Fotoğrafta Zaman - Ali İhsan Ökten

Fotoğraf zamanda tarihin tanıklığını yapar. Başka bir sanat dalında böyle bir gerçeklik yoktur.

Kısacık “an”ları bütün bir zaman çizgisinin parçaları yapan aslında bizim onlara yönelttiğimiz bakıştır.

Fotoğrafı bunca önemli kılan saliselerle çekilen anlık görüntülerin yıllarca yaşaması mıdır?

1822 yılında Nicephore Niepce, ilk görüntüyü elde ettiğinde pozlama süresi sekiz saat civarındaydı. 1839’da Daguerre, buluşunu Fransa Bilimler Akademisi’ne sunduğunda, fotoğrafın pozlanması için gereken süre saatlerden dakikalara inmişti. O dönemde, fotoğraf çektirmek isteyen bir kişi, uzun bir süre kıpırdamadan objektife bakmak zorundaydı. Yardımcı ışık kaynakları henüz bilinmiyor ve pozlama süresi bir hareketi dondurmaya yetmiyordu. Hareketin dondurulması, fotoğrafçılıkta bir devrim yarattı. İşte o pozlama süresine fotoğrafik zaman diyebiliriz.

Aslında anlatmak istediğim konu fotoğrafta zaman derken şimdilerde saniyenin kaç katı altına düşürülmüş pozlama süresi değil. Fotoğrafın bütününe yayılmış duygudur. Ama tarihsel olarak nereden nereye geldiğimizi vurgulamak açısından böyle bir giriş oldu. Fotoğrafta zaman ve mekan ilişkisi fotoğrafın bulunuşundan beri fotoğrafın ana eksenini oluşturmuştur. Çünkü fotoğraftaki nesneler ancak zamanın devinimi içinde gerçek olduklarını ispat ederler. Ve zaman da onların gerçekliğini oluşturan bir süreçtir.

Fotoğrafın sanat olmadığını ileri sürenlerin en fazla öne sürdükleri gerekçe onun çok kısa bir zaman “an” dilimi içinde elde edilmesi olduğudur. Böylece fotoğraf hafife alınmak istenir. Aslında tüm anı fotoğrafları gibi sanat fotoğrafları da kısa zaman dilimi içinde çekilmektedir. Bu zaman Henri Cartier Bresson’un “karar anı” dediği çok kısa bir süredir. Burada anı ile sanat fotoğrafını ayırt eden şey fotoğrafçının kendi yetenekleri doğrultusunda içine estetik kaygısını, duygu ve düşüncesini koyarak fotoğrafın biçim ve içerik özelliklerini aynı noktada buluşturduğu “an”dır.

Fotoğraf, sürekliliğin bir anlık durdurulması olduğuna göre fotoğrafta “o an”a yaşanılan zamanın durdurulmasıdır diyebiliriz. Fotoğraf, yaşanılan zamanın sadece bir anlık kesitini dondurur. Yani yaşamın içinden geçtiği zamanı durdurur. Aynı zamanda fotoğrafın kendisi bize zamanı en doğru gösteren tarihsel bir kanıttır. Fotoğraf bize bir zaman dilimini gösterir. Bu zaman dilimi fotoğrafın çekildiği “o an” haricinde geçmiş ve gelecek hakkındaki başka bir zaman dilimini de yansıtır. Bu durum bize şu soruyu sordurabilir. Fotoğraf bize gelecek zamanı mı yoksa geçmiş zamanı mı gösterir. Eğer fotoğraftaki görüntü algılayan kişinin yaşamında yer almışsa geçmiş ve gelecek zamanı görebiliriz. Ancak daha önce yaşamımıza ait olmayan bir görüntü ise çekildiği andan itibaren bizde gelecek zaman duygusu uyandıracaktır. Bunun nedeni yaşamımız içindeki anlamın öncesi ve sonrası ile varolmasıdır. Fotoğraf hareketsiz bir görüntüdür. Fotoğraftaki hareketi izleyenin algılama süreci yaratır. Yine yaşamdaki anlam gibi fotoğrafın da öncesi ve sonrası fotoğrafa hareket, anlam, geçmiş ve gelecek kazandıracaktır. Eğer çekilen fotoğraf algılayan kişinin yaşamında bir yer etmemişse ki çoğunlukla bu böyledir. Bu durum kişinin algılama biçimine bağlı olacaktır. Belgesel fotoğraflarda zaman yoruma açık bırakmayacak bir şekilde daha nesneldir. Fotoğrafın belgesel nitelikte olması geçmişle bugün ve bugünle gelecek zaman arasında bir zaman köprüsü oluşturmasındandır.

