Din İle İlgili Ayetler - Ayet Ve Hadis

Sen, onların dinlerine uymadıkça, Yahudi ve Hıristiyanlar senden kesinlikle hoşnut olacak değillerdir. De ki: "Şüphesiz doğru yol, Allah´ın (gösterdiği) yoludur." Eğer sana gelen bunca ilimden sonra onların heva (arzu ve tutku)larına uyacak olursan, senin için Allah´tan ne bir dost vardır, ne de bir yardımcı. (2/120)

Kendi nefsini aşağılık kılandan başka, İbrahim´in dininden kim yüz çevirir? Andolsun biz onu dünyada seçtik, gerçekten ahirette de O salihlerdendir. (2/130)

Dinde zorlama (ve baskı) yoktur. Şüphesiz, doğruluk (rüşd) sapıklıktan apaçık ayrılmıştır. Artık kim tağutu tanımayıp Allah´a inanırsa, o, sapasağlam bir kulpa yapışmıştır; bunun kopması yoktur. Allah, işitendir, bilendir. (2/256)

Hiç şüphesiz din, Allah katında İslam´dır. Kitap verilenler, ancak kendilerine ilim geldikten sonra, aralarındaki "kıskançlık ve hakka başkaldırma" (bağy) yüzünden ayrılığa düştüler. Kim Allah´ın ayetlerini inkâr ederse, (bilsin ki) gerçekten Allah hesabı pek çabuk görendir. (3/19)

Peki onlar, Allah´ın dininden başka bir din mi arıyorlar? Oysa göklerde ve yerde her ne varsa -istese de istemese de- O´na teslim olmuştur ve O´na döndürülmektedirler. (3/83)

Kim İslam´dan başka bir din ararsa asla ondan kabul edilmez. O, ahirette de kayba uğrayanlardandır. (3/85)

Kimi Yahudiler, kelimeleri ´konuldukları yerlerden´ saptırırlar ve dillerini eğip bükerek ve dine bir kin ve hınç besleyerek: "Dinledik ve karşı geldik. İşit, -işitmez olası- ve ´Raina´ bizi güt bize bak" derler. Eğer onlar: "İşittik ve itaat ettik sen de işit ve Bizi gözet´" deselerdi elbette kendileri için daha hayırlı ve daha doğru olurdu. Fakat Allah, onları küfürleri dolayısıyla lanetlemiştir. Böylece onlar, az bir bölümü dışında inanmazlar. (4/46)

Gerçekten münafıklar, ateşin en alçak tabakasındadırlar. Onlara bir yardımcı bulamazsın. (4/145)

Ey Kitap Ehli, dininiz konusunda taşkınlık etmeyin, Allah´a karşı gerçek olandan başkasını söylemeyin. Meryem oğlu Mesih, İsa ancak Allah´ın elçisi ve kelimesidir. Onu (´OL´ kelimesini) Meryem´e yöneltmiştir ve O´ndan bir ruhtur. Öyleyse Allah´a ve elçisine inanınız; "üçtür" demeyiniz. (Bundan) kaçının sizin için hayırlıdır. Allah, ancak bir tek ilahtır. O, çocuk sahibi olmaktan yücedir. Göklerde ve yerde her ne varsa O´nundur. Vekil olarak, Allah yeter. (4/171)

Ölü eti, kan, domuz eti Allah´tan başkası adına kesilen boğulmuş vurulmuş yüksek bir yerden düşmüş boynuzlanmış yırtıcı hayvan tarafından yenmiş -(henüz canlıyken yetişip) kestikleriniz hariç- dikili taşlar üzerine boğazlanan (hayvanlar) ve fal oklarıyla kısmet aramanız size haram kılındı. Bunlar fısktır (günahla yoldan sapmadır.) Bugün inkâra sapanlar sizin dininizden (dininizi yıkmaktan) umut kesmişlerdir. Bugün size dininizi kemale erdirdim üzerinizdeki nimetimi tamamladım ve size din olarak İslam´ı seçip-beğendim. Kim ´şiddetli bir açlıkta kaçınılmaz bir ihtiyaçla karşı karşıya kalırsa´ -günaha eğilim göstermeksizin- (bu haram saydıklarımızdan yetecek kadar yiyebilir.) Çünkü Allah bağışlayandır esirgeyendir. (5/3)

