Beynin kapasitesini maksimum güçte tutmak, hastalıklardan korumak, ileri yaşta da düşünce, hafıza ve entelektüel fonksiyonlarını korumak için öneriler...

İnsan doğar,büyür,yaşlanır ve sonunda da ölür.Bu kaçınılmaz bir gerçektir. Her yaşın ayrı bir güzelliği vardır. 20 yaşındaki bir bireyin 5 yaşındaki gibi davranması nasıl tuhaf karşılanıyorsa; 45-65 yaş arasındaki kişilerin 20-30 yaş fonksiyonlarına sahip olma ispatı imkansız ve tabiat kuralına aykırıdır.

Son zamanlarda okuduğumuz makalelerin bazılarında 45-65 yaş kadınların,bazılarında ise 45-65 yaş erkeklerin vücut işleyişinin,cinsel dürtülerinin,düşünce kabiliyetinin üstünlüğünün tartışıldığına sıkça rastlıyoruz. Bence bunlar anlamsız tartışmalardır.Vücudun her yaşta belir bir işleyiş biçimi vardır.

Beyin; gerek istemli gerekse istemsiz çalışan tüm organların çalışma kontrolünü sağladığı gibi, zekan,hafıza ve düşünceninde kontrolünü üstlenmiştir.

45-65 Yaş erkeklerin beyni nasıl işler?

Bu yaş aralığı gerek erkek gerekse kadın için en verimli yaşlardır.Vücut anatomik açıdan gelişimini tamamlamış ve stabil bir hal almıştır.Beyin ise gerek işleyiş gerekse kapasite açısından üst seviyeye ulaşmıştır.Fakat yaş ilerledikçe beyin kanlanmasının bozulması,salgılanan hormonların etkisi ile işleyiş ve fonksiyon yavaş yavaş gerilemeye başlar.Genetik ve çevresel etkenlerle oluşan hipertansiyon,şeker hastalığı …vs gibi etkenler bu süreci hızlandırır.

Erkekliğin simgesi haline gelen seks dürtüsü ve kapasitesi de maalesef yavaş yavaş azalmaya başlar.Bu organik süreç genelde red edilir ve bu kabullenememe duygusu kişiyi kendini çevreye ispat etme davranışına iter.Bazı erkeklerde bu durum işte başarı hırsına,bazılarında dine yönelmeye,spor,yeni hobiler edinmeye sebep olur.Bilinç altı duygu cinsel dürtü ve başarı açısından eskisi gibi olduğunu ispat etmedir.Tüm bunların sebebi bünyenin yaşlanmaya başlaması tüm organlar gibi beyninde yıpranmaya başlaması ve erkeklik hormonunun eskisi kadar üretilmemesidir.

Kendini ispatın genellikle seçilen diğer bir yoluda daha genç yaştaki kadınlarla flört etmedir.Makul ölçülerde normal sayılan bu durum bazen kontrolden çıkar.Azgın teke sendromu 40’ından sonra azma… gibi tabirlerle anılan bu aşırı durumda erkeğin ailesel ve sosyal çevresinde sorunlar yaşanır.Kendini ispat ve genç görülme kompleksi giyim tarzını,yeme alışkanlığını,sosyal davranış biçimini… vs değiştirir.Toplum tarafından gülünç bir hal alır.

Maalesef bu erkekler çok mutlu olduklarını,cinsel açıdan çok başarılı olduklarını her fırasatta çevrelerine bahsederler. BP{margin:0px 0px 0px 0px;}u koca bir yalandır. TPabiatın kuralına karşı gelme çabasıdır. Tabi şu gerçeği unutmamak gerekir. AP{margin:0px 0px 0px 0px;}slında birden fazla kadına gösterilen ilgi daha genç yaşlarda gizli kapalıklı yapılır. BP{margin:0px 0px 0px 0px;}eynin kontrolünde salınan hormonların etkisi ile erkek yapısı tek bir cinsel yaşamı kabul etmez. Bunu inkar eden kadınlar sadece kendi kendini kandırır.

Eşini ne kadar severse sevsin hiçbir erkek karşı cinse ilgisiz kalmaz ve çoğu zamanda bunu faliyete sokar ve gizler.Orta ve ileri yaşta esas sorun bu cinselliğin aşırıya kaçması ve eskiden saklanmasının aksine çevrenin gözüne sokulmasıdır.Aşırı hale gelen bu davranış biçimini benimseyen orta ve ileri erkekleri mutlaka,tıbbı tedavi olmalıdır.

45-65 Yaş kadında beyin nasıl işler?

Tanrı kadını doğurgan yaratarak ona cinsellik dürtüsünün yanı sıra anne olma özelliğini de vermiştir.Bu iki özelliğin birleşmesi dünyanın kuruluşundan bu yana erkekleri peşlerinden koşturmalarına sebep olmuştur.45-55 yaş arasında kadınlar doğurganlığını yitirirler.Beyin tarafından kontrol edilen kadınlıklık hormonlarının azalmaya başlaması,kadın vücudunu ve düşüncelerini olumsuz yönde etkiler. Doğurganlığı ve çocuğun gelişimini sağlayan çok sayıda hormonun salınımındaki aksaklık bir çok sorunuda beraberinde getirir. Erkeklere göre bu yaş daha sorunlu ve daha ağır geçer.

