Bazı yerler vardır ki orada artık “ama” sözcüğüne yer yoktur.

O keskin çizgide kendi yerini açıkça belirler, sözünü söyler, o sözün senin hayatına yüklediği riski de sırtlanırsın.

Hem “ben aslında demokratım” diyeceksin hem de arkasından bir “ama” sözcüğü ekleyip en aşağılık zorbalık sistemini destekleyeceksin.

Neyi desteklediğini gözlerden saklamak için de “uzlaşmacılığı” kullanacaksın.

Yıllarca her kavramın ırzına geçtiler, şimdi de o masum “uzlaşma” sözcüğünün ırzına geçiyorlar.

Nasıl bir zihinsel yankesicilik becerileri var bunların, nasıl bir entelektüel el çabukluğu yeteneğine sahipler?

“Uzlaşma” sözcüğünü ışıklı bir çubuk gibi insanların gözlerinin önünde sallayarak kalabalıkları hipnotize etmek için ne numaralar yapıyorlar?

Tek istedikleri şu basit sorunun sorulmaması:

“Kimle kim uzlaşacak?”

Çünkü bu soru sorulduğunda, bir uzlaşmanın asla mümkün olmadığı ortaya çıkıyor.

Halkın iradesiyle iktidara gelen sivil hükümet, orduyla uzlaşacakmış.

Sanki iki eşit güçten bahsediyoruz.

Ordular, hükümetlerin emrindedir.

Hükümetler ordularla uzlaşmaz.

Onlara emir verir.

Bizde durum yıllarca tam tersine olmuş.

Ordu, hükümete emir vermiş.

“Uzlaşmacılar”, bu “durumun” devam etmesi için hükümetin orduyla uzlaşmasını istiyor.

Hükümet denilen nesne “halk iradesinin” yönetime yansımış biçimidir.

Halk o hükümetten memnun kalmazsa, oylarıyla onu değiştirir.

Demokrasi dediğiniz sistem böyle işler.

Bu sistemin içindeki tek “uzlaşma”, insanların fikirleri, inançları, ırkları ne olursa olsun, devletten ve hükümetten eşit hizmet alması, yaşam ve düşünce biçimine kimsenin asla karışmamasıdır.

Ordunun, bu tablodaki yeri ne?

Denkleme nereden dahil oluyor da “uzlaşmanın” bir yanına onun ismini yazıyorsunuz?

Bunların “uzlaşma” dediği, ordunun bu ülkedeki ayrıcalıklı konumunun devam etmesi, halk iradesinin ve hukukun askeri denetleyememesi.

Buna “uzlaşma” denmez, buna” silaha boyun eğme” denir.

Siz silaha boyun eğin, siz silahın yandaşlığını yapın, siz darbecilerinizi, çetecilerinizi savunun.

Yapın bunu.

Kendi halkınıza karşı silahı desteklemenin size yüklediği “aşağılıklığı” da taşıyın.

Hem aşağılık işler yapacaksınız hem de “aşağılık” olmayacaksınız.

Nasıl mümkün olacak bu?

Ortaya koyduğunuz sefaleti, “uzlaşma” kelimesinin arkasına saklayarak.

Öyle mi?

Hem dalkavuklar, hem korkaklar, hem de “yiğit” görünmek istiyorlar.

Yiğit görünmek hoşunuza mı gidiyor, yiğitçe davranın o zaman.

Ama yiğitlikle kurnazlık yan yana gitmiyor ne yazık ki...

“Ordunun içindeki darbeciler sivil yargı tarafından yargılanmasın, aman Cumhurbaşkanı bu yasayı veto etsin, uzlaşma olsun” diye yazıp duruyorlar.

“Uzlaşma olmaz da bu yasa kabul edilirse generaller, haklarında yazılan ihbar mektuplarıyla yargılanırlarmış, onun için generalleri korumak gerekirmiş.”

İhbar mektuplarıyla yargılanma riski bütün toplum için var, generalleri neden toplumun diğer kesiminden ayırıyoruz?

Bir doktor, bir mühendis, bir yazar, bir fırıncı yargılanıyor da general niye yargılanamıyor?

Üstelik de generaller, “darbeden” sabıkalı bu toplumda.

Daha iki yıl önce bu ordu muhtıra vermedi mi?

O muhtırayı yazarak halkın oyuyla seçilmiş parlamentoya müdahale eden general niye yargılanmayacak?

İhbar mektubuna da gerek yok, general kendi söylüyor “muhtırayı ben yazdım” diye.

Bu toplum, kendisine muhtıra yazan generalle niye uzlaşacak?

Bunu anlatabilecek bir “uzlaşmacı” var mı bu silah düşkünleri arasında?

Şemdinli’de iki astsubay bombayla adam öldürürken suçüstü yakalandı, o astsubaylarla, onlara emir veren generaller neden yargılanmasın sivil mahkemelerde?