Ey iman edenler, içinizden kim dininden geri döner (irtidat eder)se Allah, (yerine) kendisinin onları sevdiği onların da kendisine sevdiği mü´minlere karşı alçak gönüllü kafirlere karşı ise ´güçlü ve onurlu´ Allah yolunda cihad eden ve kınayıcının kınamasından korkmayan bir topluluk getirir. Bu Allah´ın bir fazlıdır onu dilediğine verir. Allah (rahmetiyle) geniş olandır bilendir. (5/54)

Ey iman edenler, sizden önce kendilerine kitap verilenlerden dininizi alay ve oyun (konusu) edinenleri ve kafirleri dostlar (veliler) edinmeyin. Ve eğer inanıyorsanız Allah´tan korkup-sakının. (5/57)

Dinlerini bir oyun ve eğlence (konusu) edinenleri ve dünya hayatı kendilerini mağrur kılanları bırak. Onunla (Kur´an´la) hatırlat ki bir nefis kendi kazandıklarıyla helake düşmesin; (böylesinin) Allah´tan başka ne bir velisi ne bir şefaatçisi vardır; her türlü fidyeyi verse de kabul olunmaz. İşte onlar, kazandıkları nedeniyle helake uğrayanlardır; küfre saptıklarından dolayı onlar için çılgınca kaynar sular ve acıklı bir azab vardır. (6/70)

Yine bunun gibi onların ortakları müşriklerden çoğuna çocuklarını öldürmeyi süslü gösterdiler. Hem onları helake düşürmek hem kendi aleyhlerinde dinlerini karmakarışık kılmak için. Allah, dileseydi bunu yapmazlardı; sen onları ve düzmekte oldukları iftiraları bırak. (6/137)

Gerçek şu ki, dinlerini parça parça edip kendileri de gruplaşanlar sen hiçbir şeyde onlardan değilsin. Onların işi ancak Allah´adır. Sonra O işlemekte olduklarını kendilerine haber verecektir. (6/159)

Onlar, dinlerini bir eğlence ve oyun (konusu) edinmişlerdi ve dünya hayatı onları aldatmıştı. Onlar, bu günleriyle karşılaşmayı unuttukları ve bizim ayetlerimizi ´yok sayarak tanımadıkları´ gibi biz de bugün onları unutacağız. (7/51)

Fitne kalmayıncaya ve dinin hepsi Allah´ın oluncaya kadar onlarla savaşın. Şayet vazgeçecek olurlarsa şüphesiz Allah, yaptıklarını görendir. (8/39)

Gerçek şu ki, iman edenler hicret edenler ve Allah yolunda mallarıyla ve canlarıyla cihad edenler ile (hicret edenleri) barındıranlar ve yardım edenler işte birbirlerinin velisi olanlar bunlardır. İman edip hicret etmeyenler, onlar hicret edinceye kadar sizin onlara hiçbir şeyle velayetiniz yoktur. Ama din konusunda sizden yardım isterlerse, yardım üzerinizde bir yükümlülüktür. Ancak sizlerle onlar arasında anlaşma bulunan bir topluluğun aleyhinde değil. Allah yaptıklarınızı görendir. (8/72)

Eğer onlar tevbe edip namazı kılarlarsa ve zekatı verirlerse artık onlar sizin dinde kardeşlerinizdir. Bilen bir topluluk için ayetleri böyle birer birer açıklarız. (9/11)

Ve eğer antlaşmalardan sonra yine yeminlerini bozarlarsa ve dininize hınç besleyip-saldırırlarsa bu durumda küfrün önderleriyle çarpışın. Çünkü onlar yeminleri olmayan kimselerdir; belki cayarlar. (9/12)

