[FONT="Arial Narrow"]Hayatımızda bugüne kadar hep başkaları ne ister diye yaşadık durduk…annem ve babam, arkadaşlarım, patronum, çalışanlarım, eşim, sevgilim, çocuklarım, komşularım vs vs ne ister?
Ben bunları nasıl mutlu edebilirim? Onlar mutlu olursa ben de mutlu olurum dedik…

Peki mutlu musunuz? Huzurlu musunuz? Gerçekten yaşamak istediğiniz hayat bu mu?

Kendim için ne yaptım, kendimi nasıl mutlu edebilirim? Hep aramış olduğum huzura nasıl kavuşabilirim? Huzurlu olmak için ne yapmalıyım? sorularını hiç kendinize sordunuz mu?
Kendiniz için bugüne kadar ne yaptınız? Ruhunuz özgür mü? Yoksa mahkum mu?

Hadi bugün başlayalım.. kendimiz için adım atalım…Bugün özgürleşme zamanı olsun..

Bugün her şeyi bırakalım, bugüne kadar yaşamış olduğumuz hayatımızı, işimizi, kariyerimizi, arabamızı, evimizi,eşyalarımızı, duygularımızı, düşüncelerimizi, korkularımızı,endişelerimizi, sorunlarımızı, kurallarımızı, sınırlamalarımızı tutunduğumuz, bırakmayı red ettiğimiz her şeyi bırakalım, tüm geçmişimizi,kendimizi bırakalım ve özgürleşelim…

Korktunuz mu? Bırakmak duygusu nasıl bir his uyandırdı? İçiniz mi açıldı, ferahladı mı yoksa içiniz mi daraldı, sıkıştı mı? Hep böyle deriz ya bir olay yaşadığımızda aslında ruhumuzun sesidir bize bu duyguyu veren.

Bunu yapmak için hazır mısınız? Her şeyden özgürleşmek ister misiniz?

Ruhunuzun prangalarından özgürleşmek isterseniz yazım sizin için…
Yaşamımıza bir göz atalım hep beraber..neler yapıyoruz? yaşam içinde kendimize neler yaşatıyoruz?

Ne kadar baskı, esaret ve tutsaklık içinde yaşadığımızın farkına varmak için, yaşam bize özgür olmadığımızı göstermek adına bağırıyor, ama kulaklarımızı kapatmış halde bizler ortada dolaşıyor ve gün dolduruyoruz…

Kendimize yapmış olduklarımızı, özgür olmadığımızı hangi yaşam alanımızda yaşayıp ta anlayabilecek durumdaysak yaşamımızdaki o bölüm sorunlu hale geliyor ve
dış dünyamızda bazı olaylar yaşıyoruz.

Baskı altında olduğumuzu para ile anlayacaksak kendimizi parasız bırakıyoruz, parasız olduğumuz için isteklerimizi hayallerimizi gerçekleştiremiyoruz diye bahaneler ile yaşamımızı kısıtlıyoruz..kendi kendimizi tutsak ediyoruz…Parayı suçluyoruz…

Yada mutsuz olduğumuz halde parasızlık korkusu bahanesiyle şikayet ederek işe gitmeye devam ediyoruz, en büyük baskıyı yapıyoruz…istemediğimiz halde sevmediğimiz bir işi yapmaya devam ediyoruz..İçimizde var olan yaratıcılığımızı kullanamıyoruz.Baskıyı yapan kim patron mu biz mi? Ama biz işyerini ve patronu suçlamayı tercih ediyoruz…

Özgür olamadığımız ilişkiler içinde kendimize baskı yapıyoruz, bu evli biriyle bir ilişki yaşamak olabilir yada baskıcı, kısıtlayıcı bir eşle beraber olmak olabilir..seçen kim? Ben demekten korkup yine karşımızdakini suçlayarak kendimizi rahatlatıyoruz.

