Arkadaşlar bu bölümde, alışkanlık haline getirdiğimiz hoşlanmadığımız sözleri dile getirelim İnşaallah.
sizlerin de katkılarını bekliyorum.

Bazi sozler insani ucuruma götürür!

Insan konusurken kullandigi sozlere dikkat etmeli, imana aykiri sozlerle dilini ve kalbini kirletmemelidir. ALLAH korusun bilmeden imanimizi kaybedebiliriz.
Iman, kisiyi butun varligin tek sahibi ALLAH'a muhatap kilmasi ve O'na baglamasi itibariyla, insana huzur ve seref veren buyuk bir guc merkezidir. Cunku iman sayesinde insan Yaratici'sina baglanir. Bu sayede insan, iman ile insanda gorunen Ilahî sanatlari ve Cenab-i Hakk'in isimlerinin nakislari itibariyla kiymet kazanir. Inancsizlik ise o bagi koparir. Insanin Rabb'iyle arasindaki bag kopunca, ALLAH'in insan uzerindeki sanati gizlenir.
Insan cok zayif ve aciz bir varliktir. Kendisinin veya baskalarinin basina gelen musibetlerde cogu zaman bir sey yapamaz. Bu musibetler, imansizlari veya imani zayif olan kimseleri asiri derecede sIkintiya sokar, huzursuz eder. Fakat huzursuz olmakla elinden de hicbir sey gelmez.
Imani elde eden bir mumin ise her seyde Ilahî rahmetin izini, ozunu gorur. Her seyde O'nun hikmetini, adaletinin guzelligini musahede eder, tam bir teslimiyet ve riza ile Rabb'inden gelen musibetleri teslimiyetle karsilar. Hayatin zorluklari karsisinda direncli olur. Boyle kimseler, cesitli musibetlere maruz kalanlara karsi Cenab-i Hakk'in merhametinden daha cok sefkat gostermez ki, elem ve azap ceksinler. Boylece sadece ahiret hayatinda degil, dunya hayatini dahi saadet icerisinde gecirirler. Ayrica imanin insana kazandirdigi en muhim fayda, insani nefsin ve seytanin vesveselerine kapilmadan huzurlu bir sekilde kabre imanli olarak goturmesidir. Bu sekilde insan hem bu dunya hem de ote dunya saadetini elde eder.

AĞZIMIZDAN ÇIKAN SOZLERE DIKKAT!

Bu sekilde imani elde ettikten sonra onemli bir asama da imani muhafaza etmek, korumak; yipranmasina, zayiflamasina, herhangi bir tehlikeye maruz kalmamasina calismaktir. Inanan bir insan her konuda oldugu gibi, imanî meselelerde de agizdan cikan sozlere dikkat etmeli, imana aykiri sozlerle dilini kirletmemelidir. Sayet umursamaz bir bicimde, dikkat etmeden, sozun nereye vardigini, nasil bir sonuc doguracagini dusunmeden imana aykiri sozleri soylerse, ALLAH korusun imanini kaybedebilir.
Boyle bir hataya dusmemek icin akilli, dikkatli ve titiz davranirken, hatasinin farkina varir varmaz da, hemen tedbirini almali, bir an once tovbe istigfar etmeli, imanini yenilemeli, kelime-i sahadet getirerek taze bir imanla yeniden hayata baslamalidir.
Simdi imana aykiri dusen, imana zarar veren, imanli hayati zedeleyen bazi sozlere dikkat cekelim.

SORUMSUZCA SÖYLENEN TABİRLER...

Peder:

Farsça bir kelime olup baba manasındadır... Baba kelimesi de farsçadır...

Mader: Ana manasındadır ve farsçadır... Ana kelimesi de meşakkat, güçlük, zorluk manasına gelir ve bu kelime de farsçadır...

Valide: Arapça bir kelime olup doğuran manasına gelen ana sıfatının karşılığıdır... Valideyn yine arapça olup ana baba karşılığında kullanılır...

Valide osmanlılarda padişahların anneleri hakkında kullanılan bir tabir idi.. Bu tabir ilk defa üçüncü Murat tarafından annesine söylenmiş ve sonra da umumileştirilmiştir...

Bir de Hatun kelimesi var.. Bu kelime osmanlılarda ve eski türklerde kibar kadın manasında kullanılmıştır... Bu tabir Türkiye'de bazı yörelerde ana, bazı yörelerde kadın, bazı yörelerde de erkeğin kendi hanımı için benim hanım manasında kullanılır...

Bu kısa açıklamadan sonra yine peder kelimesine dönelim... Yukarıda zikrettik... Bu kelime farsçadır.. Baba kelimesinden başka manası yoktur...

Hristiyanların kullandıkları peter (ortadaki harf T dir) şeklindedir.. Bu da düz maden levha manasındadır... Fakat onlar bunu papaz manasında kullanıyorlar... Aslında "papa" kelimesi italyanca baş papaz manasında bir kelime olmasına rağmen onlar bu kelimeyi farsça baba kelimesinden türeterek dillerine adabte etmişlerdir...

Hasılı peder kelimesi baba kelimesi gibidir... İkiside farsçadır...
Peder kelimesini kullanmakta sakınca yoktur...


