ALMANYA, ACI VATAN

Prof. Dr. Faruk Şen, Türkiyenin ABye girmesini en çok isteyenlerden biridir. Aynı zamanda Türkiye ile Almanya arasında siyasal ve ekonomik araştırmalarıyla köprü görevi üstlenen Türk Araştırmalar Merkezinin başkanlığını yürütüyor. Geçiğimiz günlerde Türk Alman ilişkilerine yaptığı katkı nedeniyle özel bir ödül aldı.

İşte bu Faruk Şen Fransadan başlayan ve Hollandanın da katıldığı anlamlı bir kısmıyla Türkiyeye hayır referandumunun gölgesinde çok önemli açıklamalar yaptı. Gazeteci Yalçın Bayerin aktardığı sözlerden bir bölümünü sizlerle paylaşalım:

Almanyadaki aktif Türk nüfusunun % 31i işsiz durumda. 216 bin Türk işsizlik parası ile yaşıyor. Bir ailenin 4 kişiden oluştuğundan hareket edecek olursak, 860 binin üzerinde Türk, yaklaşık 1.000 Euro ile geçinmek zorunda kalıyor.

Bunun yanısıra, Almanyada 230 bin Türk emekli statüsünde. Emekli maaşı 550 Euro civarında. Bunları da iki kişilik haneden sayarsak 460 bin kişi çok az gelirle yaşıyor demektir. Böylece Almanyada yaşayan Türklerin % 30u fakirlik sınırının altında, % 35lik bir grup da her geçen gün daha da fakirlik sınırına yaklaşıyor. Türklerin artık eski güçlü durumları ortadan kalkıyor.

Faruk Şenin açıklamalarına şu önemli değerlendirmeyle son verelim:

Bizim araştırmalarımıza göre, yavaş yavaş geri dönüş eğilimi ağır basmaya başladı. İşsizlikten dolayı Almanyadan dönecekler için Türkiye şimdiden uyum konusunda hazırlıklar yapmalıdır.

Evet, Almanyayı yakından tanıyan bir profesörün, Faruk Şenin açıklamaları bunlar.

Görüyorsunuz işte, sözcüğün tam anlamıyla Almanya acı vatan!

İçimizdeki kara sevdalı ABciler milleti kandıra dursun, Avrupanın en ileri ülkesi Almanyada deniz bitmiş durumda. Oradaki Türkler yurda dönebilmenin hesabını kitabını yapıyorlar.

Kendi gözlem ve araştırmalarımızdan da biliyoruz ki Almanyada yaşayan Türkler zor durumda. Sosyal baskılar, eğitimde yurttaşlarımızın çocuklarına yapılan gerizekalı muamelesi, kültürel farklılık, polis zorbalıkları ciddi sıkıntılar oluşturuyor. Ama ekonomik gerekçelerle bunların üstüne bir bardak su içebiliyordu işçi kardeşlerimiz. Ama şimdi o da değişti.

Türkiyedeki evini barkını satarak oralarda tutunmaya çalışıyorlar. Ama bunun boşuna bir çaba olduğunu ve kum saatinde geriye işlediğini görüyorlar. Bir furya halinde Alman vatandaşlığına geçmenin bir nedeni de buydu aslında. Yani yurttaşlarımız düşünüyorlar ki Alman uyruğuna geçersek çifte standart kalkar, karnımızı doyurabiliriz. Ama bu da işe yaramadı. 61 milyon seçmeni olan Almanyada 500 bin Türk seçmen olabilmek o kadar da önemli değil. Türke ve "öteki"ne bakış açısının bir ideolojik tercihe dönüştüğü Almanyada bu rakam rahatlıkla es geçilebilir. Onlar da bunu yapıyorlar.

Dikkat ederseniz siyasal partilerde bir noktaya gelen Türk kökenli politikacıların hiçbirinin, Türklükle ve Türkiye'yle ilgisi yok. Simgesel olarak oralardan tutulan, bakın Türkleri nasıl değiştirdik söylemi için reklam edilen adlar, hepsi o kadar. Yani Türk olarak, Türk Belediye Meclisine ya da Parlamentoya girmiyorlar. Türk olarak kalamadıkları için yükseliyorlar. O da zaten 2yi, 3ü geçmiyor.

İşte bu koşullar altında acı vatan Almanyadaki yurttaşlarımız bugün Türkiyeye, büyük kitleler halinde dönmüyorsa bunun nedeni psikolojiktir. Bir yandan aile bireylerinin tümü ortak bir dönüş kararı alamıyor. 3. kuşak dönüş için ikna edilemiyor. Bu da parçalanmış aileler anlamına geldiği için, annebaba mecbur Almanyada çocuğunun başında bekliyor. Kısaca yurttaşlarımız, sakal bıyık meselesinden dolayı dönemiyorlar. Ama bu dönüşü tetikleyecek bir şey olursa emin olun hepsi soluğu Türkiye de alacaktır.

***

Şimdi ve bu koşullar altında sormak gerek:

AB yi hala bir umut, bir zenginleşme kapısı olarak göstermeye, bu yalandan siyaseti üretmeye kimsenin hakkı var mıdır? Ya da olmalı mıdır?

Kendisine bakamayan, ülkesine davet ettiği Türk işçisini işsiz ve aç bırakan Avrupa, 70 milyon Türk e kapılarını mı açacak?

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 497
favori
like
share