Mutsuz olan evliliklere ilişkilere devam edip yine kendimizi tutsaklık içinde bırakıyoruz..
Ya çok bağımlı oluyoruz yada ben özgürüm aslında istediğimi yaparım havasına girerek bağımsız olduğumuzu göstermeye çalışıyoruz…iki aşırı uç arasında yaşayarak dengemizi kaybediyoruz..yine özgür değiliz…

Aile veya arkadaşlar içinde de yine altında yatan bir çok korku dolu duygumuz nedeniyle onların bizim yaşamımızı yönetmelerine izin veriyor gücümüzü teslim ediyoruz..Onların istekleri doğrultusunda yaşadığımız için gün geliyor onlara kızıyoruz..Gücünü teslim eden kim? Kaybetme yalnızlık sevilmeme vs korkuları yüzünden yine kendimize baskı uyguluyoruz..tutsaklık içinde yaşamaya devam ediyoruz..Hayır demek istediğimiz halde evet diyor ..sonra hep ben veriyorum, fedakarlık yapıyorum diyoruz …sonra da onları suçluyoruz..

Ailemize arkadaşlarımıza çalışanlarımıza çocuklarımıza ait sorumlulukları üzerimize alıyor onları aslında güçsüzleştiriyoruz…aslında onlara yardımcı olduğumuzu düşünüyoruz gerçek ise sen yapamazsın ben yaparım diyoruz içten içe..farkında olmadan başarısızlığı güvensizliği yüklüyoruz karşımızdakine,bağımlı hale getiriyoruz kendimize…sonra bu sorumluluk duygusuyla yüklerimiz daha çok artıyor yine onlara kızıyoruz…bu yükler bizim baskımızı daha da çoğaltıyor…

Toplum içinde söz sahibi olmak istiyorsan saygın olmak istiyorsan değer görmek istiyorsan çok çalışmalısın kariyer sahibi olmalısın zengin olmalısın aile kurmalısın çocuk sahibi olmalısın iyi bir araban olmalı güzel bir evde oturmalısın vs …diye zorunluluklar listesi içinde yaşıyoruz…işte tutsaklık esaret baskı hepsi bir arada..kim yapıyor bu baskıyı çevre toplum diyor yine suçlayacak birilerini buluyoruz…

Kendi kendimize yapmış olduğumuz baskılar yetmiyor aynı şeyi çocuklarımıza yapmaya devam ediyoruz…hangi okulda okuyacaklarına kiminle arkadaş olacaklarına nasıl bir hayat yaşamaları gerektiğine onlar adına karar verip uygulamalarını istiyoruz. Sen ne istiyorsun? diye sormuyoruz, sorup ta isteğimiz dışında cevaplar alırsak ya kızıyor ya da toplumun gerekliliklerini zorunluluklarını (para,kariyer vs)anlatıp içten içe bazen de kurnazca kendi istediklerimiz doğrultusunda bir yaşam yaşamaları için onları zorluyoruz..tıpkı anne babalarımızın çevremizin bize yaptığı gibi belki şimdiki şartlara göre birazcık daha modern şekilde yapıyoruz bunu… aslında onlara kendi içimizdeki baskıyı yansıtıyoruz..biz onlara hükmediyoruz,yaşam da biz hükmediyor…

Sonuçta özgür olmadığınızı baskı içinde yaşadığınızı yaşamın neresinde görüp anlayabilecekseniz o bölge size olumsuz olaylar yaşatarak size ne durumda olduğunuzu gösteriyor…Özgür olmadığınızı tutsaklık içinde olduğunuzu size hatırlatıyor.