Senden İyi Olmasın


İki kişi oturmuş karşılıklı konuşuyorlar.. Birbirlerini karşılıklı medhü sena ediyorlar.. Bir ara, biri üçüncü bir şahsı gündeme getiriyor. Onun meziyetlerini sayacak. Sayacak ama söze bir dua ile başlıyor. Karşısındakine, üçüncü şahıs için diyor ki;
-.....Senden iyi olmasın....
Ne demek bu? Bile bile yanında olmayan kardeşinin gıyabında beddua ediyor.. Böylelerine Rabbim feraset nasip etsin...
Bir mecliste bulunuyorduk.. Söz döndü dolaştı yanımızda bulunmayan bir kardeşimizin gayretli çalışmalarına, yardım severliğine geldi. Ondan bahsediliyordu. Karşımda oturan zat söz aldı ve dedi ki;
- Hocam sizden iyi olmasın, onun öyle imrenilecek bir hayat tarzı vardır ki... dedi. Ben hemen sözünü kestim dedim ki o zata:
- Bak sen bu sözünle ayıp ettin. Kardeşinin gıyabında " senden iyi olmasın" demekle ona beddua etmiş oldun.. İnşaALLAH daha iyi olur demeliydin... Hayır duada bulunmalıydın..
Bu zat da dedi ki;
- Hocam dilimiz öyle alışmış. Ben öyle olsun istememiştim...

velhasılı kelam dostlar cemiyetimizde çok yaygın olan bu sözden sakınmak gerekir....



İLLALLAH dedirtti

Halkımız arasında bıkkınlık ifade etmek için ''İLLALLAH'' dedirtti cümlesi kullanılır. Bu söz yanlıştır. Bu cümlenin tamamı '' LA İLAHE İLLALLAH '' dır. Anlamı '' ALLAH'tan başka ilah yoktur '' şeklindedir. Kelime kelime anlam verecek olursak '' La ilahe '' ilah yoktur . '' İllALLAH '' ancak ALLAH vardır anlamındadır.
Bir kardeşimiz bıkkınlık ifadesi olarak bana illALLAH dedirtti derse şu mana çıkar; Aslında benim ALLAH falan diyeceğim yoktu. Bu beni zorladı. Öyle zorladı ki, canımdan falan bezdim. Sonunda bana zorla ALLAH dedirtti şeklinde olur ki, Müslüman böyle sözlerden sakınmalıdır....


Kadın Teni


Bir koku çeşidine " Kadın Teni" diyorlar...
Bu kadar ahlaksızlık olmaz... Kadın bu derece aşağılanmamalı... Onlar bizim anamız, bacımız, hanımımız, teyzemiz, halamız... Neden onları şehvetlerimize alet ediyoruz... Ayıp değil mi?
Yemeklerine " kadın budu köfte" kokularına "kadın teni" sebzelerine
" Ayşe kadın" çiçeklerine " kaynana dili" böceklerine "kara fatma" diyen bir toplum haremi ismetine nasıl hakim olacak? Bütün bunlar toplumun namus anlayış ibresidir...
Kokular isimlerini renklerden, renklerde meyva ve çiçeklerden alır... İşte kokular; Gül kokusu, Zambak kokusu, Nilüfer kokusu, nar çiçeği kokusu, leylak kokusu ve bir de Hacarül Esved kokusu...
Şehvetlerini kendilerine put edinenler malum kokulara ilavetenonlar da bir çeşit kokuya " kadın teni" diye bir koku çeşidi uydurmuşlar...
Düşüne biliyor musunuz; Restoranta gidiyoruz " kadın budu köfte" çiçekciye gidiyoruz " kaynana dili" kokucuya gidiyoruz " kadın teni" vs. İnsan utanır bunları söylemeye... Kadın-erkek utanmadan bunu söyleyebiliyorsa söyleyenlerin utanacak birşeyleri kalmamış demektir...


ALLAH Aşkına

Birisi " lütfen" , " ALLAH aşkına" gibi sözler söylerse o kişinin söylediğini mutlaka yapmak mı gerekir? Mesela dilenciler " lütfen bir sadaka" diyorlar.

Müslüman olarak bizler, yaptığımız tüm işlerde öncelikle Rabbimizin rızasını gözetmeliyiz.
Bu şekilde lütfen kavramının sömürülmesine izin vermemek gerekir.
Rabbimizin razı olmadığı birşeyi zaten hiçbir şekilde yapamayız.
Kapı kapı dolanıp dilenen her kimseye de birşeyler vermek doğru değildir. ne yazık ki günümüzde bu bir meslek haline getirilmiştir. Yardımlarımızı ve hayırlarımızı durumlarını bildiğimiz muhtaçlara veya güvendiğimiz aracılarla yapmalıyız.



“ÖKÜZ ALEYHİSSELAM!”

Kötü bir kimseye -hâşâ- “öküz aleyhisselam” demek, insanı uçuruma götürebilecek sözlerden biridir.

Aleyhisselam, “ALLAH’ın selamı üzerine olsun” anlamında bir selam ve saygı ifadesidir. Dinî literatürde peygamberlerin adını söyledikten sonra “aleyhisselam” derken, Peygamber Efendimiz için “Aleyhissalâtü vsselam” veya “Sallallâhu aleyhi vesellem” deriz.

