Çevrimdışı Aşklar Yaşıyorum - Hayrettin Taylan

Özümün sensizliğin özlem sahilindeki feneri sönmeden, hazanlarımın yaprak döken sol yanında kavuşmak özgürlüğü yok saydı mutluluğu.
Dilim başka bir ismi yazamıyor kara bahtımın bir bir dökülen yapraklarına. Kalem yazmıyor seni ektiğim yüreğimin vadilerine başka sevdaları… Gözbebeklerinin bol köpüklü telvelerde fincancının katırını kaçırdığı anlardayım. Sana alışmanın sürgün kemerlerinde ufkumun mavi sularında kara sevda salımı nice sallara yürütüyorum.
Arzularımın dayanılmazlığının sirenleri çalıyor,senden gittiğim ve başka nefes nefeslerde kaldığımda.Hevesleri kursağında kalmış ,gecelik yaşatmaların ten ile tin arasında geçici huzurlarda bu dert beni verem etme yarışındadır bilesin.
Bir ömrün derinlerine,vedalar ısmarlayan deniz köpüklü bir öpücük istedim senden son kez.Küskün bir şarkı dinlemek istedim senden.Sesin güzel değildi,nefesin yeterdi,son bakışın,son gözyaşlarınla küskün bir şarkı söyleseydin,bari vereme verimli akışlarım huzur bulurdu.” Git msn listendekilerle mutlu ol demenin demosunu dinlete dinlete küskün şarkılar dinleyemez oldum. Senin bu tümcen işte şarkım, listemdekiler kimdir bilmeden Git msn’deki 250 kişiyle konuş…
Evet,o listem var,evet,listemde kimler yok ki…Her kıtadan,her yürekten, her sevdadan, her terk edilmişliklerden, her acıyı yaşayan, her renkten, he sensizliğe benzeyen, her bana benzemeyen , her bizli olmayan herkes var…Yüreğimin öğrencilerini demek kıskandın..Demek ders verdiğim, ders aldığım yürek mahzunlarımı da kıskandın.. Senin listende ben var mıyım acep …Sildin mi? Ya da engelleyip online oluşumu gözlüyor musun? Çevrimdışı aşklar yaşıyorum,çevremdışı ,arzumdışı arzular yaşıyorum.
Ardında bıraktığım hüzünlü saatlerin akrebi hep beni sensiz uykularda ısırıyor. Ne zaman saat gidişinin saat 16.30 ‘unu gösterse gözlerinde yitik
gözyaşlarının akışından yüreğime inen seller gelir aklıma.
Sarmaş dolaş sensizlikten kalkınca, o ölümsüz sarılmaların suskunluğu başlar ağlamaya. İsimsiz güller gibi her soruda farklı bir bülbül gibi sana büyüdüm, sana öttüm çaresiz ve sesi kısılmış gelişlerin demiyle.

Çelikteki su gibi, çelik bir yürek bağışladın, sensizliğin zülmünü ancak öyle alkışlıyorum.
Demirdeki pas gibi, havadaki sis gibi ve gönüldeki sus gibi gibi gibiyim sana.Gözlerine suskunum,yaşadığın her şeyine dargınım.
Bir aşkın bitimsiz danslarında kaderle kadrin arasındadır hazanlarını yenilemiş kara sevdam.
Yaşamın ritmini,sensizliğin yanardağlarından akan lavlar ve ahlar beliriyor.Bekleyişin can damarlarını Zühre yıldızının şavkıyla yanıp tutuşuyoruz hayata.Kirli emellerimin kavruklarına aldırma,sensiz geçen ömürlerin kurakları ,kavi kavuşmalar sunuyor.Sen ile sen arasında bin desen örüldü.Bin güzelin nazında yıkandım,bin gece herkes masalını anlattı;ama gamzenin okunması sinem çaktı geçti. Ha bir de beyaz tenindeki beninden binlerce ayet okuyor izzet-i nefsim. Zülüflerin kement etti,boynuma takıp sensiz şiirler yazıyorum…Ki bu yazıma kızacak birileri de olcak…Sen kalbimdeki aşk lekesisin seni silmek için yazıyorum
Tek terapim yazıncalarım ,sakıncalarım… Kaç kez arındım ben senden, gül bakışlarında gamzen içten içe kanatıyorken benimi,o benin benden bin ben ağlatıyorken tut ki bugün yine senliyim.Bazen senli anlarım depreşir,oturur çevrimdışı sensizliği yazarım.
İçimi ,özlemimi kangren acılara ölümsüzleştiren gelişinin saçaklarından damlar dahil olamadığın yaşamlar.Her gece binlerce göktaşı düşer yüreğimin volkanlarına
Faylarım vahlarımın peşinden giden bir sevdalı bir çocuk gibi koşar ve beni dermansız bırakır hayat.Dirençsiz kalakalırım.

Her demde seni andığımı, ah’larla vahlarıma sarıldığım avunuşlarımla yapayalnız kaldığımı kalmakla ile kalmamak arasında yoksunluğunu kurşunluyorum kurşun kalem özlemlerle…Seni senden ve benden vuruyorum,sevgi silgimizle yeniden siliyorum.
Omzumdaki kadın iklimlere yaslanmak isteyen güzellerin haritasında başkent olmanı gören benliler üzülüyor.Oysa gayrı sen ne aşkım,ne bekleyişim, ne de geleceğimsin.İçimdeki silinmeyen leyli bir lekesin.Şairin yazma damarı,tohumu, daha yaşadığım en büyük aşk masalının utulmazısın. Amaçlarımdan inim inim inleyerek kayıp giden bir aşkın yamaçlarındaki kutsi öz olayım .
Dilersen yitik ve delirmiş kendi labirentimde, önce beni bulayım ,sonra sensizliği.. Ah Elisyam! Ben gecelerin kınında kendini vuran, sensiz üşüyen tutkularının derinlerinde kanatarak seni arayan ,acıyan bülbül halimi görme…
Bir sevdanın mahzenlerinde içindeki puslarla pusuya yatmış yaralı ceylan halini vurmaya hazır bir aşk avcısıyım.
Özlemlerindeki rehin tutkularla yıldızların kaçışlarında adını ölümcül bir gelmenin buz dağına yazdım.Baharın gelişiyle yeniden ana erimeni bekleyen son mecnun halimden bikri anılışların tahtına geçtim.
Gökkuşağı sür hadi sana hazırladığım yağmurlu şiirlerime.Dudaklarının yanılmış sözcelerinde, bir öpücük yangını gönder ki çevrimdışı ,istemdışı gittiğim tüm gitmelerden sana geleyim Elisyam… el isyan..

Hayrettin Taylan

Beğeniler: 1
Favoriler: 0
İzlenmeler: 374
favori
like
share