Allahümme bârik lenâ fi Recebe ve Şa'bane ve bellığnâ Ramazân.

Manası:"Allah'ım, bizim için Recep ve Şaban aylarını bereketli kıl ve bizi Ramazan'ı Şerif'e ulaştır.



Receb-i Serîf ayi:

Allah'in ayidir. Bu aya oruçlu olarak girilmeli ve bu ayda Allah'a çok siginilmalidir. Bu ayin 1.nci günü oruç tutanlara; 3 senelik, 2.nci günü oruç tutanlara 2 senelik, 3.cü günü oruç tutanlara 1 senelik nâfile oruç sevâbi verilir. Hergün 100 defa Ihlâs-i Serîf okunacak, ilk gecesi 20 rek’at namaz (1 günlük kaza namazi) kilinir.


Recep Ayı Cenab'ı Hakk'a mahsus bir ay olduğu için, Allahü Teâla'nın sıfatlarını bildiren İhlas sûresi bu ay boyunca sık sık okunmalıdır.

Estağfirullâhel azıymellezi lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyumû ve etûbu ileyhi tevbete abdin zâlimin li nefsihi lâ yemlikü linefsihi mevten ve lâ hayâten ve lâ nüşurâ.

Manası:Nefsine kötülük etmiş, ne ölürken ne hayatında, ne dirilirken nefsine sahib olamayan kulun tevbesi gibi, hayy ve Kayyum olan, kendinden başka ilah bulunmayan Allah'a istiğfar ederim.



Cenab-ı Peygamber (s.a.v) şöyle buyuruyor:

Kim bu istiğfarı Recep-i Şerif ayında yedi defa okursa, Allahü Teala meleklerine "Bu kulumun günah defterini yırtıp atınız" buyurur.


Kamerî ayların yedincisi; İslamî takvimin aylarından biri Muharrem ile başlayan ve Zilhicce ile sona eren Kamerî takvim aylarının yedincisi olan Receb, aynı zamanda "üç aylar"ın ilkidir.

Recep Ayı

"Receb" kelimesi; herhangi bir şeyden korkmak, utanmak veya bir kimseyi heybetinden dolayı ululamak ve tazim etmek manalarına gelir (M.Z. Pakalın, Osmanlı Tarih Deyimleri ve Terimleri Sözlüğü, İstanbul 1983, III, 18-19).

Cahiliye devrinde Araplar, putları için bu ayda kurban keserlerdi. Araplar arasında mukaddes bilinen Receb ayı, haram aylardan (eşhur-i hurum) biridir. Diğer üç haram ay ise, Zilkade, Zilhicce ve Muharrem idi. Receb ayı, birbirini takip eden aylardan hemen sonra gelmediği ve yedinci sırada olduğu için "Recebül-ferd" adı da verilmiştir.

Haram aylarda harb etmek Araplar arasında yasak kabul edilmişti, hatta bu uygulama İslâm'ın başlangıcında da yürürlükteydi. Buna sebep, Mekkelilerin bu aylarda geçimlerini temin etmeleri, Kâbe ziyaretçilerinin emniyetinin sağlanması idi.

Hz. Muhammed (s.a.s), Abdullah b. Cahş komutasında bir grup muhacir sahabiyi Kureyş kervanından haber getirmesi amacıyla Nahle'ye göndermişti. Keşif gayesiyle sefere çıkılmasına rağmen bölükte bulunanlar, müşriklerin kendilerine yaptıkları kötülükleri hatırlayarak kervana saldırdılar. Bu olayın gerçekleştiği gün Receb ayının son günü idi. Halbuki müslümanlar, Receb ayının bittiğini ve Şabana girildiğini sanıyorlardı. Kervandan iki kişiyi esir aldılar, bir kişiyi öldürdüler ve kervanı alıp Hz. Peygamber'e getirdiler. Müşrikler, Araplarca savaşmanın kesinlikle yasak olduğu Receb ayında bu hadisenin oluşunu fırsat bilerek, "Muhammed haram ayını helâl saydı" tarzındaki ifadelerle... propagandaya başladılar. İşte bu olay üzerine Bakara süresinin 217. ayeti nazil oldu: "Ey Muhammed! Sana hürmet edilen ay'ı, o aydaki savaşı sorarlar. De ki: O ayda savaşmak büyük suçtur. Allah yolundan alıkoymak, Allah'ı inkâr etmek, Mescid-i Haram'a engel olmak ve halkını oradan çıkarmak Allah katında daha büyük suçtur. Fitne çıkarmak ise öldürmekten daha büyüktür! Güçleri yeterse, dininizden döndürünceye kadar sizinle savaşa devam ederler. İçinizden dininden dönüp kâfir olarak ölen olursa, bunların işleri dünya ve ahirette boşa gitmiş olur. İşte cehennemlikler onlardır, onlar orada temellidirler" (2/217).

