ehli beyti sevmenin önemi

Rasulüllah (s.a.v) buyurdular ki: "Nimetleriyle sizi beslediği için Allah'ı sevin. Beni de Allah sevgisi için sevin. Ehl-i Beytimi de benim sevgim için sevin." (Tirmizi, Menakıb)

Şu ayet indiği zaman, (mealen): "Sana bu ilim geldikten sonra, kim seninle bu hususta mücadele edecek olursa de ki: 'Gelin, çocuklarımızı ve çocuklarınızı, kadınlarımızı ve kadınlarınızı, kendinizi ve kendimizi çağırıp toplanalım, sonra niyaz edelim ki, Allah'ın laneti yalancılar üzerine olsun!" (Al-i İmran 61)

Rasulüllah (s.a.v) Ali'yi, Fatıma'yı Hasan ve Hüseyin (r.a)'i çağırdı ve: "Allah'ım, bunlar da benim ehlim (ailem)" buyurdu. Tirmizi. Ümmü Seleme (r.anha ) Ben Rasulüllah (s.a.v)'ın evinin kapısında iken şu ayet nazil oldu: "...Ey peygamber ailesi! Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor..." (Ahzab 33). Evde Rasulüllah (s.a.v), Ali, Patıma, Hasan ve Hüseyin vardı. Onlara bir örtü bürüdü ve: "Allahım, işte bunlar benim ehl-i bey-timdir, bunlardan günahı gider ve bunları kirlerden tertemiz kıl" buyurdu. Ben atılıp: "Ey Allah'ın Rasulü! Ben ehl-i beyt-ten değil miyim? dedim. Bana: "Sen (yerinde dur, sen zaten) hayırdasın, sen Rasulüllah'in zevcesisin" diye cevap verdi. (Tirmizi)

Rasulüllah (s.a.v), üzerinde siyah (yünden) nakışlı bir kumaş olduğu halde sabahleyin (evden) çıktı. O sırada Hasan geldi, onu örtünün altına soktu. Sonra Hüseyin geldi onu da soktu, sonra Patıma geldi, onu da soktu. Sonra Ali geldi onu da örtünün altına soktu. Sonra da: "Ey Ehl-i Beyt Allah günahlarınızı giderip sizi tertemiz yapmak istiyor' (Ahzab 33) buyurdu. (Müslim)
Kuran.tv

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 468
favori
like
share
Mekzun Tarih: 21.10.2010 10:27
ABA HADİSİNDE EHLİ BEYT

Şeyh Abdullah Behrani, kendi senediyle sahabenin büyüklerinden olan Cabir İbn-i Abdullah-i Ensarî’den şöyle rivayet etmiştir: Rahman ve Rahim Allah’ın adıyla. Resulullah’ın (s.a.a) kızı Fatıma’nın (s.a) şöyle buyurduğunu duydum:

"Bir gün babam Resulullah (s.a.a) benim evime geldi ve: “Es-selamu aleyki ya Fatıma” (sana selam olsun ey Fatıma). dedi. Ben: “Aleyke’s-selam” dedim. (Babam Resulullah): “Vücudumda bir bitkinlik hissediyorum” dedi. Ben: “Allah seni bitkinliğe karşı korusun” dedim. Sonra: “Kızım, Yemen malı olan abâyı getir ve benim üzerime ört” dedi. Ve ben o abâyı getirip üzerine çektim. Bu sırada onun yüzünün dolunay gibi parladığını gördüm.

Biraz geçmeden oğlum Hasan da geldi ve: “Es-selamu aleyki ya ümmah” (yani sana selam olsun ey annem). dedi ve ben: “Aleyke-s selam ey benim gözümün nuru ve kalbimin meyvesi” dedim. O: “Anne! Ben burada bir güzel koku hissediyorum; bu koku ceddim Resulullah’ın (s.a.a) kokusuna benziyor” dedi. “Evet, ceddin kisânın (abânın) altındadır” dedim. Hasan abâya doğru giderek: “Es-selamu aleyke ya ceddah. Ey Resulullah, benim de abânın altına girip senin yanında bulunmama izin verir misin?” dedi. Peygamber (s.a.a): “Aleyke-s selam ey benim çocuğum ve havuzumun sahibi, evet izin veriyorum” dedi. Hasan da Peygamber (s.a.a) ile birlikte abânın altına girdi.

