Ortalama insan ömrü giderek uzuyor. Bunun başlıca sebebi insanoğlunun yaşam kalitesinin artması, bilimde ve tıpta oluşan gelişmeler. Son dönemde sıkça tartışılan konuların arasında ise hormon tedavisi ile genç kalmak var.
Anti-aging terapi yöntemleri, vücutta var olan ancak zamanla azalan hormonların eski seviyelerine ulaşmalarını sağlıyor. Bunun için başvurulan yöntemlerden biri olan hormon tedavisi, hormon seviyelerindeki düzenlemeden oluşuyor. İnsan vücudu tarafından yaşlılıkta tam olarak üretilmeyen hormon düzeyleri, en uygun seviyeleri saptanarak ilave hormon tedavisi ile normal seviyeye getiriliyor. Özellikle insan büyüme hormonu HGH düzeyi, ilerleyen yaşlarda gençlik çağındaki seviyenin 1/5’ine düşebiliyor. Bu nedenle hücreler yaşlanıyor. Hormon modülasyonu adı da verilen bu tedavinin amacı, hormonal düzeyleri bağışıklık sistemimizin en güçlü, metabolizmamızın en yüksek seviyede olduğu yaş düzeyine getirmek. Bu da gençliğimizi uzun süre muhafaza etmek anlamına geliyor.
HGH, yani büyüme hormonu yetmezliği pek çok soruna yol açabiliyor. Bunun sonucu kilo artışı, yağlanma, kas kitlesinde azalma kaçınılmaz oluyor. Bu da dolaylı olarak egzersiz kapasitesinde azalma, kalp faaliyetinde, kemik yapısında zayıflama, uyku bozuklukları ve genel olarak kendini iyi hissetme duygusunda azalmaya yol açıyor.
HGH aynı zamanda yaşlanmaya karşı çalışan östrojen, testosteron, DHEA ve melatonin gibi hormonların da salınımını destekliyor. HGH’nin önemi ile ilgili son 15 yılda pek çok klinik araştırma yapıldı. Bu araştırmalarda düşen HGH seviyelerinin yükseltilmesinin belirgin faydaları bilimsel olarak ortaya kondu. Yine bu araştırmaların sonuçları gösterdi ki, büyüme hormonu, eğitimli ve uzman doktorlar tarafından uygulanırsa, herhangi bir zararlı etkisi yok.
İnsan büyüme hormonu HGH, olgunluk dönemindeki insanda, hücre onarımı ve canlanmasında önemli bir rol oynuyor. Bu hormonun yokluğunda hücrelerde onarım, iyileşme ve canlılığın devam ettirilmesi tam olarak sağlanamıyor.
Çocuklarda bu hormon azlığına bağlı olarak gelişen cücelik durumlarında, eksikliğin yerine konulması ile büyüme ve gelişme uyarılabilirken, yetişkin çağlarda herhangi bir büyüme görülmemektedir.
Bilinenin aksine insan büyüme hormonu kullanımı ile herhangi bir kanser veya tümoral dokunun gelişimi arasında asla bir ilişki yoktur. Şimdiye kadar yayınlanan 2000’den fazla bilimsel yayında bu hormonun tümoral büyüme yaptığını ile süren hiçbir delil bulunmuyor.

Beğeniler: 0
Favoriler: 0
İzlenmeler: 437
favori
like
share