Receb ay'ı, içinde iki kandil gecesi bulunması açısından da faziletli bir aydır. Receb ayının ilk cuma gecesi Regaib kandilidir. İslâm âlimleri, Hz. Peygamber (s.a.s)'in bu gecede Yüce Allah'ın manevi ikramlarına eriştiğini, bu sebeple şükür ve haced için namaz kıldığını bildirmektedirler. Bu gece hakkında halk arasında bilinen şekliyle, Regaib gecesi Hz. Peygamber (s.a.s)'in anne rahmine düştüğü gecedir, tarzındaki ifade yanlış bir iddiadan ibarettir.

Yine Receb ayının yirmi yedinci gecesi İslâm dünyasında Mirâc gecesi olarak kutlanır. Olay hakkında Kur'an-ı Kerim'de başlı başına "İsrâ" suresi indirilmiştir. Beş vakit namaz bu gecede farz kılınmış, bu gece nâzil olan Bakara suresinin son ayetleri ile müslümanların sıkıntılarının sona ereceği ve Muhammed ümmetine Allah'a ortak koşmadıkları, tevhidden ayrılmadıkları takdirde Cennete girecekleri müjdelenmiştir. Ayrıca İsrâ suresinin bir bölümünde İslâm'ın bir özeti, on iki esas halinde bu gecede bildirilmiştir:

Allah ile beraber başka bir tanrı edinme; yoksa yerilmiş, tek başına kalmış olursun. Rabbin, yalnız kendisine tapmanızı ve ana babaya iyilik etmeyi buyurmuştur. Eğer ikisinden biri veya her ikisi, senin yanında iken ihtiyarlayacak olursa, onlara karşı "öf" bile demeyesin, onları azarlamayasın! İkisine de hep tatlı söz söyleyesin! Onlara acıyarak alçak gönüllülük kanatlarını ger ve; Rabbim! Küçükken beni yetiştirdikleri gibi sen de onlara merhamet et!" de. İçinizde olanı en iyi Rabbiniz bilir. İyi kimselerseniz bilin ki O şüphesiz, kendine baş vuranları bağışlar. Yakınına, düşküne, yolcuya hakkını ver; elindekilerini saçıp savurma. Saçıp savuranlar, şüphesiz şeytanlarla kardeş olmuş olurlar, şeytan ise Rabbine karşı pek nankördür. Rabbinden umduğun rahmeti elde etmek için, hak sahiplerinden yüz çevirmek zorunda kalırsan, onlara hiç değilse tatlı bir söz söyle. Elini boynuna bağlayıp cimri kesilme; büsbütün de açıp tutumsuz olma; yoksa pişman olur, açıkta kalırsın. Doğrusu senin Rabbin dilediği kimsenin rızkını genişletir ve bir ölçüye göre verir. O kullarını gören ve haberdar olandır. Çocuklarınızı yoksulluk korkusuyla öldürmeyin. Biz onlara da size de rızık veririz. Onları öldürmek, şüphesiz büyük bir günahtır. Sakın zinaya yaklaşmayın; doğrusu bu çirkindir, kötü bir yoldur. Allah'ın haram kıldığı cana haksız yere kıymayın. Haksız yere öldürülenin velisine bir yetki tanımışızdır. Artık o da öldürmekte aşırı gitmesin. Zira kendisi ne de olsa yardım görmüştür. Yetimin malına -ergin çağa ulaşana kadar- en güzel şeklin dışında yaklaşmayın. Ahdi de yerine getirin, doğrusu verilen ahidde sorumluluk vardır. Bir şeyi ölçtüğünüz zaman, ölçüyü tam tutun, doğru terazi ile tartın. Böyle yapmak, sonuç itibariyle daha güzel ve daha iyidir. Bilmediğin şeyin ardına düşme; doğrusu kulak, göz ve kalp, bunların hepsi o şeyden sorumlu olur. Yeryüzünde böbürlenerek yürüme, çünkü sen ne yeri delebilir ve ne de boyca dağlara ulaşabilirsin. Rabbinin katında bunların hepsi beğenilmeyen kötü şeylerdir. Bunlar Rabbinin sana bildirdiği hikmetlerdir. Sakın Allah ile beraber başka tanrı edinme. Yoksa yerilmiş ve kovulmuş olarak Cehenneme atılırsın" (el-İsra, 17/23-39).