Az geçmeden oğlum Hüseyin içeri girdi ve: “Es-selamu aleyki ya ümmah (ey anne).” dedi. Ve ben: “Aleyke-s selam ey benim oğlum ve güzümün nuru ve gönlümün meyvesi” dedim. Hüseyin: “Anne, ben burada bir güzel koku hissediyorum; ceddim Resulullah’ın kokusuna benziyor” dedi. “Evet, dedim, ceddin ve kardeşin abânın altında bulunuyorlar” dedim. Hüseyin abâya doğru yaklaşarak: “Es-selamu aleyke ya ceddah, Es-selamu aleyke ya menihterahullah (sana selam olsun ey büyük babam, sana selam olsun ey Allah’ın seçkin kıldığı kimse). Benim de sizinle beraber abânın altına girmeme izin verir misiniz?” dedi. Peygamber (s.a.a): “Aleyke’s-selam ey evladım, ümmetimin şefaatcısı, evet izin verdim. diyerek karşılık verdi.” Hüseyin de kisânın altına girdi.

Bu esnada Ebu-l Hasan Ali İbn-i Ebu Talib (a.s) geldi. Ve: “Es-selamu aleyki ya binte Resulullah” dedi. (Yani, sana selam olsun ey Resulullah’ın kızı.) Ben de: “Aleyke’s-selam ya Ebe-l Hasan ve ya Emir-el Müminin” diye cevap verdim. Sonra: “Ben burada güzel bir koku hissediyorum; bu koku amcam oğlu ve kardeşim Resulullah’ın kokusuna benziyor” dedi. “Evet” dedim. “Peygamber, çocuklarınla birlikte kisânın altındalar.” Ali de abâya doğru ilerleyip: “Es-selamu aleyke ya Resulullah. Benim de sizinle birlikte kisânın altına girmeme müsaade eder misiniz?” dedi. Resulullah (s.a.a): “Ve aleyke’s-selam ya Ali ve ya vasiyyi ve halifetî ve sahib-e livaî. (Yani, sana da selam olsun ey benim kardeşim ve ey benim vasim ve halifem ve bayraktarım.) Sana da izin verdim.” buyurdu.

Sonra ben abâya doğru geldim ve: “Es-selamu aleyke ya ebetah, ya Resulullah (yani, sana selam olsun ey babam, ey Allah’ın Resulü), acaba benim de sizinle birlikte abânın altında olmama izin verir misiniz?” dedim. Resulullah (s.a.a): “Ve aleyki’s-selam ya bintî veya biz’atî ve ezintu leki (yani, sana da selam olsun, ey benim kızım ve ey benim vücudumun bir parçası, sana da izin verdim)” diyerek cevap verdi.

Ben de abânın altına girdim. Hepimiz abânın altına toplandığımızda babam Resulullah (s.a.a) abânın iki yanından tutup sağ eliyle göğe taraf işaret ederek dedi ki:

"Ey Allah’ım bunlar benim Ehl-i Beyt’im ve benim özel yakınlarımdır. Bunların eti benim etimdendir ve kanları benim kanımdandır; bunları inciten şey, beni de incitir ve bunları üzen beni de üzer. Ben bunlarla savaşanlarla savaşırım ve bunlarla sulh içinde olanlarla sulh içindeyim; bunların düşmanlarına düşmanım ve bunları sevenleri severim; bunlar hakikaten bendendirler ve ben de bunlardanım; Allah’ım, kendi rahmet ve bereketini, ihsan ve bağışını bana ve bunlara indir ve bunlardan her türlü pisliği gider ve bunları tertemiz kıl."
Allah (azze ve celle) buyurdu ki: "Ey benim meleklerim ve ey göklerde bulunanlar, bina edilmiş gökyüzünü ve döşenmiş yeryüzünü ve aydınlatan ay ve ışık saçan güneşi, dönen her feleki (gezegeni), akan denizi ve dolaşan gemiyi,sadece kisânın altında olan bu beş kişinin muhabbeti için yarattım.

