Merhametsiz, acımasız insanların kalbini tarif ederken kullanırız bu deyimi.


Taş...


Bu kadar sert katı göründüğü için mi bu deyimin içindedir?


Gerçekten ruhsuz, cansız bir varlık mıdır Taş?...


Duyguları yok mudur? Korkmaz mı kimseden, ses vermez mi sese?


Bu deyimle anlatılan insanlar keşke Taş kalpli olabilseydi...


Onlar ki; hissetmezler Nebi (s.a.v.) varlığını.


Taş, hisseder bilir eline alınca Resul (s.a.v.) tesbih eder Rabbini.


Onlar ki kapalıdır gönül perdeleri içeri sızmaz ilahi buyruk,


Taş, Peygamber duasıyla çatlar susuzluğu giderir.


Onlar ki; korku duymazlar Rablerinden, çekinmezler gazabından,


Taş, Allah korkusuyla dağlardan yuvarlanır, Başını eğer, çatlar parçalanır.


Onlar ki, işledikleri günahlar yüzünden yüzleri kızarmazken,


Taş, Hacer’ül Esved olup rengini değiştirir bizlerin günahından.


Onlar ki; kendilerine apaçık delillerle gelen Peygamberlere şüphe ile yaklaşırken,


Taş, Peygambere delil, mucize olacak dişi deveye gebedir.


Onlarca değerli maden varken, Taşa nasip oldu Mevla’mızın evinin yapısını oluşturmak.


Şimdi yoklayalım yüreğimizi taşlaşmış mı? Taşın yürekliliğini öğrendikten sonra kolayca taş kalpli diyebileceğiz mi merhametten nasibi olmayan insanlara?


Taş kalpli olabilseydim eğer, Rabbimin adını duyduğumda titrerdi yüreğim, Korkusundan çatlayacak gibi olurdu.



Haşyetinden yuvarlanırdım. O emretti diye, yolunda unufak olur, topraklaşırdım.


Keşke diyorum şimdi keşke...


Taş kalpli olabilsem...



...

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 372
favori
like
share