Fotoğrafta zamansallığı en iyi olarak insan ve mekan belirler. Bir fotoğraf mekandan zamana veya zamandan öteki zamanlara geçişi anlatabilir. Fotoğrafik görüntüdeki mekanlar aynı zamanda zamansal gerçekliği de gözler önüne serer. Herhangi bir mekanda çekilen fotoğraflar ait oldukları o zamanın gerçeklikleri olarak yer alırlar. Ve o dönemin sosyo-ekonomik-kültürel yapısı hakkında bize bilgi verir. Fotoğraf çekildiği zaman ile izlenen zamanı birbirine bağlar. Fotoğraf aynı zamanda farklı zamanların bir çeşit yorumudur. Her fotoğraf belirli dönemleri hatırlamamıza yardımcıdır. Aradaki yapıları görmeyelim. Büyük Saat ile Hilton otelini veya Ulu camiyi aynı kareye alalım. Veya nesnel olarak bunların hepsini ayrı ayrı ele alalım. Tüm kareler önümüzde dursun. Fotoğraflar bizi bir zaman yolculuğuna çıkaracaktır. Biz zamanın hangi tarafında olacağız. Mekanların tarihsel olarak yapılışı mı?, Tarihteki yerleri mi?, Yoksa oralarda geçirdiğimiz zamanlar mı? Duygularımız hangisini isterse mi, yoksa estetik olarak hangi fotoğrafı beğenirsek mi? Veya o mekanlarda daha önce yaşadıklarımız mı? Fotoğrafta sadece insan unsuru da fotoğraftaki zamansallığı kolayca ele verir. Bunu şöyle bir örnekle açıklayabiliriz. Suriye gezisinde çektiğim şu iki fotoğrafa bakalım. Yer: Aynı sokağın farklı mekanları. Zaman: Arada birkaç dakika fark var. Birinci fotoğraf bizde gelecek ve önünde daha uzun sürecek zamana koşan bir yaşamı, diğer fotoğraf ise zamanın tükenişini ve bitecek bir zamana gideni anlatıyor. Mekan aynı olsa da iki fotoğraf arasındaki duygu ve zaman farklılığını çok iyi anlayabiliyoruz.



1960 yılında Adana’da yine Büyük Saat’in oradan alınmış bir insan ve mekan fotoğrafını 1930, 1960 ve 1990 doğumlu Adanalılara gösterelim. Ve değerlendirmelerini istediğimizde fotoğrafı kendi yaşadıkları zaman dilimine göre değerlendireceklerdir. Fotoğraflar 1930 yılında doğan için daha nesnel (belgesel) diğerleri için daha öznel bir değerlendirme olacaktır. Görüntüler zamansal gerçekliği yansıtmakla sorumlu oldukları için fotoğrafın anlamı zamanın ölçüleri içinde ayrı bir değer kazanacaktır. Çünkü o zaman diliminde yaşamak fotoğrafın yaşamsal gerçekliğinin de bir ifadesi olacaktır. Her fotoğraf bize bir zaman dilimini gösterdiği için fotoğraftaki zaman, daima fotoğrafın izlendiği tüm zamanlara karşı daha baskın çıkar.



Fotoğrafta zamanı kullanmak ve onu bir anlatım unsuru haline getirmek önemli bir araçtır. Tüm eski fotoğraflar şimdi sanatsal fotoğraf olarak değer görmektedir. Örneğin 19. yüzyılda çekilmiş kartpostallar ile günümüzde çekilmiş fotoğrafların aynı değerde görülmesi fotoğraftaki zamanın aynı zamanda tarihe tanıklık yapmasından dolayıdır. Çünkü artık o eski dediğimiz fotoğraflar bir tarihsel doküman niteliği kazanmıştır. Ara Güler, fotoğrafta zaman, mekan, insan unsurunu en iyi yansıtan fotoğraf sanatçılarından birisidir. 1950-1960’ların İstanbul’unu bize en iyi yansıtır. Bazen bulunduğumuz zamanı da Ara Güler gibi fotoğrafımıza koymak istemeyebiliriz. Bugünkü İstanbul’u fotoğraflamak istemeyen Ara Güler’in belki de haklı olarak sorunu ve korkusu daha önceki fotoğraflarında yakaladığı zaman ve mekanı, bu sefer önceki zamandan bugüne kadar ki geçen zamandaki çirkinlikleri fotoğrafına taşımak istemeyişidir. Belki de yıllar sonra bugünün özelliği olmayan fotoğrafları gelecekte özellikli fotoğraflar olacaktır.


