Hükümlü - Derin Duygular - Öykü - Duygu Seli - Nihat Baş
1986 yıllarıydı.Ben elazığ çocuk ıslahevinde infaz
katibi idim.gelen mahkumlara istatistik formu doldurur Ankara İstatistik genel müdürlüğüne gönderirdim.doğu anadolu va güney doğu anadolu tek ıslahevi.
birgün başka bir ilden 3 tane hükümlü geldi.ben bunları odama aldım. dosyaları henüz gelmediği için beyanları ile form dolduruyordum.haliyle başımı masanın
üzerindeki formlara eğmiş bazanda benim görmediğimi
sanarak birbirlerinin ayak bileklerine tekme ile vuruyorlardı.yaşları 14,16 ve 17 idi.ben bunlara biraz
kızdım. suçları ise hırsızlık idi.ama suçlarını sorduğumda işlemiş oldukları suçu gururla söylüyor,işledikleri suçun gururuyla yaşar gibiydiler.içlerinden 17 yaşındaki hükümlüye hitaben :
( o ara infaz yasası çıkma durumu vardı,yani bir nevi
toplu tahliye )
-nihat : biz sizleri şu an serbest bıraksak ne
yaparsınız ?
-hükümlü : aynı işe devam.
-nihat : bakın yavrum,yarın büyüyeceksiniz,si
zinde bir yuvanın çocuklarınız olacak,çocuklarınız
büyüyünce babalarının durumunu öğrenecekler,eyvah
benim babam neymiş diyecekler,gurur duymalarını isterlerken size karşı günden güne nefretleri artacak. siz
o zaman kaçacak delik arayacaksınız ama bulamayacak
sınız. zaman geri gelsede o işlediğimiz suçları işlemeseydik,allah ne zaman canımızı alsada bu durumdan
bir an önce kurtulsak diyeceksiniz. ama sizin ölümünüzle sadece siz kurtulacaksınız çocuklarınız başları hep eğik gezecekler. sokaktaki insanlar bu durumu
hep biliyorlar,bütün insanların kendilerinden kaçtıklarını sanacaklar.hep içine kapanık bir insan olacaklar. onlarda evlendiklerinde istenecek kız başka bir
sebeple verilmese çocuklarınız sizlerin suçlarına yorumlayacaklar. zararın neresinden dönerseniz kardır.
bu günden sonra hiçbir suç işlememeye bakın,tamammı.
-hükümlü : boşver abi.biz evlenmeyeceğiz ki. nerede
akşam orada sabah.

aradan 10 gün geçmişti. bu hükümlülere ait infaz dosyası geldi.açıp okuduğumda bana söylemiş oldukları
hırsızlık suçu bunun yanında hiç kalır çok kötü,felaket (müstehcen ) idi. bunları tekrar odama çağırdım.
-nihat : neden yalan söylediniz,suçunuz hırsızlık değil ben ona göre form doldurdum,şimdi ek form dolduracam.bu işlediğiniz suç çok kötü,yarın çocuklarınız sokakta bile gezemez,onlara kesin kızda vermezler.
-hükümlü : abi ne fark eder.biz zaten evlenmeyeceğiz ki.
-nihat : peki infaz yasası çıksa,sizi serbest
bıraksak ne yaparsınız ?
-hükümlü : abi aynı işe devam.

benim odamın karşısında sosyal çalışma uzmanı Muallaa
hanımın odasına gittim.
-nihat : Mualla hanım çayını içmeye geldim.
-mualla : tabi Nihat bey buyurun.
-nihat : bu arada size bir ricam var. hani şu
hükümlü varya,onu şu an tiyatro kadrosu hazırlıyorsun
onuda kadroya alırmısın.
-mualla : ama onun okur yazarı yokki.
-nihat : olsun en basit bir rol ver onu topluma
kazandıralım.
-mualla : ben çalışmaları sinema salonunda yaptığımda boş zamanlarında gelip yardım edeceksin.
-nihat : anlaştık teşekkür ederim.

aradan bir kaç gün geçmişti ben hükümlüleri odama çağırdım.
-nihat : ( yine biraz nasihattan sonra ) sizi serbest bıraksak ne yaparsınız?
-hükümlü : abi aynı işe devam.

