Memleketime Bahar Geldi

Bahar geldi memleketime kuşlar bir başka ötüyor şimdi. Çam dallarında ki tırtıl kozaları yavaş yavaş kabarıyor. Dişi kumrular birkaç yüz metre ötedeki dalda, kendi halinde oturan erkeğine yeni nağmeler söylüyorlar şimdi. Yeni aşkların türkülerini, yüreklerine gömdükleri eskilerini üşünmeden besteliyorlar sanki.

Bahar güneşini özleyen köpek, üşüyerek geçirdiği bütün bir kışı geride bırakmış olmanın heyecanı ve mutluluğu içinde güneşin tadını çıkartıyor. O şimdi güneşin en iyi ısıttığı yerinde kendi dünyasının. Yeşiller arasına uzanmış yatıyor. Bir sağ tarafını bir sol tarafını ısıtmak için her 5 dakikada bir yön değiştiriyor. Bedeninin bir parçası haline gelmiş olan pire ailesi ise ondan bir haber pikniğe çıkmışlar gibi. Çocuklarını kıl ormanlarının en çok güneş alan yerinde gezdiriyorlar. Kıl ağaçları arasına kurdukları salıncaklarında çocuklar mutluluk kahkahaları atıyorlar. Baba ve anne çocuklarını göz ucu ile seyrediyorlar. Onlar mutlu köpek umursamaz bir halde. Aldırmıyor varlıklarına. Oda mutlu. Kendinden geçmiş bir şekilde sere serpe yatıyor yerde. Ne yanından geçen insanlar ne de etraftan geçen arabaların yapmış olduğu gürültüler ne de pire ailesinin kıpırtıları düşündürmüyor onu. O güneşin altında pire ailesi ile bir bütün olarak yaşıyor.

Ağaç dallarından yükselerek göğe çıkan kumrular, süzülerek indikleri yerde, çağın teknolojisi uçak seslerine aldırmadan, yeşilin her tonunun olduğu çimenler arasında kısmetine çıkacak olan ve ne olduğunu bilmedikleri yemlerinin peşindeler. Kafalar bir havada bir yerde. Demiri ezmek isteyen demirci çekici gibi ahenkli ve seri. Hepsi de bakımlı birer geç kız, yakışıklı delikanlı gibiler. Yenilenmiş tüyleri ile pırıl pırıl görünüyorlar.

Arada bir birbirini kovalayan serçelerin kanat çırpınışları arasına eklenen bülbül sesleri bir başka görünmezin başroldeki oyuncuları gibiler. Sesin geldiği yönü bulmak o kadar zor ki. Her yerden gelmiş olabilir. Görmek ne mümkün. Sadece inanmak lazım seslerin sahibinin varlığına. Ne melodiler çıkıyor bir bilseniz. Bunları sizlerle paylaşamamak ne kötü.

Havada saatlerce süren oyunlar, nağmeler ve kuşların kovalamacaları; uçak seslerinin göğü yarışı ile bir anda kaçışmaya, ve ağaç dalları arasında oynanan saklambaca dönüşüyor sanki. Uçak seslerinin uzaklaşması ile bu kaçışma son buluyor. Korkunun yerini alan kısa bir sessizlikten sonra, buldukları her bir güvenilen kovuktan ve dallar arasından çıkan kuşlarla yeniden başlıyor cümbüş.

Ne güzel şey yeşili, maviyi, beyaz bulutları, kuşları , köpekleri, insanları ve böcekleri hep bir arada yeniden görüyor olmak. En son bir yıl önce yaşanan duyguları yeniden yaşamak.

Bahar mevsimi aşk gibidir, karşı konulamaz duygular yaşatır insana" der düşünür. Kısa ve yaşanıldığına pişman olunmayacak kadar güzeldir. Muhteşemdir. Duygu yoğunluğudur. Bir bütün olarak bir nesneye duyulan karşı konulmaz tutkudur. Dürüst delikanlının dünya güzeli diye sevdiği yüreği sevgi dolu çirkin kıza benzer. Tarifsizdir. Yaşamın varlığının en güzel ifadesidir bahar. Doğuşu ile yeni bir hayatın başladığı bebek gibidir O.

