Diyarbakır Mekke Ve Medine'den Sonra En Çok Peygamber Ve Sahabe Barındıran Yer

Diyarbakır da 7 peygamber mezarı,541 sahabe,Muhyittin-i Arabinin arkadaşı Halvet baba,Ulu camii (Harem-i şerif),Ashab-ı Kehf mağarası, 2 peygamber makamı (Hz Yunus ve Hz.Züilkifl) bulunmaktadır.
Fisk kayası Hz.Yunus'un makamıdır.Hz.Zülkifl peygamber makamı da Erganidedir.
Diyarbakır Türkiyede inanç turizminin emsalsiz birinci merkezidir.Ortadoğu açısndan da en önemli merkezlerdendir.Ülkemiz ve tüm dünya müslümanlarının hacdan sonra ziyaret edeceği en önemli mekanlardan birisi Diyarbakırdır:

1.Peygamberimiz(SAV) arkadaşları olan 27 sahabe Diyarbakırda yatmaktadır.Bu rakam Mekke ve Medineden sonra üçüncü sayıda sahabenin yattığı yer özelliğidir.Mevlana Halid-i Bağdadi eserinde ise ayakların basamayacağı kadar şehid sahabeden yani yüzlerce şehid sahabeden bahseder. Mevlana Halid ' şühedadan ayak basacak yer bulamadım 'demektedir.27 sahabenin ismi ise salnameden alınmıştır.İyaz bin Ganem komutasındaki ordu 27 Mayıs 638'de şehri fethetmiştir.İlk etapta 40 şehit verilmiştir.27'si Hz.Süleyman isimli bölgededir.13 şehit şehrin farklı yerlerinde şehit olmuştur.)Örneğin Mirisyap hazretleri,Sahat bin Vakkas gibi) Iyaz bin Ganem Sultan Sasa'ya 500 sahabe yardımcı vererek başka yerlere gazaya devam etmiştir.Yani Diyarbakır'da ayrıca 500 sahabe daha bulunmaktadır.(Bu durumda Diyarbakır'da 541 sahabe yatıyor demektir).Ancak bu rakam asgari bir rakamdır.Mevlana Halid Bağdadi'nin Farsça yazılı divanında geçen yukarıdaki ifadeyi gözönüne alırsak Hz.Süleyman mevkiinde 27 sahabe değil ayakların basamıyacağı kadar şehid cümlesine uygun olarak yüzlerce sahabe anlamı çıkar.Buna Sultan Sasa ve 500 sahabeyi de katarsak yaklaşık 700-1000 arası bir şehit sahabe anlamı ortaya çıkar.

Hz.Süleyman camiinde yatan sahabe isimleri Hz.Halidbin Velidin oğlu Hz süleyman,Hz.Rıdvan,Hz.Mesut,Hz.Beşir,Hz.Hamza,H z.A mr,Hz.sabe,Hz sabit 2 Hz.Zeyd,2 Hz.Halid,Hz.Numan, 2 Hz.Muhammed,3 Hz.Abdullah,2 Hz.Hasan,Hz.Ka'b-Zişan,Hz.Fudayl,Hz.Malik,Hz.Fahr,Hz.Ebul Hamd,Hz.Ebu Nasr,Hz.Mugire(RA)

Ayrıca Diyarbakırda yatan sahabe isimleri olarak Diyarbakır salnamelerinde Sultan Sasa,Malik Eşter,Sarı Saltah ,Sultan Şucauddin,Arakein-i Mazenderi hazretleri de vardır.


Fiskayası ise Hz.Yunus(AS) makamıdır.