Suçlayacak suçlanacak hiç kimse hiçbir olay yok aslında..bu kendi kendimize kurmuş olduğumuz bir oyun sadece, bizim bahanelerimiz…

Dış dünya sadece senin iç dünyanda ne durumda olduğunu gösteriyor..ancak yaşamının farkına böyle varabilirsin..ne yaptığının,nereye gittiğinin ne istediğinin ne durumda olduğunun farkına var diye evren sana avazı çıktığı kadar bağırıyor…

Kurtul ruhuna takmış olduğun prangalardan özgürleş..kır zincirlerini… diyor .
Ruh özgür olsun ki kendini gerçekleştirsin…

Ne zaman başkaları için yaşamayı bırakıp kendi varlığınızın içine,varlığınızın derinliğine döneceksiniz… Kendinizle yüzleşecek cesareti bulacaksınız, kendinizi mutlu etmek için ne zaman adım atacaksınız,başkaları için yaşamayı ne zaman bırakacaksınız?yaşlandığınızda mı, emekli olduğunuzda mı ölüm döşeğinde mi..bu dünyadaki hesabımızı nasıl kapatacağız? Acı çekerek mi? Sorunlar içinde mi? Kaderim buymuş diyerek mi? Tutsak halde mi? Yoksa yaşamın her anından zevk alarak keyifli ve huzurlu bir şekilde yaşamanın getirdiği mutluluk ile özgür bir ruh olarak mı? tamamlayacağız yaşamımızı…

Özgürlük bizim içimizde, dış şartlar sadece içimizde kendimize yapmış olduğumuz baskıyı tutsaklığı özgür olmadığımızı gösterir…

Ama bunun farkında olmadığımızda sanırız ki işimizi bıraktığımızda eşimizi bıraktığımızda çok para sahibi olduğumuzda özgürleşeceğiz..Eminim aramızda bu deneyimleri yaşayan bir çok insan var,bunun böyle olmadığını çok iyi bilirler..İç dünyamızda kendimize yapmış olduğumuz baskıyı bırakmazsak dış şartlar aynı şekilde yaşanmaya devam edecek..eşiniz baskıcı diye ayrılacaksınız hayatınıza başka baskı yapan insanları çekeceksiniz,aynı şekilde iş yaşamınızda da patrona baskıcı diyerek bırakacaksınız başka işyerinde aynı şeyi yaşayacaksınız para sahibi olduğunuzda bir şekilde ne yapıp edip yine kendinizi ya borç altına sokacaksınız yada olan paranızı kaybedeceksiniz…

Özgür olmadığınızı görmek adına bağımlılıklar ve bağımsızlıklar arasında, iki aşırı uçlar arasında gidip geleceksiniz…

Peki kendimize yaşatmış olduğumuz bütün bu baskıdan nasıl özgürleşeceğiz?

Öncellikle yaşamınızda ailede, işte ,parada,ilişkide dram yaratmayı bırakın…

Bu yaşamı kendi seçimlerinizle siz yarattınız bunu kabul edin, başkalarını suçlamayı, yargılamayı bırakın.Bu sizin oyununuz.Başrol oyuncusu olarak yerinizi alın ve en güzel şekilde oyununuzun hakkını vererek keyif alarak oynayın.

YAŞAMINIZIN TÜM SORUMLULUĞUNU ALIN.

Kendinizi eksik görmeyin,eksik gördükçe dışarıdaki şartlar ile kendinizi tamamlamaya çalışırsınız..Ya parayla,ya kariyer ile ya evlilik ile…

SİZ OLDUĞUNUZ GİBİ MÜKEMMEL BÜTÜN VE TAMSINIZ…

Malınıza mülkünüze eşyalarınıza banka hesabınıza kariyerinize işinize güvenmeyi, tutunmayı, bağımlı olmayı, kendinizden kuşku duymayı bırakın,özgürleşin tüm bu durumlardan, Bunlar olduğunda sevgiyle şükrederek yaşayın, olmadığında sorun olmaktan çıkarın..

