Fecr-i Ati Edebiyatı - Fecr-i Ati Edebiyatı Hakkında

Edebiyat-ı Cedide’ye tepki olarak doğmuştur. Fecr-i Aticiler, 24 Şubatta 1909 da sanat anlayışlarını ,amaç ve ilkelerini bir bildiriyle açıklamışlardır. Fecri Ati geleceğin tanı anlamına gelir. Topluluğun sanat anlayışı şu ilkede odaklaşır:

“Sanat kişisel ve saygındır”Amaçlarını ise şöyle özetlediler:

*Dilin yazının ,edebiyatın ,ve bilimin gelişmesine çalışmak.

*Topluluk üyelerinin yapıtlarını içeren bir kitaplık kurmak

*Yetenekli sanatçıları bir araya getirmek

*Batının önemli eserlerini çevirmek

*Herkese açık toplantılar düzenleyerek halkın edebiyat ve sanat konularındaki bilgileri artırmak

*Batıdaki benzer kurum ve kuruluşlarla ilişki kurarak ülkemizin yazınsal ürünlerini batıya , batının ürünlerini de doğuya tanıtmak



FECR_İ ATİ EDEBİYATININ ÖZELLİKLERİ

*Örnek olarak Fransız edebiyatını aldılar.

*Eserlerinde aşk ve tabiat konusunu işler.

*Duygulu ve romantik bir aşkı dile getirdiler.

*Gerçekten uzak tabiat tasvirleri yaptılar.

*Fransız sembolistlerinden etkilendiler.

*Şiirlerinde aruz veznini kullandılar.

*Serbest müstezatı geliştirerek kullanmaya devam ettiler.

*Ağır bir dil kullandılar.dil Arapça,Farsça kelime ve tamlamalarla yüklüdür.

*Herhangi bir yenilik getirememişlerdir.Serveti Fünun edebiyatının devamından öteye gidememişlerdir.

*Fecr-i Ati topluluğu:Refik Halit Karay ,Ali Canip Yöntem ,Yakup Kadri Karaosmanoğlu, Ahmet Haşim, Celal Sahir gibi sanatçılardan oluşur.



AHMET HAŞİM

(1884-1933)

*Topluluğun en önemli şairidir.

*Topluluk dağıldıktan sonra sanat hayatını bağımsız olarak sürdürmüştür.

*Piyale adlı şiir kitabının önsözünde şiir hakkındaki düşüncelerini Şiir hakkında bazı mülazahalar başlığı altında toplamıştır.Şiir hakkındaki görüşleri:

Şiir duyulmak,hissedilmek için yazılmıştır.

Şiirde musiki anlamdan önce gelmelidir.Şiirde anlam aranmaz.

Şiirin dili musiki ile söz arasındadır,sözden ziyade musikiye yakındır.

*Şiirlerinde dış dünyayı kendi iç dünyasıyla birleştirir ve iç dünyasında ,ruhunda aldığı şekillerle yansıtır.

*Şiirin kaynağı Haşim’e göre şuuraltıdır.

*Sembolizmin en önemli temsilcisidir.

*Sanat sanat içindir.görüşüne bağlıdır.

*Şiirlerinde tabiat ile ilgili kavramlar, akşam, gurup, şafak, mehtap, gece, çöller gibi kavramları bolca kullanır.

*Hece veznini köylü vezni olarak nitelendirir.

*Dili süslü ve sanatlıdır.Serbest müstezatı bolca kullanır.

Eserleri:Şiirleri:Göl Saatleri ,Piyale

Nesirleri:Gurabahane-i Laklahan ,Bize göre

*NOT:Düz yazılarında açık anlaşılır,yalın bir anlatımı benimsemiş fıkra ve denemeler yazmıştır.



REFİK HALİT KARAY

(1888-1965)

*Edebi hayata çeşitli gazetelerdeki yazıları ve fıkralarıyla başlayan Refik Halit Fecr-i ati edebiyatının sonra milli edebiyat akımı içinde yer almıştır.

*İlk yazılarında günlük hayatı dile getirmiş,hayatın gülünç yanlarını karikatürize etmiştir.

