Twilight Serisi - Stephenie Meyer - Twilight Kitap Tanıtımı - Twilight Kitap Özeti
1. kitap-twilight(alacakaranlik)

2. kitap-newmoon(dolunay)

3. kitap-eclipse(ay tutulmasi)



Üç şeyden emindim. Birincisi Edward bir vampirdi. İkincisi, ne kadar baskın olduğunu bilemesem de onun bu vampir yani kanıma susamıştı. Üçüncüsü ise, koşulsuz ve geri dönülemez bir şekilde ona aşık olmuştum.
Isabella Swan Washington'ın, yağmurun hiç dinmedigi küçük kasabası Forks'a taşınır. Bu şimdiye kadar aldığı en sıkıcı karar gibi görünmektedir. Fakat gizemli ve çekici Edward'la tanışması hayatını heyecanlı ve tüyler ürpertici bir hale sokar. Edward şimdiye kadar, içinde yaşadığı küçük toplulukta vampir kimliğini saklayabilmiştir. Ancak artık kimse güvende değildir, özellikle Edward'ın en çok değer verdiği insan olan Isabella… İki sevgili kendilerini tutku ve tehlike arasında dengede duran bir bıçağın en keskin noktasında bulur.

Alacakaranlık içgüdülerimize meydan okumakla tutkularımızı tatmin etme boyun isteği arasındaki çatışmayı sorgulayan etkileyici bir kitap.


TWILIGHT TRIVIA

- Kristen Steawrd aslında yeşil gözlü. Film çekimlerinde kahverengi lens kullanıyr çünkü Bella'nın kitaptaki tasviri kahverengi gözlü.

- Kellan Lutz saçlarını yani asker traşını (Buzz Cut) film için kestirmemiş. Lutz, aslında 2008 yapımı mini dizi Generation Kill için saçlarını kestirmiş. Ve Twilight için de tamamen denk gelmiş.

- Stephenie Meyer'ın Edward rolü için ilk düşündüğü kişi, The Tudors'un başrol ouuncusu Henry Cavill'miş. Fakat 25 yaşında olan Cavill'in 17 yaşında gibi görünmesinin zor olduğunu fark edince Cavill'i Carlisle rolü için düşünmüş. Fakat Cavill, Carlisle rolünü kabul etmemiş. Sebep olarak da The Tudors çekimlerini göstermiş.

- Robert Pattinson, Edward rolünü yönetmen Catherine Hardewicke'in evinde almış. Hardewicke, Kristen ve Robert'ı kadroya tam olarak dahil etmeden önce kendi evinde, kendi odasında ve hatta kendi yatağında, trailerlardaki bela'nın odasında geçen meşhur "love scence/medow scence"i denemelerini istemiş ve aralarındaki uyuma göre cast konusundaki son kararını vermiş.

- Tüm Cullen ailesi için özel olarak sarı yakut(topaz) rengi lensler yapılmış.

- Taylor Lautner, filmdeki Jacob Black karakteri için tüm çekimler byunca takma saç kullanmış.

- Edward rolü için açılan Cast başvurularına tam 5000 aday katılmış.

- Kitabın senaryolaştırılması 6 hafta sürmüş.

- Catherine Hardewicke'e Bella rolü için Kristen Stewart'ı tavsiye eden kişi, Hardewick'in 2005 yılında, Lord Of Dogtown filminde birlikte çalıştığı Emile Hirsch olmuş. Hirsch, Kristen Steward ile Into The Wild'da beraber çalıştıktan sonra onun oyunculuundan memnun kalmış ve Hardewicke'e Kristen'ı önermiş.

- Edward rolü, ingiliz oyuncu Robert Pattinson'ın oynadığı ilk amerikalı karakter olduğu için Amerikan aksanı konusunda önceden eğitim almak zorunda kalmış.





Kitaptan Alıntılar
„Lanet olsun Bella!“ dedi nefes nefese. “Benim sonum olacaksin, yemin ediyorum beni öldüreceksin"


"Bu kadar cabuk pes edecegime gercekten inanmadin herhalde,“dedi dalga gecerek.
„Bir kiz hayal kurabilir.“
Kaslarini kaldirdi. „Senin hayalin bu mu? Bir canavar olmak mi?“



"Kac yaşındasın?"
"On yedi," diye cevap verdi.
“Peki ne zamandır on yedi yaşındasın?”
“Bir süredir.”

