Deneme Örneği - Yazarak Ölmek - Deneme Yazısı
YAZARAK ÖLMEK - Salah Birsel

Kendimi alıp da yazımın ortalık yerine oturttum mu, denemem başlamış demektirBu, boyuna kendimden açacağım,boyuna kendi fotoğraflarımı dağıtacağım anlamına gelmezDoğrusunu söylemek gerekirse, kendimi yazının içinde bir paravAnın arkasına gizler,denemeyi oradan yönetirim Böylece hem yüzümün mostrasını okurlardan kaçırmış olurum, hem de sonunda afra tafra satmaya varacak olan kendi düşlerimi, kendi vızvızlarımı arka planda tutarımGerçekte olayların seçilmesinde ben yine ortalardayımOnların kimilerini denemeye buyur eder, kimilerini de dehlerimBu da benim neyi yeğlediğimi, neyi de kendimden uzak tuttuğumu belli eder

Ben denemeyi şiir yazar gibi yazarımOna hiçbir artık söz eklememHiçbir yerini de eksik-gedik bırakmamİlkin okurlara bir selam sarkıtır, sonra konuya girer, onu geliştirip yayıncak da paydos zilleri çalmaya başlarımZiller sona ererken de denemeyi bitirmiş olurumAralıkta yazımı soluklandırmak için çizgiler, parantezler açarım

Çokluk da önemsediğim şeyleri bu iki parantez iki çizgi arasına yerleştiririmGelin görün ki, kimi zaman istediğim açıklamayı yazıya katamam "Hançerova" denemesinde böyle bir şey olmuşturStendhal'in Kırmızı ve Siyah romanından açarken, Bayan Renal'in, sevgilisi Julien'in ölümünden üç gün sonra çocuklarını severken anmısdan öldüğü üzerinde durmuştum

Flaubert'in Madam Bovary'sinde de Emma'nın ölümünden sonra çokça tutkun olan kocası Charles Bovary de pattadak ölüverirBen bu benzeyişi de denemeye kaydırmak istedimAma ne yaptım, ne ettimse üstesinden gelemedimDiyeceğim, denemenin bir mantığı vardırÇokluk bu mantığın tutsağı olursunuzRomanda romanın, şiirde şiirin mantığına tutsak olduğunuz gibi

Unutmadan, ben sözcük ardından koşan bir yazarımBir sözcük hokkabazıyımSanırım, her sanatçının yapması gereken ilk iş de budurSözcükleri sevmekKafan ve düşüncen ne olursa olsun, sözcükleri seveceksinBenim şiirimden de sözcükleri ne denli sevdiğim anlaşılabilirBen Şiirin İlkeleri'ni de sözcükleri tartarak, onlara beden eğitimi yaptırarak yazdım1947'den 1952'ye değin, tam beş yılda yazdım onu

O kitaptaki ilkelerin bir bölüğü de denemedirZaten benim kafam hep denemeye çalışırDört Köşeli Üçgen adlı romanım da bir denemedirYani yazdıklarımda kolayca şiirden romana, romandan denemeye, denemeden günlüğe geçilirAralarında hiçbir duvar, hiçbir çit yokturNe ki gelecek, denemenindirRomanlar de gelecekte, tam bir denemeye dönüşecektirBunun ilk işaretini Aldous Huxley Cesur Yeni Dünya, George Orwell de 1984 ile vermiştirDenemelerimin kahve söyleşileri gibi daldan dala konmasını ve başladığı yerde değil, başlamadığı yerde bitmesini severim

Bunu her zaman başardım diyememBiraz önce adını andığımız "Hançerova" böyle bir patak olay ile başar1878 yılında Tarik gazetesi başyazarı Lastik Sait Bey Tercüman-ı Hakikat'te yayınlanan iki şarkının Ahmet Mithat Efendi'nin elinden çıktığını sanmış ve onları kendi gazetesinde saraka etmiştirAraya da Efendi'nin özel yaşamıyla ilgili iğneler sokuşturmuşturBuna sinirlenen Efendi de Babıâli Caddesinde çevirdiği sarakacıya dört dörtlük bir kötek çeker

Bu olay, yirmi yıl sonra Lastik Sait'in Ahmet Mithat'a yazılı bir saldırısını da ardından sürükleyecektirBu kez gündemde klasikler tartışması vardır Lastik Cenapları,Corneille (in Le Cid tragedyasının) Ahmet Mithat eliyle makaslanarak ve düzyazıya çevrilerek yayınlanmış olmasına öfkelenmiştirEfendi'nin şair olmadan şiir çevirmesine ise iyisinden içerliyordurCorneille'in kitabı Türk okurlarına Cid'in hulasası adıyla bağışlanmıştır

Biz bunu okurlarımıza fısladıktan sonra oyunda sözü edilen Kral Ferdinand'ın kızı Dona Urraca'nın Don Rodrigue için çarpan yüreğini de deneme tahtamızın üstüne gerdikKral kızının aşkı Stendhal'in Kırmızı ve Siyah'ındaki Mathilde'in Julien Sorel'e olan sevdasını çağırdıO da Julien'in ilk göz ağrısı Bayan Renal'e göz kırptı