Hormon salınımının azalması,ateş basması,çarpıntı,terleme…gibi organik semptom yanında beynin biyokimyasınıda etkiler kadın da aşırı sinir,huzursuzluk,depresyon semptomları ve kendine olan güven duygusunda azalma .Yaşın ve hormonların etkisi ile vücuttaki fiziki değişiklik kadını erkekler tarafından beğenilmeme ve seks dürtüsünün sona ermesi gibi yanlış komplekslere sokar.Bu eşlerinin de dışarı kayması eklenirse iş çığrından çıkabilir.

Şunu unutmamak gerekir ki, erkeklerin orta ve ileri yaşta genç yaşlara yönelmesi eşini beğenmediğinden değil,kendini ispat içindir. yani patolojiktir.

Bundan dolayı bazı kadınlarda genç görülme isteği belirir.Bu yolda her şey denenir.En çokta yardıma koşan yöntem, estetik operasyonlardır. Her yaşta olduğu gibi vücuttaki göze hoş gelmeyen ve kendini kötü hissettiren yerleri operasyonla düzeltmek gayet normaldir. Bu yaş kadınını daha da çekici yapar. Fakat panikleyip kendine göre kusursuz bir vücuda sahip olmak için yaptırılan sayısız operasyonlar sonucu bazı kadınlar tanınmaz hale gelir ve ifadeleri bozulur. Birde bunu gençliği ıspatlamak için yapılan, gençvarri hareketler eklenince; gülünç hale gelebilirler. Tabi bu durum beynin biyokimyasının bozulması ile oluşan depresyon muhakeme yeteneğinin zayıflamasından oluşan bir haldir.

45-65 yaş gerek kadın gerekse erkek için hem düşünce,davranış tecrübe ve bilgi açısından hemde görünüm açısından olgunluğa erişmiş hayranlık uyandıran dönemdir.

Beynimizi zinde ve genç tutarak anlamsız davranışlara girmeyeceğimiz gibi diğer organlarıda kontrol altında tutabilir, vücudumuza hükmedebiliriz.

Beyin nasıl genç tutulur?

Tüm vücut organlarının olduğu gibi beyninde sağlamlığını da genetik yapı etkiler.Fakat beynin kapasitesini maksimum güçte tutmak, hastalıklardan korumak,ileri yaşta da düşünce,hafıza ve entelektüel fonksiyonlarını korumak için şunları yapmalıyız.

1)Beslenme: Beyin, kanla beyne götürülen besin maddeleri ile beslenir.Normal koşullarda beynin tek enerji kaynağı şekerdir.

Beyni besleyen ve hastalıklardan kurtaran besinler

BVİTAMİNİ: Beynin en büyük dostudur.Başlıca et,balık,süt,yoğurt,muz,yeşil yapraklı sebzeler ve kuru baklagiller de yüksek oranda bulunur.

E VİTAMİNİ: Hafıza ve öğrenme gücünü arttırır.Havuç,ıspanak,çilek,domates ve koyu yeşil yapraklı sebzeler ile bitkisel yağlarda,buğdayda bulunur.

KARBONHİDRATLAR: Unlu mamüller,baklagiller,patates,muz ve elma karbonhidrattan zengindir.Beynin enerji kaynağı olan şeker bu gruptandır.Balık yağlarından omega-3, bitkisel yağlardan omega 6 nayeti önem taşır.

A VİTAMİNİ: Balık,tereyağı,peynir, yumurta sarısı, havuç, patates,brokoli, yeşil ve sarı yapraklı sebzelerde tahılda ve kaysıda bulunur.

Beyni genç tutan besinler

Arı poleni,üzüm çekirdeği,A,E,C ve B vitamini,balık,yeşil çay,biberiye,zencefil, dereotu,fesleğen ve gingo biloba bitkisi,doğal yetişmiş yeşil yapraklı sebzeler ve mevsim meyveleri sıkça tüketilmelidir.

Hafıza geliştiren besinler

1)Balık ve balık yağı E ve C vitamini gingo biloba,ada çayı,yeşil çay, siyah çay,kahve,biberiye,zencefil,karabiber faydalıdır.Kakulenin beyni canlandırıcı etkisi vardır.

2)Düzenli spor yapma alışkanlığı edinmek gerekir.

3) Stresten olabildiğince uzak durmak ve yararlı hobiler edinmek beyni anlamsız yere yorup yıpratmamak

4)Bol kitap okumak,bulmaca çözmek,çalışmayı bırakmamak,hayatla bütünleşir ve zihni hep zinde tutar.

Bunların yanında düzenli check-up yaptırmak ve gerekirse doktor kontrolünde önleyici tedavi olmak gerekir.

Doç. Dr. Serdar Dağ

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 375
favori
like
share