Yunus Peygamber Diyarbakır kalesinde yedi yıl oturmuştur.(Çukurova Ün.Türkoloji araştırmaları merkeziMehmet Yardımcı)

Fis kayası Hz.Yunus'un 7 sene kaldığı bir mekandır.Hz.Yunus önce Musullulara tebliğde bulunmuş cevap alamamış,Diyarbakır'a gelmiştir.Hüsnü kabul nedeniyle de Diyarbakır'a duası vardır.(Yakut-u Hamevi:Mücem ül Buldan ve Abdülgani Fahri Bulduk:Ceziretül arabın muhtasar tarihi) Basri Konyariyarbakır Tarihi.1936



2. Eğil ilçesi tarih içinde de önemli bir yer işgal etmiş olup, Hz. Elyesa,Hz Zülkifil peygamber ve Hz. Harun-u asefi(AS) mezarları bulunmaktadır. 3 din için de bu peygamberler son derece değerlidir.Kur'an-ı Kerimde Enbiya-85'de Hz.Elyesa, Enbiya 85-86 ve Sad-48'de Zülkifl (AS), Neml-18'de Harun Asefi veya Cebrail'den bahsedilmektedir.

Eğilde türbelerin olduğu yerde iki peygamber yatmaktadır.

Eğilde türbelerin olduğu yerde ikisi peygamberbiri peygamber katibi olmak üzere ziyaret edilen Üç mekan bulunmaktadır.Ayrıca ilçe girişine nebi Helak yatmaktadır

Hz.Elyesa ve Zülküfl peygamber,Harun Asefi ve yanında yatan kardeşi Ömer ibni Birican bulunmaktadır.Eğilde ayrıca nehir kenarında Elyesa peygamberin yeğeni Hürmüz,Eğile giderken dere kenarında Nebi Melak(Melik veya Helak),Eğilin tepesinde Kunak mevkiinde Nebi Hz.Zünün vardır.Detaylar en aşağıda Ek kısmında geniş olarak verildi.Ancak Enbiya süresi 87.ayette Yunus peygamberin diğer adının Zünun(balık sahibi) olduğu ifade edilmektedir.

Bu durumda Eğilde kesin olarak 2 resulve 2 nebi vardır.Ancak yukarıda belirtilen isimleri nebi olarak sayanlar da vardır.Bu durumda resul ve 5 nebi rivayetleri de vardır.

Elyesa Aleyhisselâm

İsrâiloğullarına gönderilen peygamberlerden. İlyâs aleyhisselâmdan sonra peygamber olarak gönderilmiş ve Mûsâ aleyhisselâmın dînini yaymakla vazîfelendirilmişti. İsmi Kur'ân-ı kerîmde bildirilmiştir.
Allahü teâlâ Kur'ân-ı kerîmde meâlen buyurdu ki:
(Yâ Muhammed!) İsmâil'i, Elyesa'ı, Zülkifl'i de hâtırla (kavmine anlat). Bunlar, hayırlılardan idiler. (Sad sûresi:48)
Genç iken İlyâs aleyhisselâmın duâsıyla hastalıktan kurtulan Elyesa' aleyhisselâm, İlyâs aleyhisselâmdan Tevrât'ı öğrendi. Onun yanından ayrılmadı. İlyâs aleyhisselâmdan sonra, Allahü teâlâ tarafından peygamber olarak gönderildi. Azgınlık ve taşkınlı k yapan İsrâiloğullarını Allahü teâlânın dînine dâvet etti. İsrâiloğulları, ona inanmadıkları gibi, kendi aralarında büyük anlaşmazlıklara düştüler. Allahü teâlâ üzerlerine Âsûrluları gönderdi. İsrâiloğulları, Âsûrlulara esir olup, zelîl ve perişân b ir hayât sürdüler. Elyesa' aleyhisselâm vefâtına yakın, Zülkifl aleyhisselâmı yanına çağırıp, kendinden sonra onu yerine halîfe tâyin etti. (Taberî-Sa'lebî, Kisâî)


Not:Eğil Asurluların kenti olup Elyesa peygamberin mezarının burada bulunması da kronolojik uygunluk arzetmektedir.