Anlatabilecek o kadar çok şey var ki. Doğa aşık olunan kız gibidir. Zarif, alımlı, bakımlı ve çekici. Düşünceli. Renkli. Bütün bunlar gören gözlere sunulmuş değerler değil mi.

Ağaç dallarının gölgelediği çimenleri tamamlayan papatyalar başlarını göğe uzanmak istercesine , biz de varız diyorlar sanki. Sanki görmeyen gözlere görünebilmek için uzanabildikleri kadar yükseğe uzanmak ister gibiler. Belki de varlıklarını ispat etmek için bu emekler.

Mavi gökyüzüne serpilmiş durumdaki beyaz bulutlar aşağıda ki mutlu tabloyu tamamlar gibi; çok uzaklardan bakarak, bizlere uzak olmanın hüznünü yaşıyor gibiler. Kimine göre umut, kimilerine göre de acıları çağrıştırdıklarının farkında bile değiller. Esen rüzgarın estiği yöne göre çıkmış oldukları yolculuklarına bir birlerini takip eden vagonlar gibi devam ediyorlar.

Rüzgar; elleri cebinde ıslıklar çalarak gezen adam gibi. Bir o yana bir buyana bir buyana esiyor. Hafiften kıpırtılara neden oluyor. Geçtiği yerdeki kağıt ve toz parçaları hafifçe yükselerek birkaç metre ötedeki başka bir yere taşınıyorlar. Yeni yerlerine alışamadan bir başka yere uçuveriyorlar. Rüzgar mutlu. Toz parçacıkları ve kağıtlar şaşkın.

Ve insanlar.

Bütün bir kış mevsimi süresince giyinmekten bıkmış oldukları kalın kışlık elbiselerini çıkarttıklarında, yaydan fırlayan birer ok misali atıveriyorlar kendilerini bahar esintilerinin içine. Güneşin en iyi ısıttığı duvar dipleri işsizlerin sohbet yeri oluveriyor. Konuşmak için güneşin en iyi gördüğü yerler seçiliyor. Kış aylarında sıkı sıkı kapatılan pencerelerin camları güneşi davet eder gibi birer birer açılıyor. Güneş kime gideceğine karar veremez durum da ve şaşkın, birazda kibirli. Değerli olmaktan hoşuna gidiyor.

İnsanlar kış aylarının yorgunluğunu, bıkkınlığını, monotonluğunu, uyuşukluğunu, evlerine sinen kış ve kömür kokusunu atmak için açıyorlar pencerelerini. Balkonlara atılan masa ve sandalyelerde yudumluyorlar sabah çaylarını. Ömürlerinden tuğlaları çalan sigaralarını derin derin içlerine çekerek tüttürüyorlar. Hayran bakıyorlar bir gün önce olmayan çiçeklerin topraklar arasından başlarını göstermelerine ve ağaç dallarını dolduran çiçeklere.

Bahar gelmiş dedi. Genç adam . kalemini ve elinde ki kağıtları masaya bıraktı. Ayağa kalktı. Derin derin nefes aldı. Bahar çiçeklerinin kokusunu ve havasını ciğerlerine çekti. Şöyle bir gerindi.

"Yazacak çok şey var. Bu günlük bu kadar yeter" dedi ve baharın tadını çıkartmak için attı kendini dışarı.

Bu yazı Baharı hissetmeyen ve sahip olduklarını göremeyen gözlere yazılmıştır.

Mutluluklar ayrıntılar da gizlidir dostlarrrrr.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 561
favori
like
share
asiye41 Tarih: 18.01.2007 21:56
paylaşım için teşekkürler
SoN-GüL Tarih: 18.01.2007 18:20
Derin duygulardan alindi
ByStranqe Tarih: 11.06.2005 14:16
ELLerine emeqine saqLık arkada$ım
CHaRLie Tarih: 03.06.2005 12:57
paylaşım için tşkler....