Kendilerine kitap verilenlerden, Allah´a ve ahiret gününe inanmayan Allah´ın ve Resûlü´nün haram kıldığını haram tanımayan ve hak dini (İslam´ı) din edinmeyenlerle küçük düşürülüp cizyeyi kendi elleriyle verinceye kadar savaşın. (9/29)

Müşrikler istemese de O dini (İslam´ı) bütün dinlere üstün kılmak için elçisini hidayetle ve hak dinle gönderen O´dur. (9/33)

Karada ve denizde sizi gezdiren O´dur. Öyle ki, siz gemide bulunduğunuz zaman onlar da güzel bir rüzgarla onu yüzdürürlerken ve (tam) bununla sevinmektelerken ona çılgınca bir rüzgar gelip çatar ve her yandan dalgalar onları kuşatıverir; onlar artık bu (dalgalarla) gerçekten kuşatıldıklarını sanmışlarken dinde O´na ´gönülden katıksız bağlılar (muhlisler)´ olarak Allah´a dua etmeye başlarlar: "Andolsun eğer bundan bizi kurtaracak olursan muhakkak sana şükredenlerden olacağız." (10/22)

Böylece (Yusuf) kardeşinin kabından önce onların kablarını (yoklamaya) başladı sonra onu kardeşinin kabından çıkardı. İşte biz Yusuf için böyle bir plan düzenledik. (Yoksa) Hükümdarın dininde (yürürlükteki kanuna göre) kardeşini (yanında) alıkoyamazdı. Ancak Allah´ın dilemesi başka. Biz dilediğimizi derecelerle yükseltiriz. Ve her bilgi sahibinin üstünde daha iyi bir bilen vardır. (12/76)

Allah, adına gerektiği gibi cihad edin. O, sizleri seçmiş ve din konusunda size bir güçlük yüklememiştir, atanız İbrahim´in dini(nde olduğu gibi). O (Allah) bundan daha önce de bunda (Kur´an´da) da sizi "Müslümanlar" olarak isimlendirdi; elçi sizin üzerinize şahid olsun siz de insanlar üzerine şahidler olasınız diye. Artık dosdoğru namazı kılın zekatı verin ve Allah´a sarılın sizin Mevlanız O´dur. İşte ne güzel mevla ve ne güzel yardımcı. (22/78)

Zina eden kadın ve zina eden erkeğin her birine yüzer değnek (celde) vurun. Eğer Allah´a ve ahiret gününe iman ediyorsanız, onlara Allah´ın dini(ni uygulama) konusunda sizi bir acıma tutmasın; onlara uygulanan cezaya mü´minlerden bir grup da şahit bulunsun. (24/2)

Allah, içinizden iman edenlere ve salih amellerde bulunanlara va´detmiştir: Hiç şüphesiz onlardan öncekileri nasıl ´güç ve iktidar sahibi´ kıldıysa onları da yeryüzünde ´güç ve iktidar sahibi´ kılacak kendileri için seçip beğendiği dinlerini kendilerine yerleşik kılıp sağlamlaştıracak ve onları korkularından sonra güvenliğe çevirecektir. Onlar yalnızca bana ibadet ederler ve bana hiçbir şeyi ortak koşmazlar. Kim bundan sonra inkâr ederse işte onlar fasıktır. (24/55)

Onlar, gemiye bindikleri zaman dini yalnızca O´na ´halis kılan gönülden bağlılar´ olarak Allah´a yalvarıp yakarırlar. Ama onları karaya çıkarıp kurtarınca hemen şirk koşarlar. (29/65)

Öyleyse sen yüzünü Allah´ı birleyen (bir hanif) olarak dine Allah´ın o fıtratına çevir; ki insanları bunun üzerine yaratmıştır. Allah´ın yaratışı için hiçbir değiştirme yoktur. İşte dimdik ayakta duran din (budur). Ancak insanların çoğu bilmezler. (30/30)