Hz.Elyesah MÖ.1200 yıllarında yaşadığına göre Nebi Harun MÖ.800 aynı zamanda bunlar bölgeye geldikleri zaman bölgede Asurlular,Akadlar ve Babilliler ile güneyde eski medeniyetler hüküm sürüyordu.(Nusret Aydıniyarbakır-Eğil hükümdarları tarihi.s:45)

Elyesa' (a.s.)'ın ismi Kur'an'da iki defa geçmekte (el-En'âm, 6/86 ve Sid, 38/48). Ahd-i Atık'te de Elîşa' seklinde zikredilmektedir (Ahd-i-Atık, I. Kırallar, XIX, 16, 17, 19). İslâm kaynakları ondan Elyesa' b. Uhtûb ismiyle bahsederler.

Elyesa' (a.s.), küçüklüğünde kötürüm bir vaziyetteydi. O sırada İsrailoğullarının peygamberi olan Hz. İlyâs, bir gün yahudilerin azgınlığından kaçarak dul bir kadın olan Elyesa'ın annesinin evine sığınmış, kendisini koruyan bu kadının kötürüm oğluna yaptığı dua kabul olunarak Elyesa' sıhhatine kavuşmuştu. Bunun üzerine Elyesa', Hz. İlyâs'a iman edip ona tâbı oldu, hizmetinde bulundu, her gittiği yere onunla birlikte gitti.

Hz. İlyâs'tan sonra İsrailoğullarının ıslâhı ile meşgul olan, onlara va'z ve nasihatlerde bulunan Elyesa' (a.s.) Cenâb-ı Hak tarafından peygamberlikle görevlendirildi. Hz. Elyesa', hak dini tebliğ görevini var gücüyle yerine getirmeye çalışmasına rağmen İsrâiloğulları günden güne azıtıyorlardı.

Tevhîd düşüncesini yerleştirdikten sonra ruhunun alınmasını niyâz eden Elyesa' (a.s.)'ın bu duası kabul olundu ve o, yerine halef olarak Zü'l-Kifl (a.s.)'ı bırakarak vefât etti. Ahmet ÖNKAL

Hz. ZÜLKIFL (a.s)

Kur'ân'da adi geçen peygamberlerden biri.

Kur'ân'da iki yerde kendisinden bahsedilmektedir: "ismâil, idris ve Zülkifl, hepsi sabredenlerdendi. Onlari rahmetimize soktuk. süphesiz onlar salih olanlardandi" (el-Enbiyâ, 21/85, 86).

Âyette geçen "Zülkifl" adi degil lakabidir ve "nasib ve kismet sahibi" anlamina gelir. Fakat burada dünyevî zenginligi degil, onun üstün kisiligini ve âhiretteki derecesini kastetmek için kullanilmistir. Onun gerçek adi hakkinda çok farkli rivayetler vardir. Yahudiler O'nun, israilogullarinin esâreti sirasinda peygamber tayin edilen ve vazifesini Habur irmagi yakinlarinda bir bölgede yapan Hereksel oldugunu iddia etmislerdir. Âlimlerin bir kismi da onun Eyyub (a.s)'in kendisinden sonra peygamber olan Bisr adindaki oglu oldugunu söylemislerdir. Fakat bu görüslerin hiç biri kesinlik derecesine sahip degildir.

Zülkifl (a.s)'in peygamber olmadigi söyleyenler olmussa da, âlimlerin ekseriyetine göre peygamberdir ve makbul olan görüs de budur (el-Kurtubî, el-Cami'li Ahkâmi'l-Kur'ân, Kahire 1967, XI, 327 vd.; el-Alusî, Ruhu'l-Meânî, Beyrut t.y., XVII, 82; el-Mevdudî, Tefhimu'l-Kur'ân, istanbul 1991, III, 327).