*Sosyal hayattaki çarpıklıkları nükteli bir şekilde anlatır.

*Eserlerinde mizah,eleştiri,ve hiciv önemli yer tutar.

*Şahısları kendi sosyal çevreleri içinde yer alır.

*Çok iyi bir gözlemcidir.Olayları ve karakterleri en ince ayrıntılara kadar inceler.

ESERLERİ:

Hikayeleri:Memleket hikayeleri,Gurbet hikayeleri

Romanları :Sürgün ,Nilgün ,Çete ,Bugünün Saraylısı,Kadınlar Tekkesi, Anahtar

II. Meşrutiyet döneminde ortaya çıkmış bir edebiyat topluluğudur. Fecr-i Ati (geleceğin tan aydınlığı) topluluğu Edebiyat-ı Cedide'ye bir tepki olarak doğdu . O yıllarda 20-25 yaşlarında olan topluluk üyeleri arasında Ahmed Haşim, Yakup Kadri (Karaosmanoğlu), Refik Halit (Karay), Mehmed Fuad (Köprülü), Ali Canip (Yöntem) gibi sonradan ün kazanacak olan şair ve yazarlar vardı. Önceleri çeşitli dergilerde yazı ve şiirleri yayımlanan bu genç edebiyatçılar, 1909'da bir basımevinin küçük odasında bir araya gelerek Fecr-i Âti adını verdikleri topluluğu kurdular. Bir dergi çıkararak görüşlerini dile getirmek istiyorlardı. O sırada yeniden yayıma başlayan Servet-i Fünun dergisinde yazma olanağı bulduklan için bu tasandan vazgeçtiler. 1910 yılında bu dergide görüşlerini bir bildiriyle dile getirdiler. Türk edebiyatında ilk kez bir bildiri ile görüşlerini ortaya koyan, okura duyuran edebiyat topluluğu da Fecr-i Âti oldu. Sanat anlayışlan "sanat kişisel ve saygıdeğerdir" anlamına gelen şu sözlerinde yoğunlaşıyordu:
"Sanat şahsi ve muhteremdir." Dile, edebiyata ve toplumsal bilimlerin ilerlemesine hizmeti amaçlayan bu topluluk yetenekli sanatçıların bir araya gelmesiyle oluşan güçle halkı aydınlatmak istiyordu. Bunun için topluluk üyelerinin kitaplarını yayımlamak ve bu kitaplardan bir kitaplık oluşturmak; batının önemli yapıtlarını Türkçe'ye çevirmek; herkese açık toplantılarla halkın edebiyat ve sanat konularındaki görüşlerini geliştirmek; batıdaki benzer topluluklarla kültür alışverişi içinde olmak da topluluğun amaçları arasındaydı.
Fecr-i Âti topluluğunun amaçlan gerçekleşmedi. Çünkü karşı oldukları Edebiyat-ı Cedide Akımı'nın etkisinden kurtulamadılar. Bu nedenle Edebiyat-ı Cedide Akımı'nın sürdü-rücüsü sayıldılar. Ayrıca sanatı bireysel bir uğraş olarak ele aldıkları için topluluk üyeleri arasında bir görüş birliği oluşmadı. Yapıtla-nndaki başlıca tema aşk ve doğa idi. Ama bu iki temada da yapaylıktan, zorlamalardan kurtulamadılar.
Topluluk çalışmalarını 1912 yılına kadar sürdürdü, daha sonra dağıldı. Topluluk üyelerinden bazılan Kurtuluş Savaşı yıllarında gelişen Milli Edebiyat Akımı'na bağlandı. Birlikte olduklan süre içinde şiirlerinde aruz veznini kullandılar. Özellikle Şehabeddin Süleyman, Tahsin Nahid, Müfid Ratib gibi topluluk üyeleri tiyatro oyunlan yazdılar.
Fecr-i Âti, Türk edebiyatında şair ve yazarlar ortak bir amaç çevresinde ilk kez bir araya getiren topluluk ve edebiyatın çağdaşlaşmasında bir adım olmasıyla önemlidir. Bunun dışında bir akım yaratmak, bir edebiyat anlayışı ortaya koymak gibi özellikleri yoktur.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 1848
favori
like
share