Güzel bir Pazar sabahından yine merhaba.. Kimseye bir şey söyleyemeden ve her şeye kayıtsız kalarak ama kötü bir şeyin olmamasını da umut ederek..Sabah uyandığımdan bu zamana kadar nedense içimde koca bir boşlukla dolaşıyorum. Bir tatsızlık var içimde..bir isteksizlik.. annemin kızmaması için ve onunla tartışmaya güç bulamayarak kahvaltı masasına oturuyorum. Yediğim lokmalarının hepsi boğazımda kalıyor. Kahvaltı sofrasından kalktıktan sonra nasıl olduğunu merak ederek arkadaşımı arıyorum. Bebeğini kaybettiğinden beri çok kırgın, mutsuz ve canı acıyor. Kendimi bu kadar kötü hissederken ona nasıl teselli verebileceğimi bilemeden ve telefonu kapatmak isterken telefonu açıyor. Sesinden anlıyorum o anda içinde hissettiklerini.. onu üzmek istemediğimi söyleyerek hissettiklerimi anlatıyorum ona.. onu arayıp aramamak da tereddütte kaldığımı da belirterek.. uzun bir süre konuşuyoruz.. telefonu kapattıktan sonra elim kolum daha da ağır bir süre evimin içini seyrediyorum. Telefonda konuşurken arkadaşımın dinlediği müzik geliyor aklıma.. bilgisayarım da bulup o şarkıyı dinlemek için bilgisayarıma doğru yürümeye başlıyorum. Bilgisayarımı açıyor ve o şarkıyı çalmaya başlıyorum. Şarkının sözlerinin arasında geçen birkaç satır içimi daha da çok acıtmaya başlıyor..

Bana ne olur ellerini ver…

gideceksin ama yine gel..

döneceksin diye söz ver



bu şarkıyı birkaç sefer dinliyorum. Seni düşünerek ve içimde bin bir düşünceyle.. Pazar günleri uyandıktan ve bir süre sonra da kendime kaldığım zaman sana yazı yazmak bende alışkanlık haline gelmeye başladı. Bu yazdıklarımı okuyup okumamanı önemsemeden sadece sana yazı yazmak.. belki de böyle zamanlarda seni kendime daha mı yakın hissediyorum, kendimi mi kandırmaya çalışıyorum bilmiyorum. Belki de içimdeki yalnızlığı ve özlemi anlatış şeklimde olabilir. Kendime artık senin yokluğunu kabullendirmeye çalışsam da.. hiçbir şey beklemiyorum.. Hayatı yaşayacağız ve bize neler göstereceğini göreceğiz. Her şey olacağına varacak sabret demiş olsam da.. Hayatına alacağın başka birisinin varlığını ne kadar kabullenmeye çalışsam da.. sanırım yine senin yanımda olmanı çok istediğim ve özlediğim günlerden birisi.. kendimi yalnız ve mutsuz hissettiğim zamanlarda senin yanımda olmanı daha da çok istiyorum. Düşünüyorum ne arkadaş olabildik, ne dost, ne de sevgili.. nedensiz susuşlarımız da kaybettik her şeyi.. anlatamadığımız yada anlattığımız zamanlarda olacak olanlardan korktuğumuz, yalnızlıklarımız, kızgınlıklarımız pişmanlıklarımız olsa da biz sustuk.. susmak çoğu zaman her şeyi anlatır.. anlasın dedik yine sustuk.. konuşmak istediğimiz zamanlarda da birbirimizi susturduk.. konuşmak istediklerimiz içimizdeki acıları yok etmeye yetecek olsa da, uzaklıkları yakın edecek olsa da çevremize karşı hissettiğimiz mecburiyetlerle biz susmayı susturmayı tercih ettik.. Nedensiz yere kırdık, kırıldık, yargıladık, suçladık.. Aşkı yüzlerindeki acımasız gülümseyişler daha da çoğalsın diye başkalarına kurban verdik..



Arkadaşımın söylediği sözler aklıma geliyor. Hayat bir mahkemedir. Ya aklanır özgürlüğüne kavuşur kuşlar gibi uçar yaşamın kollarına gidersin.. Ya da ölüme mahkum bırakılır.. Bin bir pişmanlıkla ipin boynuna geçeceği anı beklemeye başlarsın. Hayat gerçekten bu iki cümlenin hükmü kadar mı?

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 226
favori
like
share