Ben hayatımdan kesitler anlatmayı çok severim.Çünkü hayatımın hem eğlencesi bol , hem de hüznü.Niye paylaşırım bilmem.Ama hiç tanımadığım yüzlerini hiç görmediğim ve dostlarım diye tanımladım siz değerli insanlara anlatmak bana keyif veriyor.İnsanların tebessüm etmesi benim için paha biçilemez.
Sizlere bu yazımda benim ilk avcılık hikayemi anlatmak istiyorum.Ben Afyon ilini Çay kazasına bağlı 139 nüfuslu,79 seçmenli,60 haneli,şirin ve yemyeşil bir köyündenim ve çocukluğum bu köyde geçti.Hatırlayabildiğim kadarı ile 11-12 yaşlarında idim.O zaman abilerimiz ava gider bizde kupay (av köpeği) gibi peşlerinden giderdik.O kadar zevkli idi ki onların ava giderken tüfeklerini omuzlarına asmaları falan.Günlerce arkalarından gittik ava.Silahlar ateşlendimi kupaydan önce biz fırlardık ne vurdular diye.
Artık bizim de av tüfeğini alıp gerçek tüfek ve fişeklerle ava gitmemizin zamanı geldiğine karar verdi büyüklerimiz.Tarlalarda biraz talimden sonra artık hazıdık.Neyse ilk ava bizi de götürdüler.Artık kupay değildik halaoğlum Mustafa ile.Biz de avcıydık artık hemde profesyoneldik.Yaklaşık 10 kişi vardı.Tabi liderleri Hasan abi idi.Ben ona dayı derdim gerçi halen dayı derim.Av için köyümüzün hemen üzerindeki Köreke dağı seçildi.Tavşan avı yapılacaktı.Hat düzeni aldık.Yamaçta ilerlemeye başladık.Hasan abi bana dönerek
----Koçum sana kıyak geçtim ve seni bir numaraya yerleştirdim. dedi.Ben o kadar gururlandım ki sormayın havamı artık.Hemen göterdikleri yere gittim.Yamacın en altıydı.Diğerleri benden yukarıya doğru sıralandılar.İlerliyorduk artık ilk benim ya!
(Acemi avcıları en alta yerleştirirler.çünkü tavşan kalkar kalkmaz yukarı doğru kaçar.Yani işin açığı enayi olduk:))Acemi şansı önümden kuzu gibi tavşan fırlayıverdi.Tüfeğimi doğrultamadan tavşan yukarı doğru koşmaya başladı.Silahlar patlamaya başladı.Ben bir tane bile sıkamadım.Tabi masum tavşanı vurdular...Hasan abi ''Ben vurdum'' dedi. Komşumuz Osman abi ''ben vurdum'' dedi.Herkes vurduğunu iddia etti.Tabi ben de ''Ben vurdum'' dedim.
Hasan abi kızdı.''Açın len..Tüfeklerinizi ''dedi.Benim tüfeğe bi baktılar fişekler yerli yerinde...
''Hadi s......r len ordan.adam sıkmamış bile '' dediler ve beni kovdular.Ben de ağlaya ağlaya köyün yolunu tuttum.
Köye tüfek omuzumda savaşçı edasıyla sanki 10 tavşan 20 keklik vurmuş gibi girdim.Eve geldim baktım kimse yok evde.Baktım ki küllük dediğimiz yerde 30-40 tane sığıcık var.Fırsat deyip tüfeği acelece omzuma dayadım boşluğunu ve geri tepmesini hesaplamadan basıverdim tetiğe.Kuşlar hepten havalanıverdi.Ana!O da ne?siyah kuş gibi bişey çırpınıyor.Oh be dedim kendi kendime.İlk avım dedim.Koşarak gittim yanına!İmkansın bu.Olamaz.Anamın paçalı siyah civcivi.Yahu o kadar sığırcığın arasından gel sen anamın en değerli civcivini vur.O sırada silahın sesine anam gelmesin mi?İşte şimdi av başlıyor.Ama bu sefer av benim.Anam kaptığı gibi saplı süpügeyi vur allah vur.Tüfeğin geri teperken omzumu çıkarttığına mı yanayım,anamın dövmesine mi yanayım paçalıya mı yanayım yoksa 30-40 tane sığırcıktan hiçbirini vuramadığıma mı yanayım?
Velasılı kelam....Avcılık bizim işimiz değilmiş vesselam.O gün bu gündür hiç ava gitmedim...Hayvanlar kurtuldu benden!
Ama işimiz gereği hayatımızın paylaşılmaz bir parçası oldu silah.Ama adalet için kullanır olduk...



Kapalıkapılar

Etiketler:
Beğeniler: 1
Favoriler: 1
İzlenmeler: 345
favori
like
share