“Aleyhisselam” ifadesi peygamberler için kullanılır. Bu söz bırakın bir hayvan için, peygamberlerin dışında hiçbir insan için dahi söylenmez. Çünkü peygamberler, ALLAH tarafından özel olarak görevlendirilmiş ALLAH’ın elçilerdir. Peygamberler, insanlığın en yüce ve en yüksek mertebesinde bulunan insanlardır.

Bunun içindir ki, bir mümin, peygamberlerin adını söylerken, onlardan bahsederken, onları anlatırken kullanmış olduğu saygılı ifadeleri ne bir insan için, ne de bir hayvan için kullanmamalı. Hele hele bir hakaret anlamı taşıyan “öküz” lafıyla birlikte hiçbir zaman kullanma cüretinde bulunmamalı.



“BU ADAM ALLAH’LIĞIN BİRİ!”

Bu söz, imana ve inanca leke getiren, insanın kalbini rencide eden, bir yerde vicdanı sızlatan bir yakıştırma… Çoğu zaman bu ve benzeri sözler rastgele, gelişigüzel kullanılıyor, sözün nereye vardığı hiç mi hiç düşünülmüyor, hesabı kitabı yapılmadan dillerde gezip duruyor. Halbuki bu sözler sakıncalı sözlerdir. Her yönüyle saçma ve bayağı ifadelerdir.

TDK sözlüğü, “ALLAH’lık” kelimesi için şöyle bir açıklama getiriyor: “Kendisinden hiçbir işte yararlık umulmayan saf ve zararsız kimse.” Bir de örnek cümle veriyor: “Bu adam ALLAH’lığın biri, elinden hiçbir şey gelmiyor.”

Günlük dilde de şu şekilde dönüp dolaşıyor:

“İşiniz ALLAH’lık”, “ALLAH’lık adam”, “ALLAH’lık Ali Bey misali”, “Tam ALLAH’lık bir hal, ahı gitmiş vahı kalmış.”

Dikkat edilirse, bilgisiz, beceriksiz, sorunlu ve hiçbir işe yaramayan insanlar bu sözlerle anlatılıyor. Sanki insan ALLAH’a yaklaşırsa, ALLAH’a kul olmaya çalışırsa, ALLAH’ın emir ve yasaklarını yerine getirirse aptal/budala ve sefil bir hale gelirmiş gibi bir mana çıkıyor.

Yahut bir iş yolunda gitmiyorsa, planlandığı ve düşünüldüğü gibi bir sonuca varılamıyorsa, suç ALLAH’a atılıyor, hata ALLAH’a mal ediliyor. Böylece insan farkına bile varmadan ALLAH’a isyan ediyor. Oysa beceriksizlik insanın kendinden kaynaklanır, dağınıklık kişinin kendi ihmali ve tembelliği sonucudur. Neden ALLAH’a verilsin, bu konularda niçin suçlansın?

Kur’an bu konuda diyor ki: “Başınıza ne musibet gelirse, kendi elinizle işledikleriniz yüzündendir.” (Şûra, 42/30)



Hele şu namazımızı kılalım da rahat rahat çayımızı içelim....



Bu sözden anlaşılan şudur;
Oturmak, çay içmek rahatlık... Namaz kılmayı ise külfet kabul etmek, alelacele başımızdan savılması gereken bir mesele olarak görmektir... ALLAH korusun..

Namaz dinin direğidir.. Direk olmazsa bina çöker... Binadaki direği fuzuli bulmak için akıl peynir-ekmekle yenilmiş olmalıdır... İnananla inanmayanı ayıran ölçülerden en önemlisi namazdır...

Mü'min huzurullaha durduğunda dünya ile irtibatını kesmeli, en büyük huzuru namazda ve ibadet halinde duymalıdır...

Hz Ali ra efendimizin ayağına batan okun çekilirken ki acısını ancak namaza başlayarak duymadığı söylenmektedir..

Namazı külfet oturmayı çay içmeyi rahatlık sayarak namazla kıyaslamak boşa kürek sallamaktır...

Oturmayı, çay içmeyi rahatlık olarak; namaz kılmayı ise külfet olarak kabul edenler diri değil, hayat süren leşler durumundadırlar... Diri olan kişi rahatlığı ALLAH'ın huzurunda bulur... Namazı da bir angarya olarak görmez... Ve Hele şu namazımızı kılalım da rahat rahat çayımızı içelim.... demez...

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 2759
favori
like
share
Terakkiperver Tarih: 05.07.2009 00:08
AYIŞIĞI kardeşimize cevabımız...
ÖMER NASUHİ BİLMEN:KUR'AN-I KERİM TEFSİRİ
MEALİ:HUCURAT SURESİ 11.inci ayet Ey imân etmiş olanlar!. Bir kavim diğer kavim ile alay etmesin. Olabilir ki, -o alay edilenler- ötekilerden daha hayırlı olurlar ve kadınlardan -bir kimseyi eğlenceye almasın- olabilir ki: Onlar, ötekilerden daha hayırlı bulunurlar. Ve kendi nefislerinizi de ayıplamayınız ve birbirinizi kötü lâkablar ile çağırmayınız. İmândan sonra fasıklik ne kötü bir isimdir ve her kim tevbe etmezse işte zâlimler olanlar onlardır...

