evet daha hızlı benden, belki yavaş düşündüğüm, yürüdüğüm, açıldığım yani yaşadığım için bana öyle geliyor. Doğada ne varsa benimle aynı hızda


gibi oysa... Küçüklüğümde, ilk çocukluğumun geçtiği arka bahçede yetişen domatesler ve çilekler örneğin, onlar benimle aynı hızda büyür ve ölürlerdi, kelebeklerin uçurtmaların ömrü çok kısaydı ama şu anki kaybediş hissinin hiçbir izini taşımazdı yaşamımdan çıkışları, çünkü bir yere yetişmek zorunda değillerdi, ben, ben de bir yere yetişmek zorunda değilim, şu an evin karanlık köşelerinden çıkmış, gecenin onlara tattırdığı dolaşma hakkından rahatça yararlanan karafatmalarla aynı zamanda doğup ölüyorum, evet, bu böyle. Eve gelirken bakkalda gördüğüm, bir an düşünüp almaktan vazgeçtiğim konsantre, hijyenik ve bunun gibi bir sürü özelliği olduğu iddia edilen, "şu an sıkılmış" kıvamda olmak için çırpınan, yırtınan ama yine de o tadın çok uzağında olan iğrenç renkli portakal suyunun dile çarpan parçacıkları benden çok daha önce acı biçimde öldüler oysa.

Hız kavramının uçlarından çekerek bir tarifi sorguluyorum orada. Hız bir bozulmanın da ifadesidir artık, "her şey yaşadıkça bozulur" denmesinin bir sebebi de bu gerçeği örtmek olabilir, hatta öyle. Aşırı hız çağının söylemcileri bu türden pek çok kafa bulandırıcı ifadelerle çıkıyor karşımıza. "Her şey yaşar ve ölür" daha sade daha anlaşılır, dinleyeninin kulağına bir an önce yerleşip anlam karmaşası yaratma amacında ve acelesinde olmayan bir ifade. Evet, hız artıyor, etrafımdaki nesneler hızlanmaları ve bozulmaları ile benden uzaklaşıyorlar, gitgide. Eve bir meyve sıkacağı almalıyım, koşuşturmayan bir nesne meyve sıkacağı. Etraftaki yapaylaşma arttıkça daha da açılıyor aramızdaki fark, yakında önce iyice uzaklaşacaklar benden, sonra daha da, ufak bir nokta olacaklar uzakta ve kaybolacaklar nihayet. Başka bir açıdan, bu uzaklaşan şeyler tarafından daha yavaş hareket eden bir varlık olarak algılanacağım, gitgide daha hareketsiz. Bir kaplumbağa başını yuvasından neden çok az çıkarır, işte öyle bir yaşayışım olacak, evet, bir kaplumbağanın gözlerinden nasıl görünür yaşam, benim göz bebeklerim ne kadar dayanır bir küçülüp bir büyümeye bu hızda, onların hızında. Bu uzaklaşma üç boyutlu uzay düşünüldüğünde zor anlaşılır gibi geliyor, daha çok daha büyük boyutlu uzun upuzun bir uzaklaşmadan bahsetmek olası.

Kızılderilili atasözleri kıvamında bir şeyler yazmak istiyorum şimdi buraya, doruklardan gelen bir kaynak suyunun, bir yerlinin sesi olmalı bunları yazarken arkamda. ama parmaklarımın dövdüğü şu alet anlamsızlaştırıyor bu yazıyı, sadece o değil ben bile anlamsızlaştırıyorum büsbütün, niçin kağıt ve kalem kullanmadığımı sorup korkuyorum birden bire. Yoksa bunca şeyi yavaşlamaya çalışan biri olarak mı yazıyorum, hatta sadece yavaşlamak isteyen biri olarak mı, bir oluşu onun dışından eleştirmek ne kadar imkansızsa içinden eleştirmeye, yıkmaya çalışmak da bir o kadar korkutucu. Sanırım hız, beni kör noktalarımın birinden vuruyor, alışkanlıklarımdan. Bu hıza alışmamak olanaksız ama, her yerde çıkıyor karşıma. Ben hızlanan biri olmasam da, hız aletlerini işine geldiği gibi kullanan bir tembel daha kötüsü bir bireyim. Bu yüzden ışıkların hepsini söndürmeliyim bu gece, karafatmalara daha geniş bir hareket olanağı sağlamalıyım, hem belki rüyamda meyve sıkacağını görürüm, beraber domates ve portakal toplamaya gideriz, sıkacak yeşil olur umarım, evet yeşil.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 404
favori
like
share
ByStranqe Tarih: 11.06.2005 14:16
ELLerine emeqine saqLık arkada$ım
CHaRLie Tarih: 03.06.2005 12:38
paylaşım için tşkler....
Baby GirL Tarih: 03.06.2005 12:34
Yüreine saqLık