Cebrail-i Emin: “Ya Rabbî, abânın altında bulunanlar kimlerdir?” diye sordu.

Allah (azze ve celle): “Onlar, Peygamberin Ehl-i Beyt’i ve risaletin madenidirler; onlar, Fatıma ve babası ve kocası ve çocuklarıdır.” buyurdu.

Cebrail: “Ya Rab, yere inip onların altıncısı olmama izin verir misin?” dedi.

Allah (Teala): “Evet izin verdim” dedi.

Bu vakit Cebrail-i Emin de yere indi ve:

“Es-selamu aleyke ya Resulullah (selam olsun sana ey Allah’ın Resulü), yücelerin en yücesi olan Yüce Allah sana selam gönderiyor, güzel tebrik ve ikramını sana sunuyor ve sana buyuruyor ki:

“İzzet ve celalime andolsun, ben bina edilmiş gökyüzünü ve döşenmiş yeryüzünü ve aydınlatan ayı ve ışık saçan güneşi ve dönen her feleki (gezegeni) ve akan her denizi ve dolaşan her gemiyi sadece sizin hatırınız, sizin muhabbetiniz için yarattım.”

Allah Teala benim de sizinle birlikte olmam için izin verdi. "Ya Resulullah, sen de izin veriyor musun?” dedi.

Resulullah şöyle buyurdu: “Ve aleyke’s-selam ya emine vahyillah, innehu na’am kat ezintu lek (yani sana da selam olsun ey Allah’ın vahyinin emini, evet sana izin verdim.”

Bunun üzerine Cebrail de bizimle birlikte abânın altına girdi ve babama dedi ki: "Allah size şöyle vahyetmiştir: Gerçekten Allah istiyor ki , siz Ehl-i Beyt’ten her türlü pisliği gidersin ve sizleri tertemiz kılsın.”

Bu sırada Ali: “Ya Resulullah, bizim bu abânın altında oturmamızın Allah indindeki fazileti nedir?” diye sordu.

Peygamber şöyle buyurdu: “Beni hak olarak peygamberlikle gönderen ve insanların kurtarıcısı olarak beni risaleti için seçen Allah’a andolsun ki, bizim bu haberimiz (böylece kisânın altında toplanmamızla ilgili olay), yeryüzünde içerisinde takipçilerimizden ve dostlarımızdan bir topluluğun bulunduğu herhangi bir toplantıda söylenecek olursa, onlar dağılıncaya kadar mutlaka onlara rahmet iner ve melekler onların etrafını sarar ve onlara Allah’tan bağış dilerler.”
Ali: “O halde Allah’a andolsun ki, biz saadete kavuştuk ve Kâ’be’nin Rabbine and olsun ki, bizim takipçilerimiz de mutluluğa kavuştular.”
Tekrar Peygamber: “Ey Ali, beni hak üzere peygamber olarak gönderen ve insanların kurtarıcısı olarak risaleti için beni seçen Allah’a andolsun ki, bizim bu haberimiz bizim takipçilerimizden bir topluluğun bulunduğu herhangi bir mecliste söylenirse ve onların içerisinde müşkülü olan birisi olursa onun müşkülünü Allah mutlaka giderir; onların içerisinde gamlı biri olursa Allah onun gamını bertaraf eder ve onların içerisinde bir ihtiyacı olan olursa Allah onun ihtiyacını giderir.” dedi.

Bunu duyunca, Ali: “O zaman Allah’a andolsun ki, biz mutluluk ve saadete kavuştuk ve Kâ’be’nin Rabbine andosun ki bizim takipçilerimiz de dünya ve ahirette mutluluk ve saadete kavuştular” dedi.