TEFSİRİEy imân etmiş olanlar!.) Ey müslüman zâtlar!. Sizden (bir kavim, diğer bir kavim ile alay etmesin) onunla maskaralıkta, istihzada bulunmasın, öyle bir muamele, İslâm terbiyesine zıttır, (olabilir ki, onlar) O kendileriyle alay edilen erkekler (ötekilerden) o alay eden erkeklerden (daha hayırlı olurlar) onların mevkileri Allah katında daha yüksek bulunur, daha ziyade bir dinî terbiyeye bir insanî fazilete sahip bulunmuş olurlar (kadınlar da) imân sahibi olan kadınlar gurubu da (kadınlardan) birini eğlenceye almasınlar, onunla alay etmesinler (olabilirler ki, onlar) o alay edilen kadınlar (ötekilerden) o alay eden kadınlardan (daha hayırlı bulunurlar) herhangi bir kimsenin zahirine bakarak kendisiyle alay etmek, kişiliğe, ahlâka aykırıdır, şekil ve surete değil, davranışa, kalbin faziletlerine itibar olunur

Evet.. Hak Teâlâ, şüphe yok ki, sizin suretlerinize ve mallarınıza bakmaz velâkin sizin kalblerinize ve amellerinize bakar, ona göre sizi mükâfat ve cezaya kavuşturur (ve kendi nefslerinizi de ayıplamayınız) yâni: Bâzınız, bâzınıza kusur, ayıp isnad etmesin, lisânen kınama ve ayıplamada bulunmasın. Çünkü müminler, bir nefs hükmündedirler, başka bir mümini kınayan, kendisini kınamış gibidir, (ve kötü lâkaplar ile atışmayınız) Birbirinize çirkin lâkaplar isnad etmeyiniz. Bu, karşılıklı saygıya terstir. Meselâ: Bir müslümanın diğer bir müslümana Ey fâsık, ey münafık, ey eşek!. Diye hitab etmesi, caiz değildir. Ve İslâmiyet'i kabul etmiş olan bir şahsa: Ey Yahudî veya ey Hıristiyan diye hitab etmek de caiz olmaz. Fakat bir müslümanı güzel bir lâkap ile anmak caizdir, bir hürmet alâmetidir. Hz. Hamza'ya "Allah arslanı ve Hz. Hal i d Ibn-i Ve I i d'e: Seyfullah" denilmesi gibi. (İmândan sonra fası klik ne kötü isimdir) yâni: Mümin olan bir şahsın bir fenalığı işleyerek fâsık vasfını alması, pek çirkin bir hâldir ve bir kimseyi müslüman olma şerefine sahip olduktan sonra fısk ile anmak, kendisine fâsık demek dînen, ahlaken pek kötüdür. Bir mümine fışkı açık olmadıkça fâsık denilmesi elbette ki, caiz olamaz (ve her kim tevbe etmezse) kendi din kardeşlerine kötü lâkaplar isnadiyle harekette bulunduğundan dolayı veya onlar ile alay ettiğinden veya onlara fısk ve günâh isnad eylediğinden dolayı pişman olup da tevbekâr bulunmazsa (işte zâlimler olan, onlardır, onlar,) çünkü onlar, başkalarının hukukuna tecâvüz etmekle onların haklarına da zulmetmiş olurlar ve dînen yasak olan birşeyi işledikleri için kendi nefslerine de zulmederek onları ilâhî azaba mâruz bırakmışlardır. Binaenaleyh o gibi dînen yasak, zulmü gerektiren sözlerden, hareketlerden son derece kaçınılmalıdır.

"Suhriyye" Alay etmek, hakarette bulunmak, ayıpları, kusurları kötü bir tarzda söylemek, onlara işarette bulunmaktır. "Telemmüz" dil ile kötülemek, ayıplamak demektir. "Tenabüz" kötü lâkap takmak, bir kimseyi çirkin göreceği bir lâkap ile anmak manasınadır. "Lâkap" övmeyi veya yermeyi hissettiren bir isim veya vasıftır. Yasak olan, yermeyi hissettiren lâkaptır. "Fusuk = fısk" da günahkâr olmak, itaattan çıkmak, Allah'ın emrine muhalefette bulunmak demektir.
.........................................................................................................
Evet AYIŞIĞI kardeşim.Şimdi bu mübarek ayete göre ,demek ki müslümanlar birbirlerine kötü lakap takmaması ve incitici sözler söylememesi, ayrıca rencide edici sözler edilmemesi emrediliyor.Buna göre sizin bir arkadaşınıza "uyuz" demeniz sakıncalı olduğundan bunu derhal terkedip arkadaşınızla helalleşmeniz gerekiyor.Eğer o da size aynı şekilde "uyuz" diyorsa onunda terketmesi gerekir.Netice olarak, bir kul hakkı olduğundan ,bundan sonrasında daha dikkatli konuşmalısınız.Hiddetlenseniz bile dilinizdeki bu alışkanlığı artık terkediniz...Allah cümle günahlarımızı bağışlasın... (Amin)
Terakkiperver Tarih: 04.07.2009 23:56
99 Adet sorumsuzca söylenen sözler