Neden oraya buraya bomba atmak, adam öldürmek, darbe yapmak, muhtıra vermek, andıç yazmak serbest olsun askerlere?

Neden askerlerin bomba atıp, adam öldürdükten sonra serbest kalması için bu halk askerle uzlaşsın?

12 Eylülde Diyarbakır’da Kürtlere korkunç işkenceler yapan darbeciler neden çıkmasın mahkemenin karşısına?

Bunların “uzlaşma” dediği, askerin suç işleme özgürlüğünün aynen devam etmesi.

“Suç işleme özgürlüğü” konusunda uzlaşma olmaz.

“Ben demokratım” dedikten sonra “ama askerler suç işleyebilsin” diyemezsiniz.

Siz darbecilerinizle uzlaşın.

İsterse Cumhurbaşkanı Gül de size uyup darbecilerle uzlaşsın.

Bu halk darbecilerle uzlaşmaz, sizinle de uzlaşmaz.

Siz zavallı “uzlaşma” kavramını da, içinde yuvarlandığınız zihinsel çamura bulayıp, o çamurun içinde debelenir durursunuz.

-Ahmet Altan-

Taraf

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 470
favori
like
share
ıssızada Tarih: 09.07.2009 09:33
emeğine sağlık gundi.
ahmet altanın bu yazısını okumamıştım.
yukarıda paylaştığın bu yazının içeriğinie, sorumlu, demokrat, ülkesini seven bir türk vatandaşı olarak her kelimesine katılıyorum.
demokrasi artık askerlerin, elitlerin, seçkincilerin vesayetinden kurtulmalıdır.
teşekkürler.
Gundii Tarih: 08.07.2009 23:44
benım kendi fikirlerim her yerde... sanırım anlıyamamıssın... tekrar edelim hic sorun deil...

konu acmamdakı sebeb bu konuları tartısmamızdır...
hem su alıntılarını Ahmet altan baslıklı konuna atsan daha ii ve daha alakalı....

yada paylastıklarını magazın haberlerine atman daha yerinde olur..
firari16 Tarih: 08.07.2009 22:58
Sen kendi fikirlerinle burda isen neden alıntı yapıyosun o zaman
Gundii Tarih: 08.07.2009 18:28
firari16 bag bakalım konuyla bi alakası varmı ?

ahmet altanı savunacak adam ben olmdıgım gibi 1985 te verılen röpörtaj la onu yargılayacak olan sen deilsn...

arkadas banane onun egilimlerinden o onun dunyaya bakıs acısından..

su anda bu ulkede mazlumların haklarını ezılmıslerin haklarını en şiddetli biçimde savunan ender insanlardan bi tanesidir..

adamın midesi geniş bizimkıler dardır ki acık acık solemis bu egilimde insan sandıgından daha coktur...

neyse burası siyaset bolumu konu ahmet altan deil konu TSK Ve Hükümetle ilgili...


ve senın bu alıntılarının konuyla alakası yok...

yazılana bag yazana deil.. ki okudugunuda sanmıyorum...

cirkin bi siyeset.. izlion... kendi fikirlerinle senı burda gormek isteriz.. bi yazı bulup sureklı onu kullanmanı deil...
firari16 Tarih: 08.07.2009 11:14
AİLE İÇİ İLİŞKİ OLABİLİR SINIR TANIMIYORUM

* Kadınla erkek arasında bir fark gözetmiyorsunuz ama aşkla etsel çekimi ayırıyorsunuz... Romanınızda aşıkken insanlar müthiş ışıklarla sevişiyorlar. Etsel çekimli sevişmelerse ışıksız... Niçin böyle ?

- Zaman ve mekan kavramları değiştiği zaman zengin duygular sevişmeler olabilir....

* Neler olabilir peki o zaman ? Tabular, yasaklar kalkar mı ?

- Aslında kalkmalı. Eski kültürlerde var aslında. İki kardeş arasındaki cinsel ilişki Mısır’da, Roma’da var.

* Veya anne - oğul, baba - kız arasında olan ilişkiler...

- Tabii... Bunlar yeni teoriler değil. Bu benim fikrim değil. Özellikle araştırmacılar Amerika’da bunu araştırıyor. Birbirini bu kadar seven iki insanın mesela bir erkek kardeşle kız kardeşin, bir anne ile oğlun, bir baba ile kızın... Birbirini bu kadar çok seven insanların, kadınla erkek arasındaki sevginin son noktası olan sevişmeye ulaşmamalarında bir yanlışlık olduğunu iddia ediyorlar. Doğru olabilir...

* Katılıyor musunuz buna ?

- Benim cesaretimi mi deniyorsunuz. Sekste sınıra inanmıyorum. Evet... İki insan da istiyorsa her şey olabilir.

* O zaman hayvanlarla da seks doğal...

- Eğer insan istiyorsa... Eğer insan istediğini yaşamıyorsa çok acıklı.

Ahmet Altan

Haber: Selda Öztürk KAY