Robert Capa’nın İspanyol İç Savaşı sırasında çektiği Asker Federico Borrell García'nın ölüm anı isimli fotoğrafı fotoğrafta zamanı işleyen en güzel karelerden birisidir. Fotoğrafta asker için biten zamanı ve hayatı algılarız.



Koudelka’nın aşağıdaki fotoğrafı ise muhtemelen 1968 Prag Baharını tanklarıyla ezen Sovyet işgalini konu almaktadır. O güne kadar çok kalabalık olan bulvarda şimdi kimseler yoktur. Koudelka, saat 12.00’yi gösteren saati ile (belki de burada Koudelka fotoğrafta kol saatini ön plana çıkararak zaman konusunda ironi yapar) artık ülkesi için biten bir zamanı ve kendisi ve izleyicisi için yeni başlayacak zamanı anlatır. Çünkü bu işgalden sonra Koudelka ülkesini terk etmiştir.



Fotoğrafta zamanı en iyi belgesel fotoğrafta görürüz. Fotoğraf tarihe bırakılan bir belge olduğuna göre bir süre sonra belki göremeyeceğimiz veya insanlığın yaşamından silinecek olan belgeleri Haluk Uygur’un “İnançlarıyla Yaşayan Anadolu” çalışmasında değişik açıdan görürüz. Çalışmanın geneline bakıldığında yüzyıllardır varolan inançların halen varlığını sürdürdüğünü görürüz. Fotoğraflar bu topraklarda yüzyıllardır değişik etnik köken ve kültürlerin zamanın süzgecinden geçip bugünlere kadar geldiğini gösterir. Her bir fotoğraf zamanın tüm olumsuz yitimlerine (savaş, doğal afetler, var olan kültürlere karşı amansız yokediş çabaları vs.) karşı o inancın geçmişten bugüne kadar olan bir yansımasıdır. Fotoğraftaki kadının yüzündeki derin çizgiler ve bakışlar bize yaşamdaki uzantıyı ve inancı anlatır. Yüzünü sürdüğü taş yüzyılların tarihsel mirasıdır. Yine bakıldığında belki de bir süre sonra bunların bir kısmının yok olacağını böylece fotoğrafın bize zamanda varolmanın ve zamanda yok olmanın tarihe bırakılacak en önemli belgeler olduğunu gösterir.




FOTOĞRAFTA ZAMAN ÜZERİNE LAFORİZMALAR

Zaman durağan değildir. Devingendir. Fotoğraf ise anın dondurulmasıdır. Her ne kadar zıt durum oluştursalar da zamanın akışını en iyi fotoğraf gösterir bize. Fotoğraf görüntünün dondurulmasıdır ama bize zamanın akışını en iyi gösteren belgelerdir.



Fotoğraf, çekilenin ölümsüzleştirildiği bir zaman sürecidir.

Fotoğraf, yok olmamanın tarihe sunduğu bir kanıtıdır.

Fotoğraftaki görüntü bize geçmiş veya gelecekteki bir zaman kesitini anlatır.

Her fotoğraf bir zamandır.

Fotoğraftaki zamanı her zaman doğru algılamayabiliriz. O zaman fotoğrafçının içsel zamanı önem kazanır.

Fotoğraftaki zamana yön, hız ve biçim veren bizim fotoğrafa aktardığımız duygu, düşünce ve eylemimizdir. Fotoğrafta zaman soyutlanmış bir kavramdır.

Fotoğraftaki zaman bize iç içe geçmiş yolculukları anlatır. Veya fotoğraf zaman tünelinde yapılan bir yolculuktur.

Fotoğraf çekildiği andan itibaren zamanda eskileşme sürecine girer.

Fotoğraf sadece varoluşun kanıtlanması değil, aynı zamanda yok oluşunda önlenmesidir, durdurulmasıdır. Veya zamandaki yok oluşun da kanıtlanmasıdır.

Fotoğraf anlatılamayan sonsuzluğun bir karedeki ifadesi midir?

Fotoğraf duran zamanı, sinema akan zamanı gösterir. Onun içindir ki sinema biter, fotoğraf bitmez. Sinema düşsel olanı, fotoğraf gerçeği, var olanı yansıtır.

Fotoğraf soyut mudur? Somut mudur? Fotoğraf zamandan soyutlanmış bir andır. Zaman fotoğrafın çekildiği anda somutlaşır.