Derken Stendhal'in gençlik serüvenleri de sıraya girdiDaha sonra laf, dönüp dolaşıp Stendhal'in İtalya Öyküleri'nde sergilediği Prenses Vanina ile Castro Rahibesinin aşklarına dayandıNeşterimizi onların üstünde de gezdirince Alain Fournier'in adsız Köşk'üne yöneldikOnunda da ağzının payını verdikten sonra sözü Orhan Kemal ile Necati Güngör'ün öykülerinden geçirdikEn sonunda Rousseau'nun aşk yüzünden fıtık olduğunu söyleyerek denememizi bitirdik

Gerçekte, Rousseau üzerine verdiğimiz bilgi bir anahtar tümcedirDeneme de bu anahtar tümce için yazılmıştırHemen hemen her denemede böyle ışıldaklar vardır"Kurutulmuş Felsefe Bahçesi"ndeki anahtar tümce de Şarlo'nun annesinin, parasızlıktan davulu yarılsa da her Cumartesi bir penilik şebboy almadan eve gelmediğini belirten tümcedirBir anahtar da "Posta Tatarı" denemesinde vardırO da Tolstoy'un Çehov'a fısladığı bir sözdür: "Bilirsiniz Shakespeare'i sevmemAma sizin oyununuz, aziz Anton Pavloviç, onunkilerden de kötü"

Eşref'in: "Ey vatan ver elini sıkayım, elimizden gidiyorsun, adiyö" dizeleri de bir anahtardırAma onun girişini şimdiye değin hiçbir denemeye yaptıramadımSizin anlayacağınız her gün yeni yeni fişler, yeni yeni konular bulup buluştururumAltı ay önce Abdülhak Hamid'in Zeynep adlı oyunu geçti elime Oyunun arkasında Hamid'in kız kardeşi Mihrünnisa Hanıma yazdığı bir mektup da var

Mektupta diyor ki: "Bu yazdığım eser bir duygu veya düşünce kitabı mıdır?Bunu anlamak için kitabımı Recaizade Mahmut Ekrem'e verdim" Şimdi burada birçok konu vardırBunlardan biri Hamit gibi bir adamın yapıtını bir eleştirmene göstermesi ve onun iyi ya da kötü olduğunu o eleştirmenden gelecek yanıta göre saptamayı düşünmesidir

Burada bir denemeci için ilginç olan yan da, bir yazarın ne kadar büyük olursa olsun kendine güvenmeyişidirİkinci bir konu da Recaizade açısından ortaya çıkıyorÇünkü Hamid'in sözleri Recaizade'nin çağındaki sanatçılar üzerinde olumlu bir etkisi bulunduğunu açığa çıkarıyorYani her fiş bir denemeye yol açabilirKimi zaman da bir çok fiş bir araya gelerek denemeyi gün ışığına çıkarırlar

Deneme bir de bilgiDenemeci istese de, istemese de, yazısından birtakım bilgiler fışkırırYazar sadece gördüklerini, duyduklarını ve okuduklarını yazar Bu da bilginin ta kendisidirEn büyük bilgi kitabı ise yaşamdırYaşam yazarın önünde hasırcı arnavut karpuzu gibi koskoca ve dopdolu dururYazarın onu kütletmesi, kütürdetmesi için bıçağı eline alıp yüreğine saplaması yetişirŞimdi geldik mi kendimizi terazilemeye

Benim için en değerli şey insan sevgisi, sanat sevgisidirDenemelerimde onları boyuna sahneye çıkarırımAralıkta zorbaların, diktatörlerin yüzlerine kir düşürmeye de büyük özen gösteririmHer zaman üstünde durduğum bir sanatçı vardır:ProustTıknefesin tekiOdası,nemi çeksin diye mantar tabakalarıyla doludur

Odasına kapanır, yatağına kurulur, yazılarını orada yazarKimi zaman, iki gün, yerinden kıpırdamadığı olurDışarıda, kapının önünde de yardımcısı bayan Celeste'in yüreği, "Mösyö Proust öldü mü, ölmedi mi?" diye - çağrılmadan içeriye girmesi kesinlikle yasaktır - ağzıyla göğüs kafesi arasında mekik dokurProust,16 ciltlik Geçmiş Zaman Ardında'yı bitirdikten sonra: "Artık ölebilirim" demiştirÖyle de olurRomanın son noktasını kondurunca avucundaki can kuşunu da uçururBu, insana inanılmaz görünürAma gerçek sanatçı budurYarattığı şey kendi yaşamından önce gelir

Giderek, deneme bir de biçem demektir

Biçem, yani üslup yoksa, deneme de yoktur

Üslubun tanımı da şudur:yazarak ölmek

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 8008
favori
like
share