1- ALLAHın varlığı hakkında insanda meydana gelecek en ufak bir şüphe ve tereddüt.
2- ALLAHın cisim olduğunu düşünmek ve hayalinde canlandırmak.
3- Cenab’ı Hakkın sıfatlarından herhangi birini insanların sıfatlarına benzetmek. (Mesela Cenabı Hakk’a dil ve ağız gibi mahlukatın hassalarından olan azalar hayal etmek)
4- ALLAH’ı bir şeye hulûl etmiş olarak kabul etmek.
5- Cenab’ı Hakka analık, babalık veya oğulluk isnad etmek. Haşa "ALLAH Baba" demek veya "Her şeyi yaratan ALLAH ama ALLAH’ı yaratan kim" (!) gibi sözler söylemek veya bunları kalbinden geçirmek. (Cenabı Hak Yaratan varlıktır. Yaratılan varlık değildir)
6- Peygamberlere yalancılık isnadında bulunmak
7- Peygamberlerden herhangi birini inkar etmek.
8- Peygamberlere günah isnadında bulunmak
9- Peygamberlerin yüksek terbiye ve ilimlerini ALLAH’ın yetiştirmesiyle değil de, bir insanın yetiştirmesiyle olduğunu sanmak.
10- Meleklerden her hangi birini inkar etmek.
11- Meleklere erkeklik dişilik isnadında bulunmak.
12- Hakkında ayet olan herhangi bir mücizeyi inkar etmek
13- Tevatur yoluyla sabit olan ayın yarılması ve mirac hadisesi gibi mücizeleri inkar etmek.
14- Kur’an-ı Kerim’in bir ayet veya bir cümlesini inkar etmek.
15- Kur’an-ı Kerim’de en ufak bir noksanlık düşünmek ve "kifayetsizdir" diye bir fikre sahip olmak.
16- Kur’an-ı Kerim’in hükümlerinden ve kanunlarından daha üstün kanun ve hükümler olduğunu iddia etmek veya düşünmek, veya hutta ileri bir zamanda böyle bir fikre sahip olabilirim diye düşünmek.
17- Kabir sualini ve azabını, öldükten sonra dirilmeyi inkar etmek veya şüphe ile karşılamak.
18- Hesap gününü, sıratı, mizanı, cennet ve cehennemi inkar etmek.
19- Cennet nimetleri veya Cehennemin azabı hakkında şüphede bulunmak, inkar etmek "ALLAH hiçbir kuluna azap etmez" demek.
20- mü’minlerin ebediyyen Cehennemde kalacağını söylemek.
21- Her hangi bir farzın bir cüz’ünü veya tamamını inkar etmek, Mesela: "5 vakit namazdan öğle veya ikindi namazları bu devirde kılınmaz, farz olamaz" demek veya düşünmek.
22- Faizi, insan öldürmeyi, günah ve haram kabul etmemek.
23- İslam dinini mühimsememek ve hor görmek.
24- Herhangi bir kâfiri mü’minden üstün görmek.
25- Haramlardan birini helâl adetmek veya ayetle sabit bir haramı inkar etmek.
26- Sahabelerden her hangi biri hakkında münafık, mürai (iki yüzlü), kâfir diye düşünmek.
27- Bir mü’mini imanından dolayı hakir görmek veya bir kâfiri küfründen dolayı üstün görmek.
28- İslamiyetin dünya saadetine engel olan bir din olduğunu söylemek veya düşünmek.
29- Bir mü’mini küfürle suçlamak.
30- Küfrü icap ettiren her hangi bir şeyi kendi isteğiyle hatırından geçirmek.
31- Üzerinde ayet yazılı her hangi bir şeyi kasten kirletmek veya pisliğe tutmak.
32- "Müzik aletlerinden birini çalarak Kur’an okumak"
33- "O adam peygamber olsa gene inanmam"demek.
34- "Peygamber gelse gene kabul etmem" demek.
35- "ALLAH olsan ne yapabilirsin sen bana" demek.
36- "ALLAH’ ımı inkar edeyim bu böyle" demek.
37- "Ne olur şu güzelim şarap haram olmasaydı" demek.
38- "Namaz kılmam, kılmayacağım" demek.
39- ALLAHın emir ve yasaklarından ve kanunlarından biriyle alay etmek, (mesela alaylı alaylı : Hırsızlık mı yaptın uzat kolunu, adam mı öldürdün uzat boynunu" diyerek istihza etmek veya istihza edenin gülmesine gülerek mukabelede bulunmak.
40- Küfrü icabettiren bir söz söylendiğinde onu gülerek karşılamak.
41- "İslam dini efsane ve hurafeden ibarettir" demek.
42- Ruhların kalıptan kalıba geçtiklerine inanmak.
43- Peygamberimizden sonraki hiristiyan ve yahudileri mü’min kabul etme, onların da dini haktır diye itikat etmek.
44- Kur’anın kanunlarını ALLAHın kelamı diye değil de akla, mantığa, ilme ve felsefeye uygundur diye kabul etmek.
45- Bir kâfire karşı muhabbet etmek. (Bu hususa bilhassa taassup derecesinde her hangi bir fıkraya fikren angaje olan kimseler dikkat etmelidir. Hele hele her şeyin sahtesinin çıkktığı günümüzde pek öyle zahire ve elfaza kapılarak hemen. "iyidir, aradığımız ve beklediğimiz olsa olsa budur" diye körü körüne birine sevgi beslememek lazımdır. Çünkü dış memleketlerden konmuş casuslar bir memleketin en yüksek idari mevkilerini işgal edebiliyorlar ve yükselebiliyorlar. Bu türlü bir sevgi dahi kişinin imanını götürür.)
46- Uzun müddet küfre hizmet etmiş ve müslümanlığa zararı dokunmuş birisini sevmek, onu desteklemek ve hakkında ALLAH razı olsun diye dua etmek.
47- Ölmüş bir kâfire veya İslam dinine kötülüğü dokunmuş birine "ALLAH rahmet eylesin" demek.
48- Kafirlerin öteden beri kendilerini müslümanlardan ayırmak için kullandıkları Haç, zünnar (v.s) gibi alameti küfür olan şeyleri takmak veya giymek.
49- ALLAH’ın ve dininin düşmanlarını taklit etmek, onların hallerini, tavırlarını kendisine örnek ittihaz etmek.
50- İbadetlerinde Cenabı Hakkın rızasından başkalarının hoşnutluğunu gözetmek ve başkalarının görmeleri için kulluk etmek.
51- Kendisi veli olmadığı halde velilik iddiasında bulunmak.
52- "Bu gün Kur’an-ı Kerimle dünya idare edilemez" demek veya diyen birine "doğru söylüyor" demek.
53- ALLAH’a (cc) peygemberimize ve peygamberlerden herhangi birine, dine veya kitaba sövmek, hakaret etmek veya söven, hakaret eden birine sevgi beslemek o anda onun yüzüne gülmek.
54- Ağıza veya göze sövmek, küfretmek.
55- Nazar değmesin diye bir şeye boncuk takmak (ALLAH’tan gayri bir şeyden ümit beklemek)
56- ALLAH dostlarından her hangi bir veli’ye düşmanlık etmek, çalışmalarını baltalamak.
57- Şeriat, dini aykırılıkları bulunmayan ve ALLAH’ın dinini yaymağa çalışan bir topluluğa, Kur’an’ın şeriatın öğretildiği bir müesseseye düşmanlık etmek ve onların çalışmalarını baltalamak.
58- Bir kâfirin dünyalık bir iyiliğinden dolayı cennete gireceğine kail olmak ve mesela "insanlığa bu kadar iyiliği dokunup da cennete giremiyecek olursa ben de cennet’e girmem" demek.
59- Her hangi bir sünneti ittihaz etmiş bir mü’mine "sana hiç yakışmamış" demek. (Mesela sakal ve bıyık)
60- Hakkında nas (Ayet-Hadis) olduğu açıkça bilinen, ayrıca icma ve selefi salihiyn efendilerimizin, Şah’ı Nakşi Bendi Abdulhaliki Gucduvani, İmamı Rabbani ve daha binlerce İslam büyüklerinin kail oldukları, kabul ettikleri Rabıta hakkında ileri geri laf etmek ve küfürdür, demek.
61- "Peygamber gelse kararımdan beni caydıramaz" demek.
62- "Bu işin inşALLAHı maaşALLAHı yok artık" demek.
63- "İşte küfrün adını günah koymuşlar. böylelerine küfür sevaptır" demek.
64- "Oruç tutup namaz kılmak neye yarar benim kalbim temiz" demek ve farzları hafife almak.
65- "İslam dini dünya işlerini geriletmiştir" demek.
66- Melaike-i kiramdan herhangi birine günah isnadında bulunmak (Harut ve Marut gibi)
67- Hastalanmıyan birisine: "Seni ALLAH unuttu" demek.
68- Gelecekten haber verdiğini iddia eden kimseyi tasdik etmek doğru söylüyor demek.
69- "Eğer bu işi ben yapmış isem kâfirim" demek.
70- Yalan olduğunu bildiği halde "ALLAH biliyor ki seni oğlumdan daha çok seviyorum" demek.
71- "ALLAHım! rahmetini bana vermekle cimrilik etme" demek.
72- "ALLAH’ın hiç işi kalmamışta bu gibi şeyleri mi yaratıyor" demek.
73- "ALLAH falan kuluna şu kadar veriyor bana ise şu kadar veriyor. Bu adalet midir" demek.
74- "Ben bu kadar iyilikte ve hayırda bulunuyorum bütün belalar yine bana geliyor. Falan kimse ise her çeşit kötülüğü yapıyor paşa gibi yaşıyor; bu nasıl adalet" demek.
75- "Cinleri olacakları biliyor" demek.
76- "Eğer ahirette ALLAH hakkı ile hükmederse senden hakkımı alırım" demek.
77- "Falan kimse peygamber olsa idi ben iman etmezdim" demek.
78- "Eğer Adem Aleyhisselam buğdaydan yemese idi biz eşkiya olmazdık" demek.
79- "Falan kimse peygamber olsa idi yine de yalan konuşurdu" demek.
80- Birisini döverken "dövme" denilse o da "Gökten dövme diye ses gelse yine bırakmam" demek.
81- Kur’anın Arapça olmayıp başka bir lisanla olduğunu iddia etmek.
82- Kur’anın bazı ayetlerini alaya almak ve mesela "Ben namazımı yalnız kılarım. Çünkü ALLAH ’İnnessalate tenhâ’ buyurur" demek.
83- Namaz kıl diyen kimseye: "Sabret Ramazan gelsin kılarız" demek.
84- Zikirlerle alay etmek.
85- Bir günahı işlerken besmele çekmek.
86- Abdestsiz olarak bilerek namaz kılmak.