Yüce Allah Eyyûb (a.s)'in kissasini arzettikten sonra, peygamberlerinden bazilarini anmis ve onlari övmüstür. insanlari tevhide çagiran, Allah'in sevgi ve övgülerini kazanan bu peygamberden biri de, Zülkifl (a.s)'dir. Bu konudaki âyetlerin meâli söyledir:

"Kuvvetli ve basiretli kullariniz ibrahim'i, ishâk'i ve Yâkub'u da an. Biz onlari ahiret yurdunu düsünme özelligiyle temizleyip, kendimize halis (kul) yaptik. Onlar bizim yanimizda seçkinlerden, hayirlilardandir. ismâil'i, Elyesâ'i, Zülkifl'i de an. Hepsi de iyilerdendir" (Sad, 38/45, 46, 47, 48).Nureddin TURGAYKaynak: Samil Islam ansiklopedisi

HZ. ZÜLKİFİL NEBİ ALEYHİSSELAM

Zülkifil Nebi (a.s) hangi asırda yaşadığı kesin olarak bilinmemektedir. Asurlar döneminde hüküm sürdüğü tarih kaynaklarından anlaşılmaktadır. Ergani!den başka Eğil’de de makamı bulunmaktadır. Irakta Kifl ilçesinde makamı vardır.

Kur’an-ı Kerimde iki yerde Zülkifil adı geçmektedir. Birincisi enbiya 85, “İsmail’i Elyasa’ı, Zülküfil ’ide an hepsi hayırlı olanlardandır.”

Zülkifil adı “ Büyük pay ve nasibe sahip kılınmış” manasındadır. Cenab-ı Allah kendisine hem peygamberlik hemde devlet yönetimini nasip etmiştir. Bu adı alması konusu kaynaklarda değişik şekilde geçmektedir.

Nesefi Rh. O’ nun İlyas (a.s) veya Zekeriya (a.s) yada Yuşa b. Nuh (a.s) olabileceği yönünde açıklamada bulunmuştur. Alusi Rh. Yüce Allah’ın Hz. Eyyüp (a.s) dan sonra oğlu Şeref (bazılarına göre Beşir)’i peygamber olarak göndermiş ve ona Zülkifil adını verdiğini belirtiyor. Celaleyn’de katliamdan kaçarak kendisine sığınan yüz peygambere kefil olduğu için bu adı aldığı yazılıdır. Başka bir rivayete göre Hilar düzlüğünde yapılan savaşta esir düşen taraftarlarına hayatı pahasına kefil olduğundan Zülkifil adını almıştır. Şa’rani Rh. Savaşa giden zamanın peygamberine vekalet ettiğinden bu adı aldığını belirtiyor. İbni kesir Rh. Bu peygamberin Elyasa (a.s) olduğunu kaydetmiştir. Bir rivayete göre Zülkifil (a.s) Elyasa (a.s)’ın amcası oğlu idi. İkisinin de Eğil’de makamı vardır. 95 yıl yaşadı.

Elyasa (a.s) bir gün kavminden ileri gelenlere hitaben “kim gecesini ibadetle gündüzünü halkın işlerini görmek, doğruluk ve adaletle hükmetmek, bu yolda sabredip öfkelenmemek üzere bana söz verebilir.” Diye sordu. Yalnız Zülkifil (a.s) “ Ben buna kefil olurum” diye cevap verdi. İkinci gün Elyasa (a.s) aynı soruyu sordu. Yine sadece Zülkifil (a.s) bu sorumluluğu kabul etti. Bunun üzerine Elyasa (a.s) Zülkifil (a.s)’ı kendisine vekil yaptı. O da Elyasa (a.s) adına halkı irşat eder. İlahi emir veya yasakları tebliğ eder ve yönetirdi. A. İbni Abbas Ra. : “Nebidir, devlet başkanlığı da yaptı.”diyor.

Elyasa (a.s)’ın vefatından sonra peygamberlik görevi kendisine verildi. Kendi adına hak din olan İslam’a yaptığı çağrı ve mücadelesi sonucunda putlara tapan Ken ‘anileri Tevrat’a iman etmelerini sağladı. Ümmeti için yönetim merkezi olarak Ergani’yi seçti, yukarı Mezopotamya, Suriye ve Filistin’i idaresi altına aldı. Ameli ve sevabı iki kat idi. (F.Razi)

Zülkifil Nebi (a.s) makamını 400 yıl önce yapıldığı 1936 ‘da türbe ve mescidi birinci genel müfettişliğinin emri ile yıktırıldı, çok kıymetli ve altın ve gümüş eşyalarla antika halıları, ayrıca Uzun Hasan’ ın hediye ettiği Şamdanların bir kısmının Diyarbakır vakıflar idaresince İstanbul’a gönderildiği bir kısmının ise kaybolduğu söylenmektedir. (Ş. Beysanoğlu/ Diyarbakır’ın 1958 yılından sonra türbe ve mescit zaman zaman onarılıp bölümler eklenerek şimdiki durumuna getirilmiştir.