Bu ayet ve mesajların indiği Mirac gecesi, Receb ayının yirmialtıncı gecesi olduğundan, Receb ayının önemli bir kudsiyeti vardır.

Mefail HIZLI



Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 699
favori
like
share
CiCeGiM Tarih: 28.06.2009 10:14
Allah razi olsun Asiyan
ultimatom Tarih: 26.06.2009 23:38
allah razı olsun kardeş ...
paye Tarih: 26.06.2009 15:41
rabbim layıkı ile faydalanmayı nasip eylesin
AYIŞIĞI Tarih: 25.06.2009 10:58
Allah razı olsun
Dualarımız kabul olur inşallah
Rabbim böyle güzel mübarek geceler
hürmetine günahlarımızı affetsin
açılan ellerimizi geri çevirmesin

bol bol Tevbe-i İstiğfar Duası tavsiye ediyorum
kardeşlerime

[COLOR="YellowGreen"]Tevbe, istiğfar duâlarının manası, yaptığımız bütün günahlara pişmanlık duyduğumuzu ifade etmemiz, bundan sonraki hayatımızda bir daha böyle günah ve kusurları işlemeyeceğimize Rabbimize söz vermemizdir.
Günah ve kusurlarına pişmanlık duyup, üzüntü ve elem hisseden mü'min, önce şu istiğfar duâsını huşû ile okur:

استغفر الله استغفر الله استغفر الله العظيم الكريم اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ توبة عبد طالم لنفسه لا يملك لنفسه موتا ولا حياة و لا نشوراوَاَسْاَلُهُ لتََّوْبَةَ وَلْمَغْفِرَةَ وَلْهِداَيَةَلَناَ اِنَّهُ هُوَ لتَّوّاَبٌ رَحِيمُ

"Estağfirullah. Estağfirullah. Estağfirullahe'l-azîm el-kerîm, ellezî lâ ilâhe illâ hüve'l-hayyü'l-kayyûmü ve etûbü ileyhi, tevbete abdin zâlimin li-nefsihî, lâ yemlikü li-nefsihî mevten velâ hayâten velâ nüşûrâ. Ve es-elühü't-tevbete ve'l-mağfirete ve'l-hidâyete lenâ, innehû, hüve't-tevvâbü'r-rahîm."
"Ya rabbi! Bu ana gelinceye kadar benim elimden, dilimden, gözümden, kulağımdan, ayağımdan ve elimden bilerek veya bilmeyerek meydana gelen bütün günah ve hatalarıma tevbe ettim, pişman oldum. Küfür, şirk, isyan, günah ve kusur her ne türlü hâl vaki oldu ise, cümlesine tevbe ettim, pişmanlık duydum. Bir daha yapmamaya azm ü cezm ü kast ettim. Sen bu tevbemi kabul eyle. Nefsime uyup, şeytana tabi olup da aynı günah ve kusurları bir daha tekrar etmeme imkan verme, yâ Rabbi. Bir daha iman ve ikrar ediyorum ki, Peygamberlerin evveli Âdem Aleyhisselâm, ahiri ise Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm, bu ikisi arasında her ne kadar peygamber gelip geçtiyse, Bunların cümlesine inandım, iman ettim, hepsi de haktır ve gerçektir. Bütün peygamberlere, onlara gönderilmiş olan İlâhi kitaplara ve içindeki emirlere şeksiz ve şüphesiz iman ettim, dilimle ikrar, kalbimle tasdik ediyorum ve yine iman ve ikrar ediyorum ki en son kitap Kur'ân-ı Azimüşşân ve en son Peygamber de Hazret-i Muhammed Aleyhisselâm'dır."


"Amentü billâhi ve melâiketihî ve kütübihî ve Rusulihi ve'l-yevmi'l-âhiri ve bi'l-kaderi, hayrihî ve şerrihî minellâhi teâlâ ve'l-bâsü bade'l-mevt. Hakkun, eşhedü en lâ ilâhe illâllah ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve Resûlüh."
Şayeste Tarih: 25.06.2009 08:37
Allah razı olsun..
Allah layıkıyla ibadetle ve tefekkürle geçirebilmek nasip etsin bu mübarek ayları..