_________________________________________________________________

KAYNAKLAR:
1. Abdullah el-Behrani “Avâlim’ül Ulûm vel-Meârif” C.11, S.635-642
2. Allame Turayhi, “Müntehab-ül Kebir” S.359 Lübnan Bas.
3. Fahrettin et-Turayhi (Ö.1085) “el-Müntehab Fi Cem’il Merâsi vel-Hutab” C.2, S.253-255 1.Bas.eş-Şerif er-Radıy Menşuratı.
4. Şeyh Keni “Nûr-ul Afâk” S.4 Tahran baskısı.
5. El-Meraşi Et-Tüsteri “Şerh-i İhkak-ul Hakk ve İzhâk’ul Bâtıl” c.2, s.555-557
6. Şeyh Abbas Kummi “Mefâtih’ül Cinân” S.382-384
7. Eş-Şeyh eş-Şerifi “Kelimât’il İmam’il Hüseyin” S.51-53
8. Seyyid Murtada Hüseyni “Hz.Fatıma’nın Faziletleri” S.140-153
9. Eş-Şeyh Muhammed Fadıl el-Mesudi “Esrâr’ül Fatimiyye” S.183-184
10. El-Hâc Hüseyn eş-Şâkiri “Mines Siyret Hadrat Fatima Aleyhesselâm” S.40-47 H.1420 1. Bas.
11. Hüseyn eş-Şâkiri “Men Hüve İmam Zemânek” S. 93-99 H.1418 1. Bas.
-----------------------------------------------------
NOT: [url]http://www.elgadir.com[/url] sitesinden alınmıştır.
Mekzun Tarih: 21.10.2010 10:19
Ehl-i Beyt Günahlardan Masumdur

Allah (cc) Kuran’ı Kerim’de Ehlibeyti tüm günahlardan masum kılmıştır. "Allah, ancak ve ancak siz Ehlibeyt'ten her türlü çirkinliği defetmeyi ve sizi tertemiz kılmayı diler." (Ahzab 33) Kuran’ı Kerim’de ki bu ayet Ehlibeyt’in tamamen günahlardan masum olduklarına delildir. Bazı kesimler Ehlibeyt’i bizim gibi beşer olarak kabul edip onların hata yapıp günah işleyebileceklerine inanmaktadır. Biz Aleviler kesinlikle başta Hz. Muhammed (s.a.a.v) olmak üzere Hz. Fatıma (a.s) ve on iki imamlar (a.s)’in tümünün günahlardan masum olduklarına inanırız.

Dediğimiz gibi bir kesim, peygamberin bile günah işleyebileceğine inanmaktadır. Oysaki Kuran’ı Kerim’in bazı ayetlerini görmezden gelen bu kişiler Muaviye’nin siyasetini gütmektedir. Peygamberimiz hakkında Allah (cc) şöyle buyurmaktadır: “Battığı zaman yıldıza and olsun ki, arkadaşınız (Muhammed) sapmadı ve batıla inanmadı; o arzusuna göre konuşmaz.” ( Necm 1-3) Arzusuna göre konuşmayan peygamber, ayetin devamında bakın nasıl konuşmakta: “o (bildirdikleri) vahyedilenden başkası değildir.” (Necm 4)

Konuştuğu her şey vahiy (1) olan peygamberin hata yaptığını düşünmek büyük bir iftiradır.

Muaviye döneminde uydurulan bir sürü hadis nedeniyle ehli sünnet inancında böyle bir düşünce hakimdir. Oysaki bu ayeti kerime peygamberin tüm sözlerinin vahiy olduğunu kanıtlamaktadır. Zaten günah işleyebilecek birinin peygamber olması düşünülemez.