Bu bilgiler; Ergani ilçe Müftülüğünce çeşitli kaynaklardan alınarak halkımızın bilgisine sunulmuştur.

Erganideki Zülküfl peygamber makamına Artukoğlu Melik Salih'ten itibaren düzenli aylık gönderilmiştir.

Peygamberler Diyarı EĞİL (Hz.Elyesa-Hz.Harun......

“Peygamberler Diyarı EĞİL”, yazarı İlçe Müftü Vekili Burhanettin İNCEDURSUN, Diyarbakır 2005.

Şimdi buradaki bilgileri siz meraklı okuyucularımla paylaşmak istiyorum.

Önce Eğil’i tanıyalım. Eğil bizim Urfa gibi çok eski bir tarihe sahip. Mezopotamya kültürlerine ait kalıntılar var. Asur döneminden kalan bir kaleye sahip. Ayrıca Asur yöneticilerinin mezarları da mevcut. İlçenin 2 km. güneydoğusundaki tepe üzerinde bulunan peygamber mezarları yıllardır yerli ve yabancı turistler tarafından ziyaret ediliyor.

Hz.Elyesa ve Hz.Zülkifl’in mezarları daha önce Dicle Nehri’nin kenarındaki Tekya Mahallesi’nde iken Dicle Barajı yapımı sırasında su altında kalmamsı için 1995 yılında Nebi Harun Tepesi’ne taşınmıştır. Bu yerler Müslüman, Hıristiyan ve Yahudiler tarafından ziyaret ediliyor. Kitapta anlatıldığına göre, son yıllarda İsrail, Mısır ve diğer Ortadoğu ülkelerinde yapılan arkeolojik kazı çalışmalarında bulunan dini metinlerde anlatılan birtakım olaylar bu bilgileri doğruluyormuş.

Diyanet İşleri Başkanlığı ve Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün işbirliği sonucunda, 14-17 Eylül 1995 tarihlerinde 9 kişiden oluşan yeminli bir ekiple gerçekleştirilen mezarların nakli sırasında, Hz.Elyesa’nın mezarı açılmış cesedin ve kefenin hiçbir şekilde çürümediği ekip tarafından ifade edilmiştir. Daha sonra Hz.Zülkifl’in mezarı da açılmış ve burada da hiçbir çürümenin olmadığı ve adı geçen peygamberin kefeninin açılarak bakıldığında uykudaki bir insan görüntüsü ile karşılaşıldığı tespit edilmiştir.

Nakil işlemine katılanlar gördükleriyle mucizeyle hayrette kalmışlardır. Olay daha sonra “3 Bin Yıllık Naaşlar Sağlam!” adıyla yerel gazetelere yansımış ve şahitlerin ifadeleri yayınlanmıştır.

Bu bilgilere göre, Hz.Elyesa Peygamberin mezarının Eğil’de bulunduğu kesinleşmiş gibi, çünkü mezarda peygambere ait çürümemiş ceset bulunmuştur. Peygamberden gelen hadislere göre, toprak peygamberlerin cesetlerini çürütmüyor ve onlar bizim bilemediğimiz bir hayat ortamında sağlar, ancak biz sınırlı duyularımızla o ortamı algılayamıyoruz.