SİZ ZATEN MUTLAK GÜVEN İÇİNDESİNİZ…KENDİNİZE VE AKIŞA GÜVENİN

Sevilmek adına ilgi görmek onaylanmak takdir edilmek adına kendinizden verdiğiniz kendinizi baskı altında hissettiğiniz sizi mutsuz eden tüm ilişkilerden özgürleşin..
Beni sevseydi demeyi bırakın…bu oyunlar size mutsuzluk verecek…

ÖZÜNÜZÜN SEVGİ OLDUĞUNU, ZATEN ÇOK SEVİLDİĞİNİZİ KABUL EDİN…

Başarısız olduğunuz için, hata yaptığınız için, yaşamınızdaki olumsuz yaşanan tüm deneyimleriniz için kendinize kızmayı,eleştirmeyi bırakın…kime göre başarı kime göre hata…

BAŞARI SİZ SİNİZ. KENDİNİZİ ÇOK AMA ÇOK SEVİN.
SİZ KENDİNİZİ TAKDİR EDİN VE ONAYLAYIN…

Bugüne kadar kızdığınız, öfke duyduğunuz,suçladığınız,yargıladığınız,başkalarına yapmış olduğunuz tüm haksızlıklar için herkesten,kendinizden tüm kurum ve kuruluşlardan özür dileyin..kendinizi bağışlayın ve affedin.. Şunu bilin ki bu sizin oyununuz.. oyuncularınız sizin istediğiniz oyunu ve rolleri oynadı..Sadece kendi kurmuş olduğunuz oyununuza kızıyorsunuz..sonuçta kendinize kızıyorsunuz..en büyük özür kendinize olsun.

SİZ AFFEDENSİNİZ… AFFETMEK ÖZGÜRLEŞMEK DEMEKTİR.

KENDİ ÖZ KİMLİĞİNİZE, KENDİ DEĞERİNİZE, KENDİ İŞİNİZE, VERMİŞ OLDUĞUNUZ HİZMETE, ENERJİNİZE, BİLGİNİZE, ZAMANINIZA, YAŞAMINIZA GEREKLİ ÖNEMİ, ÖZENİ,SAYGIYI, SEVGİYİ GÖSTERİN…

Kendinizi nasıl görüyor ve tanımlıyorsanız yaşam size o şekilde davranır.
Kendinize yaşatmış olduğunuz baskıdan ,esaret ve tutsaklıktan kurtulmak istiyorsanız kendinizi tüm durum ve olaylardan,geçmişinizden, yaşamın getirdiği kurallardan, sınırlardan, özgürleştirin…Dürüstçe ne istediğinizi tam olarak sevgiyle söyleyerek yaşayın.
Kendinize hak etmiş olduğunuz hayatı ancak siz verebilirsiniz..
SİZ SEÇİN VE YARATIN..Özgürce hareket edin yaşamın içinde…

EN GÜZEL VE MUTLU HAYATI YAŞAMAYI HAK EDİYORSUNUZ…

Özgürlük içimizde başlar dışımızda kendini gösterir.Kendi içimizdeki özgürlükle bir olduğumuzda yaşam bize hizmet etmeye başlar …özgürlük enerjisi tüm yaşamımızda rahatlıkla dolaşır..o zaman yaşamımızın her anı keyifli olur ve baskı yapan tüm unsurlar ortadan kalkar..

Yaşamımızdaki her şey bir anda iyileşmeye başlar…bu yüzden MUTLAK İÇ ÖZGÜRLÜK İÇİNDE YAŞAMAYI SEÇİN..ve ÖZGÜR OLDUĞUNUZU BİLİN…