Fotoğraf zamanın binde biriyle ifade edilen bir soyutlamadır.

Hayat akar, yaşam ve doğa değişir, fotoğrafçı işte bu noktada yaşamdaki akan zamanı fotoğrafında durdurarak sonsuzluğa taşır. Konusunu fotoğrafik bir anlatım diliyle bize sunar. Yaşamda fotoğraf gibi bir zaman dilimi değil midir?

Fotoğraf, çekildiği anda geçen bir zaman diliminin gerçekliğini ifade eder.

Fotoğrafçı da aynı zamanda bir zaman işçisi deği midir?

Fotoğraf geçmişe dair bilgi taşıdığı gibi geleceğe ilişkin varsayımlarda da bulunmalıdır.

Zaman yalnızca fotoğraflarda durdurulur!

Porte fotoğrafları haricinde hiçbir fotoğraf tek bir andan ibaret değildir.

Fotoğrafçı bir süreliğine zamandan kopmak üzere veya kopmuş olan bir zanaatçıdır. Karanlık odasından veya aydınlık odasından gün ışığına çıkardığı veya çıkarmak istediği fotoğraflarda zamanla ve sabırla, parmağının veya gözünün izi kalmıştır.

Fotoğrafta donmuş olan zaman, bir anın sürekli geleceğe taşınmasından oluşur. Duran zamandır fotoğraf.

Fotoğraflar bizim olmadığımız zamanları aktarır bize. Fotoğraflar yitirilmiş anları belgeler.

Kamil Fırat, Sonsuz Döngü-Kubbe adlı çalışmasında “kubbelerin mistik atmosferi zamanı öncesiz ve sonrasızlığa taşır” der. Bu çalışmasında Kamil Fırat fotoğraf zaman ilişkisini şöyle değerlendirir: “Asıl vurgum zamana. Üzerinden zaman geçmediyse, nesne mekâna ait olamaz. Zamana dair her şey çektiğim nesnenin üzerinde olmalı. O nesnenin bütün yaşanmışlığı ki buna ölüm de dâhil tek bir karede görülebilmeli.” der.

Her fotoğraf bir zaman diliminin bir göstergesidir. Fotoğraf hem bir zaman dilimini gösterir hem de kendisinin gösterdiği zaman diliminin dışında başka bir zaman dilimini yansıtır.

Her türlü anlatım aracı arasında, zamandaki mutlak anı sadece fotoğraf yakalar.

Leonardo da Vinci, resim yapmanın bir bilim olduğunu ve doğayı betimlemede kullanılan şiir, müzik, heykeltıraşlık gibi diğer bütün sanat dallarından daha üstün olduğunu belirtir. Leonardo, modelin resim yapılmasından itibaren yaşlanmasının engellendiğini, böylelikle resim sanatının akan zamanı durdurduğunu yazar.

Bugün her şey bir fotoğrafta son bulmak için vardır.

Fotoğraflar bir akış değil, ancak gerçek birer zaman dilimi oldukları için hareketli görüntülerden daha fazla akılda kalıcıdırlar.



YARARLANILAN KAYNAKLAR:

*Çerkes Karadağ:Görme Kültürü, 1. Kitap. Doruk Yayınları, 2004

*A.Beyhan Özdemir: Fotoğraf ve Zaman.

*Erdal Ateş: Fotoğrafta Zaman,

*Gökhan Demirer: Neden Doğrudan Fotoğraf:
[url]www.gokhandemirer.com[/url]

*Cengiz Engin: Fotoğraf ve Psikoloji Üzerine,

*İlhan Selçuk: SEPYA, Cumhuriyet Gazetesi, 2000

*Seyit Ali AK: Fotoğraf-Söz Kavuşması, Bileşim Yayınları, 2003

*Haluk Uygur: İnançlarıyla Yaşayan Anadolu, Art Studio Yayınları, 2007

*Özcan Yurdalan: Belgesel Fotoğraf ve Fotoröportaj, Agora Kitaplığı Yayınları, 2007

*Henri Cartier Bresson: Karar Anı. YGS Yayınları, 2006

*İhsan Derman: Fotoğraf ve Gerçeklik, Ağaç Yayıncılık, 1991

*Cengiz Oğuz Gümrükcü: Dondurulmuş Zaman: Dans Fotografları.

Ali İhsan ÖKTEN

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 892
favori
like
share
Asi Çaykaralı61 Tarih: 29.06.2009 19:15
paylaşim için tesekkürler