Şu anda Viranşehir ilçemizin Eyyubnebi Beldesinde bulunan Hz.Elyesa Peygamberin mezarı bir makam mezar olabilir. Bu belde ile Eğil arası uzak değil, birkaç yüz kilometre. Hz.Elyesa Eğil’e giderken bu beldede bir süre kalmış olabilir. Eyyubnebi Beldesindeki mezarda herhangi bir cesedin var olup olmadığı meçhul, çünkü içine bakılmamıştır. Anadolu’nun birçok yerinde bu tür mezarlar var. Sadece o şahıs orada kaldığı için onu hatırlatsın diye sembolik bir mezar yapılmış.

Tevrat’a göre Hz.Elyesa (Tevrattaki şekliyle ELİŞA, batı dillerinde Elisha) M.Ö. 800’lü yıllarda yaşamış. Tarihi veriler de bunu tasdik ediyor. Bu tarihlerde bölge Asurluların hakimiyetinde idi.

Diyarbakır’ın Eğil ilçesindeki bu peygamber türbeleri maalesef yeterince tanıtılamadığı için bilinmemektedir.. Eyyubi Güler


Enuş Peygamber

Ergani Çayönünde Hz. Ademin torunu,Hz.Şit'in oğlu Hz Anuş (Enuş)yatmaktadır.Ancak Anuş(AS('nin Zülkifl peygamberin oğlu Anuş olduğu da söylenmektedir.Ancak peygamberliği kesindir.Tarihin en eski mekanlarından olan ve arkeolojik önemi yüksek olan bir yerde hem inanç hem de arkeoloji turizmi güzellik arzeder.Bu konular Diyarbakır salnamelerinde geçmektedir.(Ayrıca Bkz:2000'e beş kala Diyarbakır.s:383-384)

Türbedeki taşın üzerinde ‘Yerd bini Mehlail,b.Kinan b.Enuş,b.Şit b.Adem’yazılıdır

(Diyarbakır valiliği İl Yıllığı 1967 s.:332)


Enuş peygamber makamı yanında camii,türbe düzeni,tuvalet ve abdest yerleri,pansiyon,otopark,park ve çay bahçeleri,restoran yapılması uygun olacaktır.

Anuş Peygamberin bulunduğu Otluca köyünün bitişiğinde eski ismiyle Kikan mağaraları bulunmaktadır.Görüntü itibariyle buraya 1 km ötedeki Hilar mağaralarında normal vatandaş yaşarken Kikan mağaralarında elit tabaka ve idareciler kalmaktaydı.Burada mağaralar,zindanlar,hamamlar,gözetleme kuleleri,lahit,havuzlar,çıraların konacağı yerler,tırtıllı merdivenler,imalathaneler bulunmaktadır.Bölge ciddi bir şekilde altın arayıcılarının tacizi altındadır.Korunmaya muhtaçtır.İlk insanın yaşadığı bu mekanda ilk peygamberlerden Hz.Ademin torunu Anuş peygamberin yaşaması kronolojik olarak önemli bir uygunluk arzetmektedir.Bir söylem olarak da Erganinin Hz.Yunus tarafından yapıldığı söylemi de arkeolojik açıdan da önemli bir hususiyeti ortaya koymaktadır.

Hillar mağaraları Ergani’nin 7 km. güneybatısındadır.Kayalıklardaki belli başlı kalıntılar kayalığın güneydoğu kesimindeki en yüksek tepede akropol,Hilar köyünün güneyindeki dik kayalıkta kale,kayalığın doğu cephesinde 3 geniş bir bölüm ve 7 sütunun olduğu kervansaray,kervansarayın girişinde eski bir mezar odası ayrıca mescit olarak kullanılan mezar odası vardır.Kayalığın çevresinde çok sayıda mezar odaları vardır.Dış cephelerde Roma üslubunda kabartmalar,Sami yazıları,İran üslubunda figürler mevcuttur