Bir meditasyon yapın..Gözlerinizi kapatın derin birkaç nefes alın kalbinize odaklanın..Dağın zirvesine çıktığınız bir meditasyon olsun bu…Dağın eteklerinde şu an yaşamış olduğunuz hayatı düşünün..Zirveye çıkmak için şu an yaşamınızda olan tüm yüklerinizi yavaş yavaş bırakın..Önce olumsuz duygu düşünce ve inançlarınızı,korku ve endişelerinizi, kızgınlıklarınızı ve öfkenizi bırakın..daha sonra ilişkilerinizi, ailenizi, dostlarınızı, arkadaşlarınızı bırakın…yüklerinizi bıraktıkça adımlarınızı daha rahat attığınızın farkına varın…başkalarına ait üzerinize aldığınız tüm sorumluluğu bırakın,malınızı mülkünüzü,arabanızı,cep tel.nuzu,bilgisayarınızı, işinizi, kariyerinizi, kartvizitinizi, paranızı, borçlarınızı bırakın…vs vs ..benim dediğiniz en çok bırakmayı red ettiğiniz tutunduğunuz,direnç gösterdiğiniz her şeyi bırakın..kimliğinizi adınızı soyadınızı bırakın.. en son zirveye bir adım kala da kendinizi bırakın..zirveye çıkın..kollarınızı açın ..yüzünüze bedeninize dokunan rüzgarı hissedin..Zirvede sizin için parlayan ışık ile bir olun…çıplak bir halde her şeyden özgürleşmek olarak bu anın tadını çıkarın..içinizdeki varlığınızın derinliklerinde olan özgürlük,sevgi,değer ve tüm güzel duygularla bir olarak var olduğunuzu hissedin…artık bilin ki dışarıda aradığınız hiçbir şey yok..her şey içinizde…kendinizle kendi gerçeğinizle buluşun…şimdi nasıl bir hayat yaşamayı istiyorsanız yaratın..yeni bir hayata başladığınızı yeniden doğduğunuzu düşünün…geçmişinizden tamamen özgürleştiğinizi bilin…

Kendinizi kucaklayın. Yaşamı kucaklayın, şimdi yeni seçimlerinizle yeni hayatınıza özgür bir ruh olarak başlayın…Keyfini çıkarın yaşamınızın…

Siz mutlu olmak için, ruhunuzu şifalandırıp huzurlu olmak için geldiniz bu hayata .
Bu dünyaya gelmiş bir armağansınız.Bu dünyada tüm güzelliği ve ihtişamıyla size verilmiş bir armağan.Özgür ruhunuz ile ışığınızı yükseltin. Özgürlüğün tadını çıkarın, hakkını verin.
Özgür ruh olarak şimdi yeni hayatınızda sevgi ile bakın kendinize, sevdiklerinize,yaşama…

Sadece huzur olduğunuzu,sevgi olduğunuzu,güven olduğunuzu,başarı olduğunuzu, özgür olduğunuzu bilin..işte o zaman size verilmiş olan armağanın değerini daha iyi anlar ve öyle yaşarsınız, o zaman yaşamınız bugüne kadar dışarıdan tamamlamaya çalıştığınız ama aslında içinizde var olan güzellikle buluşmuş olarak yaşamınızda arzu etmiş olduğunuz gibi güzelleşir.Böylece kendinize hizmet edersiniz.Kendinize hizmet ettiğinizde,kendinizi mutlu ettiğinizde, kendinizi sevdiğinizde, yaşamınızdaki tüm insanlara da hizmet etmiş olursunuz.

İşte hep dışarıda aradığınız ama varlığınızın derinliklerine hiç bakmadığınız mutluluğun ve huzurun saklandığı yer .Anahtar : Ruhun özgürleşmesi…

Ruh özgür olduğunda sevinç çığlıkları ve coşku gelir yaşamınıza…
Sevgi ve sevinç duygusu ile arzularınızı gerçekleştirmek ve yaratmak çok kolay olur..

Özgürleşmek adına tüm bu yazdıklarım benim ilk aklıma gelen düşünceler ve duygular…sizde bir çok ekleme yapabilirsiniz…bu yazı kalbinizde bir yerlere dokunduysa bahane üretmeden prangalardan kurtulun, ruhunuzu özgürleştirin..adım atın…seçim yapın…gerçekleştirin…

Özgür ruhların çoğalmasını, İçinizdeki ışığın sonsuza dek parlamasını dilerim.

Sevgiyle kalın ve hep yüzünüzde kocaman bir gülümseme olsun..

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 326
favori
like
share