Gecenin sessizliğini bozan çığlıklar yükseldi evlerin pencerelerinden. Ve bir çocuk yumdu gözlerini hayata, tüm hayallerini de yanında götürerek. Bir anne feryat etti göğsünü parçalayarak "yavrum" dedi, yavrusunu toprağa bırakırken. Binlerce insan gitti ebedi aleme ve yanına binlercesini de katarak. Ağlayan artık gözler değildi, çünkü gözpınarları kurudu insanların, ağlayan artık yüreklerdi , yüreksiz olanlara inat.

Gecenin sessizliğini bozan çığlıklar yükseldi evlerin pencerelerinden. Ve bir çocuk yumdu gözlerini hayata, tüm hayallerini de yanına alarak. Oysa düşleri başka başkaydı, bu hayatta yaşayacak çok şeyi vardı daha. Gecenin üzerine çekilen o kapkara yorgan onun da yüzünü örtmüştü . O incecik, narin bedene nasıl kıyacaktı kara toprak , nasıl kabul edecekti bağrına.

Bir baba çırpındı son kez evladı için, bir oğul çırpındı babası için ve son kez baktılar semaya ağlayarak kaderin zalim yüzüne atmak istercesine tokadı. Kurtarma ekipleri açtıklarında enkaz yığınını kimse bakamadı baba ile oğula. Çünkü beton blokların altında çaresizce ölümü beklerken sarılmışlardı birbirlerine. Sanki bizi birbirimizden ayırmayın der gibi duruyorlardı o halleriyle. Götürmek için ayırmak istediklerinde kimse açamadı kenetlenmiş baba ile oğulu. Tüm ekip ağlıyordu şimdi, tüm halk ağlıyordu ve tüm insanlık ağlıyordu manzara karşısında.

Kimse bakamıyordu enkaz yığınlarına ya da bakmak istemiyordu, çünkü biliyorlardı her enkaz yığını arasında bir dost yüzüyle karşılaşacaklarını ve her dost yüzünde yeniden isyan edeceklerini tanrıya. Her telefon çalışında şuursuzca sıçrıyordu kazazede yakınları. Gelen her haber ya bir yakınlarını daha götürmüş oluyordu bu dünyadan ya da bir yaşam haberi veriyordu ölüm haberleri arasında. Herkes sevinme ile üzülme kavramlarını yitirmeye başlamıştı artık ne bir yaşam haberine seviniliyordu ne de ölüm haberine figan ediliyordu. Ölümün o soğuk yüzü herkesin suratında çoktan yerini almıştı bile.

Radyoda bir ses "hadi gülümse" diyordu bilinçsizce tüm şehir yerle bir olurken. Başka bir yerde insanlar eğlenmenin bilmem kaçıncı yolunu deniyorlardı. Bir başka yerde ise umarsızca yatağa gömülüyordu vahşi bedenler. Ve bir kız çocuğu gözlerini yumuyordu hayata, kucağında bez bebeğiyle.

Artık toprak konuşmaya başladı o andan sonra, çığlıklar attı, imdat dilendi fakat nafile. Toprağın sesini sadece mezarlarında uyuyan cansız bedenler hissetiler ve sessizce yer açtılar aralarına katılacak taze bedenlere.

Gecenin sessizliğini bozan çığlıklar yükseldi evlerin pencerelerinden. Ve bir çocuk yumdu gözlerini hayata tüm hayallerini de yanına alarak. Bir şair son şiirini yazdı o gece ne de olsa "şehirde yıkılır şairin ahşaptan yüreği" dememiş miydi şair, bir ressam son fırçalarını vurdu tuvale yaşamın sekizinci rengini ararken resminde, bir bestekar hayatının bestesini derin bir "ah" sesinde besteledi o an.

Gecenin sessizliğini bozan çığlıklar yükseldi evlerin pencerelerinden. Ve bir çocuk yumdu gözlerini hayata tüm hayallerini de yanına alarak...

Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 457
favori
like
share
asiye41 Tarih: 18.01.2007 21:56
ellerine sağlık
SoN-GüL Tarih: 18.01.2007 18:19
Derin duygulardan alindi
ByStranqe Tarih: 11.06.2005 14:10
ELLerine emeqine saqLık arkada$ım
hOney Tarih: 04.06.2005 12:14
Ellerine yüregine saqlik abicigim
Gercekten insanin ici "Ci$" yapiyoo.. :6:
hallavye Tarih: 04.06.2005 10:12
öffff o günler ne acıydı :19: inanki şuan okurken gözlerim doldu nede güzel dile getirmişsin sağolasın :19:
CHaRLie Tarih: 04.06.2005 00:17
emeğin için tşkler....
DjNarcicegi Tarih: 03.06.2005 15:18
:19:yüreğine sağlık
Baby GirL Tarih: 03.06.2005 13:20
eLLerine saqLık aßiJim