Ergani çok eski bir şehir olup kuruluş tarihi belli değildir. Yunus Peygamberin kurduğu rivayet edilir. İlçeye 6 km uzaklıkta bulunan Hilar şehri harabelerinde yapılan bir kazıda (1964-Bajargeran tepesi) M.Ö.7000 yılına varan kalıntılar çıkmıştır. Buna dayanarak Ergani’nin 9000 yıllık bir tarihinin olduğunu söyleyebiliriz. Hilar Köyü Harabeleri ile adını dünyaya duyurmuş, ancak ülkemizde bu olanağı bulamamış ve böylece böylesine önemli bir turistik özelliği hakkıyla sergilenmemiş güzel bir şehir. Kızılca(Otluca) köyündeki Enuş Peygamber Mezarı, Zülküfil Peygamber Makamı, hala önemini koruyan Meryem Ana Kilisesi, Polonyalı gezgin Simeon buradan “Mucize Yaratan Eski Bir Mabet” diye bahseder.(1)

Sit aleyhisselam Adem aleyhisselam'dan sonra gönderilen - ikinci - peygamberdir. Adem aleyhisselam'in oglu'dur. Babasi vefat edince kendisine peygamberlik ve ayrica 50 suhuf kitap verildi. Sit aleyhisselam vefat etmeden önce yerine oglu Enus'u halife tayin etti. (2)

Enus(Yaneş) peygamber Hz.Şit'in en sevdiği çocuğu idi.Hz.Enus,Hz.Şit 105 yaşında iken doğmuştur.Annesi ise Hazura hanımdır.Hz.Enuş Na'me isimli hanımla evlenmişti.Kısas-ıEnbiya.c:1.Ahmet Cemil Akıncı

Adem (a.s) kadar olan nesebi söyledir: Idris (a.s) - Yerd - Mehlail - Kinan - Enus - Sit (a.s) - Adem (a.s). Idris aleyhisselamin pek cok evladi olmustur. (3) İdris Peygamber Ahd-i Atıyk'te Enuş diye geçer (Tekvin, v, 6). Enbiya süresi 85.ayette ‘Ve İsmail de İdris de ,Zülkifl de ,hepsi sabredenlerdendi’ denmektedir.

İdris peygamberlerin kaynaklarda Âdem aleyhisselamın 6. kuşaktan torunu olduğu yazılıdır ki soy ağacı şöyledir; İdris aleyhisselam, Yerd, Mehlail, Kinan, Enuş, Şit aleyhisselam, Âdem aleyhisselam.(5)İlk kez sadaka veren ve vermeyi teşvik eden Enuş peygamberdi Enuş’un alnında Peygamberlik nuru parıldardı.Şit (AS) alnında parlayan peygamberkik nuru zevcesine,oğlu Enuş doğduğu zaman da Enuş’un alnına,ondan da oğlu Kaynanın alnına geçmiş,asırlar boyunca ,alından alına geçmiş ve durmuş ve nihayet,Abdulmuttalibden Adullah’a,ondan da Muhammed (AS)’a geçip son temelli sahibinde karar kılmıştır.

Enuş vefat edeceği sırada bütün oğulları için bereket duası yaptı.Habilin katili Kabil de onun zamanında öldürülmüştür.Enuş peygamber vefat ettiğinde Enuş’un oğulları ve oğullarının oğulları Kaynan,Mehlail,Yerd,İdris,Mettu Şelah ile kadınları ve onların oğulları toplanıp Enuş’un cenaze namazını kıldılar(7)

ESHAB-I KEHF

Eshab-ı Kehf mağarasının Lice’de olduğuna dair en güçlü deliller bulunmaktadır.Deliller çok detaylı olarak Zeki Dilek’in ‘Lice’kitabında bulunmaktadır.Yazar 12 delille konuyu ispatlamaktadır.Ben bu delillerden oldukça tatmin oldum.Ancak konunun akademik oluşu ve ülkede başka yerlerde de Ashab-ı kehf mağaralarının bulunduğunun iddiası nedeniyle polemiğe girmek istemem.Ancak bu bilgi de aklımızda bulunmalıdır.Hem de güçlü belgelerle....