ben bu nasihatları bir kaç kez denedim ama aynı cevapları aldım.
-mualla : (hırslı bir vaziyette odama gelerek) yaptığını beğendinmi. ben beni rezil etmekmi maksadın,bak 1 ay
1 haftadır tiyatro çalışmalarında hiçbir şey öğrenemedi
şunun şurasında bir hafta bir süre kaldı. tiyatroya
başsavcımız,savcılarımız,hakimlerimiz,vali bey,emniyet
müdürü v.s gelecek. bana nasıl bunu yetiştirdin,senin
yetiştirme yeteneğin bu kadar mı diyen olursa ben ne
cevap veririm. bana düşmanlığın neydi.
-nihat : mualla hanım otururmusun,bir sigara yak,
sana bir çay söyleyeyim.
-mualla : ben senin ne çayını nede sigaranı içmiyorum.
-nihat : lütfen otur bir çözümünü birlikte bulalım.
bu yeni gelenlerin içerisinde zeki birini bul onun rolünü
ona ver. ama bunuda çıkarma,çıkarırsan düşene bir tekmede
biz atmış oluruz,daha doğrusu dünyasının tamamen yıkarız.
-mualla : tamam onu çıkarmayıp ne yapayım.
-nihat : çıksın sahnede bir volta atsın,bir şeyler
mırıldansın aşağı insin.
-mualla : iyi tamam hadi bir kez daha seni kırmayayım.

tiyatro günü olan cumartesi bende gitmiştim islahevine.ama
mualla hanımın yakınında değilde ona en uzak yerde oturmuştum.arada bir ben mualla hanıma bakıp bakışlarımı kaçırıyor, bir o bana bakıp bakışlarını kaçırıyor,ikimizinde
kalbi yerinden fırlayacak gibi atıyordu. sırası geldi.sahneye çıkıp voltasını atmış ve tam istediğimiz gibi olmuştu.
ben mualla hanıma bakarak,oda bana, karşılıklı olarak derin
bir nefes almış kalbimizin üstünü elimizle sıvazlamıştık.
pazartesi günü islahevine geldim,dış kapıdan içeri girdiğim
de infaz koruma baş memuru arkamdan gelerek kolumu tuttu.
benim o anda ıslahevi başıma yıkılmıştı. acaba hükümlü bir
suçmu işledi,korkmuştum
-hüseyin : gel bir çay içelim.
-nihat : hüseyin bey korkuttun beni.
-hüseyin : yok birşey korkma durumlar iyi.
yarım saat kadar sonra odama geçtim. hükümlü odamın kapısında beni bekliyordu. görünce sevinçten uçacaktım.

-hükümlü : nihat abi...
-nihat : sus bir şey söyleme geç içeri ben çay söyleyeyim.

dışardaki posta hükümlüyü çağırdım.bana iki çay çok acele
sen elden al getir.çaylarımız geldi.

-nihat : şimdi ne diyeceksen söyle
-hükümlü : nihat abi bana hep bir soru soruyordun şimdi
sor.
-nihat : seni serbest bıraksak ne yaparsın.
-hükümlü : NİHAT ABİ HAMALLIK YAPARIM.SEN BANA ÖĞLE BİR
HAYAT DERSİ VERDİNKİ BEN HİÇ KİMSEDEN ALMADIM BU DERSİ.ABİ
ÖMRÜM SONUNA KADAR SANA DUA EDECEĞİM.

-nihat : bende senin gözlerinden öpeyim.
aradan zaman geçmiş infaz yasası çıkmış toplu tahliye vermiştik.

aradan bir kaç yıl geçmişti. hükümlünün bulunduğu ilde benim
kardeşim görev yapıyordu. bende iznimde bir iki günlüğüne kardeşime gitmiştim. geleceğim gün kardeşimle caddede yürüyor
sohbet ediyorduk. birden bir genç gelip önüme geçti ve elimi
çekerek öptü.ben kardeşime kardeşim bana oda ikimize bakakaldık.

-...........: abi beni tanıdınmı?
-nihat : tanımadım kusura bakma.
-...........: abi şöyle söylüyeyim. bana sorarmısın ne iş
yapıyorsun.
-nihat : evet hatırladım.ne iş yapıyorsun
-...........: nihat abi oto lastik tamirci dükkanı açtım.evlendim.Allaha şükür çorbamız kaynıyor.buyur çay kahve içelim
yemek yiyelim, ben sana nasıl borcumu öderim.
-nihat : ben bir kaç gündür buradayım biraz sonra Elazığ'a gidecem. yerini tanıdım. bu sefer kusura bakma bir dahaki
gelişimde uğrarım. ama senin bana en büyük ikramın bana iş
kurduğunu,çorbanı kaynattığını gördüm bana yeter.
Hoşçakal...

Nihat Baş

Etiketler:
Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 252
favori
like
share