Okul Öncesi Çocuklarda Hiperaktivite - Hiperaktivite Nedir - Hiperaktivite Çocuklar

Bu çocuklar yaydan fırlamış gibi ani hareketleri olur, kıyafetlerini giymeden dışarı çıkarlar, mobilyalara tırmanır ve üzerinde zıplarlar, evin içinde koşuşup dururlar..

Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitenin temel özellikleri dikkatsizlik, dürtüsellik ve aşırı hareketlilik olup, çoğu okul öncesi çocuklar bu davranışlar zaman zaman bu davranışları göstermeye eğilimlidir. Aktivite ve dikkat; yaş ve gelişim düzeyi ile farklılık gösterir. Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivitesi olan çocukları normal aktif küçük çocuklardan ayırımda gidişin sürekli oluşu ve her alanda olmasını belirtir.

Bu çocuklar yaydan fırlamış gibi ani hareketleri olur, kıyafetlerini giymeden dışarı çıkarlar, mobilyalara tırmanır ve üzerinde zıplarlar, evin içinde koşuşup dururlar, ana okul veya yuvalardaki grup etkinliklerine katılmada güçlük yaşarlar (örneğin öykü dinleme). Bu çocuklar kısa süreden daha fazla yalnız başına oynamakta güçlük çeker, oyuncakla oynamadan daha çok yıkıcı oyunları tercih eder, saldırgan ve oyunda işbirliği yapamaması nedeniyle çok az arkadaşı vardır.

Okulöncesi yaştaki hiperaktif çocukların anne-babaları, diğer çocukların anne-babalarına oranla daha yüksek oranda deri döküntüleri, kırmızı yanak, mide şişkinliği, akan burun ve bacak krampları bildirirler. Uyku sorunlarından da yaygın olarak bahsedilmektedir. Hiperaktif olanların gece uyanma sıklığında artış vardır.

Okul öncesi yaştaki çocuklar en fark edilen semptomu dikkatsizlikten daha çok aşırı hareketliliktir. Bununla birlikte, dikkatsizlik ve dürtüsellik çocuğun dikkatsizliğinin, görevleri tamamlamada başarısızlığının ve yönergeleri takip etmelerinde güçlüğün kanıtıdır. 2-3 yaşındaki çocukların bile dikkati çeşitli durumlarda sağlanabilmektedir (örneğin 2-3 yaşındaki birçok çocuk yetişkinlikle birlikte oturup resimli kitaplara bakabilir). Buna karşın Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu olan küçük çocuklar aşırı hareket ederler ve onları bir yerde belirli süre tutmak zordur.

Okul öncesi çocuklarda bu tanıda kesinlik zordur, çünkü bu yaş çocukların gün be gün davranışları değişiklik gösterir, çevreye durumsal tepkiler olabilir ve davranışlara yetişkinlerin müdahalesi söz konusudur. Çocuklar bir gün coşkulu ve hareketli olurken, başka bir gün durgun, sakin olabilirler. İsteklerine boyun eğen büyükanne veya aşırı uyaran olan süpermarket gibi ortamlarda kontrol edilemiyor olabilirken, programlı yapılandırılmış bir bakım ortamında uyumludurlar.

Eğer Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu gerçekten biyolojik temelli ise, belirtilerin doğumdan beri olması gerekir. Buna karşın; çoğu küçük çocuk için, 2-3 yaşına gelinceye kadar bu şüphe uyanmaz.

Okul yaşından önce Dikkat eksikliği ve Hiperaktivite tanısı koymak sorunlara yol açabilmektedir. Bunun belki en önemli sonucu çocuğun etiketlendirilmesidir. Tanı koymada gecikme ise tedavi girişimlerini belirlemede gecikmeye yol açabilir ki; bu durumda benlik saygısı, sosyalizasyon ve öğrenme ile ilgili ikincil sorunlar veya davranışların daha da kötüleşmesi söz konusu olabilir.

Diğer yandan, erken etiketlenmesinin, en önemlisi uygunsuz etiketlemenin belirgin tehlikeleri vardır. Erken yaşlarda kesin tanı konduğunda bu çocuklar daha sonraki yaşlarında yeniden değerlendirmeye alınmamakta ve aynı tanı ile işlemler yapılmakta veya yanlış yorumlara yol açılabilmektedir.

Herhangi bir tanı özellikle Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite bir kere konulmuşsa silmek güç olmaktadır. Tanısını sonradan değiştirseniz bile silmek güç olur.

Okulöncesi yaşta olan çocuklar ilgisiz, reddedici veya katı anne babalık tutumları karşısında da aşırı hareketlilik, uyumsuzluk, saldırganlık ve dürtüsel davranışlar göstermektedir. Diğer yandan, sıcak, yanıtlayıcı ve uygun şekilde sınırlamalar koyan ailelerde bu tür küçük çocukların daha sosyal uyumlu davranışlar geliştirdiği gözlenmektedir. Anne babalarda bu tarz olumlu tutumların yokluğunda veya açık reddediş ve negatif kontrol süreğen sorunları birlikte getirmektedir. Problemlerin başlangıcı sıklıkla ailesel güçlüklerin ortaya çıkması ile birliktedir, eğer aile ilişkileri düzelirse sorunlarda azalma görülmektedir.


YAKLAŞIMLAR
Okulöncesi çocuklarda DEHB tanısı koymak zor olması nedeniyle, değerlendirmenin amacı spesifik bir tanı koymaktan daha çok, semptomları iyileştirmeye yönelik olmalıdır. Spesifik tanı alması bu çocuğun ayrıcalıklı veya ilaç tedavisinin kaçınılmaz olduğu anlamına gelmez.

Değerlendirme çok yönlü olmalıdır, çocukta hiperaktivite, dikkatsizlik, ataklık, saldırgan ve uyum sorunu yapan bütün olası nedenler gözden geçirilmelidir. Böyle bir yaklaşım, çocuk hakkında fiziksel, duygusal, bilişsel ve çevresel bilgileri bütünleştirmelidir.

Aile anlaşmazlıkları ile Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite birbirlerini kötüleştirir. Bu fasit daireyi kırmak, anne-baba depresyonu, eş geçimsizliği, gerginlik ve şiddet gibi aile meseleleri üzerinde durmak başlangıç noktası olmalıdır. Ailedeki karmaşa düzeltilmedikçe çocuğun güçlükleri üzerine etkin bir şekilde müdahale edilemez.

Anne baba yaklaşımında en önemli nokta; istenmeyen davranışın öncülerinin anlaşılması, bu öncülleri değiştirmek için çevrenin düzenlenmesi, cezadan önce ödül pekiştirenlerinin kullanılmasıdır. Anne babalar genellikle çocuğun negatif davranışları üzerine yoğunlaşmaları nedeniyle, çocuğun olumlu davranışlarına odaklanamazlar. Ödül sistemleri, mola yöntemi ve diğer disiplin metotları, zor durumlarda ümitlendirme ve iyi davranışı idame ettirme metotları uygulanmalıdır. Burada amaç tedavi etmekten daha çok çocuğun davranış problemlerini aile yardımıyla azaltmak ve uygun potansiyel davranışlarını artırmaktadır. Stres karşısında anne-babanın kendi gösterdikleri tepkileri bilmeleri, ayrıca çocuk ve aile arasında iletişimi düzenlemede etkilidir.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 476
favori
like
share