Meşhur tarihçi Abdülsettar Hayati Avşar da güçlü kanıtlarla aynı noktaya parmak basmaktadır.Avşar Ashab-ı Kehf'in Lice'de Yencülüs dağının öte tarafında,Ashab- ırakim'in ise Derkam köyünde olduğunu ispatlamaktadır.

Diyarbakır'da 2 bin 500 yıllık öykü

Dünya'da Şam, Bağdat ve Yemen dahil 33 yerde olduğuna inanılan Eshab-ı Kehf (Mağara arkadaşları) mağalarından birisi de Diyarbakır'ın Lice ilçesine bağlı Duru köyünde. Türkiye'de iki yerde daha Eshab-ı Kehf mağarası olduğuna inanılıyor. Bunlardan birisi Kahramanmaraş'ın Afşin ilçesinde diğeri ise Tarsus'ta. Eshab-ı Kehf, Nuh tufanı gibi anonim bir öykü. Dünyanın çeşitli yörelerindeki pek çok toplumun efsanelerinde de yer alıyor. Ancak bu olayının nerede ve hangi devirde yaşandığına dair kesin bir bilgi yok. Bir rivayete göre M.Ö. 500'lü yıllarda Diyarbakır'ın Fis Ovası'nda yaşayan Dakyanus adlı kral kendisini tanrı ilan etmiş ve insanların da buna inanmalarını emretmiş. Ancak Yemliha, Mekselina, Mislina, Mernuş, Debernuş, Kefestatayuş ve Sazenuş adlı 7 arkadaş, Dakyanus'a karşı çıkmış. 7 arkadaş bugünkü Duru köyünde bulunan mağaraya kaçarak saklanmışlar ve 309 yıl boyunca burada köpekleri Kıtmir ile birlikte uyumuşlar. 309 yıl sonra Yemliha uyanarak şehre inmiş ve kendi döneminden kalan gümüş bir para ile alışveriş yapmak istemiş. Bunun üzerine halk tarafındanyakalanan Yemliha mahkemeye çıkarılmış. Mahkemede yaşadıklarını anlatan Yemliha mağaraya getirilmiş. Görevliler kapıda beklerken mağaraya giren Yemliha sır olmuş. Hıristiyanlık'tan önce yaşanan bu olay sonrası mağara Eshab-ı Kehf adını alarak kutsal bir mekan olarak görülmüş. Eshab'ı-Kehf olayı Kur'anı Kerim de ve diğer semavi kitaplarda Basü badel mevt (Yeniden dirilme) inancının delilleri arasında gösterilir.

DİLEK TUTUYORLAR
Bugün insanlar iki bin 500 yıllık bu efsaneye inanarak 1500 metredeki bu mağaraya koşup şifa ve umut arıyorlar. Her yıl Diyarbakır, Bingöl, Batman ve batıdan gelen vatandaşlar mağaraya akın ediyorlar. Burada dua eden insanlar, mağaradaki kuyudan şifalı olduğuna inanılan suyu kaşıkla çıkararak çocuklara içiriyor. Dilekte bulunanlar mağaranın çıkışında üstte bulunan deliğe 7 taş atıyor, taşlar deliğe girerse dileğinin kabul edildiğine inanıyor. Bazı ziyaretçiler dua ederken, bazıları da 7 arkadaşın mağarada uyuması nedeniyle, sevap kazanmak için uyumayı tercih ediyor. Dilekte bulunan ziyaretçiler mağaranın duvarındaki deliklere taş bırakıyorlar, taş düşmezse dileğin kabul edileceğine inanılıyor.Hüseyin KAÇAR-DİYARBAKIR.sabah


Son Olarak Diyarbakır Ulu Camii nin önemli manevi bir özelliği vardır:

Anadolunun ilk camii olup,Diyarbakır'ın fethinden bugüne hiç bir zaman düşman işgaline uğramamıştır.Ulu camii 5 Harem-i şerif'den birisidir.Bunlar:

1.Mescid-i Haram
2.Mescid-iNebi
3.Mescid-i Aksa
4.Emevi camii
5.Ulu camii(Diyarbakır)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 6628
favori
like
share