(O müşrikler ki) Kendi dinlerini fırkalara ayırmış ve kendileri de parça parça olmuşlardır; ki her grup kendi elindekiyle övünüp sevinç duymaktadır. (30/32)

Öyleyse sen, Allah´tan (bir takdir olarak) geri çevrilmesi mümkün olmayan gün gelmeden önce yüzünü dimdik ayakta duran dine çevir. O gün parça parça bölünecekler. (30/43)

Onları kara gölgeler gibi dalgalar sarıverdiği zaman dini yalnızca O´na ´halis kılan gönülden bağlılar´ olarak, Allah´a yalvarıp yakarırlar (dua ederler). Böylece onları karaya çıkarıp-kurtarınca artık onlardan bir kısmı orta yolu tutuyor. Bizim ayetlerimizi gaddar nankör olandan başkası inkar etmez. (31/32)

Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu Allah katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah bağışlayandır esirgeyendir. (33/5)

Şüphesiz, sana bu Kitabı hak ile indirdik; öyleyse sen de dini yalnızca O´na halis kılarak Allah´a ibadet et. (39/2)

Haberin olsun; halis (katıksız) olan din yalnızca Allah´ındır. O´ndan başka veliler edinenler (şöyle derler:) "Biz bunlara bizi Allah´a daha fazla yaklaştırsınlar diye ibadet ediyoruz." Elbette Allah, kendi aralarında hakkında ihtilaf ettikleri şeylerden hüküm verecektir. Gerçekten Allah yalancı kafir olan kimseyi hidayete erdirmez. (39/3)

O Hayy (diri) olandır. O´ndan başka ilah yoktur; öyleyse dini yalnızca kendisine halis kılanlar olarak O´na dua edin. Alemlerin Rabbine hamdolsun. (40/65)

Yoksa onların birtakım ortakları mı var ki, Allah´ın izin vermediği şeyleri dinden kendilerine teşri´ ettiler (bir şeriat kıldılar)? Eğer o, fasıl kelimesi olmasaydı elbette aralarında hüküm (karar) verilirdi. Gerçekten zalimler için acı bir azap vardır. (42/21)

Ki O, elçilerini hidayetle ve hak din ile diğer bütün dinlere karşı üstün kılmak için gönderdi. Şahid olarak Allah, yeter. (48/28)

Şüphesiz din (hesap ve ceza) da mutlaka gerçekleşecektir. (51/6)

Allah sizinle din konusunda savaşmayan sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkarmayanlara iyilik yapmanızdan ve onlara adaletli davranmanızdan sizi sakındırmaz. Çünkü Allah, adalet yapanları sever. (60/8)

Allah, ancak din konusunda sizinle savaşanları sizi yurtlarınızdan sürüp-çıkaranları ve sürülüp-çıkarılmanız için arka çıkanları dost edinmenizden sakındırır. Kim onları dost edinirse artık onlar zalimlerin ta kendileridir. (60/9)

Elçilerini hidayet ve hak din üzere gönderen O´dur. Öyle ki onu (hak din olan İslam´ı) bütün dinlere karşı üstün kılacaktır; müşrikler hoş görmese bile. (61/9)

Asla hayır; siz dini yalanlıyorsunuz; (82/9)

Öyleyse,bundan sonra hangi şey sana dini yalanlatabilir? (95/7)

Oysa onlar, dini yalnızca O´na halis kılan hanifler (Allah´ı birleyenler) olarak sadece Allah´a kulluk etmek namazı dosdoğru kılmak ve zekatı vermekten başkasıyla emrolunmadılar. İşte en doğru (dimdik ve sapasağlam) din budur. (98/5)

Dini yalanlayanı gördün mü? (107/1)

Ve insanların Allah´ın dinine dalga dalga girdiklerini gördüğünde (110/2)

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 7704
favori
like
share
MAVi Tarih: 27.07.2009 14:55
Allah razı olsun.
Çok faydalı bir paylaşım sunulmuş...