Şimdi ilk ayete, Ahzab suresini 33. ayetine dönelim.Bu ayette Allah (cc) Ehlibeyti tüm günahlardan ve pisliklerden arındırmak istemiştir. Bu, Allah (cc)’nin yapmak istediği şeydir ve yaratıcının yapmak istediği şey zaten olmuştur. “inneme emruhu İze erde şey en en yekule lehu kün feye kün” (O’nun emri, bir şeyi dilediği zaman, ona ancak “Ol” demesinden ibarettir. O da oluverir.) (Yasin 82) Bu Allah (cc)’nin iradesidir. Yaratıcının iradesi şu an mevcuttur. O bir şeyin olmasını istemişse o şey zaten olmuştur.
“ Savvan bin Yahya şöyle rivayet etmişti: Ebu’l Hasan (Ali b. Musa) (as)’a dedim ki: Bana Allah’ın irade etmesiyle kulların irade etmesinin anlamını anlat. Buyurdu ki: kulların iradesi, kalple gerçekleşen dileme ve bundan sonra tezahür eden fiildir. Allah’ın iradesi ise bir şeyi meydana getirmesidir, başka değil. Çünkü Allah düşünmez, yeltenmez ve tefekkür etmez. Bu sıfatlar açısından olumsuzlanır, (nefyedilir) bunlar kulların sıfatlarıdır. Dolayısıyla Allah’ın iradesi fiildir, bundan başka bir şey değildir. Bir şeye lafızsız, dil ile konuşmasız, yeltenmesiz ve tefekkürsüz “ol” der, o da oluverir. Bu oluşun keyfiyeti olmaz.. Nitekim Allah’ın keyfiyeti yoktur.”
Eğer yaratıcı onları tertemiz kılmak istemişse; tertemiz kılmış, yaratıcının iradesi olmuştur. Bunu bir kesim kabul etmese de yaratıcı Ehlibeyt’i pak ve tertemiz yaratıp, günahlardan masum kılmıştır. Nitekim ehlisünnet kitaplarını incelediğimizde karşımıza çıkan hadisler, bu inancımızı kanıtlamaktadır: İmam Ali’den naklen Resulullah (saa) şöyle buyurdu: “Allah biz Ehlibeyt’ i, zahir ve batin her tür çirkinlikten (günahtan) temizledi ve arındırdı.” (2)

Tathir ayeti(Ahzap 33), Ehlibeyt'ten; günah ve hatalardan ibaret olan her türlü kötülük ve çirkinliği gidermeyi gerektiriyor; çünkü en güçlü hasr edatı olan "innema" kelimesiyle temizlenme ve her türlü kötülüğü giderme iradesini belirtiyor.

Zemahşeri diyor ki: Günahtan temizlenme ondan münezzeh kılmaktır. (3)

Râzi diyor ki: -Tathir ayetindeki "li yuzhibe enkum'ur rics", yani sizden günahları defetmeyi diler. (4)

Ve yine kendi senediyle Said b. Kutade'den şöyle rivayet ediyor: "Allah, ancak ve ancak siz Ehlibeyt'ten her türlü çirkinliği defetmeyi ve sizi tertemiz kılmayı diler" ayetindekiler, Allah'ın kendilerini her türlü kötülükten temizleyip rahmetine has kıldığı bir Ehlibeyt'tir. (5)

İbn-i Atiyye'nin şöyle dediği rivayet edilir: -Tathir ayetinde geçen- rics; günah, azap, necisler ve noksanlıklar için kullanılan bir isimdir; Allah bütün bunları Ehlibeyt'ten gidermiştir. (6)

Dolayısıyla, Tathir ayeti, bu ileri gelenlerin açıklamaları gereğince Ehlibeyt'in masumiyetini, Allah Teala'nın onlardan günahları ve hataları giderdiğini ve her türlü günahtan temizlediğini kanıtlamaktadır.



- - - - - - - -

1-Vahiyin inanışına göre bir düşüncenin ya da bir buyruğun tanrı tarafından peygambere bildirilmesi, içine doğdurulması.

2 -Yenabiul mevedde (Sayfa: 244)

3 - Esas-ul Belağat - Zemahşerî- "tuhr" kökü, Beyrut-Dar-ul Fikr basımı.

4 - Tefsir-ul Kebir, c.25, s.29.

5 - Tefsir-ut Taberi; c.22, s.5.

6 - el-Muharrer-ul Veciz fi Tefsir-il Kitab-il Aziz -İbn-i Atiyye-i Endulusî, c.13, s. 72, Miknas'ta Meclis-i İlmi incelemesi. 4,5,6: Tahrim Suresi, 4. ayet.

______________________________


(NOT: [url]http://www.aleviyyun.com[/url] sitesinden alınmıştır.)
paye Tarih: 04.07.2009 11:19
paylaşım için teşekkürler