Zaten ne hissettiğimi biliyorsun,”dedim sonunda.
„Buradayım….bu da asağı yukarı benim, senden uzak kalmaktansa ölmeyi tercih edeceğimi
belli ediyor.“ Kaşlarimi çattım. „Ben bir geri zekalıyım.“
„Sen bir geri zekalısın,“dedi gülerek.
Gözlerimiz buluştu ve ben de gülmeye basladım. İkimiz de bu saçmalığa ve böyle bir anın imkansızlığına gülüyorduk.
„Yani aslan kuzuya aşık olur….,“diye mırıldandı.
Bu lafı duyduğumda irkildim ve bunu saklamak için gözlerimi ondan kaçırdım.
„Ne aptal bir kuzuymuş,“dedim iç geçirerek.
“Ne hasta ve mazoşist bir aslanmış.”


„Seninle konusurken hep cok fazla sey söylüyorum, bu sorunlardan birisi.“
„Merak etme, hic birini anlamiyorum.“
„Ben de ona güveniyorum zaten.“

„Nasilsa sonunda bulacagim,“dedim onu uyararak.
“Keske bunu hic denemesen.” Tekrar ciddilesmisti.
“Cünkü...?”
“Ya ben bir süper kahraman degilsem? Ya ben kötü adamlardan biriysem?“

„Lanet olsun Bella!“ dedi nefes nefese. “Benim sonum olacaksin, yemin ediyorum beni öldüreceksin.”

“Seni özledim,”diye fisildadim.
“Biliyorum Bella. Inan bana biliyorum. Sanki yarim sende kalmis gibi.“
„O zaman gel ve al,“dedim.


“Yine alacakaranlik,” diye mirildandi. “Baska bir son daha. Günün ne kadar mükemmel oldugunun önemi yok, her zaman sona ermek zorunda.“
„Bazi seyler sona ermek zorunda degil,“diye mirildandim.


„Bu kadar cabuk pes edecegime gercekten inanmadin herhalde,“dedi dalga gecerek.
„Bir kiz hayal kurabilir.“
Kaslarini kaldirdi. „Senin hayalin bu mu? Bir canavar olmak mi?“

" Kal." bu sözcük ağzımdan kayıyordu.
"Kalacağım." dedi. Sesi bir ninni gibi güzeldi. " Dediğim gibi, seni mutlu ettiği sürece... senin için en iyisi olduğu sürece."

Başımı sallayamaya çalıştım ama çok ağırdı. " Bu aynı şey değil." diye mırıldandım.
" Sen bunu merak etme Bella. Uyanınca benimla tartışırsın." dedi gülerek.
Sanırım ben de güldüm. " Tamam."
Dudaklarını kulaklarımda hissediyordum.
" Seni seviyorum." diye fısıldadı.
" Ben de."
" Biliyorum." diyerek güldü sessizce.
Ona bakmak için başımı çevirdim. Ne yapmaya çalıştığımı anlamıştı. Dudakları hafifce dudaklarıma değdi.
" Teşekkürler." dedim iç geçirerek.
" Her zaman."
Artık orada değildim ama az da olsa uyuşukluğa karşı gelmeye çalıştım. Ona söylemek istediğim son bir şey vardı.
"Edward?" Adını net bir biçimde söylemeye çalışmıştım.
" Evet?"
"Bence Alice'in dediği olacak."
Ve sonra gece üzerime çöktü.

Bir de şey vardı en sonlarda.

"Seni sonsuz bir geceye mahkum etmeyi reddediyorum.

''Eğer sen varsan,Cennete ihtiyacım yok.''

...."Arkadaşım olmamanın senin için daha...sağlıklı olur,"diye açıkladı."Ama sendne uzak durmaya çalışmaktan yoruldum Bella."...

...Çok mutlu olmuştum.Edward bana bakıyordu, belkide neden gülümsememi bastırmaya çalıştığımı düşünüyordu.
"Belkide benim işim o ilk minibüs vakasına kadardı.Kadere müdahale ettiğini düşündün mü hiç?"dedim.
"O ilk değildi,"dedi nerdeyse duyulmayacak kadar alcak sesle.Şaşkınlıkla ona baktım, ama o gözlerini yere dikmişti."Senin işin benimle tanışana kadardı."....

....İşite bu yüzden gitmelim.Ama merak etme, ben bencil bir yaratığım.Seni yanıda olmayı yapmam gereken şeyi yapamayacak kadar çek seviyorum."
"Sevindim"
"Sevinme!"Yine elini çekti ama bu sefer daha nazikti.Sesi her zamankinden sertti.Yinede diğer bütün insannların sesinden çok daha güzeldi.Onu anlamak çok zordu, bu değ halleri beni şaşkına çeviriyor, afallamamma sebep oluyordu.
"İstedğim tek şey yanımda olman değil!Bunu sakın unutma.Senin için başkalarından olabileceğimden daha tehlikeli olduğumu sakın unutma."Durup boş gözlerle ormana baktı...

