Biraz Commandos, biraz Heroes of World War II, biraz da COD katılırsa 2006'nın en iyi RTS'si olabilir mi? Evet olabilir...


Son zamanlarda yapımcılar artık kopya oyunlar, yerine biraz daha özgün ve yaratıcı projelerle karşımıza çıkarak bizi şaşırtmaya başladılar. Uzun süre sonra FPS türünde özgün bir yapım oynama şansını Prey ile yaşadık. Birkaç ay sonra da özgün bir gerçek zamanlı strateji yani Faces of War�ı oynayacağız. 2004 yılında tanıştığımız Heroes of World War II�nin (Hatasıyla böceğiyle kabul ettiğimiz ve bu yüzden pek oynayamadığımız bir oyundu) devamı niteliğinde olan Faces of War�ın dağıtımcılığını Ubisoft, yapımcılığını ise Best Way üstlenmiş durumda. Oyunumuz 1944 - 1945 yıllarında geçmekte ve müttefikleri, Alman ya da Sovyet birliklerini komuta edebilmekteyiz. Yapımda Battle of Bulge ve Normandiya çıkartması gibi tarihi yansıtan görevler yer almakta.

Özgünlük

Nedir Faces of War�ı özgün kılan? Yüzlerce gerçek zamanlı stratejide; kaynak toplama, üs kurma, bina yapma, birim üretme gibi işlerle uğraşırız. Bunlar yetmezmiş gibi birde bütün bu binaların, birimlerin en ufak detaylarına kadar kontrolü bize verilir. İşte Faces of War bu noktada rakiplerinden ayrılıyor. Büyük bir savaşın içinde küçük takımlarımızı yönetiyoruz. Üs kurma, bina yapma, asker üretmek gibi geleneksel gerçek zamanlı strateji öğelerinden uzağız. Bu şekilde sadece askerlerimize ve savaşa yoğunlaşabiliyoruz. Savaş alanındaki yüzlerce adamımızı en küçük detaylarına kadar kontrol etmek yerine, küçük takımlarımızı oluşturan askerleri istersek tek tek, istersek sadece takım komutanlarını kumanda ederek kontrol ediyoruz. Örneğin takım komutanına siper alması emrini verdiğimizde, onun komutasındaki bütün askerler, kendilerine uygun yerler bulup siper alıyorlar. Yine takım komutanına bir hedef gösterdiğimizde diğer askerlerde, yapay zekânın belirlediği metotlarla aynı hedefe yönleniyorlar. Eğer oyunu kolay oynanabilirlik seviyesinde oynayacak olursak, yapay zekâ daha fazla devreye giriyor. Öyle ki siz askerinize bir tanka ateş etmesini istediğinizde o elindeki dandik silahla bunun bir işe yaramayacağını biliyor ve bazukasını kullanıyor.

Oyundaki bütün birimlerimiz tabii ki tek tip değil. Takımlarımızda Commandos�tan alışageldiğimiz üzere farklı yeteneklere sahip askerlerimiz mevcut. Sniper kullanan askerlerimize zor ve kritik hedefleri vurdurturken, bazukacımızla tanklara dehşet salabiliriz. Faces of War�da farklı ateş tipleri de mevcut. Düşmanı gerekirse yoğun bir ateş altına alabildiğimiz gibi, nişan alarak daha verimli mermi kullanarak ateş edebiliyoruz. Bütün askerlerimiz farklı el bombaları kullanabiliyorlar. Hatta herhangi bir askeri, Third Person Shooter misali ok tuşları ile hareket ettirerek ve faremizle ateş ettirerek komuta edebilmemiz mümkün.
Faces of War�da askerlerimizin klasik gerçek zamanlı strateji oyunları aksine birde envanterleri mevcut. Sınırlı sayıda silah ve mermi taşıyabiliyorlar, ancak düşmanlardan düşen mühimmatları da toplayabiliyorlar. Her askerin envanterinde mutlaka olması gereken ilk yardım çantaları da oyunumuzda yerini almış durumda. Askerlerimiz vurulur vurulmaz hemen ölmüyorlar. Hepsinin sağlık barları var belli miktarda vurulduklarında ölüyorlar. İlk yardım paketleri ise tahmin edeceğiniz üzere askerlerimize sağlık veriyor. Bu özellikler oyunu gerçekçilikten biraz uzaklaştırıyor, ama yapımcılarında yapmak istedikleri zaten bu sanırım. Ayrıca yapım boyunca; tank, cip, motosiklet gibi çok çeşitli askeri araçları kullanmamız mümkün. Tek yapmamız gereken içi boş bir araç bulup bir askerimizi ona yönlendirmek.

Yalnız değiliz

Savaşta tabii ki yalnız değiliz. Bizimle beraber aynı amaç için savaşan başka takımlarda yer alıyor ve bunlar çoğu zaman yapay zekâ tarafından kontrol ediliyor. Örneğin demo�daki bir görevde bir plajdan çıkartma yapıyoruz. Bizimle beraber savaşa giden yapay zekâ kontrolünde bir takım daha var. Önümüzde ise tankları ve otomatik silahları ile bizi bekleyen düşmanımız var. Öncelikle biraz ilerleyip bir adamımızı düşman birliklerin yoğunlukla olduğu yere gönderiyoruz. Bu adamımızla düşmanın silah gücünü öğrenip geri dönüyoruz. Sonrasında takımımızla beraber, yok etmemiz gereken bir radara önden yaklaşıp, buradaki düşmanları temizlemeye başlıyoruz. Tam bu sırada diğer takımda savaşa dâhil oluyor. Burada hata yapar da önden saldırmaz, kenardan ya da arkadan saldırırsak radardan kaçan düşmanlar, diğer birliklerin yanına giderek haber veriyor ve görevi bitirmemiz oldukça zorlaşıyoruz. Burayı temizledikten sonra görevi mühendise bırakıyoruz. Mühendis radarı patlattıktan sonra, düşman birliklerinin buraya geleceği yolu sağlı sollu kapatıp, gelen birlikleri çapraz ateşe tutuyoruz. Bu birlikleri de temizledikten sonra düşmanın güç kaynağının bulunduğu yer, bir miktar savunmasız kalıyor ve sürpriz bir saldırıyla buraya giriyoruz. Burada özellikle otomatik silahların başındaki düşmanları, el bombası veya bazukayla temizlememiz gerekiyor. Bütün bunları yaparken tabii ki mühendisi de korumalıyız. Nitekim mühendis ölürse başarısız oluyoruz. Eğer mühendise zarar germeden düşman birliklerini yok edersek, mühendis istediği güç kaynağına ulaşıyor ve bölüm bu şekilde ikincil görevlerle devam ediyor.

Demo�daki ikinci görev ise yukarıda anlattığıma nazaran daha kolay ve daha fazla aksiyon içeriyor. Şehirde geçmesiyle bize farklı bir zevk tattıran bölümde tek yapmamız gereken, önümüze çıkan bütün düşmanları yok etmek. Bütün bunlar sırasında savaş atmosferi gerçekten mükemmel yansıtılmış. Askerlerin panik içerisinde bağırıp çağırması, sağdan soldan vızır vızır geçen kurşunlar, mühendisin askerlere birkaç dakika daha sabretmelerini bağırması; bizi gerçekten bulunduğumuz ortamdan alıp savaşın heyecanına götürüyor.

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 928
favori
like
share