87- "Eğer ALLAH Cenneti bana verse, sensiz girmem" demek.
88- "Falan adamla Cennete bile girmem" demek.
89- "Falan kimse kıble olsa o tarafa yüzümü çevirmem" demek.
90- Hırıstiyan veya Yahudi, yahut başka din üzere ölenlerin azab göreceklerine inanmamak.
91- "Ramazan bitti artık namazı rafa koydum" demek.
92- Alim kıyafetine bürünüp yüksek bir yere çıkarak alay tariki ile konuşma yapmak veya böyle yapan kimsenin hareketlerine gülmek.
93- Boşanma hakkında : "Ben talak malak bilmem" demek.
94- "Hırıstiyanlık Yahudilikten daha hayırlıdır" demek.
95- Yakını ölen kimsenin. "Ey ALLAHım! Biz şimdi ne yapacağız sen niçin böyle yaptın" diyerek sitemde bulunmak.
96- Meşru bir sebep olmadığı halde bir kimse için "Şu adamın kanı helaldir ve mübahtır" demek.
97- "ALLAHü Teâlâ falan kimseyi vaktinden evvel öldürdü ve vakitsiz gitti" demek.
98- Yabancı bir kadına bakıpta : "Güzele bakmak sevaptır" demek.
99- Ahiretten bahseden kimseye . "Ordan haber veren kim? Oraya gidip gelen var mı?" demek. Günah işleyen bir kimseye "Tövbe et" denildiğinde "Ben ne yaptımda tövbe edeyim" demek
Terakkiperver Tarih: 04.07.2009 23:55
Bazıları diyorlar ki:
"ALLAH YAZDI İSE BOZSUN"
Mesela bir kıza :
- Filanca kimse seninle evlenmek istiyor, dendiğinde eğer o kız kendisine talip olanı istemiyorsa, heyecanla:
- Ay ne diyorsun, ALLAH yazdı ise bozsun, deyiverir.