....Elleri yavaşça boynumun iki yanına kaydı.Titredin onunda soşuğunu tutğunu fark ettim.Elleri muzlarıma oğru hareket etti ve orda durdu....

"Kaç yaşındasın?"
"On yedi."
"Peki ne zamandır on yaşındasın?"
Yolla bakarken dudağını ıssırdı.Sonunda itiraf etti"Bir süredir."
"Peki"Gülümsedimi bana dürüst davrandığını bilmek güzeldi.Bana yinede şoka girmemden korkarmış gibi bakıyordu.Bundan cesaret alarak güldüm.Edward kaşlarını çattı.
"Gülme ama gündüzleri nasıl dışarı çıkyorsun?"
Ama o güldü. "Efsane"
"Güneş sen yakmıyor mu?"
"Efsane"
"Tabutta uyumak?"
"Efsane"Bir an tereddüt etti sonra garip bir sesle cevap verdi "Ben uyumam"
Bunu kavrayabilimem için düşünmem gerekti."Hiç mi?"
"Hiç" dedi.Sesi çok alçaktı.Gözlerinde hüzün vardı.Altın rengi gözlerini gözlerime dikmişti.O başını çevirene kadar ona baktım.
"En önemli soruyu henüz sormadın."Sert sert bakışları buz gibidi.
Gözlerimi kırpıştırdım.Üzerimdeki etkisi geçmemişti"Hangi soruyu?"
"Ne içip içmediğimi merak etmiyor musun?" Sesi dalga geçer gibiydi...

.... "Üzgünüm Bella, buradan sonrasını yürümemiz gerekecek."
"Ne yapalım biliyor musun? Sen git, ben burada bekleyeyim."
"Cesaretine ne oldu? Bu sabah inanılmazdın."
"En son maceramızı unutmadım." Daha sadece üzerinden bir gün geçmişti.
Bir anda dışarıya çıkıp benim tarafıma doğru geldi ve üzerimdeki kopçaları açmaya başladı.
"Bunları ben açarım, sen git." diyerek ona karşı geldim. "hafızanı bir yoklasan diyorum."
Ben daha bir şey söylemeden beni arabadan indirdindi.Hava sisliydi, sanırım Alice haklı çıkacaktı.
"Neden hafızamı yoklayacağım?" diye sordum sinirli bir şekilde.
Beni dikkatle izliyordu ama gözlerinde alaylı bir bakış da vardı.Ellerini iki yanımdan cipe koydu, bana doğru eğildi.Gitgide yaklaşıyordu, yüzü yüzümden sadece birkaç santim uzaktaydı.Kaçacak bir yerim kalmamıştı.
"Seni endişelendiren şey tam olarak nedir?"
"Hımmm... Bir ağaca çarpmak ve ölmek. Sonra hastalanmak."
Gülmemek için kendini zor tutuyordu. Sonra başını eğdi ve soğuk dudaklarıyla hafifçe boynuma dokundu.
"Hala endişeli misin?" diye mırıldandı, sesi tenime çarpıyordu.
"Evet. Yani ağaçlara çarpmak ve hastalanmak konusunda."
Yüzümde nefesini hissediyordum.
"Peki ya şimdi?"
"Ağaçlar," dedim nefes nefese. "Bulantı."
Gözkapaklarımı öpmek için başını kaldırdı. "Bella gerçekten de bir ağaca çarpacağımı düşünmüyorsun değil mi?
"Hayır, ama ben çarpabilirim." Sesimde kendine güvenden eser yoktu. Edward kolay bir zaferin kokusunu almıştı.
Usulca yanaklarımı öptü, dudaklarıma sıra geldiğinde durdu.
"Bir ağacın sana zarar vermesine izin verir miyim?" Dudakları titreyen dudaklarıma dokunacaktı neredeyse.
"Hayır," dedim. Bulacak bir bahanem vardı ama aklıma gelmedi.
"Görüyorsun işte korkacak hiçbir şey yok, değil mi?"
"Hayır," dedim. Artık vazgeçmiştim.
Sonra yüzümü neredeyse sertçe ellerinin arasına aldı ve beni kararlı ve sert dudaklarıyla öptü.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1929
favori
like
share
lamia_lady Tarih: 13.02.2010 16:47
robert seni seviyorumm
dicle_gocmen Tarih: 08.12.2009 23:04
KİTAPLARIN TAMAMI İNTERNETTE MEVCUTMUDUR ACABA?