Misalleri bu şekilde çoğalta bilirsiniz.
Bu şekilde bir çıkış, kişiyi günaha sürüklemiş olur. Çünkü olay kadere
girer. Kadere iman ve rıza müslümana farzdır. Yukarıdaki söylenilme tarzında kadere rızasızlık, isyan ayan-beyan ortadadır. Böyle bir tehlikeye düşmemek lazımdır.

Böyle bir durum da müslümanın söyleyeceği söz şu olmalıdır:
- Bu hakkımızda hayırlı ise olsun. Hayırlı değilse Rabbım hayırlısını nasip etsin. O'nun takdirine razıyım...
Bu ifadeler kulun ALLAH'a teslimiyetinin açık bir belirtisidir. Kula gereken de budur.
Hasılı, imanı tehlike arzeden söz ve fiillerden daima kaçınmak müslümanın müslümanlığının gereğidir...
Terakkiperver Tarih: 04.07.2009 23:54
Hay' da, Hu' da ALLAH cc isimlerindendir..

Hay' dan gelen Hu'ya gider, Bu söz son derece güzeldir. Anlamı ise : ( ALLAH'tan gelen yine ALLAH'a döner ) şeklindedir..

Doğru değil mi?

Fakat bu söz zamanımızda yanlış anlamda kullanılmaktadır... Zıt anlamda kullanılmaktadır...

Hay' dan gelen Hu'ya gider.... Diyerek kötü yoldan gelenin kötü yola gideceğini belirtiyorlar... ALLAH'ın iki ayrı ismini buna alet ederek yanlış yerde kullanıyorlar..
Terakkiperver Tarih: 04.07.2009 23:53
Doktorum beni ölümden kurtardı.

Falanca ilac beni iyilestirdi,
Falanca doktor beni ölümden kurtardi,
Beni surdaki yatir iyilestirdi,
Agaca caput bagladim iyilestim, yada dilegim kabul oldu,
Kaplicalar beni iyilestirdi,

Doktorun nasil seni ölümden kurtarabiliyor, cani veren ALLAH c.c. alacak olanda odur, Dermani veren ALLAH bunlar sadece bir vesile. Devayida sifayida ALLAH c.c. beklemeliyiz. Yoksa ilacta doktorda sadece vesile. Bunlara inanmak cok tehlikelidir. Yani agzimizdan cikan her kelimeden sorumluyuz. ALLAH muhafaza nereye vardigini bilemeyiz.
Terakkiperver Tarih: 04.07.2009 23:53
SENINLE CENNET'E BILE GIRMEM!"

Karsisindakine o kadar kizmis, o kadar ofkelenmis, o kadar icerlemis, o kadar kin ve nefret duymus ki, Cennet'te bile onunla birlikte olmak istemiyor. Bu durumdaki ve bu kanaatteki bir kisiye "Cennet'e girmen kesinlesse, fakat su kisiyle girmen gerekir, baska turlu girmen mumkun degil" dense, sozunun nereye gittigini bile dusunmeden, "ALLAH korusun, onunla mi, asla, ALLAH yazdiysa bozsun" gibi sozleri bile sarf edebilir. Hatta, "Eger ALLAH bana su kisiyle Cennet'e girmeyi emretse, girmem" diyecek kadar, hic hesap kitap etmeden ALLAH'in emrine bile karsi gelmeyi goze alabilir.
Cennet, ALLAH'in rahmetinin tecelli ettigi bir yer, her turlu nimetinin bolca bulundugu bir alem, alti iman ruknunden ahirete imanin bir parcasi ve bir ahiret yurdu?
Cennet ve ebedi hayat ve sonsuz saadet Cenab-i Hakkin mu'min kullarina sirf bir hediyesi, ikrami ve ozel bir oduludur. Bu odulu reddetmek, bir dostunuzun verdigi bir hediyeyi reddetmek gibi degildir, oyle dusunulmez. Bu, ALLAH'a isyandir, ALLAH'a baskaldirmak, ALLAH'a karsi gelmektir, ALLAH'in rahmetini reddetmektir.
Cunku Rabbimiz mu'min kullarini Cennet'e davet ediyor ve buyuruyor ki: "ALLAH, sizi izniyle Cennet'e ve bagislanmaya cagiriyor." (Bakara, 2/221)
Bu ve bunun gibi pek cok ayette yapilan ALLAH'in davetini sirt cevirir bir anlamda, ileri geri konusarak, bilir bilmez laf ederek "Onunla Cennet'e bile gitmem" sozlerini sarf etmek, insani cok buyuk kayiplara surukler. Gerci kisi, "Ben bu sozu bahsini ettiginiz manada kullanmiyorum" dese de bir muminin agzindan boylesi ifadeler cikmamali.
Terakkiperver Tarih: 04.07.2009 23:52
Halkımız arasında bıkkınlık ifade etmek için ''İLLALLAH'' dedirtti cümlesi kullanılır. Bu söz yanlıştır. Bu cümlenin tamamı '' LA İLAHE İLLALLAH '' dır. Anlamı '' ALLAH'tan başka ilah yoktur '' şeklindedir. Kelime kelime anlam verecek olursak '' La ilahe '' ilah yoktur . '' İllALLAH '' ancak ALLAH vardır anlamındadır.
Bir kardeşimiz bıkkınlık ifadesi olarak bana illALLAH dedirtti derse şu mana çıkar; Aslında benim ALLAH falan diyeceğim yoktu. Bu beni zorladı. Öyle zorladı ki, canımdan falan bezdim. Sonunda bana zorla ALLAH dedirtti şeklinde olur ki, Müslüman böyle sözlerden sakınmalıdır....
Terakkiperver Tarih: 04.07.2009 23:51
“’IN DAĞI”

İŞ bu söz de, lafız doğru olmakla birlikte, söyleyenin muradı genelde sakat olduğu için, faslımızın içine dahil edilmiştir.

Efendim, bendeniz vatanî vazifesini yapmak için, bir hudud karakoluna yollandığımda, bir takım eş, dost ve ahbab arkamdan:

“’ın dağı’na gidiyorsun be ya!” deyivermişler idi.

Ben vatanımızın o güzide beldesine tayyare ile bir an önce vasıl olmak için yola çıktığımda, hep bu “’ın dağı” lafını düşündüm durdum.

Bana bu sözü söyleyen gafilun tabakasından kimseler olduğu için onların birinci derecede muradları:

“Oğlum yandın! O dımdızlak dağlarda ne yapacaksın. Bitmez senin askerliğin..” gibi menfi mânâlar idi.

Ancak, halt etmişlerdi. Zira, ’ın olduğunu bildikten sonra dağ da makbuldü, bağ da... Mümin kimse için, her yer mesciddi.

Öyle buyurmuyor muydu Cenab-ı Hak, “yeryüzü bir mesciddir” demiyor muydu?

“’ın dağı” demek suretiyle, ’ın dağını küçümsemek, veyahut kötülemek mümin kimselerin ağzına yakışır mıydı?

Ben o tayyare uçağında, “’ın dağlarından bir dağa gittiğimi düşündüm durdum. O’na tevekkül ettim ve o dağ, bana bağ oldu.

Hamdenlillah...

Ey azizler, işte geldik faslımızın sonuna. Hüda ne vakit takdir eylemiş ise, o vakit görüşmek üzere hoşça kalınız, ’a emanet olunuz..

* Söz konusu tarih Ocak 2008’dir.

Hüdai Kalender
Terakkiperver Tarih: 04.07.2009 23:50
“HAYATINI YAŞA”

PEH! İşte bu söz dahi, bendenizi fevkalâde rahatsız eder. Genellikle, eli ayağı yerinde durmayan, gözleri fıldır fıldır dönen bazı kimselerin, halim selim, aklı başında, mazbut çocuklara şöylesinden laflar ettiğini işitmişliğim vardır:

“Ya, arkadaşım, biraz da hayatını yaşa! Gel gezelim tozalım. Şu bahar mevsiminde okumak yazmak senin neyine gerek!”

Ey ona buna hayatını yaşa diyen arkadaş!

Senin hayatını yaşamaktan anladığın bu gezip tozmalar, işret etmeler—safi zihinleri bulandırmamak için tasvire girmiyorum—ise, yuh sana!

Bir bu kadar daha yaşamak ihtimali giderek azalan bu Hüdai kardeşine azıcık kulak ver!

Ona buna “hayatını yaşa” diye öğütler vereceğine, kendi ömürcüğünün ağacına bir bak!

Kendi tarihçe-i hayatını bir gözden geçir!

Sen meraklanma, herkes hayatını öyle ya da böyle yaşar. Mesele, nasıl yaşadığıdır!

Bu meyanda bir öğüdün var ise, söyle de tutalım!

(Bu fasılda neşter, yara derinde olduğu için pek bir derinden gitti, mazur görünüz..)